match-fixing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
match-fixing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2014 Cumartesi

Trabzonspor, CAS'ın Fenerbahçe ile İlgili Şike Kararının Tercümesini Yayınladı

Trabzonspor, çok sert bir açıklamanın eşliğinde CAS'ın Fenerbahçe ile ilgili şike kararının tercümesini kamuoyu ile paylaştı.
Açıklama aşağıdaki gibidir:

"30 Ağustos 2014 tarihinde, Trabzonspor Kulübü internet sitesinde “Türk Futbolu Kirlidir” başlıklı bir bildiri yayınlanmıştır. Bildiride, şike süreciyle ilgili kamuoyunun malumu olan muhtelif değerlendirmelere yer verilmiş, 29 Ağustos tarihinde UEFA ve FIFA’ya iletilen başvurularımız hakkında kamuoyu bilgilendirilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 02.09.2014 tarihinde Kulübümüze iletilen yazıda, söz konusu bildiri nedeniyle Kulübümüz ve Başkanımız Sayın İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir.

Trabzonspor Kulübü olarak 30 Ağustos 2014 tarihinde yapılan açıklamamız, ekte yayınladığımız Spor Tahkim Mahkemesi'nin (CAS) "Fenerbahçe" kararından da açıkça anlaşılacağı üzere bir durum tespitidir.

Belirtilmelidir ki, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri, tüm kurum ve kuruluşları bağlar. Sözleşme’nin 10. maddesinde belirtilen ifade özgürlüğü, Futbol Federasyonu ve onun kurullarınca da saygı duyulması gereken bir hükümdür. Hele hele, UEFA ve CAS kararlarının Federasyon tarafından uygulanmadığı bir ortamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere “kırıcı ve sert” eleştiri getirme hakkı da fikir özgürlüğü kapsamında korunur. Ayrıca bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesindeki “düşünceyi açıklama hürriyeti” kapsamındadır. 

Trabzonspor, şikeye karşı dimdik duran evrensel ahlak cephesinin bir üyesidir.

Trabzonspor camiası, tertemiz tarihindeki nice başarıya, boynunu bükerek değil, mücadele ederek ulaşmıştır. Trabzonspor, şike mücadelesini sonuç alana kadar sürdürecektir.

İsviçre’de bulunan Spor Tahkim Mahkemesi'nin (CAS) Fenerbahçe Kararı’nın Türkçe tercümesi ektedir.


Not:
CAS'ın Fenerbahçe Kararı'nın orijinal metni için bkz. http://www.radikal.com.tr/files/cas_2013_a_3256_fenerbahce_sk.pdf

CAS'ın Beşiktaş ile ilgili şike kararı için bkz. CAS 2013/A/3258 Besiktas Jimnastik Kulübü v. UEFA

1 Temmuz 2014 Salı

CAS'ın Fenerbahçe Kararı - Bölüm 1

İsviçre’nin Lozan şehrinde faaliyet gösteren Spor Tahkim Mahkemesi’nin Fenerbahçe’nin şike dosyası ile ilgili kararı kamuoyunun bilgisine sunulmadı ama medyada karar hakkında birçok iddia ve yorum duyduk, okuduk.

CAS’ın kararı okuduğumuzda medyada manşet olan iddiaların önemli bölümün gerçeğe aykırı olduğunu tespit ettik.

Aşağıda 139 sayfalık kararda ilk göze çarpan noktaları paylaşacağım. Bir sonraki yazımda ise CAS’ın dört maçla ilgili değerlendirmelerini aktaracağım.

Özet olarak,
CAS, bütün makamların kararlarını dikkate aldığını ama dosyayı en baştan inceleyeceğini belirtti. Tapeleri tek tek değerlendirdi. CAS, o dönemde henüz açıklanmayan Yargıtay kararını da dikkate almayacağını; sanıklar beraat etse bile UEFA Disiplin Talimatı uyarınca gerekli kararın verileceğini açıkladı.
CAS aşağıdaki tespitlerini paylaştı:
- UEFA, önce 5 maç üzerinden ceza verip, ardından 8 maç ceza veremez. CAS olarak 4 maç üzerinden inceleme yapacağım.
- (oyçokluğu ile) UEFA, ulusal düzeyde yapılan şike faaliyetlerini cezalandırabilir.
- UEFA, şikeyi cezalandırmak için “iki aşamalı süreç” kabul etti. UEFA otomatik olarak bir sene ceza verdikten sonra, ağır ihlaller halinde soruşturma açıp başka cezalar verebilir.
- UEFA’nın TFF’ye gönderdiği mektup, bir yıllık idari tedbire ilişkindir. Tedbir TFF tarafından uygulanmıştır. UEFA, ağır ihlaller için soruşturma açıp başka cezalar verebilir.
- Avrupa Kupaları’na katılım formunun gerçeğe aykırı doldurulması tek başına yaptırım gerektirmez.
- Şike sebebiyle kulübe ceza verilmesi için önce yöneticilerin cezalarının belirlenmesi gerekli değildir.
- TFF yetkililerinin maçlarla ilgili raporları sınırlı etkiye sahiptir. Sahaya bakılarak şike anlaşılamaz.
- Fenerbahçe, UEFA’da adil yargılanmıştır. Fenerbahçe’nin iddia ettiği usul hataları, CAS tarafından düzeltilebilir.
- Fenerbahçe’nin yöneticileri 4 maçın sonucunu etkilemeye çalışmışlardır.
- UEFA’nın ve CAS’ın şike ile ilgili kararlarına bakıldığında, Fenerbahçe’ye verilen cezalar azdır. Ancak UEFA, UEFA Temyiz Kurulu’nun kararına itiraz etmediği için, cezayı arttırma yetkimiz bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Fenerbahçe’ye verilen ceza ölçülüdür.

