Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2015 Salı

CAS'ın 3 Temmuz Süreci ile İlgili Kararları

Bugün yeniden yargılama kararı verilen şike davasının ikinci duruşması gerçekleşiyor.

Sanık avukatları delillerin geçersiz olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddia ile ilgili görüşlerimi yazmıştım: http://goo.gl/TkquBe

Sanık avukatları ve taraflı gazeteciler "kumpas", "komplo", "cemaat", "paralel" derken kamuoyu olayın özünü ve gerçekleri gözden kaçırıyor.

Olayları hatırlatacak vaktim yok. Gerçekleri CAS kararlarında okumak en doğru tercih olacaktır. CAS polisin, ceza mahkemesinin, Yargıtay'ın, TFF'nin, UEFA'nın yorumları ile bağlı kalmadan yeni baştan yargılama yaptı. Tapeleri tek tek inceledi, değerlendirdi. Bazı tapelerde UEFA'nın yorumlarını reddetti. Hatta ceza mahkemesinin değerlendirmelerinin tersine sonuçlara ulaştı.

Sadece CAS kararları ile yetinmek doğru olmaz. CAS kararını inceleyen İsviçre Federal Mahkemesi'nin kararını da okumak gerekir. Fenerbahçe, İFM'nin kararına karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne başvurmadı. Demek ki kararı hukuka uygun buldu. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların inandırıcı olmadığı ortaya çıktı.

CAS'ın ve İFM'nin kararlarını okumanızı öneririm. Özellikle hukukçular ve gazeteciler bu kararları iyi okumalı ve sindirmeliler.

Kararların listesi aşağıdadır:




13 Kasım 2014 Perşembe

Tayfun Bayındır Yanılıyor

Bugün TRT'de yayınlanan "Manşetlerde Spor" programına denk geldim. Birkaç gün önceye kadar Uğur Meleke'nin oturduğu koltukta bugün Tayfun Bayındır oturuyordu.

Hatırlanacağı üzere, Uğur Meleke, geçen hafta Beşiktaş, Fikret Orman, Fenerbahçe, Aziz Yıldırım, Emre Belözoğlu, GalatasarayTFF, milli takım hakkında çok sert eleştiriler getirmiş ve TRT ile yolları ayrılmıştı.

Tayfun Bayındır'ın futbolla ilgili görüşleri tartışılır. Brezilya maçı ile ilgili esaslı eleştiriler dile getiremedi.

Futbolu bir kenara koyalım! Bayındır hukuki konulara da değindi ve  fahiş hata yaptı.

Bayındır, Fatih Terim'in ligimizde oynayan üç yabancı oyuncuyu devşirmek istediğini, ancak sistemin buna izin vermediğini savundu. Bayındır, bir yabancının Türk vatandaşı olması için, Türkiye'de en az beş sene ikamet etmesi gerektiğini; Terim'in istediği üç oyuncunun bu şartı sağlamadığını ve devşirmenin gerçekleşemediğini söyledi.

Bayındır, mevzuatı eksik biliyor. Bayındır sadece genel şartları okumuş. İstisna hükmünü gözden kaçırmış.

Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre, kural olarak, bir yabancının Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,
ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
d) İyi ahlak sahibi olmak,
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,
g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak.

Bununla birlikte, kanun, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Bakanlığın teklifi, Bakanlar Kurulunun kararı ile sportif alanda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler Türk vatandaşlığı kazanabileceğini öngörmektedir.

Spor alanındaki devşirmeler çok kolay gerçekleşmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın teklifi ile sporcular kısa süre içinde Türk vatandaşlığını kazanmaktadır. Sporcuların kesintisiz beş yıl ikamet etmek, yeteri kadar Türkçe konuşabilmek gibi şartları yerine getirmesi aranmamaktadır.

Güvener, en kısa zamanda hatasını TRT ekranlarında düzeltmelidir.

