TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2015 Salı

TFF, Bir Gün Geçmeden PFDK Üyesini Görevden Aldı

TFF'de garip işler dönüyor.

Dün TFF yönetim kurulu PFDK üyelerini atamıştı. PFDK üyeleri TFF'nin resmî sitesinde ilan edilmişti. Birkaç saat sonra yedek üye listesi yayından kaldırmıştı.

Bugün gariplik devam ediyor. Dün PFDK yedek listesinde yer alan Fatih Erdöl, bugün PFDK asıl üye listesine kaydırıldı. Dün asıl üye olarak tanıtılan Ahmet Yavaşçı ise listeden çıkarıldı.

PFDK'nın asıl üyesinin, atanmasının üzerinden bir gün geçmeden görevden alınması düşündürücüdür. Bu görevden alma, Ahmet Yavaşçı'nın yerine getirilen Fatih Erdöl'ün üyeliğini şaibeli hale getirmiştir.

TFF'nin söz konusu görevden alma ve yeni üye ataması işlemlerinin gerekçelerini kamuoyuna açıklaması gerekir.

Fatih Erdöl'ün PFDK üyeliğinin yanında ayrıca Eskrim Federasyonu yönetim kurulu üyesi olması da dikkat çekici.

TFF Tahkim Kurulu'nun Yedek Üye Listesi Aşırıya Kaçmış

Bugün TFF'nin sitesinde birçok kurulla ilgili atama kararları yayınlandı.

PFDK ile Tahkim Kurulu'nun asıl ve yedek üyeleri yayınlandıktan kısa süre sonra her iki kurulun yedek üye listeleri silindi.

Tahkim Kurulu'nun yedek üye listesini okuduğumda çok şaşırdım. Liste hukuka aykırı hazırlanmış.

Tahkim Kurulu'nun bir Başkan ile altı asıl, altı yedek üyeden oluşması gerekiyor.

TFF'nin bugün yayınlandığı yedek üye listesi ise 7 (yedi) kişiden oluşuyor: Av. Uğur Mutlu, Av. Mürteza Zengin, Av. Yalçın Güdül, Av. Selahattin Kalkan, Av. Mustafa Serdar Akdoğan, Av. Muhammed Yusuf Dündar ve Yard. Doç. Dr. Aslan Delice.

TFF yönetim kurulu, yedek üye olarak altı kişi yerine yedi kişi atamış.

Bu, çok büyük bir hata! Tahkim Kurulu listesini TFF yönetim kurulunun önüne kim koydu? Yönetim kurulunda mevzuatı bilen üye yok mu?

Tahkim Kurulu yedek üye listesi bu hatanın düzeltilmesi amacıyla mı silindi bilmiyorum. Öyle ise, PFDK'nın yedek üye listesinin silinmesinin gerekçesi nedir?

10 Haziran 2015 Çarşamba

PFDK ve Tahkim Kurulu'nda Kulüp Üyeleri Yer Almamalı

TFF'nin olağan seçimli genel kurulu 25 Haziran'da gerçekleşecek. Yıldırım Demirören ve Haluk Ulusoy başkan adaylıklarını açıkladılar.

Medyada iki adayın listeleri hakkında spekülasyonlar yayınlanıyor.

TFF yönetiminde en önemli kurullar PFDK ve Tahkim Kurulu. Lobi, bu kurullara üye atanması için yapılıyor. TFF'nin delege yapısında kulüplerin, özellikle Süper Lig kulüplerinin baskın olması, bu kurullarda kulüp etkisini güçlendiriyor.

TFF mevzuatında PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerinin bağımsız ve tarafsız olduğu öngörülse de, pratiğin bu yönde olmadığını biliyoruz. Şike sürecinde PFDK'nın Trabzonlu üyesi Yusuf Reha Alp ile ilgili tartışmalar unutulmadı.

20 Kasım 2014 Perşembe

TFF, Hakemlere Karşı Şiddeti Önlemek İçin Aldığı Kararları Açıkladı

TFF'nin açıklaması aşağıdaki gibidir:

Futbol Müsabaka ile Futbol Disiplin Talimatlarında Değişiklik Yapıldı

TFF'den yapılan açıklama aşağıdaki gibidir:

"TFF Yönetim Kurulu'nun 20.11.2014 tarih ve 52 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Müsabaka Talimatı ile Futbol Disiplin Talimatı'nın bazı maddelerinde değişiklikler yapıldı. 

Futbol Müsabaka Talimatı'nın 19. maddesinde yapılan değişiklik ile müsabaka hakemine, kulüp yöneticilerinin kendilerine yeşil zemin içinde veya dışında sportmenliğe aykırı harekette, kişilik haklarına saldırıda, hakarette, tehditte bulunmaları, tükürmeleri veya benzeri eylemlerde bulunmaları halinde müsabakayı tatil edebilme yetkisi tanınmıştır.


Bu değişikliğe ek olarak Futbol Disiplin Talimatı'nın ilgili maddelerinde yapılan değişiklikler ile de kulüp yöneticilerine disiplin ihlalleri nedeniyle verilen cezalarda artırıma gidilmiştir."

17 Kasım 2014 Pazartesi

Volkan Demirel Ceza Alacak mı?

Dün milli takımımız EURO 2016 grup eleme maçlarında Kazakistan ile karşılaştı. Maç öncesinde ve sonrasında öyle olaylar meydana geldi ki, kamuoyu maçı konuş(a)madı.

Maçtan önce milli takım kalecisi Volkan Demirel, kendisine küfredildiğini iddia ederek sahaya çıkmayı reddetti ve yerine başka bir oyuncunun geçirilmesini istedi.


