Tribunal Arbitral du Sport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribunal Arbitral du Sport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2014 Cumartesi

Trabzonspor, CAS'ın Fenerbahçe ile İlgili Şike Kararının Tercümesini Yayınladı

Trabzonspor, çok sert bir açıklamanın eşliğinde CAS'ın Fenerbahçe ile ilgili şike kararının tercümesini kamuoyu ile paylaştı.
Açıklama aşağıdaki gibidir:

"30 Ağustos 2014 tarihinde, Trabzonspor Kulübü internet sitesinde “Türk Futbolu Kirlidir” başlıklı bir bildiri yayınlanmıştır. Bildiride, şike süreciyle ilgili kamuoyunun malumu olan muhtelif değerlendirmelere yer verilmiş, 29 Ağustos tarihinde UEFA ve FIFA’ya iletilen başvurularımız hakkında kamuoyu bilgilendirilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 02.09.2014 tarihinde Kulübümüze iletilen yazıda, söz konusu bildiri nedeniyle Kulübümüz ve Başkanımız Sayın İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir.

Trabzonspor Kulübü olarak 30 Ağustos 2014 tarihinde yapılan açıklamamız, ekte yayınladığımız Spor Tahkim Mahkemesi'nin (CAS) "Fenerbahçe" kararından da açıkça anlaşılacağı üzere bir durum tespitidir.

Belirtilmelidir ki, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri, tüm kurum ve kuruluşları bağlar. Sözleşme’nin 10. maddesinde belirtilen ifade özgürlüğü, Futbol Federasyonu ve onun kurullarınca da saygı duyulması gereken bir hükümdür. Hele hele, UEFA ve CAS kararlarının Federasyon tarafından uygulanmadığı bir ortamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere “kırıcı ve sert” eleştiri getirme hakkı da fikir özgürlüğü kapsamında korunur. Ayrıca bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesindeki “düşünceyi açıklama hürriyeti” kapsamındadır. 

Trabzonspor, şikeye karşı dimdik duran evrensel ahlak cephesinin bir üyesidir.

Trabzonspor camiası, tertemiz tarihindeki nice başarıya, boynunu bükerek değil, mücadele ederek ulaşmıştır. Trabzonspor, şike mücadelesini sonuç alana kadar sürdürecektir.

İsviçre’de bulunan Spor Tahkim Mahkemesi'nin (CAS) Fenerbahçe Kararı’nın Türkçe tercümesi ektedir.


Not:
CAS'ın Fenerbahçe Kararı'nın orijinal metni için bkz. http://www.radikal.com.tr/files/cas_2013_a_3256_fenerbahce_sk.pdf

CAS'ın Beşiktaş ile ilgili şike kararı için bkz. CAS 2013/A/3258 Besiktas Jimnastik Kulübü v. UEFA

1 Şubat 2014 Cumartesi

İsviçre Federal Mahkemesi'nin CAS ile İlgili Kararları (2013)

İsviçre Federal Mahkemesi'nin 2013 yılunda Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) ile ilgili verdiği kararların listesi aşağıdadır. Taraf isimleri daha sonra eklenecektir.

139 III 5114A_282/2013 (13.11.2013)


4A_540/2013 (05.11.2013)


5A_328/2013 (04.11.2013)


4A_93/2013 (29.10.2013)


4A_468/2013 (21.10.2013)


4A_274/2012 (19.09.2013)


4A_274/2013 (05.08.2013)


4A_682/2012 (20.06.2013)


4A_620/2012 (29.05.2013)

4A_476/2012 (24.05.2013)

4A_730/2012 (29.04.2013)

4A_14/2013 (15.04.2013)


4A_522/2012 (21.03.2013)


4A_388/2012 (18.03.2013)


4A_576/2012 (28.02.2013)


4A_550/2012 (19.02.2013)

4A_244/2012 (17.01.2013)


4A_146/2012 (10.01.2013)

19 Temmuz 2013 Cuma

UEFA, Fenerbahçe Davası İçin Hakemini Atadı

UEFA, Fenerbahçe'nin CAS'ta açtığı davaya hakem olarak İsrailli Efraim Barak'ı atadı.

Efraim Barak, ünlü bir spor hukukçusu. Buenos Aires'te doğdu. Yaşamının büyük bölümünü İsrail'de geçirdi. İsrail Barosu üyesi ve Buenos Aires Barosu onursal üyesi. Spor hukuku alanında birçok akademik çalışması var. Bugün İspanya'nın dünya çapında saygınlığı olan Instituto Superior de  Derecho y Economía bünyesindeki Uluslararası Spor Hukuku Master Programı'nın müdürlüğünü üstleniyor  ve bu programda ders veriyor.