29 Ocak 2014 Çarşamba

FIFA ve UEFA'nın Muhtemel Yaptırımları

Yargıtay'ın birçok isim için şike sürecini bitiren kararının ardından gözler FIFA ve UEFA'ya çevrildi.

Medya ve sosyal medyada takip ettiğim hukukçular birbiriyle çelişen yorumlar yapıyorlar.

Yargıtay kararından önce "UEFA kulüplere ceza veremez" diyen bazı hukukçular ağız değiştirdiler. Şimdi UEFA'nın küme düşme cezası verebileceğini iddia ediyorlar.

Bazı hukukçular TFF için yeniden yargılama söz konusu olamayacağını, zira Yargıtay kararının yeni delil olmadığını belirtiyorlar.

Bir kesim TFF'ye bile ceza verilemeyeceğini, UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını savunuyor.

Ciddiye almakta zorlandığım tek görüş ise "Türkiye'de yeniden yargılamaya ilişkin kanun değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, Yargıtay kararının bozulacağını ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeni bir sürecin başlayacağını, spor hukukunun da bu sürecin sonunu beklemesi gerektiğini; olası beraat kararlarının ardından spor hukukunda yeniden yargılama yapılması gerektiği"ni iddia ediyor. Bu görüş sahipleri, Türk yargı sistemindeki yolsuzluğun UEFA'nın dikkatinden kaçamayacağını ileri sürüyorlar.

Eminim gözden kaçırdığım görüşler vardır. Hepsini ayrı ayrı değerlendirmem gerekmiyor. Bu yazıda kendi görüşümü paylaşacağım.

Öncelikle, FIFA ve UEFA Türk yargı sistemindeki yozlaşmayla ilgilenmez. UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu ve CAS sadece mahkeme kararını değil, delilleri de dikkate alarak karar verdi. Üstelik Yargıtay tapelerin gerçeği yansıttığını, sanıkların tapelerin içeriğine itiraz etmediklerini hatta sanıkların bazı ses kayıtlarının dinlenmesine karşı çıktıklarını açıkladı. UEFA ve FIFA için tapelerin sahte olmaması, içeriklerine itiraz edilmemesi yeterli. Bu tapelerin nasıl elde edildiğinin hiç önemi yok. Mahkeme kararı olmasaydı bile, tapeler tek başına UEFA için yeterli olacaktı. CAS için de durum aynı. CASAmadou Diakite ve Ahongalu Fusimalohi kararlarında tapeler, temel alarak kararları onadı. CAS, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen tapelerin şike gibi sporun doğasına zarar verecek büyük ihlallerin ispatında önemli delil olduğunu benimsedi. CAS, devlet mahkemeleri için bağlayıcı olan temel ilkelerin özel hukuka tabi tahkim yargılamasında birebir uygulanamayacağını ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin bu görüşü kabul ettiğini örnek içtihatlarla ortaya koydu.

Bu sebeple, şike soruşturmasında elde edilen ses kayıtları ceza yargılamasında hukuka aykırı kabul edilse bile, spor hukukunda kesinlikle nazara alınır. Ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edilmiş olması tek başına spor hukukunda yeniden yargılamayı gerektirmez.

FIFA ve UEFA ne tür cezalar verebilir?

Bazı hukukçular UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını; şike, ırkçılık gibi temel değerlere saldırı niteliği taşıyan eylemlerin gereği gibi soruşturulmaması durumunda UEFA'ya ceza verme yetkisi tanıyan yeni hükmün TFF ve yöneticileri şike yapan kulüplere uygulanamayacağını iddia ediyorlar.

CAS, Porto Kararı'nda UEFA talimatında şike ile getirilen yeni hükümlerin geçmişe etkili uygulanabileceğini kabul etti. Her ne kadar Porto, talimat değişikliğinden önce şike yapmış olsa da, UEFA'nın yeni talimatı uygulayarak Porto'yu Avrupa Kupaları'na kabul etmeme yetkisi olduğunu açıkladı. Aynı gerekçeyle, UEFA'nın son talimat değişikliğinin 3 Temmuz sürecine etkili olabileceği kabul edilebilir.