Volkan'ın küfrettiğini iddia ettiği taraftar ise Galatasaraylı taraftarların argo kelimeler kullandıklarını iddia etti, kendisinin ise Volkan'a moral vermek için aşağı indiğini söyledi.

Fatih Terim, maç sonrasında yaptığı açıklamada çelişkili konuştu.




Anlaşıldığı kadarıyla, Volkan Demirel, stadyumdan ayrıldı. UEFA kuralları (doping kontrolü ihtimali) gereğince, Volkan'ın stadyumdan ayrılmaması gerektiği için geri çağrıldı. Volkan, Emre Belözoğlu ile stadyuma geri geldi ve soyunma odasında bekledi.

Dünden beri Volkan'ın sahayı terk etmekte haklı olup olmadığı tartışılıyor. Zira TFF Disiplin Talimatı uyarınca, haklı bir sebebi olmaksızın müsabaka yerini terk eden futbolcular iki aydan bir yıla kadar müsabakalardan men cezası ile cezalandırılıyor. İhlalin niteliğine göre futbolcunun bağlı bulunduğu kulübe de 65.000.-TL ila 130.000.-TL arasında para cezası verilebiliyor.

Ne yazık ki bu tartışma sulandırıldı. Volkan'a edildiği iddia edilen küfürler henüz ispatlanmadan, milli takım futbolcusuna küfredilmemesi gerektiği söyleniyor.

Bu görüş doğrudur ama Volkan'ın davranışının değerlendirilmesinde nazara alınamaz.

Volkan, küfürden etkilenip maç oynamamayı tercih edebilir. Profesyonel futbolcunun küfürlere katlanması gerektiğine dair görüşe katılmak mümkün değil. Ancak süreç bu şekilde yönetilmemeliydi!

Volkan, yedek kulübesine alınabilirdi. Böylece tepkiler dindirilirdi.

Tartışmayı alevlendiren, TFF teknik yönetiminin kararları oldu. İki gündür yalan söyleniyor.

Görüntüleri izleyenler biliyor. Volkan, küfür yüzünden oynamak istemedi ve oyundan alınmayı rica etti. Fatih Terim ise sakatlıktan bahsetti. Belli ki, Demirel'e ceza verilmeyecek.

TFF, bugün yaptığı açıklamada, süreci şeffaf şekilde duyuracağını açıkladı ama Volkan'ın sahayı terk etmesine hiç değinmedi.

TFF'den aşağıdaki soruları yanıtlamasını bekliyoruz:

- Neden Demirel yedek kulübesine alınmadı? Bu ihtimal teklif edildi mi?
- Volkan Demirel, stadyumdan ayrıldı mı? Ayrıldı ise, buna kim izin verdi? Fatih Terim'in haberi/kararı var mıydı?
- Demirel ne zaman geri çağrıldı? Neden geri çağrıldı?
- Demirel'in sakatlığı var mı? Sakatlığı var ise, neden ilk onbirde görev alabilecek gibi hazırlandı? Sakatlığı var ise ve sakatlığı oynamasını engelliyor ise, neden Demirel taraftarlarla söz dalaşına girene kadar ağzını açmadı?
- Demirel'in iddia edilen sakatlığına ilişkin doktor raporu hangi doktorun imzasını taşıyor? Testler ne zaman yapıldı?

TFF'den Açıklama

TFF, Türkiye-Kazakistan maçından önce Volkan'ın iddia ettiği küfür olayı ve maçtan sonra gazetecilere yapılan saldırı ile ilgili açıklama yayınladı.

Açıklama aşağıdaki gibidir:

"Dün akşam oynanan Türkiye-Kazakistan müsabakasının öncesinde A Milli Takım kalecimiz Volkan Demirel'e yapılan sözlü saldırıyı ve müsabaka sonrasında maçta görevli medya mensuplarına yönelik darp eylemini şiddetle kınıyoruz.

Görevi başında yaralanan tüm medya emekçilerine geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, Türkiye Futbol Federasyonu olarak her iki eylemle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gerekli başvuruların yapıldığını ve adli sürece müdahil olunarak, sürecin takipçisi olacağımızı önemle belirtmek isteriz.

Federasyonumuz tüm yaşanan olumsuzlukların sorumlularını bulabilmek amacıyla kişi ve kurumlarla görüşmelere başlamıştır. Elde edilecek sonuçlar ve yaptırımları kısa süre içerisinde en şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşacağımızı saygıyla duyururuz.

Türkiye Futbol Federasyonu"

TSYD'den açıklama: "Sabrımız Kalmadı"

TSYD, Türkiye-Kazakistan maçından önce ve sonra gerçekleşen olaylarla ilgili aşağıdaki açıklamayı paylaştı:

"16 Kasım 2014 Pazar günü TT Arena Stadı’nda oynanan Türkiye-Kazakistan EURO 2016 Grup Eleme maçı sonrası yaşanan olaylar, Türk Sporunun bir “Kara gecesine” daha, imza atmıştır.
Nerden geldikleri belli olmayan, kendilerini “koruma” diye tanıtan; ama buna rağmen akreditasyon kartları bulunmayan 7 kişinin, görevleri sadece haber peşinde koşan meslektaşlarımıza hunharca saldırmaları, darp etmeleri, öldüresiye teşebbüste bulunmaları asla ve asla affedilemeyecek ve mutlaka cezasını bulması gereken çirkin bir olay olarak tarihe geçmiştir.
Bilinmelidir ki; son zamanlarda, basın mensuplarını azarlamayı, antrenman sahalarına almamayı, tribünlere sokmamayı marifet sayan zihniyetlerin yol açtığı bu tip olaylar, kendilerini sadece deklanşör, görüntü ve haberleriyle savunan meslektaşlarımızı, asla yıldıramayacaktır.
Sınırlarımızı ve sinirlerimizi zorlayan her türlü davranışın karşısında Türk Spor Basını, her zaman kenetlenmiş ve birlik ve beraberlik içinde olacaktır.
Dün arkadaşlarımıza atılan o tekmeler, yumruklar o darp edilmeler, öldüresiye hamleler, sadece Metin Karabaş’a, Saycan Sayım’a, Gökhan Kılınçer’e, Murat Akbaş’a, Uğraş Özyurt’a değil, Spor Basınına yapılmış en terbiyesiz, en adi, en çirkin saldırıdır.
Bu olayların faillerinden 8 kişi,  Emniyet Birimleri ile yapılan görüşmeler sonunda, gözaltına alınmış, haklarında gerekli işlemler başlatılmıştır.
Kazakistan maçının öncesinde ve sonrasında yaşanan olaylar, öyle bildiri ve kınama ile geçiştirilecek bir hadise değildir.