Detaylı açıklamak gerekirse;

1)      CAS, kararını verirken TFF Etik Kurulu raporlarını, PFDK ve Tahkim Kurulu’nun kararlarını ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararlarını dikkate aldı ama bu kararlarla bağlı kalmadı. Tapeleri tek tek inceledi. Tapeleri ayrı ayrı ve birlikte yorumladı. Tapeler arasında bağlantılar kurdu.

2) Medyada, CAS’ın 4 maçta şike yapılmadığını tespit ettiği iddia edildi. Bu iddia doğru değil. CAS, UEFA Disiplin ve Kontrol Komitesi’nin 5 maç üzerinden verdiği kararın UEFA Temyiz Kurulu’nda 8 maç üzerinden değerlendirildiğini tespit etti. CAS, UEFA’nın 5 maç üzerinden yapılan değerlendirmeye karşı çıkması halinde UEFA Temyiz Kurulu’nun 8 maç üzerinden değerlendirme yapabileceğini belirtti. CAS, UEFA’nın Karabükspor ile ilgili inceleme yapmadığını, olayların tartışmalı olduğunu açıklayarak, kendi yargılamasında sadece 4 maçı inceleyebileceğini açıkladı. CAS, incelemediği 4 maçta şike yapılmadığına dair bir ifade kullanma.

3) CAS, TFF Kurulları’nın verdiği kararların ardından UEFA’nın kulübü cezalandıramayacağına ilişkin savunmayı reddetti. CAS, TFF ve UEFA’nın kurallarının farklı olduğunu; TFF’nin kararlarının Türkiye içinde, UEFA’nın kararlarının ise Avrupa çapında etki ettiğini belirtti. CAS, “TFF’nin Fenerbahçe’yi suçsuz bulmasının, Fenerbahçe’nin UEFA kurallarını ihlal etmediği anlamına gelmediğini” ifade etti.

4) Fenerbahçe, AC Milan’a verilen cezayı örnek göstererek, tekrar yargılanamayacağını, bir seneden başka ceza alamayacağını iddia etti. Bu iddia, üç hakemden oluşan CAS hakem heyetinde tartışma yarattı. İki hakem, UEFA’nın Milan Olayı’ndan sonra mevzuatını değiştirdiğini, şikenin cezalandırılmasında “iki aşamalı süreç sistemini benimsediğini; bu sistemle ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarını da cezalandırabildiğini kabul etti. CAS, “iki aşamalı süreci” değerlendirirken, UEFA’nın “idari tedbir” olarak nitelendirdiği bir yıllık otomatik cezanın maçların  düzeninin korunması için gerekli bir disiplin cezası olduğunu ancak UEFA’nın ağır ihlaller halinde soruşturma açarak daha ağır cezalar verebileceğini belirtti. CAS, TFF’nin Fenerbahçe’yi UEFA Şampiyonlar Ligi’ne göndermemesini bir senelik otomatik ceza olarak nitelendirdi ve TFF’nin kararının UEFA’yı soruşturma açmaktan alıkoyamayacağını, UEFA’nın olayın özelliğine göre soruşturma açma ve daha ağır cezalar verme yetkisi olduğunu belirtti. CAS, Fenerbahçe’nin “iki aşamalı süreç” ile ilgili yaptığı itirazı, Türk hukukunda da uygulama alanı bulan “kısmi dava” ile açıkladı. UEFA, 10.000 İsviçre Frankı üzerinden alacağı olan bir kimsenin önce 3.000 Frank için dava açabileceğini, ardından 7.000 Frank için dava açabileceğini örnek olarak gösterdi.

5) UEFA’nın ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarına ceza verip veremeyeceği CAS hakem heyetinde tartışmaya sebep oldu. Heyet, UEFA Disiplin Talimatı’na 2013 yılında eklenen maddenin 2011 yılında meydana gelen şike olaylarına uygulanıp uygulanmayacağını tartıştı. Çoğunluk, mevzuata eklenen ilgili maddenin sadece UEFA’nın zaten var olan yetkisini teyit ettiğini; UEFA’nın ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarını soruşturup ceza verebileceğini kabul etti.

6) CAS, Avrupa Kupaları’na katılım için doldurulması gereken formun yanlış, eksik, gerçeğe aykırı doldurulmasının tek başına ceza gerektirmediğini; talimatta bu yönde açık bir hüküm olmadığını; bu yönde bir hüküm olsa bile, şike ile ilgili soruşturma açılmadan sadece formun yanlış doldurulması sebebiyle ceza verilemeyeceğini açıkladı.

7) Fenerbahçe, UEFA’nın TFF’ye gönderdiği mektubu da tartışmaya açtı. UEFA Genel Sekreteri Giorgio Infantino, söz konusu mektupta TFF’nin Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermemesi gerektiğini, aksi halde daha ciddi sonuçlar doğacağını yazmıştı.
CAS, söz konusu mektubun bir anlaşma metni olmadığını; anlaşma olsa bile, TFF ile UEFA arasındaki anlaşmadan anlaşmanın tarafı olmayan Fenerbahçe’nin hak iddia edemeyeceğini; TFF’nin, üyesi olduğu UEFA’nın emrine (tehdidine) uygun hareket etmesinin, UEFA ile TFF arasında sözleşme kurulduğu anlamına gelmediğini belirtti. CAS, UEFA’nın mektubunun sadece idari tedbir olarak adlandırılan bir senelik otomatik cezaya ilişkin olduğunu, UEFA’nın ek cezalar vermeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığını belirtti. UEFA, Fenerbahçe’nin ihmalkar davrandığını da açıkladı. UEFA, mektubun içeriği hakkında şüphe duyulması halinde UEFA ile temasa geçilmesi gerektiğini ifade etti.
CAS, Fenerbahçe’nin dürüstlük kuralına aykırı davrandığını da açıkladı. CAS, Fenerbahçe’nin CAS’ta açtığı ilk davada UEFA’nın mektubunun içeriğine itiraz ettiğini, ikinci davada ise söz konusu mektubu delil gösterdiğini hatırlattı. CAS, Fenerbahçe’nin daha önce itiraz ettiği bir mektuba daha sonra dayanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirtti. CAS, Fenerbahçe’nin önce UEFA’nın disiplin soruşturması açamayacağını belirttikten sonra UEFA’nın bu yetkisini kabul edip, UEFA’nın bir mektup göndererek soruşturma açmaktan feragat ettiğini ileri sürmesini çelişkili buldu.