3 Temmuz sürecinde UEFA, şike sürecinin TFF'nin egemenliğinde olduğunu ve TFF'nin iç işleyişine müdahale etmeyeceğini açıklamıştı. Dikkat edilirse, bu açıklamalar talimat değişikliğinden önce yapılmıştı. Talimatın yeni düzenlemeleri UEFA'ya ulusal federasyonların iç işleyişine karışma, hatta federasyon yerine karar verme yetkisi tanıyor.

UEFA ve FIFA öncelikle TFF'ye ceza verebilir. TFF, gereği gibi soruşturma yapmadığı gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulabilir.

TFF'ye hangi cezalar verilebilir?

UEFA ve FIFA'nın kulüplere, federasyonlara verilecek cezalarda geniş takdir yetkisi bulunuyor.

1) Önce, bugüne kadar kimsenin bahsetmediği bir ihtimali tartışmaya açayım.

FIFA Statüsü, FIFA'ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer UEFA ve FIFA, TFF'den Yargıtay kararıyla kesinleşen mahkumiyet kararlarını dikkate alarak ilgili kişi ve kulüplere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA'nın TFF'nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFA, TFF'nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir. FIFA, bu kararı vermeden önce UEFA'ya danışmalıdır.

Yukarıdaki ihtimal Türkiye'de bomba etkisi yapar. Bilindiği üzere, futbol camiası TFF'nin dokunulmaz olduğunu iddia ediyor. Hükümet, Bakanlar, muhalefet partileri de özerkliği dokunulmaz olarak yorumluyor. Her türlü yolsuzluğa imza atanlara müdahale edilemeyeceğini, bu pisliğin TFF'nin iç sorunu olduğunu savunuyor. İsviçre, İngiltere, Fransa, Güney Afrika'da futbol federasyonları hakkında soruşturmalar açıldı. Hatta FIFA bile soruşturuldu. İsviçre mahkemeleri FIFA'nın birkaç yöneticisini cezalandırdı. Hiçbir futbol federasyonu dokunulmaz değil. Türkiye hariç. Anayasa değişikliği ile TFF'nin dokunulmazlığı katmerlendi. Bu da hükümetin ve muhalefet partilerinin ayıbı.

Türkiye'de TFF'ye dokunulamazken, FIFA üye federasyonların yönetimlerine karışabiliyor. Sadece belli bir kararı almaya zorlamakla yetinmeyip, doğrudan yönetimi görevden alıp, karar verecek yeni bir yönetim getirebiliyor.

2) FIFA ve UEFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir.

3) TFF'nin üyeliği askıya alınabilir.

Peki FIFA ve UEFA kulüplere ceza verebilir mi?

UEFA'nın 2013 tarihli talimatı sadece UEFA tarafından düzenlenen maç ve turnuvalarda değil, ayrıca UEFA'nın kuruluş amaçlarından birine esaslı aykırılık hallerinde de uygulama alanı bulacak. Bu yetki ancak üye federasyonların yeterli soruşturmayı yapmaları halinde uygulanamayacak (UEFA Disiplin Talimatı md. 2/IV).

TFF'nin şike sürecini nasıl yönettiğini biliyoruz. Etik Kurulu'nun saçma raporunu, PFDK'nın açıkça hukuka aykırı kararını ve TFF Tahkim Kurulu'nun şikeye 3 maç ceza verdiği kararı unutmadık.

UEFA, TFF yönetim kurulu ve hukuk kurullarının şikeyi örtbas etmek için harcadığı çabanın farkında. UEFA, 2013 tarihli talimatını uygulayarak öncelikle TFF'ye ceza verebilir. Bu talimata dayanarak kulüpleri de cezalandırabilir.

UEFA, kulüplere hangi cezaları verebilir?