NEREYE GİDİYORUZ ?

Günden güne ülke futbolu küçülüyor, meşin yuvarlağa bakış ise kin ve nefret tohumları ile özdeşleşiyor sanki.
Düşünün hayati bir maça çıkan Milli Takımımızın kalecisi Volkan Demirel, bir grup taraftarın iğrenç tezahüratları ile çileden çıkıyor. Hatta bu protestonun ilerlemesi nedeniyle stattan da ayrılıyor.
Milli Takıma seçilmek kadar, formasını giymek kutsal bir görevdir. Orada her kim ne olursa olsun, Ay-Yıldız’ı temsil etmektedir.
Bu nedenle futbolculara yapılan küfürlü tezahürat, ülkeye ihanettir. Protestonun çeşitli tarzı vardır. Ve ne yazık ki her geçen dakika erozyona uğrayan, cehaletini aynı felsefeyi taşıyan arkadaşlarıyla cesarete dönüştüren, düşünce özgürlüğünü ayaklar altına alan bir sürü baldırı çıplak, hem Volkan Demirel’e, hem de bu ülkeye ihanet edecek kadar ileri gitmiştir.
“Ne Mutlu Türk’üm” diyebilecek kadar cesaretiniz varsa, çıkaracağınız günah da, o denli acımızı hafifletecektir.
Volkan Demirel orada sizi bekliyor. Haydi koşun ona, bir özür dileyin.
Volkan Demirel’in karşı karşıya kaldığı bu pespaye, bu hiçbir tavır ve davranışla biçimlendirilemeyecek olayın daha üstü açık iken, karşılaşma sonrası meslektaşlarımızın uğradığı saldırı ise, artık güvenlik denilen bir mekanizmanın ayaklar altına alındığı bir vahşete bürünmüştür. Yerde yatan bir meslektaşımızın kafasını tekmeleyen insanlar, ne polis, ne özel güvenlikçi, ne taraftar her kim olursa olsun, terör odaklı birer militandır.
Bunları kınamıyoruz. Bu zavallıları bu ülkenin Adalet dağıtıcıların ellerinde nasıl bir cezaya çarptırıldıklarını görmek istiyoruz.

ARTIK YETER !
Her fırsatta hedef gösterilen meslektaşlarımızın böylesine bir saldırının ortasında kalıp halen yaşamlarını sağ olarak sürdürebilmeleri ise, onların birer şansından başka bir şey değildir.
Kınıyoruz olmuyor.
Bildiri yayınlıyoruz olmuyor.
Sayın Cumhurbaşkanı
Sayın TBMM Başkanı
Sayın Başbakan
Sayın Bakanlar
Sayın Milletvekilleri
Söyler misiniz biz ne yapacağız?
Söyler misiniz, bu işin sonu nereye varacak?
Söyler misiniz can güvenliğimiz konusunda başvuracağımız yeni mercilerin adresi var mıdır?
Var mı bir çözüm öneriniz?
76 milyonda birkaç bin kişi maça gittiği ey koca ülkem!
Futbolda düştüğün duruma bak.
Kan gövdeyi götürüyor.
Artık, her olayların odağında olan, futbolumuzu çirkinleştiren, dostluk rüzgarlarını estirmeyen bazı sporcuların, kollanıp korunmasını istemiyoruz…
Huzura en ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, spor sahalarını kendi çıkarları için kamufle edenler, her çirkin olay gibi, bir gün oklar kendilerine döndüklerinde, sakın ola ki, basından medet ummasınlar…
Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Merkezi, dün olduğu gibi, yarınlarda da asla yaşamak istemediğimiz meslektaşlarımıza reva görülen bu tip çirkin davranışların, her zaman karşısında olacak ve asla bu olaylara sebebiyet verenlerin peşini, kanunlar çevresinde her platformda arayacak ve bırakmayacaktır.

Saygı ile duyurulur.

TÜRKİYE SPOR YAZARLARI DERNEĞİ
GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU"

13 Kasım 2014 Perşembe

Tayfun Bayındır Yanılıyor

Bugün TRT'de yayınlanan "Manşetlerde Spor" programına denk geldim. Birkaç gün önceye kadar Uğur Meleke'nin oturduğu koltukta bugün Tayfun Bayındır oturuyordu.

Hatırlanacağı üzere, Uğur Meleke, geçen hafta Beşiktaş, Fikret Orman, Fenerbahçe, Aziz Yıldırım, Emre Belözoğlu, GalatasarayTFF, milli takım hakkında çok sert eleştiriler getirmiş ve TRT ile yolları ayrılmıştı.

Tayfun Bayındır'ın futbolla ilgili görüşleri tartışılır. Brezilya maçı ile ilgili esaslı eleştiriler dile getiremedi.

Futbolu bir kenara koyalım! Bayındır hukuki konulara da değindi ve  fahiş hata yaptı.