8) CAS, UEFA Disiplin ve Kontrol Kurulu’nun kişilere ilişkin soruşturma için ek rapor istemesini de değerlendirdi. CAS, ek rapor istenmesinin, Fenerbahçe hakkında karar verilmesini engellemeyeceğini; kulübe ceza verilmesi için önce yöneticilerin cezalarının belirlenmesinin gerekli olmadığını ifade etti.
CAS, yöneticilerin tek maçta bile şike yapmalarının, Fenerbahçe’nin bu davranışlardan sorumlu tutulması için yeterli olduğunu; yöneticiler hakkında ek rapor istenmesinin, Fenerbahçe’ye değil, yöneticilere verilecek cezaların doğru ve ölçülü olmasını sağlamak için tüm resmin görülmesini amaçladığını belirtti.

9) CAS, UEFA tarafından yapılan yargılamalarda Fenerbahçe’nin adil yargılandığına hükmetti. CAS, Fenerbahçe’nin önce 55 tanık bildirdiğini, ancak 19 tanık çıkardığını; 122 sayfalık temyiz dilekçesi ve 109 ek verdiğini hatırlattı. CAS, duruşmanın iki gün sürdüğünü belirtti.
Fenerbahçe hızlı yargılamayı isteyerek kabul etmediğini, buna zorlandığını iddia etti. CAS, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılım formunu imzalayarak UEFA’nın söz konusu yetkisini kabul ettiğini hatırlattı.
CAS, Fenerbahçe’nin UEFA Temyiz Kurulu önündeki duruşmadan kısa süre önce belgeleri aldığını ve iyi hazırlanamadığına dair iddiayı ise farklı değerlendirdi. CAS, söz konusu belgelerin önemli kısmının orijinalinin Türkçe olduğunu, bu belgelerin Fenerbahçe’de bulunduğunu açıkladı. CAS, sil baştan yapacağı yargılamada iddia edilen usul eksikliklerinin CAS tarafından giderileceğine işaret etti.

10) CAS, Fenerbahçe’nin CAS sürecinin Yargıtay’ın kararlarının açıklanmasının beklendiği 30 Ekim 2013’e kadar askıya alınmasına yönelik talebini reddetti. CAS, beş maçta şike olup olmadığını kendisinin takdir edeceğini; Yargıtay sanıklar hakkında beraat kararı verse bile, bu kararın CAS’ı bağlamayacağını açıkladı.

11) CAS, Fenerbahçe tarafından sunulan finans raporlarının sınırlı değerlendirilebileceğini açıkladı. CAS, “yolsuzluk aktörlerinin arkalarında iz bırakmamak için kaçış yolları aradıklarına” dair kararını hatırlattı. CAS, finansal kayıtların para transferi olmadığını göstermesinin, gerçekte resmi olmayan hesaplara özellikle nakit olarak para aktarılmadığı anlamına gelmediğini belirtti. CAS, para transferi gerçekleşmeden şike teşebbüsünde bulunabileceğini hatırlattı.

12) CAS, TFF yetkililerinin maçlarla ilgili raporlarının sınırlı etkiye sahip olduğunu açıkladı. Maçlarda olağandışı bir durumun tespit edilmediğine dair raporların, şikenin gerçekleşmediği yönünde delil teşkil edemeyeceğini belirtti. Bir oyuncunun kötü oynamasının şike delili olamayacağını açıkladı. CAS, şike teklifini kabul eden bir oyuncunun mutlaka kötü oynaması gerekmediğini ifade etti.

13) CAS, 6022 sayılı Kanun ile bağlı olmadığını, UEFA Disiplin Talimatı’nı uygulayacağını açıkladı. 6222 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen şike olaylarının da cezalandırılabileceğine dikkat çekti.

14) CAS, Fenerbahçe’nin yöneticilerinin dört maçın (Gençlerbirliği-Fenerbahçe, Fenerbahçe-İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Fenerbahçe-Ankaragücü ve Sivasspor-Fenerbahçe) sonuçlarını etkilemeye çalıştıklarına kanaat getirdi.

15)  CAS, Fenerbahçe’ye verilen cezanın ölçülü olduğuna karar verdi. CAS, bu kararını gerekçelendirirken, çok ilginç bir noktaya dikkat çekti. CAS, daha önce şike ile ilgili verilen kararları göz önüne alarak, şike için bir yıldan sekiz yıla kadar ceza verildiğini tespit etti. Bu cezaların hepsi bir maç yüzünden verilmişti. CAS, Fenerbahçe dosyasında dört maç için ve kulübün üst makamlardaki yöneticileri tarafından yönetilen bir şike operasyonu tespit ettiğini, bunun çok ağır bir ihlal olduğunu ancak UEFA Temyiz Kurulu’nun benzer davalarda verdiği kararlara göre çok hafif bir ceza verdiğini belirtti. CAS, UEFA’nın kendi Temyiz Kurulu kararına itiraz etmediği için cezayı arttırma yetkisi olmadığına işaret etti. Diğer bir deyişle, CAS, UEFA’nın Fenerbahçe’ye olması gerekenden az ceza verdiğini ifade etti.