Bir hususu unutmamak gerekir. UEFA sadece kendi disiplin talimatında yer alan cezaları verebilir. UEFA'nın küme düşürme yetkisi bulunmamaktadır. UEFA kulüplere "uyarı"dan başlayarak çeşitli cezalar verebilir ama küme düşürme cezası veremez.

Şikeye karışmış kulüplere verilebilecek en ağır cezalar Avrupa Kupaları'ndan men ve en üst ceza olarak lisansın iptalidir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş UEFA tarafından cezalandırıldı. Her ne kadar Beşiktaş için cezanın kesin olmadığı, durumun tekrar değerlendirileceği belirtilse bile, cezanın arttırılacağını sanmıyorum.

Türkiye'de Sivasspor, Giresunspor ve Bülent Uygun'un Yargıtay tarafından yönetici olarak değerlendirilmesinin tartışılmasının ardından belki Eskişehirspor UEFA tarafından cezalandırılabilecektir.

Bu süreçle ilgili asıl aktör FIFA'dır. FIFA'nın kulüplere küme düşme cezası verme yetkisi var. FIFA doğrudan bu cezayı vermeyip, TFF'ye yeni yönetim atadıktan sonra kulüplere ceza verilmesini sağlayabilecek.

Çok önemli bir noktayı atlamayalım. FIFA ve UEFA sadece Yargıtay aşamasından geçmiş kararlarda yer alan maçlarla sınırlı karar vermeyecektir. 6222 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ancak mahkemenin cezalandıramadığı şike olayları da UEFA ve FIFA'nın radarında olacaktır. 

Aynı şekilde, 6222 sayılı Kanun'a göre suç olmayan ancak UEFA talimatına göre suç olan fiiler de UEFA tarafından değerlendirilebilir.

Örneğin, Barış Özbek'in, o süreçte görev aldığı Galatasaray'ın kadrosunu üçüncü kişilerle paylaşması UEFA düzenlemelerine göre şikeydi. TFF Etik Kurulu bu hareketi sadece etik ihlal olarak değerlendirdi ve oyuncunun Etik Kurulu'na sevk edilmesi gerektiğini açıkladı. TFF ise bu sporcuyu Etik Kurulu'na sevk etmedi.

Aynı şekilde, Hikmet Karaman, kendisine yapılan şike/teşvik primi teklifini kabul etmemesine rağmen, bunu TFF'ye bildirmediği için cezalandırılmalıydı. Karaman hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

TFF Etik Kurulu, birçok şike fiilini sadece etik ihlal olarak değerlendirdi. Bu fiillerin listesini paylaşmıştım: http://goo.gl/wC5K1I

Özetle, UEFA ve FIFA, TFF'nin görmezden geldiği bütün şike ve teşvik primlerini göz önüne alacaktır. Kişiler ve kulüpleri cezalandıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, UEFA ve FIFA aşağıdaki maçları da değerlendirebilecektir. FIFA ve UEFA'da lobi yapmaya çalışanların bu maçları özellikle belirtmesi ve iki federasyonun dikkatini çekmesi gerekir:
Manisaspor - Trabzonspor (21.02.2011)
Fenerbahçe - Kasımpaşa (26.02.2011)
Kayserispor - Manisaspor (04.03.2011)
Bursaspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (06.03.2011)
Gençlerbirliği - Fenerbahçe (07.03.2011)
Galatasaray - Fenerbahçe (18.03.2011)
Gençlerbirliği - Trabzonspor (20.03.2011)
Diyarbakırspor - Giresunspor (04.04.2011)
Eskişehirspor - Fenerbahçe (09.04.2011)
Trabzonspor - Bursaspor (17.04.2011)
Karşıyakaspor - Giresunspor (18.04.2011)
Eskişehirspor - Trabzonspor (22.04.2011)
Giresunspor - Mersin İdman Yurdu (24.04.2011)
Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (01.05.2011)
Karabükspor - Fenerbahçe (08.05.2011)
Beşiktaş - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (11.05.2011)
Fenerbahçe - Ankaragücü (15.05.2011)
Trabzonspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (15.05.2011)
Sivasspor - Fenerbahçe (22.05.2011)

Tahkim Kurulu Kasımpaşa-BJK Maçı İçin Kararını Verdi

TFF Tahkim Kurulu, Kasımpaşa-BJK maçı ile ilgili kararını verdi.