Bayındır, Fatih Terim'in ligimizde oynayan üç yabancı oyuncuyu devşirmek istediğini, ancak sistemin buna izin vermediğini savundu. Bayındır, bir yabancının Türk vatandaşı olması için, Türkiye'de en az beş sene ikamet etmesi gerektiğini; Terim'in istediği üç oyuncunun bu şartı sağlamadığını ve devşirmenin gerçekleşemediğini söyledi.

Bayındır, mevzuatı eksik biliyor. Bayındır sadece genel şartları okumuş. İstisna hükmünü gözden kaçırmış.

Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre, kural olarak, bir yabancının Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,
ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
d) İyi ahlak sahibi olmak,
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,
g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak.

Bununla birlikte, kanun, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Bakanlığın teklifi, Bakanlar Kurulunun kararı ile sportif alanda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler Türk vatandaşlığı kazanabileceğini öngörmektedir.

Spor alanındaki devşirmeler çok kolay gerçekleşmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın teklifi ile sporcular kısa süre içinde Türk vatandaşlığını kazanmaktadır. Sporcuların kesintisiz beş yıl ikamet etmek, yeteri kadar Türkçe konuşabilmek gibi şartları yerine getirmesi aranmamaktadır.

Güvener, en kısa zamanda hatasını TRT ekranlarında düzeltmelidir.

24 Ekim 2014 Cuma

İsviçre Federal Mahkemesi'nin Kararının Şike Sürecine Olası Etkileri


Fenerbahçe SK, 11 Nisan 2014 tarihinde CAS kararına karşı yapmış olduğu itirazın; İsviçre Federal Mahkemesi’nin (İFM) 16/10/2014 tarihli kararı ile reddedildiğini duyurdu. Kulüp, İFM'nin kararının Türkiye’de hala tartışılan bir döneme ait hukuk dışı yargılama ve kararlarına dayanılarak alınmış bir karar olduğunu iddia etti ve  yeniden yargılama sürecinin sona ermesini müteakiben söz konusu karara karşı her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanacağını açıkladı.

İFM kararının öğrenilmesi ile birlikte, birçok olasılık ve yöntem tartışılmaya başlandı. Aşağıda bunlardan bazılarına değineceğim.

1) Fenerbahçe'nin İFM kararına karşı başvurabileceği bir kurum var mı?

Fenerbahçe SK, İFM'nin kararına karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurabilir.

Şu anda CAS kararları sebebiyle İsviçre’ye karşı açılmış iki dava bulunmaktadır. Claude Pechstein ve Adrian Mutu, İsviçre aleyhine dava açtılar. İHAM da İsviçre'ye CAS'ın bağımsız ve tarafsız olup olmadığını, adil yargılanma hakkının hayata geçirilip geçirilmediğini, gizli duruşma kuralının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediğini sordu. İki dava ile ilgili süreç devam ediyor.

Fenerbahçe de CAS’ın yapısını, temel ilkelere aykırı olduğunu düşündüğü usul kurallarını ve dava sırasındaki uygulamaları İHAM bünyesinde tartışmaya açabilir. Bununla birlikte, Fenerbahçe'nin yeniden yargılamanın beklenmesi gerektiği ve paralel komplo ile ilgili iddiaları İHAM tarafından ciddiye alınmayacaktır.

2) UEFA, CAS ve İFM, hukuk dışı yargılama ve kararlara mı dayandı?

Fenerbahçe SK UEFA, CAS ve İFM’nin kararlarının Türkiye’deki hukuk dışı yargılama ve kararlara dayanılarak alındığını iddia etti.

Bu iddia kısmen doğru, kısmen yanlış.

CAS’ın kararını okuduğumuzda, UEFA’nın ceza mahkemesinin kararını temel alarak karar verdiğini görüyoruz. CAS, UEFA’nın bu uygulamasını eleştirdi. CAS, ceza mahkemesi kararlarının dikkate alınabileceğini ancak bu kararların tek başına bağlayıcı olmadığını belirtti.

Fenerbahçe’nin iddiasının aksine, CAS, ceza mahkemesinin kararına dayanmadı. Yeniden yargılama yaptı. Delilleri tek tek tartışarak değerlendirdi.

CAS’ın ceza mahkemesinin kararını dikkate almadığını ve kendi yargılamasını yaptığını özellikle Sivasspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili tespit ve görüşlerinden anlayabiliriz. CAS, ceza mahkemesinin kararını hiçe sayarak, Sivasspor başkanı Mecnun Otyakmaz’ın şike yapmadığına karar verdi. Üstelik CAS ceza mahkemesinin kabul ettiği “siyah çanta” teorisinin ispatlanamadığını belirtti. (Not: CAS'ın bir başka hakem heyeti, Sivasspor'un başvurusu üzerine yaptığı yargılamada, Mecnun Otyakmaz'ın da şike yaptığına karar verdi. Heyet "önceki karardaki hukuki değerlendirme ile bağlı olmadığını" açıkladı.)

Özetle, CAS kendi yargılamasını yaptı. İFM de CAS'ın yargılamasını ve kararını hukuka uygun buldu.

3) Fenerbahçe, Türkiye’deki yeniden yargılamanın ardından UEFA, CAS ve İFM’nin kararlarına karşı hukukî yollara başvurabilir mi?

Fenerbahçe SKTürkiye’de hala tartışılan bir döneme ait hukuk dışı yargılama ve kararlarına dayanılarak alınmış kararlara karşı, yeniden yargılama sürecinin sona ermesini müteakiben her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanmak yolundaki kararlılığını ve mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğini” duyurdu.

Fenerbahçe SK, bu süreçte spor hukuku ile ceza hukukunu harmanlamaya çalıştı. Oysa spor hukuku ve ceza hukuku ayrı kollardan yürüyen, ayrı kurallara dayanan hukuk dallarıdır.