16 Temmuz 2013 Salı

CAS, Şike Cezalarını Arttırabilir mi?

Dün akşam UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarını öğrendik.

Televizyona çıkan hukukçular yorumlarını paylaştılar.

Birçok hukukçu Fenerbahçe ve BJK'nin cezasının CAS'ta arttırılabileceğini iddia etti. Bu iddialarını ise Süreyya Ayhan Davası'nı örnek göstererek açıkladılar. Onlara göre, Süreyya Ayhan Kop'un tek taraflı itirazı CAS tarafından uygun görülmedi ve 4 sene men cezası ömür boyu men cezasına dönüştü.

Bu gerekçe doğru değil.

Süreyya Ayhan Kop, GSGM Tahkim Kurulu'nun kararına itiraz etti ve CAS'a başvurdu. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun Tahkim Kurulu kararına karşı çıkmaması üzerine Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği CAS'a başvurdu ve karşı dava açtı.

CAS hem Süreyya Ayhan Kop'un hem de IAAF'in başvurusunu kabul etti. İki davayı birlikte yürüttü. Süreyya ve IAAF'in taleplerini birlikte inceledi.

CAS, IAAF'in taleplerini haklı buldu ve Süreyya Ayhan Kop'un cezasını arttırdı.

CAS'ın sıfırdan yargılama yapacağı doğrudur. Bununla birlikte, UEFA disiplin müfettişi UEFA Temyiz Kurulu kararına itiraz etmezse, sadece Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın talepleri dikkate alınacak. CAS'ın iki kulübün cezalarını arttırması söz konusu olmaz.

CAS çeşitli kararlarında cezaları arttırma yetkisi olduğunu iddia etti. Bugüne kadar bu yetkisini kullanmadı. CAS bu yetkiyi kullanırsa İsviçre Federal Mahkemesi tarafından iptal sebebi olarak değerlendirilebilir mi?

"Aleyhe bozma yasağı" evrensel bir kuraldır. Disiplin yargısı da bu ilkeye tabidir. İsviçre Federal Mahkemesi "kamu düzenine aykırılık" gerekçesiyle CAS'ın kararını iptal edebilir. Bununla birlikte, İsviçre Federal Mahkemesi, Süreyya Ayhan Kop ile ilgili CAS kararını incelerken, bu soruyu yanıtsız bıraktığını belirtti. Süreyya Ayhan Kop'un davasında bu sorun söz konusu olmadığı için konuyu tartışmaya gerek görmedi. Fenerbahçe veya Beşiktaş'ın cezası arttırılırsa, İsviçre Federal Mahkemesi'nin görüşünü öğrenebiliriz.

Şahsen, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin davaları açısından CAS'ın cezaları arttıracağına ihtimal vermiyorum.

26 Haziran 2013 Çarşamba

BJK'den UEFA Disiplin Kurulu Kararı Hakkında Açıklama

BJK, UEFA Disiplin Kurulu Kararı hakkında bir açıklama yayınladı.

Açıklama aşağıdadır:

"UEFA Disiplin ve Düzenleme Kurulu'nun Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ilgili açıkladığı kararı hakkında, bazı medya organlarında yanlış bilgilere dayalı yazı ve yorumların yer aldığı görülmektedir.

Anılan karar ile ilgili yanlış yazı ve yorumlarla spekülasyonların önlenmesi açısından açıklama yapılması ihtiyacı doğmuştur:

1- Şirketimize 10 Haziran 2013 tarihinde UEFA Disiplin ve Düzenleme Sorumlusu Sayın Emilio Garcia tarafından saat 11.17'de bir fax çekilmiştir. Bu fax ile birlikte 15 sayfadan oluşan ve UEFA Disiplin Müffettişi Sayın Joao Leal tarafından düzenlenmiş, 10 Haziran 2013 tarihinde UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu'na gönderilen rapor tarafımıza iletilmiştir.

2- 10 Haziran 2013 tarihinde saat 11.18'de, UEFA Disiplin ve Düzenleme Sorumlusu Sayın Emilio Garcia imzasıyla Sayın Serdal Adalı ve Sayın Tayfur Havutçu'nun dikkatine bir fax daha tarafımıza iletilmiş, bu fax iletisi Sayın Serdal Adalı ve Sayın Tayfur Havutçu'ya bildirilmiştir.

3- Şirketimiz, gelen fax mesajı ile ilgili olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu'na 10 Haziran 2013 tarihinde açıklamada bulunmuştur.

4- 14 Haziran 2013 tarihinde saat 15.45'te UEFA Disiplin ve Düzenleme Komitesi'nden tarafımıza ek süre verilmesi talep edilmiş, ancak bu isteğimiz 17 Haziran 2013'te saat 11.49'da gönderilen fax mesajı ile reddedilmiştir.

5- Şirketimiz, İsviçre merkezli C'M'S' isimli hukuk bürosu aracılığı ile savunmasını 19 Haziran 2013 tarihinde TSİ 10.32'de UEFA Disiplin ve Düzenleme Kurulu'na fax ve e-mail yoluyla göndermiştir.

6- 21 Haziran 2013 Cuma günü Başkanımız Sayın Fikret Orman, Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Melih Sami Esen ile C'M'S' avukatlık şirketinin temsilcilerinin yanı sıra; Sayın Serdal Adalı ve temsilcileri ile Sayın Tayfur Havutçu ve temsilcilerinin de katıldığı, UEFA'nın merkezi Nyon'da, İsviçre saati ile 15.30'da yaklaşık 2,5 saat süren bir duruşma yapılmıştır. 

7- Bu duruşmada raporu hazırlayan müffettiş iddialarını içeren raporunu savunmuş, taraflar da karşı görüşlerini belirten savunmalarını yapmıştır. 