Büyük tartışmalara, protestolara neden olan olayı hatırlayalım.




TFF Tahkim Kurulu'nun bu kararının, diğer kararlarının da olduğu gibi, sorgulanması gerekiyor.

Öncelikle, Tahkim Kurulu'nun kararı gerekçeli değil. Hem BJK'nin hem de Kasımpaşa'nın itirazlarını reddeden Kurul, hangi kurala göre karar verdiğini açıklamadı.

Yönetim kurulunun kararını onadığını belirtmekle yetinen Tahkim Kurulu, yönetim kurulunun hangi gerekçelerle karar verdiğini açıklamadı.

İşin ilginç yanı, TFF yönetim kurulu, ilgili kararını oyçokluğu ile vermişti. Tahkim Kurulu, oy dağılımına hiç değinmedi. Azınlık oyu sahiplerinin gerekçelerinin neden yanlış olduğunu açıklamadı.

TFF Tahkim Kurulu'ndan ne beklerdik?

1) Kural hatası - hakem hatası ayırımını detaylı biçimde açıklamalıydı.

2) Dünyada kural hatası gerekçesiyle maç tekrarı yönünde karar verilip verilmediğini belirtmeliydi. FIFA Oyun Kuralları'na göre, biten bir maçın ardından hakem kararlarına müdahale edilemez. Bugüne kadar FIFA ve UEFA, "kural hatası" diyerek hiçbir maçın tekrar edilmesine karar vermedi. Bu yönde itirazlar hep reddedildi. Tahkim Kurulu, Türkiye'de uydurulan bu kavrama sığınmamalıydı.

3) TFF yönetim kurulu kararı detaylı biçimde irdelenmeliydi. Çoğunluk ve azınlık görüşlerinin gerekçelerini açıkça kaleme almalıydı. Hangi görüşe ne gibi gerekçelerle katıldığını belirtmeliydi.

4) BJK ve Kasımpaşa'nın itirazlarının gerekçelerini belirtip, tüm bu gerekçeleri çürütmeliydi.

Spor tahkiminde "hız"dan bahsedip duruyorlar. Gerçekten hız çok önemli. Ancak tahkim aynı zamanda gerekçe demektir. Gerekçesiz kararlar kabul edilemez. Maçın üzerinden bir aydan uzun zaman geçtikten sonra yönetim kurulu karar verebildi. Tahkim Kurulu, kendisine itiraz edileceğini bilmesine rağmen hazırlık yapmadı. Tahkim Kurulu da haftalarca bekledi. Çıka çıka, "itirazların reddine" şeklinde bir karar çıktı.

Tahkim Kurulu yanılıp da "CAS da gerekçesiz karar verdi" demesin! CAS, şike gibi kapsamlı bir dosyada kararını açıkladı. Üstelik önünde zaman kısıtlaması vardı. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi grup kuraları çekilecekti. Kasımpaşa-BJK maçının ne zaman tekrarlanacağı ise belli değil. TFF Tahkim Kurulu'nun mazereti yok.

Bütün ülkenin gözünü diktiği bir olayda, ilerideki olaylar için örnek karar teşkil edecek bir kararın bu kadar baştan savma kaleme alınması kabul edilemez. Tahkimin ciddiyetine yakışmaz.

Demirören'in göreve getirdiği Tahkim Kurulu birçok olayda baltayı taşa vurdu. Her hafta bir skandala imza atıyor. Gerekçesiz, tartışmaya açık kararlar veriyor. "Tartışmaya açık" diyorum ama tartışamıyoruz. Kurulun gerekçelerini bilmiyoruz. Hukuk platformuna inemiyoruz. İnsanlar formalarına göre değerlendirme yapıyor. Kulüp avukatları, hukukçu taraftarlar da manipülasyona başvuruyorlar.