Efraim Barak, özellikle Alberto Contador Valesco Davası'nda adından çok söz ettirdi. WADA'nın avukatları, Efraim Barak'ın taraflı yargılama yaptığını iddia ettiler. WADA avukatları, tanıkları Machael Ashenden'e çapraz sorgu yapmaktan alıkoyuldular. WADA avukatları bu karara büyük tepki gösterdiler. Radio Shack-Nissan takımının sahibi Flavio Becca, Efraim Barak'ın Contador'un tarafında olduğunu iddia etti.

Alberto Contador'un takımı Saxo Bank'ın İsrail'de kamp yapması ve Contador'un İsrail'de Müslüman ve Yahudi çocuklar için okul inşa ettirmesi Contador ve Saxo Bank'ın Barak'ı etkileme çabaları olarak değerlendirildi.

Efraim Barak'ın başkanlığını yaptığı CAS hakem heyeti, Contador'un kan dopingi yapmadığına kanaat getirdi. Heyet, elindeki verilerden sporcunun iddia ettiği üzere kendisinde saptanan yasaklı maddenin yediği etten bulaşma olasılığının daha akla yatkın olduğunu ancak her halükarda cezayı hafifletecek ya da ortadan kaldırabilecek nitelikte kanıtların sporcu tarafından sunulamadığından bahisle iki yıl hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılması gerektiği yönünde karar verdi.

Contador, karardan o kadar memnun kaldı ki, CAS kararının iptali için İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurmadı.

Efraim Barak, Fenerbahçe'nin CAS davası açısından özel öneme sahip. Barak, Makedon Pobeda Kulübü'nün CAS'a yaptığı itirazda hakem heyetinin başkanı idi. CAS, bu davada UEFA Temyiz Kurulu'nun Pobeda'ya verdiği 8 yıllık cezayı onamıştı.

Bir noktaya açıklık getirmek gerekiyor. Efraim Barak, Pobeda Davası'nda UEFA tarafından atanmamıştı. CAS kuralları uyarınca, CAS'ın Temyiz Dairesi başkanı tarafların hakemlerine danıştıktan sonra baş hakemi atıyor.

Diğer bir deyişle, Efraim Barak, UEFA'nın her fırsatta atadığı hakemlerden değil. Eğer UEFA ile Barak arasında böyle bir ilişki var ise, Fenerbahçe'nin Barak'ı reddetme imkanı var. İsviçre'nin FC Sion Kulübü, CAS'taki davada UEFA'nın atadığı hakemin sık sık UEFA'nın davalarında hakemlik üstlendiğini belirtti ve hakemin bağımsızlığından/tarafsızlığından şüphe duyulması gerektiğini ileri sürdü. CAS bu itirazı kabul etti ve UEFA yeni bir hakem atamak zorunda kaldı.

CAS süreci bu tür usul tartışmalarına gebe olabilir.

Merakla bekliyoruz.

18 Temmuz 2013 Perşembe

CAS'tan Fenerbahçe ve Beşiktaş Açıklaması

"FENERBAHÇE SK & BEŞIKTAŞ JK V. UEFA – UPDATE Lausanne, 18 July 2013 –

Due to agreements reached between the appellants and UEFA, the decisions challenged by Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK have been stayed and will not be enforced until the Court of Arbitration for Sport (CAS) issues its final decision in each matter.

This means that Fenerbahçe SK and Beşiktaş JK will take part in the draws of the first preliminary matches of the UEFA Champions League (Fenerbahçe) and of the UEFA Europa League (Beşiktaş). In the meantime, the arbitration procedures are continuing following an expedited calendar agreed upon by the parties and it is anticipated that hearings will take place in August with a final decision being issued before 28 August 2013 (Fenerbahçe) and 30 August 2013 (Besiktas)."

Açıklama dikkate alındığında, kulüplerin yürütmeyi durdurma taleplerinin CAS tarafından kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu değil.

Kulüpler ve UEFA, UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarının CAS karar verene kadar uygulanmayacağı konusunda anlaşmışlar.

UEFA ve kulüpler hızlandırılmış usulün uygulanması yönünde anlaşmış. CAS, Fenerbahçe ile ilgili kararını 28 Ağustor, Beşiktaş ile ilgili kararını ise 30 Ağustos'tan önce verecek.