8- Duruşmayı yöneten başkan tarafından, kararın 24 Haziran Pazartesi günü akşam saatlerinde ilgili kişilere fax ve e-mail yoluyla gönderileceği bildirilmiştir.

9- UEFA Kontrol ve Disiplin Komitesi'nin sadece kulübümüze hitaben yazılan 12 sayfalık ilgili raporu, 25 Haziran Salı günü saat 19.29'da fax mesajı ile iletilmiştir. Raporun sonucu da kısa bir süre sonra Kamuyu Aydınlatma Platformu'na açıklama yapılarak bildirilmiş ve resmi internet sitemizde de yayınlanmıştır.

10- Soruşturmanın ve iddiaların temel ve tartışmasız unsuru-dayanağı, ülkemizde 3 Temmuz 2011 tarihinde başlatılan soruşturma süreci ve sonrasında yaşanan gelişmelerdir.

Şu hususları özellikle belirtmek isteriz ki;

- Kulübümüz, verilen karara süresi içerisinde itirazını yapacaktır.

- Sayın Serdal Adalı ve Sayın Tayfur Havutçu'nun suçlu veya suçsuz bulundukları yönündeki yorumlar gerçeği yansıtmamaktadır.

- UEFA Kontrol ve Disiplin Komitesi, Sayın Serdal Adalı ve Sayın Tayfur Havutçu ile ilgili kararını açıklamak için raporu hazırlayan müffettişten ek rapor talep edildiği bilgisi alınmıştır.

- UEFA Kontrol ve Disiplin Komitesi'nin yürüttüğü soruşturmanın ve aldığı kararın tek gerekçesi; ülkemizde 3 Temmuz 2011 süreci ile başlayan ve futbol takımımızın 11 Mayıs 2011 tarihinde İ.B.B. Spor ile Kayseri'de oynadığı 49'uncu Türkiye Ziraat Kupası final maçının sonucuna, Sayın Serdal Adalı ve Sayın Tayfur Havutçu'nun fiil ve davranışlarıyla etki ettikleri iddiasına ve sonrasında yaşanan sürece bağlı olaylara dayanmaktadır.

- Bu süreçte kulübümüz ile ilgili iddialar hakkında Başkanımız ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile İsviçre merkezli C'M'S' avukatlık bürosu yetkililerinden Sayın Philipp J. Dickenmann ile Sayın Amr Abdelaziz dışındaki kişi ve kurumların beyanlarının dikkate alınmamasını önemle rica ederiz.

Konu ile ilgili gelişmeler hakkında, gerekli bilgilendirmeler resmi yayın organlarımızdan yapılmaya devam edilecektir.

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Beşiktaş JK"

UEFA Türkiye'ye Taktı

UEFA Disiplin Kurulu'nun BJK ve Fenerbahçe SK ile ilgili kararlarından sonra televizyon kanallarında ilginç iddialar paylaşıldı.

Bu yazıda sadece UEFA'nın Türkiye'ye garezi olduğuna dair iddiaları kaleme alacağım.

1) UEFA Disiplin Kurulu kararını şaşkınlıkla karşılayan bazı hukukçular ve spor yazarları Disiplin Kurulu'nun Steaua Bükreş'e ceza vermediğini söylediler. Sözü fazla uzatmadan bunun doğru olmadığını açıklayayım. UEFA Disiplin Kurulu,  Steaua Bükreş'in katılabileceği ilk turnuvadan men edilmesine karar verdi. Disiplin Kurulu, men cezasını 5 yıl erteledi.

Neden UEFA Disiplin Kurulu Türk kulüplerine daha ağır ceza verdi?

Türk kulüpleri UEFA'ya gönderdikleri yazıda şike yapmadıklarına dair güvence verdi. Steaua Bükreş Kulübü başkanı Beccali ise geçen ay Romanya Ligi'nde şike yaptıklarını itiraf etti.

2) UEFA ile ilgili diğer bir iddia ise, UEFA'nın ulusal ligdeki şike olaylarından ötürü sadece Türk kulüplerine ceza verdiği yönünde idi.

UEFA Disiplin Kurulu, Steaua Bükreş'e ulusal ligde yaptığı şikeden ötürü ceza verdi.

UEFA Disiplin Kurulu,  Çek Cumhuriyeti'nin Sigma Olomouc kulübünü ulusal ligde yaptığı şikeden ötürü  2012-2013 sezonunda Avrupa Ligi'nden men etti. Üstelik Çek Kulübü, 2011 yılında ulusal federasyonu tarafından 9 puan indirme ve para cezasına mahkum edildi. UEFA Disiplin Kurulu, Sigma Olomouc'un kendi federasyonu tarafından cezalandırılması ile yetinmedi. Kendi organizasyonu için de ceza verdi.

Ekranda çarpıcı iddialar paylaşan hukukçuların konuya vakıf olmaları gerekir. Internet varken bilgi eksikliğinin affedilecek yanı yok.

25 Haziran 2013 Salı

UEFA Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın Cezalarını Açıkladı.

UEFA, resmi Internet sitesinde yayınladığı basın açıklaması ile Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın cezasını açıkladı.

Beşiktaş 2013/2014 sezonunda Avrupa Ligi'nde yer alamayacak.

Fenerbahçe 2013/2014 sezonu dahil olmak üzere katılmaya hak kazanacağı üç UEFA organizasyonunda yer alamayacak. Üçüncü sezonun uygulanıp uygulanmayacağı 5 senelik denetim süresine tabi olacak.

UEFA şike yaptığı iddia edilen kişiler hakkında kararını açıklamadı. UEFA Disiplin Kurulu, bu kişilerin şike suçunun oluşumunda aldıkları rolleri belirlemek için ek bilgi toplamaya karar verdi.