Tahkim Kurulu bu tartışmalardan mutlu olsa gerek! Ne de olsa sadece futbol konuşuluyor.

Varsın konuşulmasın! Bize adalet lazım.

15 Ocak 2014 Çarşamba

"Istanbul United" Belgesel Oluyor

Gezi Olayları esnasında üç İstanbul kulübünün taraftarları birleşmiş ve gösterilere katılıp polisle çatışmıştı. Bu birlikte kendisini "Istanbul United" olarak adlandırmıştı.

Istanbul United hareketi belgesel oluyor. Filmin yapımcıları fon, bağış, destek talep ediyorlar.

Bu filmin televizyon kanallarında yayınlanacağına ihtimal vermiyorum. Belki Halk TV veya Ulusal Kanal yayınlayabilir. Büyük ihtimalle kamuoyu bu filmi Internet üzerinden izleyecek.


18 Temmuz 2013 Perşembe

CAS'tan Fenerbahçe ve Beşiktaş Açıklaması

"FENERBAHÇE SK & BEŞIKTAŞ JK V. UEFA – UPDATE Lausanne, 18 July 2013 –

Due to agreements reached between the appellants and UEFA, the decisions challenged by Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK have been stayed and will not be enforced until the Court of Arbitration for Sport (CAS) issues its final decision in each matter.

This means that Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK will take part in the draws of the first preliminary matches of the UEFA Champions League (Fenerbahçe) and of the UEFA Europa League (Beşiktaş). In the meantime, the arbitration procedures are continuing following an expedited calendar agreed upon by the parties and it is anticipated that hearings will take place in August with a final decision being issued before 28 August 2013 (Fenerbahçe) and 30 August 2013 (Besiktas)."

Açıklama dikkate alındığında, kulüplerin yürütmeyi durdurma taleplerinin CAS tarafından kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu değil.

Kulüpler ve UEFA, UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarının CAS karar verene kadar uygulanmayacağı konusunda anlaşmışlar.

UEFA ve kulüpler hızlandırılmış usulün uygulanması yönünde anlaşmış. CAS, Fenerbahçe ile ilgili kararını 28 Ağustor, Beşiktaş ile ilgili kararını ise 30 Ağustos'tan önce verecek.


17 Temmuz 2013 Çarşamba

Galatasaray Spor Kulübü'nden Açıklama

Galatasaray Spor Kulübü, Fenerbahçe yöneticilerinin Galatasaray yönetim kurulu üyelerini hedef alan açıklamalarına cevap olarak bir açıklama yayınladı:


"Bugün bazı medya organlarının, Fenerbahçe yönetiminden aldıkları davet sonrası ve bilgiler bazında bazı profesyonel yönetici ve yönetim kurulu üyelerimizi hedef alarak yayınladıkları tek taraflı, haksız ve ağır ithamları hayret ve ibretle okuduk.
Türk futbol tarihinin en büyük utancını, kendi kulübüne, taraftarına ve Türk futboluna yaşatmış basiretsiz bir yönetimin son cezalarla artık net olarak tescil olmuş hataları sonrası derhal istifa edip taraftarından ve Türk kamuoyundan özür dilemek yerine, artık alışılmış ve eskimiş yöntemlerini tekrarlayarak en yakın rakibini suçlamasını ve de tamamen kendi görevlerini yapmaya çalışan TFF profesyonellerini masum halk kitlelerine hedef göstermesini ve böylece içine düştükleri çıkmazdan kurtulmaya çalışmalarını anlamak mümkün değildir.
Özellikle bilinmelidir ki, başında çok koyu bir FB'li Başkanın bulunduğu TFF’de profesyonellerin, emri altında çalıştığı Başkanının bilgisi ve onayı olmadan TFF'nin bağlı olduğu UEFA'nın resmen talep ettiği herhangi bir evrakı bu üst kuruluşa vermiş olması mümkün olamayacağı gibi, göndermemesi de görevin ihlali sayılır.
Bunu geniş halk kitleleri önünde bir kasıt, art niyet, düşmanlık, ihanet şekline dönüştürmeye çabalamak, tek kelime ile ağır tahrik ve suçu tetiklemektir. Kaldı ki TFF bir tarafsız kurum olup, yıllardır kurgulanmaya çalışıldığı gibi herhangi bir kulübün veya FB'nin bir alt kuruluşu değildir, olmamalıdır, olamaz.
Bu garip zihniyeti ve bunu devam ettirip destek veren her türlü davranışı kınıyor, artık futbolumuzda sadece futbolun konuşulacağı günlerin geldiğine inanmak istiyoruz.
Galatasaray Spor Kulübü olarak sorumsuzca suçlanarak teşhir edilmeye ve gözdağı verilerek sindirilmeye çalışılan bütün sporsever dost ve üyelerimize karşı girişilen hiçbir teşebbüsü hukuken ve de fiilen cevapsız bırakmayacağımızın bilinmesini istiyor, bu konuda sağduyulu bütün sporseverlerin anlayış ve desteğinin yanımızda olacağına inanıyoruz.
Galatasaray Spor Kulübü"