UEFA ve CAS, UEFA talimatlarını dikkate alarak ceza verdi. Ceza mahkemesi ise Nisan 2011’de yürürlüğe giren 6222 sayılı Kanun’u temel aldı ve önümüzdeki süreçte bu kanunu uygulayacak. İsviçre hukukuna tabi iki tüzel kişiliğin Türk mevzuatı ile bağlı olmadığı ve bu mevzuatı uygulamayacağı açık.

UEFA Disiplin Talimatı ile 6222 sayılı Kanun şike suçunu farklı şekillerde düzenlemektedir. Bu farkları uzun uzun yazmayacağım. Kısaca ifade etmek gerekirse, 6222 sayılı Kanun’a göre suç olmayan fiiller, UEFA mevzuatına göre disiplin suçu teşkil etmektedir.

6222 sayılı Kanun, yürürlüğe girdiği 14 Nisan 2011’den itibaren işlenen şike suçlarına uygulanır. Oysa UEFA Talimatı için bu süre sınırı söz konusu değil. 6222 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılan şike faaliyetleri ceza mahkemesi tarafından cezalandırılamazken, UEFA tarafından cezalandırılabilir.

3 Temmuz sürecinde ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın ve yargılama sonucu verilen kararların hukuka aykırılığı tartışmalıdır. Yargıtay, ceza mahkemesinin kararını kısmen onamış; kısmen bozmuştur. Bozma kararının gerekçesi ise sanıkların beraat etmesi gerekliliği değildir. Yargıtay, bazı sanıkların şike ve teşvik primi suçu işlediğinin tespit etmiş ancak bu sanıkların cezalarının ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Şike ve teşvik primi suçları bu sanıklar için sabittir.

Yargıtay'ın ceza mahkemesinin verdiği iki sanık (Erdem Konyar ve Bülent Uygun) hakkındaki beraat kararlarını bozduğunu da dikkate almak gerekir.

CMK’da yapılan kanun değişikliğinin ardından verilen yeniden yargılama kararının hukuka uygunluğu ise tartışmalıdır. Kanun değişikliği, “yeni olay” olarak değerlendirilemez ve yeniden yargılama sebebi olamaz. Ayrıca yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmez. Önceki yasanın yürürlükte olduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin yenilenmesi de gerekmez.

İki ceza mahkemesi, hukuka aykırı olarak yeniden yargılama kararı vermiştir. Yeniden yargılama sürecinde tapelerin delil olarak kabul edilmeyeceği iddia edilmektedir. Böylece davanın temeli çökmüş olacak ve büyük ihtimalle sanıklar hakkında beraat kararı verilecektir.

Ceza mahkemesinin olası beraat kararı UEFA’yı, CAS’ı ve İFM’yi etkilemez.

Öncelikle, bu kurumlar zamanında geçerli olarak kabul edilen delilleri temel alarak yargılama yaptı ve kararlarını verdi. Bu üç kurum yolsuzluk operasyonuna darbe vurmak amacıyla yapılan usul kurallarındaki değişikliğin geçmişe etkili uygulanamayacağını ve bu delillerin hukuka aykırı hale gelmeyeceğini belirtebilir. Üstelik İsviçre’deki kurumlar için Türk usul kurallarının değişmesi önem arz etmemektedir.

Söz konusu delillerin hukuka aykırı hale geldiği kabul edilse bile, İFM’nin yerleşik içtihadı gereği, ceza hukukuna ilişkin ilkeler devlet yargısını bağlamakla birlikte, tahkim yargılamasında söz konusu ilkelere sıkı sıkıya uyulması gerekmemektedir. İFM, gerçek kişilerin bile gizlice dinleme yaparak elde ettikleri kayıtlar temel alınarak verilen disiplin cezalarını onadı. CAS'ın bu konuyu detaylı biçimde tartıştığı bir kararı bulunmaktadır. CASİsviçre Federal Mahkemesi kararlarına da atıf yaparak, şike gibi büyük suçlarda hukuka aykırı elde edilen ve insanlık onurunu yaralamayan delillerin temel alınabileceğini açıkladı: http://goo.gl/kRJah7İsviçre Federal Mahkemesi ise, Mart ayında CAS'ın FC Karpaty kararına karşı yapılan iki itiraz üzerine verdiği kararlarda, bir futbolcunun gizlice aldığı ses kaydının delil olarak değerlendirilmesini kabul etti: http://goo.gl/UH09Wnhttp://goo.gl/nVM1At.

Fenerbahçe’nin yöneticileri yeniden yargılamada beraat etseler bile, bu durum UEFA, CAS ve İFM’yi etkilemeyecek. İsviçre kamu düzeni, hukuka aykırı delillerin tahkim yargılamasında değerlendirilmesini kabul ettiği sürece Fenerbahçe’nin "her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanmak yolundaki kararlılığı ve bu yoldaki mücadelesi" boşa çıkacaktır.

4) İFM’nin kararının ardından UEFA kişilere ceza verir mi?

UEFA, Fenerbahçe’ye ceza verdikten sonra kişiler hakkında soruşturma açıldığını ve yeni delillerin toplanması için disiplin müfettişine süre verildiğini açıklamıştı. Bu açıklamanın üzerinden bir yıldan uzun süre geçti ama UEFA kişilere ceza vermedi.

UEFA’nın bu kadar uzun süre beklemesinin sebebi bilinmiyor. Tahmin yürütmek zor.

İFM’nin kararının ardından UEFA’nın rahatladığını söyleyebiliriz. UEFA, isterse, CAS’ın tespit ettiği şike olayları sebebiyle bu faaliyetlerde rol alan yönetici ve sporculara ceza verebilir. Hatta UEFA, CAS’ın “aleyhe bozma yasağı” gerekçesi ile incelemekten imtina ettiği dört maçı da soruşturma kapsamına alarak, toplam sekiz maçı değerlendirebilir.