UEFA'nın kararı aşağıdaki gibidir:
"The UEFA Control and Disciplinary Body (CDB) today announced its decisions following the disciplinary proceedings relating to Fenerbahçe SK (Turkey), Beşiktaş JK (Turkey), and FC Steaua Bucureşti (Romania). 
The CDB carefully analysed the situation of both Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK and has pronounced the following sanctions: 
• Beşiktaş JK is not eligible to participate in the 2013/14 UEFA Europa League. 
• Fenerbahçe SK is excluded from participating in the next three UEFA club competitions for which it would qualify, including the 2013/14 UEFA Champions League season. The ban for the third season is deferred for a probationary period of five years. 
(...) 
All clubs have the opportunity to appeal the decisions of the CDB to the UEFA Appeals Body. 
Further, in relation to the individuals of the clubs involved in the cases of Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK, the CDB decided that certain additional information will be collected in order to consider in further detail the different position of each of the individuals concerned."

18 Haziran 2013 Salı

Trabzonspor Başkanından Ağır İddialar

Trabzonspor başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu TFF genel kurulunda söz aldı ve gündemi sarsacak açıklamalar yaptı.

Hacıosmanoğlu TFF yönetimini ve kurullarını çok sert eleştirdi. Kurulların oluşumu, kurul üyelerinin menfaat arayışları, şike sürecinde imza attıkları kararlar hakkında ciddi iddialar ortaya attı.

Bu konuşma UEFA Disiplin Kurulu'nun Beşiktaş ve Fenerbahçe yöneticilerini dinleyeceği duruşmalardan önce ciddi tepki topladı. Bu tepkiler hem olumlu hem de olumsuz oldu.

İşte o konuşma:

15 Haziran 2013 Cumartesi

Doğru Bilinen Yanlışlar

UEFA disiplin müfettişinin Fenerbahçe ve Beşiktaş JK hakkında hazırladığı raporun ardından gözler gelecek hafta gerçekleşecek duruşmalara kilitlendi.

Fenerbahçe'nin resmi sitesinde yaptığı açıklama ise kamuoyunu hareketlendirdi. Fenerbahçe'nin sıcağı sıcağına paylaştığı itirazlar sanki doğruymuş gibi bir izlenim yaratıldı.

Fenerbahçe'nin itirazlarının yanında başka itirazlar ve komplo teorileri paylaşılıyor.

Sözü uzatmadan itirazları tek tek inceleyelim.

1) UEFA, TFF hukuk kurullarının kararlarını dikkate almadı.

UEFA dün yaptığı açıklama ile TFF kurullarının verdiği kararların varlığını ve içeriğini dikkate aldığını açıkladı.

Fenerbahçe'nin iddiasının doğru olduğunu düşünelim. UEFA, TFF kurullarının kararlarını mı yoksa yerel mahkeme kararlarını mı dikkate almakta haklıdır?

Ceza mahkemesi mutlak gerçeği aramak zorundadır. Ceza mahkemesinin bir fiilin gerçekleştiğine dair kararı hukuk mahkemesi ve tahkim mahkemesi için bağlayıcıdır. UEFA'nın da ceza mahkemesinin kararını dikkate alması yerindedir.

2) Raporda savunmalara yer verilmedi.

Disiplin müfettişi rapor hazırlarken savunma almak zorunda değil. Müfettiş delillere, belgelere bakar ve görüşünü açıklar. Savunma alacak makam disiplin kuruludur. UEFA Disiplin Kurulu gelecek hafta savunmaları alacak.

3) TFF Tahkim Kurulu'nun kararları hiçbir şekilde değiştirilemez nitelikteki kararlardır.

Spor tahkimi kurullarının kararlarının kesin olması ve bunlara karşı yargı yoluna gidilememesi Anayasa'ya eklenen yeni bir hükümdür. Bu hükmün nasıl getirildiğini hatırlamak gerekir.

Anayasa Mahkemesi GSGM Tahkim Kurulu ve TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan kanun maddelerini iptal etti. Anayasa Mahkemesi "Doğal hakim" ilkesi gereği, herkesin devlet mahkemelerine başvurma hakkı olduğunu belirtti. Mahkeme ayrıca GSGM Tahkim Kurulu kararlarının idari kararlar olduğunu ve idari işlemlere karşı yargıya başvurma hakkının Anayasa ile korunduğunu açıkladı.

Hukuk devletlerinde Anayasa Mahkemesi ve benzerlerinin iptal kararlarından sonra yasama organı Anayasa'ya uygun bir kanun hazırlar.

Türkiye'de ise futbol lobisi TBMM'yi ablukaya aldı. TBMM, kanunları Anayasa'ya uygun hale getirmek yerine Anayasa'yı değiştirdi. Bugün Anayasa'da Anayasa'ya aykırı bir hüküm bulunmaktadır.

Anayasa'nın yeni hükmü sadece iç hukuk açısından sonuç doğurur. Tahkim Kurulu kararlarına karşı iç hukuk yollarına başvurulamaz. Yargıtay, Danıştay gibi makamlara başvurulamaz. Bu düzenleme Anayasa'da yer aldığı için, Anayasa'ya aykırılık iddiasında da bulunulamaz. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu kapalıdır.

Tahkim kararlarına karşı iç hukuk yollarına başvurulamayabilir ancak uluslararası hukuk makamlarına başvurulabilir. Bu kararlara karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne gidilebilir.

Fenerbahçe bu kararların hiçbir makam tarafından değiştirilemeyeceğini iddia etmekle birlikte takip eden cümlesinde söz konusu kararların sadece iç hukuk açısından kesin olduğunu belirtti.