16 Temmuz 2013 Salı

CAS, Şike Cezalarını Arttırabilir mi?

Dün akşam UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarını öğrendik.

Televizyona çıkan hukukçular yorumlarını paylaştılar.

Birçok hukukçu Fenerbahçe ve BJK'nin cezasının CAS'ta arttırılabileceğini iddia etti. Bu iddialarını ise Süreyya Ayhan Davası'nı örnek göstererek açıkladılar. Onlara göre, Süreyya Ayhan Kop'un tek taraflı itirazı CAS tarafından uygun görülmedi ve 4 sene men cezası ömür boyu men cezasına dönüştü.

Bu gerekçe doğru değil.

Süreyya Ayhan Kop, GSGM Tahkim Kurulu'nun kararına itiraz etti ve CAS'a başvurdu. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun Tahkim Kurulu kararına karşı çıkmaması üzerine Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği CAS'a başvurdu ve karşı dava açtı.

CAS hem Süreyya Ayhan Kop'un hem de IAAF'in başvurusunu kabul etti. İki davayı birlikte yürüttü. Süreyya ve IAAF'in taleplerini birlikte inceledi.

CAS, IAAF'in taleplerini haklı buldu ve Süreyya Ayhan Kop'un cezasını arttırdı.

CAS'ın sıfırdan yargılama yapacağı doğrudur. Bununla birlikte, UEFA disiplin müfettişi UEFA Temyiz Kurulu kararına itiraz etmezse, sadece Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın talepleri dikkate alınacak. CAS'ın iki kulübün cezalarını arttırması söz konusu olmaz.

CAS çeşitli kararlarında cezaları arttırma yetkisi olduğunu iddia etti. Bugüne kadar bu yetkisini kullanmadı. CAS bu yetkiyi kullanırsa İsviçre Federal Mahkemesi tarafından iptal sebebi olarak değerlendirilebilir mi?

"Aleyhe bozma yasağı" evrensel bir kuraldır. Disiplin yargısı da bu ilkeye tabidir. İsviçre Federal Mahkemesi "kamu düzenine aykırılık" gerekçesiyle CAS'ın kararını iptal edebilir. Bununla birlikte, İsviçre Federal Mahkemesi, Süreyya Ayhan Kop ile ilgili CAS kararını incelerken, bu soruyu yanıtsız bıraktığını belirtti. Süreyya Ayhan Kop'un davasında bu sorun söz konusu olmadığı için konuyu tartışmaya gerek görmedi. Fenerbahçe veya Beşiktaş'ın cezası arttırılırsa, İsviçre Federal Mahkemesi'nin görüşünü öğrenebiliriz.

Şahsen, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin davaları açısından CAS'ın cezaları arttıracağına ihtimal vermiyorum.