UEFA'nın kişilere ceza vermesinin ardından, FIFA da bu kişilerin cezasını genişleterek dünya çapında hak mahrumiyetine çevirebilir.

Bir noktayı unutmamak lazım. CAS, UEFA’nın verdiği cezayı çok az bulmuştu. Benzer olaylarda çok katı tavır alan UEFA’nın Fenerbahçe’ye verdiği ceza CAS’ı şaşırtmıştı. CAS’ın bu tespitini dikkate alınca, UEFA’nın kişilere ceza vermemek, en azından az ceza vermek için fırsat kolladığından şüphelenmek doğal olacaktır.

5) Fenerbahçe küme düşecek mi? TFF’ye yaptırım uygulanacak mı?

İFM’nin kararının ardından UEFA’nın TFF’ye baskı uygulamasını ve Fenerbahçe’ye ceza vermesini bekleyenler olacak.

İki hususa dikkat etmek gerekir.
1) UEFA’nın talimatında küme düşürme cezası bulunmamaktadır. UEFA, yerel lige müdahale ederek Fenerbahçe’ye küme düşme cezası veremez.
2) UEFA’nın talimat değişikliği ve Astana Kararları geçmişe etkili uygulanamaz. UEFA, TFF’ye ceza veremez. Ancak CAS’ın Porto Kararı’ndaki ilke hayata geçirilirse, UEFA talimatındaki değişikliğin geçmişe etkili uygulanabileceği iddia edilebilir. UEFA’nın açıklamalarından, onun TFF’ye bir ceza vermeyeceğini anlıyoruz.

TFF ve Fenerbahçe, UEFA’dan değil, FIFA’dan çekinmelidir.

FIFA Statüsü, FIFA'ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer FIFATFF'den İFM kararıyla kesinleşen CAS kararını dikkate alarak ilgili kişilere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA'nın TFF'nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFATFF'nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir.

FIFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir ve TFF'nin üyeliğini askıya alabilir.

Yukarıda yazdığımız kuralları uygulayıp uygulamamak FIFA ve UEFA’nın takdirindedir. Her iki kurumun, özellikle FIFA’nın güven vermeyen ve yolsuzluklarla anılan kurumlar olduğunu aklımızdan çıkarmamız gerekir. FIFA’nın 2011’den beri şike süreci hakkında tek satır açıklama yapmaması, onun niyetini açıkça göstermektedir.

21 Eylül 2014 Pazar

Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu'nda Kapılar Açıldı mı?

Bugün Recep Tayyin Erdoğan Stadı'nda oynanan Kasımpaşa A.Ş. - Kardemir Karabükspor müsabakasının yirminci dakikasında, taraftarların Passolig denetimi yapılmadan, usulsüz şekilde stada alındıkları iddia ediliyor.

Bu iddia doğru mu bilmiyorum. TFF yanıt verecektir.

İddia doğru ise, müsabakaya usulsüz şekilde giren, bunları stada sokan ve kişiler ile kulüpleri bekleyen cezalar ne olacak?

6222 sayılı Kanun ve TFF Talimatları dikkate alındığında taraftarların stadyuma usulsüz girişinden ev sahibi  kulüp, spor güvenlik birimi, müsabaka güvenlik amiri, gözlemci polis, özel güvenlik görevlileri federasyon ve federasyon bünyesinde saha komiserleri sorumlu.

Makale yazacak vaktim olmadığı için sadece "usulsüz seyirci sokulması" ile ilgili düzenlemeleri paylaşıyorum.

I) 6222 sayılı Kanun

Spor alanlarının güvenlik ve düzenine ilişkin tedbirler (md. 5)

- Spor müsabakalarına, kişi ancak adına düzenlenen elektronik kart ile izleyici olarak girebilir. Spor müsabakasına izleyici olarak girecek kişilerin kontrolünü ev sahibi kulüp yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde her müsabaka için; (e)n üst futbol liginde bulunan spor kulüplerine yüzbin Türk Lirası idari para cezası verilir (21/II).

Bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetim yetkisi federasyonlara ait olup federasyonlar bu amaçla bünyelerinde merkezi kontrol sistemi oluşturur.


Spor Alanlarına Usulsüz Seyirci Girişi (md. 15)

"(Passolig'i)  olmaksızın spor müsabakalarını izlemek amacıyla spor alanlarına giren kişi, adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun spor müsabakalarına seyirci olarak katılmaktan yasaklanmış kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek adli para cezasının miktarı elli günden az olamaz.

Spor alanlarına spor müsabakalarını izlemek amacıyla bu Kanun hükümlerine aykırı olarak seyirci kabul eden veya kabul edilmesini sağlayan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para(1) cezası ile cezalandırılır. Suçun spor müsabakalarına seyirci olarak katılmaktan yasaklanmış kişi lehine işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."


1) Emniyet müdürlükleri ile jandarma komutanlıklarının görev, yetki ve sorumlulukları (md. 7):

- Kanuna aykırı hareket eden kişiler hakkında gerekli adli işlemleri yapmak ve haklarında seyirden yasaklanma tedbiri bulunanların fotoğrafını almak ve kişilere ait bilgileri elektronik bilgi bankasına kaydedilmek üzere spor güvenlik birimine bildirmek,

- Alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisinde olduğu açıkça anlaşılan kişilerin spor alanına girmesini engellemek.