Fenerbahçe'nin de belirttiği gibi, bu kararlar sadece iç hukuk açısından kesindir. Türk mahkemelerine başvuruyu engellemektedir. UEFA ise uluslararası kuruluştur. Üstelik UEFA herhangi bir itiraz üzerine değil, kendi yargı yetkisine dayanarak silbaştan bir süreç başlatmıştır. Türk Anayasası'nın UEFA'nın yargı yetkisine hiçbir etkisi bulunmamaktadır. TFF Tahkim Kurulu kararları da UEFA açısından bağlayıcı değildir.

4) Futbol yargısı özerktir. UEFA bunun için uzun mücadele vermiştir.

Futbolun devlet yargısından bağımsız olması sadece Türkiye'ye özgüdür.

Bu yazıda uzun açıklama yapmayacağım. Birkaç örnek verip bu iddianın doğru olmadığını göstereceğim.

UEFA, İsviçre hukukuna tabi bir dernektir. UEFA'nın kararları son tahlilde İsviçre Federal Mahkemesi tarafından denetlenmektedir. UEFA'nın yerel kararları ise kanton mahkemeleri tarafından denetlenmektedir.

Avrupa Komisyonu ve Avrupa Topluluğu Adalet Divanı'nın futbolla ilgili birçok kararı bulunmaktadır.

UEFA hiçbir zaman "spor yargısı özerk, devlet mahkemelerinin denetiminden uzak olmalıdır" tezini öne sürmemiştir. Bu tez Türk futbol camiası tarafından yaratılmış ve TBMM bu yönde lobi faaliyetlerine kurban edilmiştir.

Birileri çıkıp CAS'tan bahsedeceklerdir. CAS'ın ulusal ve uluslararası tahkim kararları da İsviçre mahkemelerinin denetimine tabidir. CAS'ın yargı denetimine tabi olmayan tek bir kararı olmamıştır. Olmayacaktır.

Bu konuyla ilgili kapsamlı bir yazıyı daha sonra yazacağım.

5) UEFA, ceza mahkemesinin kararını dikkate alamaz.

UEFA, şike konusunda devlet mahkemelerinin mahkumiyet kararını dikkate alır. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi statülerinde bu konuya ilişkin hükümler bulunmaktadır.

6) Telefon dinlemeleri hukuk aykırıdır. Hukuka aykırı deliller yargılamaya esas alınamaz.

Fenerbahçe disiplin müfettişinin raporuna dayanak olan telefon konuşmalarının “yasak ağacın meyvesi de yasaktır” kuralı gereğince hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ileri sürdü. Kulüp, Yargıtay'ın bu konudaki itirazlara ilişkin henüz kararını vermediğini açıkladı.

Telefon kayıtlarının hukuka aykırı olup olmadığını hukukçular tartışıyorlar. Yargıtay'ın kararını merakla bekliyoruz. Telefon kayıtları hukuka aykırı ise ceza mahkemesinin kararı bozulacak.

Peki bu kayıtların hukuka aykırı olmasının UEFA ve CAS açısından önemi var mı? YOK.

CAS, şike gibi ağır suçlarda gerçeğe ulaşmanın çok önemli olduğunu ve hukuka aykırı elde edilmiş olsa bile telefon kayıtlarını dikkate alacağını açıkladı. CAS, tahkim mahkemelerinin devletlerin usul hukukuyla bağlı olmadığını ve hukuka aykırı delillerin kullanılmasının tek başına İsviçre kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğini kabu etti.

CAS'ın bu konudaki kararı için dünkü yazıma bakabilirsiniz: http://sporvehukuk.blogspot.com/2013/06/cas-hukuka-aykr-delilleri-dikkate.html

7) UEFA, TFF kurullarının kararına etki edemez.

Türkiye'de ısrarla UEFA'nın TFF kurullarının kararlarına etki edemeyeceği, sürecin sona erdiği iddia ediliyor. Türk medyası da bu iddiayı allayıp pullayıp kamuoyunu etkilemeye çalışıyor.

FIFA ve UEFA mevzuatı ise bunun aksini öngörüyor.

FIFA ve UEFA şikeye ilişkin gerekli adımları atmayan, şikecileri cezalandırmaktan imtina eden federasyonlara yaptırım uygulayabilir. Kulüplerin uluslararası turnuvalara alınmamasından başlayarak, milli takımlara katılım yasağı hatta ülkede futbolun askıya alınmasına kadar varabilecek yaptırımlar söz konusu olabilir.

Türk medyası UEFA yetkililerinin Tahkim Kurulu kararlarının değişmeyeceğini söylediklerini iddia etti. UEFA vakit geçirmeden bu iddiayı yalanladı. UEFA, TFF hukuk kurullarının kararlarının değişip değişmeyeceğinin henüz tartışılmadığını açıkladı.

Sona doğru

UEFA Disiplin Kurulu kararını merakla bekliyoruz. Bütün bu iddialara tek tek cevap verecektir. Belki iddiaları haklı bulacaktır. Bilemeyiz. Disiplin kurulunun ceza vermesi ihtimalinde bu sefer CAS'ı tartışmaya başlayacağız.

Kendi adıma bu sürecin CAS'a ve İsviçre Federal Mahkemesi'ne kadar uzamasını diliyorum. CAS ile Federal Mahkeme'nin Süreyya Ayhan Kop ve Del Bosque ile ilgili kararları çok bilgilendirici idi. İki mahkemenin tüm detaylarıyla gerekçelendirdiği kararları sadece spor hukukçular için değil, herkes için benzersiz arşiv niteliğinde olacak.

UEFA'nın Yeni Disiplin Yönetmeliği'ndeki Şike Düzenlemeleri

UEFA, şike ve ırkçılığa karşı savaş açtı. UEFA bu amaçla disiplin yönetmeliğinde önemli değişiklikler yaptı.

Öncelikle, şike için soruşturma zamanaşımı ortadan kaldırıldı. Şikenin üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin soruşturma açılabilecek.

TFF'yi de yakından ilgilendiren yeni hüküm ise UEFA'ya şikeyi cezalandırmayan ulusal federasyonlara yaptırım kullanma yetkisi veriyor.

UEFA'nın ulusal federasyonlara yaptırım uygulama yetkisinin, 3 Temmuz süreci açısından TFF'ye karşı kullanılıp kullanılamayacağı tartışılabilir. Bu hükmün geriye etkili hüküm doğurmayacağı ileri sürülebilir. Bununla birlikte, UEFA'nın gelecek hafta içinde Fenerbahçe ve Beşiktaş JK'ye ceza vermesi durumunda, TFF'nin bu cezaları temel alarak ilgili yönetici ve kulüplere ceza vermemesi UEFA'nın dikkatini çekebilir.

UEFA, dün yaptığı açıklamada Disiplin Kurulu kararlarının TFF kurullarının kararlarına etki edip etmeyeceği konusunun henüz tartışılmadığını açıkladı. Türk medyasında iddia edilenin aksine, TFF kurullarının kararlarının değişmeyeceği şeklinde kesin bir beyanda bulunmadı.

UEFA Disiplin Kurulu Fenerbahçe ve Beşiktaş JK'ye ceza verirse, büyük bir hukuk savaşı başlayabilir. Kulüpler CAS'a başvurur mu; ülkenin yüksek menfaatleri yine CAS sürecini etkiler mi bilinmez.

Gelecek günlerde sık sık tartışılacak UEFA Disiplin Yönetmeliği'ni okumakta fayda var. İşte yönetmeliğin linki: http://www.uefa.com/MultimediaFiles/Download/Tech/uefaorg/General/01/95/84/21/1958421_DOWNLOAD.pdf

14 Haziran 2013 Cuma

UEFA'dan Zorunlu Açıklama

UEFA Disiplin Kurulu'nun Fenerbahçe ve Beşiktaş JK ile yapacağı duruşmalar UEFA'nın gündemini meşgul ediyor. İş öyle bir noktaya geldi ki, UEFA Türk medyasına cevap vermek zorunda kaldı.

UEFA bugün yaptığı açıklama ile bazı konulara açıklık getirdi.

TFF'nin UEFA yetkilileri ile görüştüğü biliniyordu. UEFA bunu doğruladı. Açıklamadan, TFF yetkililerinin şike soruşturması hakkında konuştukları anlaşılıyor.

TFF, kendi verdiği kararları UEFA'ya kabul ettirme telaşında olsa gerek. UEFA, Fenerbahçe'nin iddia ettiğinin tersine, Disiplin Kurulu'nun sadece mahkeme kararını değil, TFF disiplin kurullarının kararlarını da dikkate aldığını açıkladı.

UEFA açıklamasında, Türk medyasını harekete geçiren bir ifadeye de yer verildi. UEFA Disiplin Kurulu'nun kararlarının TFF'nin aldığı kararları etkileyip etkilemeyeceği henüz belli değil.

Bu açıklama sadece UEFA'yı bağlar. UEFA Disiplin Kurulu, Türkiye liginde gerçekleşen şike eylemlerinden ötürü ceza verirse, UEFA TFF'yi ceza vermeye zorlamayabilir. Ancak FIFA'nın her zaman devreye girme yetkisi var. FIFA, yöneticilere ve kulüplere ceza vermeyen ve vermemekte ısrar eden TFF'ye çeşitli yaptırımlar uygulayabilir. Uluslararası futboldan bir süreliğine men edebilir. Bu durumda milli takımlar ve kulüpler uluslararası karşılaşmalara katılamaz.

Anlaşılan, UEFA Disiplin Kurulu karar verene kadar birçok senaryo, iddia, komplo teorisi ile zihinler bulandırılmaya çalışılacak.

Türk medyası içinde şike lobisine destek veren birçok gazete olmadık iddiaları ve bazı hukukçuların kendilerine has teorilerini gerçekmiş gibi manşete taşıyor. Birçok gazeteci ve yazar da bu iddiaları allayıp pullamakla meşgul.

UEFA Türkiye gündemini, kamuoyu ile paylaşılan iddiaları çeşitli kanallardan takip ediyor. UEFA'yı, UEFA Disiplin Kurulu'nu zan altında bırakacak iddiaların şike ile suçlanan yönetici ve kulüplere hiçbir faydası yok. Aksine, bu iddialar davaya (!) zarar veriyor.

Türk medyasının haber yapmadan önce dikkatli olması gerekiyor. 2 seneden beri yaptıkları hatalardan ders almalarını diliyorum.

Aşağıda UEFA'nın bugün Internet sitesinde yayınladığı açıklamayı bulacaksınız.
"For the avoidance of doubt and in view of certain misleading stories that have appeared in the Turkish news media, at a meeting in Nyon yesterday with representatives of the Turkish Football Federation (TFF) (which had been requested by the TFF), UEFA first of all emphasised that the UEFA disciplinary bodies are independent and, consequently, that it is not possible for the UEFA administration to predict what the outcome of the procedure(s) will be.
The UEFA disciplinary bodies will apply the UEFA Disciplinary Regulations and decide the case(s) accordingly. It is therefore not a question of the eventual UEFA decisions "affecting" (or not) any previous decisions taken by the disciplinary bodies of the TFF. In his report, the UEFA disciplinary inspector had taken note of the existence (and content) of the decisions taken by the disciplinary bodies of the TFF as well as of the different ongoing criminal proceedings. 
In addition to the disciplinary procedure against Fenerbahçe SK, there is also one against Beşiktaş JK. UEFA is, of course, fully confident that the hearings before its disciplinary bodies will be fair and equitable, as they always are."