- Her türlü silah, kesici veya delici alet, sis bombası, ses bombası veya maytap gibi patlayıcı, parlayıcı, yanıcı, yakıcı maddeler ile taş, metal gibi fırlatılabilecek veya yaralayıcı nitelikte sert cisim veya tehlike arz edebilecek veya müsabaka düzenini bozabilecek diğer maddeler ile alkollü içecekler ve çevreyi kirletecek nitelikte konfeti ve benzeri cisimlerin spor alanına sokulmaması için gerekli tedbirleri almak,

- 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu hükümleri uyarınca, spor müsabakası öncesinde, esnasında ve sonrasında spor alanının çevresinde ve müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve geliş güzergâhlarında, taraftarların üstünde, aracında ve eşyasında arama yapmak, Kanun kapsamında öngörülen yasak madde ve eşyalara el koymak,

- Müsabakalara girişte pankart, afiş ve diğer malzemelerin kontrolünü yapmak ve belirlenen esaslara aykırı yazı, şekil, ibare ve malzemeyi spor alanına almamak.

2) Müsabaka güvenlik amirinin (Spor alanlarında güvenliğin sağlanması amacıyla mülki idare amiri tarafından görevlendirilmiş genel kolluk amiri) görevleri (md. 8):

- (...) Yönetmeliğe aykırı davranan kişilerin tespit edilmesini, şartlar uygun olduğu takdirde bu kişilerin müsabaka alanının dışına çıkarılmasını, mevcut şartlar ve kamu düzeni gerekçeleriyle anında dışarı çıkartılması uygun görülmeyen kişiler veya taraftar gruplarının kamera ve fotoğraf makinesi gibi teknik araçlarla tespit edilmesini ve eylemleri tanıkla veya diğer belgelerle delillendirerek, haklarında kanuni işlem yapılmasını sağlamak,

- Yönetmeliğe aykırı davranan kişilerin tespit edilmesini, şartlar uygun olduğu takdirde bu kişilerin müsabaka alanının dışına çıkarılmasını, mevcut şartlar ve kamu düzeni gerekçeleriyle anında dışarı çıkartılması uygun görülmeyen kişiler veya taraftar gruplarının kamera ve fotoğraf makinesi gibi teknik araçlarla tespit edilmesini ve eylemleri tanıkla veya diğer belgelerle delillendirerek, haklarında kanuni işlem yapılmasını sağlamak,

- Spor alanlarının çevresinde ve spor alanı girişlerinde spor müsabakası ile ilgili olarak mülki amirin yazılı iznine istinaden genel kolluk görevlileri ile bunların gözetiminde olmak üzere özel güvenlik görevlilerine izleyicilerin üstünü ve eşyasını teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol ettirmek, aratmak ve üst araması yaptırmak,

- Müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında spor alanının çevresinde ve müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve geliş güzergâhında, taraftarların üstünün, eşyasının ve araçlarının, 2559 sayılı Kanunun önleme aramasına ilişkin hükümlerine göre aranmasını sağlamak,

- Spor alanlarındaki eksiklikler ile spor kulüplerince yerine getirilmeyen yükümlülükleri içeren müsabaka güvenlik raporunu spor güvenlik birimine iletmek,

- Alınan tedbir ve uygulamalarda Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden özel güvenlik görevlileri hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin uygulanmasını sağlamak,

- Müsabakalarda görev alan özel güvenlik görevlilerini denetlemek ve spor güvenlik kurullarında belirlenen sayıda özel güvenlik görevlisi bulundurmayan spor kulübü hakkında idari yaptırım uygulanmasını teminen Cumhuriyet başsavcılığına başvurmak,

3) Spor güvenlik biriminin (Sorumluluk alanlarına göre il ve ilçe emniyet müdürlükleri veya jandarma komutanlıkları tarafından kurulan birim) görev, yetki ve sorumlulukları (md. 9):

- Müsabaka güvenlik amiri ve spor kulübü güvenlik sorumlusu ile birlikte müsabakanın güvenliğini tehdit edebilecek olayların önüne geçilmesi amacıyla, taraftardan sorumlu kulüp temsilcileri ile koordineli olarak gerekli tedbirleri almak,

- Kanuna aykırı fiilleri işleyenleri, gelişmiş kamera ve elektronik bilet sisteminden ve merkezi veri tabanındaki bilgilerden yararlanarak, fotoğraflı, görüntülü ve her türlü delilleri ile birlikte tespit etmek ve ettirmek,

- Futbolda en üst lig ve bir altındaki lig için her bir kulüple ilgili gözlemci polis görevlendirmek Müsabaka güvenlik raporunu, gereğinin yapılması için ilgili federasyona, il veya ilçe spor güvenlik kuruluna ve merkezi spor güvenlik birimine göndermek,

4) Gözlemci polisin (Futbol dalında en üst lig ve bir altındaki lig için spor güvenlik biriminden, bu birimin olmadığı yerlerde spor güvenliği ile ilgili iş ve işlemleri yürüten birimden görevlendirilen genel kolluk görevlisi) görev, yetki ve sorumlulukları (md. 10)

- Dış saha dahil olmak üzere, görevli olduğu tüm müsabakalarda haklarında müsabakaları seyirden yasaklanma tedbiri uygulanan taraftarların spor alanlarına girişlerini engellemek için seyirci giriş kapısında taraftardan sorumlu kulüp temsilcisiyle birlikte gerekli çalışmaları yapmak ve tespit ettiği hususları müsabaka güvenlik amirine ve il spor güvenlik birimine bildirmek.

4) Federasyonların görev, yetki ve sorumlulukları (md. 11)

- Elektronik kartlı bilet sistemine geçilen müsabakalarda; bilet organizasyonu ve seyircilerin müsabaka alanlarına giriş ve çıkışına ilişkin kontrol ve denetimi gerçekleştirmek,

- Biletsiz seyirci girişini önleyici tedbirler aldırmak ve denetlemek

5) Spor kulüplerinin görev, yetki ve sorumlulukları (md. 12):

- Profesyonel futbol liginde (...), spor alanı güvenlik planında belirtilen görev tanımlarına uygun olarak, kulüp güvenlik sorumlusunun koordinasyonunda, kulüp görevlileri ve özel güvenlik görevlileri marifetiyle (...) spor alanı etrafındaki birinci güvenlik çemberinden itibaren, seyircilerin yönlendirilmesi, bilet kontrolü, tahliye alanlarının boş bırakılması, sahaya girmeye çalışacak riskli taraftarların ve haklarında seyirden yasaklanma tedbiri bulunanların girişinin engellenmesi, acil durumlarda seyircilerin en yakın sağlık odası veya tahliye alanlarına yönlendirilmesi ile ilgili tedbirlerin alınmasını sağlamak. 

- Futbol dalında en üst lig ile bir altındaki ligde müsabakalara girişi sağlayacak (elektronik) (...) bilet satışlarını kişilere özgü elektronik kart üzerinden yapmak; spor müsabakalarına kişilerin adlarına düzenlenen elektronik kart ile girişlerini gerçekleştirmek ve bu amaçla kurulacak sistemlerin giderlerini karşılamak, elektronik bilgi bankasından yapılan sorgulamada haklarında seyirden yasaklanma tedbiri bulunduğu tespit edilenlere bilet satışı yapmamak,

- Kanunda belirtilen spor alanına sokulması yasak olan ruhsatlı dahi olsa ateşli silahlar ile esasen bulundurulması yasak olan diğer silahların, her türlü kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddelerin, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve ilgili federasyonun belirlediği esaslara aykırı olarak alkollü içecekler ile çevreyi kirletebilecek veya müsabaka düzenini bozabilecek cisimlerin, müsabaka öncesinde spor alanında bulunup bulunmadığını özel güvenlik personeli marifetiyle kontrol etmek ve bunların spor alanlarına sokulmasını ve müsabaka alanına atılmasını önlemek,

- Ev sahibi oldukları veya sayıldıkları müsabakalara seyirci olarak girecek kişilerin kontrolünü yapmak,

- Kulüp güvenlik sorumlusu ve kulüp görevlilerinin federasyonun belirlediği kriterlere uygun olmasını ve kusurlu davranan özel güvenlik görevlisinin yeniden görev almamasını sağlamak.

6) Özel güvenlik görevlilerinin görev, yetki ve sorumlulukları (md. 13)

- Seyirciler seyir alanına alınmadan önce spor alanında bulunmak, güvenlik kontrolü yapmak, müsabaka tamamlandıktan sonra sporcu ve seyirciler spor alanını tamamen terk edinceye kadar spor alanının iç güvenliğini sağlamak,

- Spor alanına girişte, genel kolluk görevlilerinin gözetiminde olmak üzere mülki amirin yazılı iznine istinaden izleyicilerin üstünü ve eşyasını teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol etmek ve aramak ile seyir alanına ruhsatlı dahi olsa ateşli silahlar ile esasen bulundurulması yasak olan diğer silahların, her türlü kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddeler ile uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve ilgili federasyonun belirlediği esaslara aykırı olarak alkollü içeceklerin sokulmasını ve kullanılmasını engellemek,

- Seyircilerin, biletlerinde belirtilen koltuk numaralarına göre oturmalarını ve tahliye merdivenlerinin boş bırakılmasını sağlamak.

7) Taraftardan sorumlu kulüp temsilcisinin görev, yetki ve sorumlulukları (md. 14):

- Müsabaka güvenliğinin sağlanması konusunda güvenlik görevlilerine yardımcı olmak,

- Müsabaka alanlarında güvenlik için tehlike oluşturabilecek konuları güvenlik görevlilerine iletmek,

8) Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi (md. 23): Spor müsabakaları öncesinde toplanan spor güvenlik kuruluna katılmayan, kurul kararlarına uymayan, Kanunda öngörülen sorumluluk ve görevlerini yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlar ile ilk yardım ve itfaiye personeli, hakkında gerekli adli ve idari işlem başlatılmak üzere mahallin en büyük mülki amirine bildirilir. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen kulüpler ile taraftardan sorumlu temsilci ve kulüp görevlileri, hakkında gerekli işlemler yapılmak üzere ilgili federasyona bildirilir

III) TFF Talimatları

Futbol Müsabaka Talimatı md. 16/2: "Bu belgeler dışındaki bir belge ile müsabakalara seyirci alınamaz. "

Futbol Saha Komiserleri Talimatı md. 6/r: "Tribünler dahil sahada emniyet önlemlerinin alınmasını sağlamak,"



1) Usulsüz Seyirci Alma (md. 49)

"Stadyuma giren seyirci sayısı hakkında gerçeğe aykırı belge düzenleyen, beyanda bulunan, stadyuma seyirciyi biletsiz olarak veya bilet yerine herhangi bir belge ile sokan, rakip kulüp seyircisine aynı seyir kalitesindeki yerler için kendi seyircisine uyguladığı bilet fiyatının %30’dan fazla fiyat uygulayan, stadyuma veya tribüne kapasitesi üzerinde seyirci alan veya benzeri fiillerle menfaat sağlayan kulüplere Süper Lig için 100.000.-TL’den 200.000.-TL’ye kadar (...) para cezası verilir."

2) Görevi İhmal ve Kötüye Kullanma (md. 59)

"(1) Görevlerinin gereğini yerine getirmeyen müsabaka görevlilerine ve diğer görevlilere üç aydan bir yıla kadar hak mahrumiyeti cezası verilir.
(2) Görevin kötüye kullanılması halinde, faillere bir yıldan üç yıla kadar hak mahrumiyeti veya lisansın iptali cezası verilir."