17 Temmuz 2013 Çarşamba

Yanlış Kullanılan Kavramlar

3 Temmuz 2011’den beri spor medyasında şike ile ilgili haberleri takip ediyorum. Bugüne kadar birçok yanlış gözüme çarptı. Bunların bazılarını Twitter’da dile getirdim.

UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarından itibaren bu yanlış ifadelerin, iddiaların her gün defalarca dile getirildiğine şahit oluyorum.

Bu yanlışları bir liste olarak paylaşmak isterim.

- “UEFA Tahkim Kurulu”
UEFA bünyesinde Disiplin Kurulu kararlarına itiraz edilen kurul Temyiz Kurulu’dur. Kurulun İngilizce ismi "Appeals Body", bunun Fransızca karşılığı ise "Instance d’Appel"’dir. Bir kurulun Tahkim Kurulu olabilmesi için bu kurul üyelerinin kararına itiraz edilen federasyondan ve muhatap kişi/kulüplerden bağımsız ve tarafsız kişiler olmaları gerekir. UEFA bünyesinde yer alan, maaşı UEFA tarafından ödenen üyelerin oluşturduğu kurul Tahkim Kurulu olamaz.

- “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi”
İsviçre’de spor uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturması için kurulmuş olan kurumun adı Spor Tahkim Mahkemesi’dir. İngilizce karşılığı "Court of Arbitration for Sport", Fransızca karşılığı ise "Tribunal Arbitral du Sport"’dur. Mahkemenin İngilizce ve Fransızca isimlerinde “uluslararası” ifadesi yer almamaktadır.
Türk spor hukukçuları bu mahkemenin genelde uluslararası uyuşmazlıklara bakması sebebiyle mahkemenin adını zikrederken “uluslararası” ifadesini kullanmayı tercih ediyorlar. Oysa hukukçuların teknik terimlere özen göstermeleri gerekir. Bu mahkeme sadece uluslararası uyuşmazlıklara değil, merkezinin bulunduğu İsviçre’de meydana gelen ulusal spor uyuşmazlıklarına da bakmaktadır. Bu sebeple mahkemenin, tıpkı İngilizce ve Fransızca karşılıklarında olduğu gibi “uluslararası” ifadesi kullanılmadan anılması gerekir.

- “CAS hakimi”
Hakim, devlet mahkemelerinde yargılama ve uyuşmazlıkları sona erdirme görevini üstlenen şahıslardır. Tahkim yargılaması söz konusu olduğunda, “hakem”den bahsedilir. Doğru ifade “CAS hakemi” olacaktır. 

16 Temmuz 2013 Salı

CAS, Şike Cezalarını Arttırabilir mi?

Dün akşam UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarını öğrendik.

Televizyona çıkan hukukçular yorumlarını paylaştılar.

Birçok hukukçu Fenerbahçe ve BJK'nin cezasının CAS'ta arttırılabileceğini iddia etti. Bu iddialarını ise Süreyya Ayhan Davası'nı örnek göstererek açıkladılar. Onlara göre, Süreyya Ayhan Kop'un tek taraflı itirazı CAS tarafından uygun görülmedi ve 4 sene men cezası ömür boyu men cezasına dönüştü.

Bu gerekçe doğru değil.

Süreyya Ayhan Kop, GSGM Tahkim Kurulu'nun kararına itiraz etti ve CAS'a başvurdu. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun Tahkim Kurulu kararına karşı çıkmaması üzerine Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği CAS'a başvurdu ve karşı dava açtı.

CAS hem Süreyya Ayhan Kop'un hem de IAAF'in başvurusunu kabul etti. İki davayı birlikte yürüttü. Süreyya ve IAAF'in taleplerini birlikte inceledi.

CAS, IAAF'in taleplerini haklı buldu ve Süreyya Ayhan Kop'un cezasını arttırdı.

CAS'ın sıfırdan yargılama yapacağı doğrudur. Bununla birlikte, UEFA disiplin müfettişi UEFA Temyiz Kurulu kararına itiraz etmezse, sadece Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın talepleri dikkate alınacak. CAS'ın iki kulübün cezalarını arttırması söz konusu olmaz.

CAS çeşitli kararlarında cezaları arttırma yetkisi olduğunu iddia etti. Bugüne kadar bu yetkisini kullanmadı. CAS bu yetkiyi kullanırsa İsviçre Federal Mahkemesi tarafından iptal sebebi olarak değerlendirilebilir mi?

"Aleyhe bozma yasağı" evrensel bir kuraldır. Disiplin yargısı da bu ilkeye tabidir. İsviçre Federal Mahkemesi "kamu düzenine aykırılık" gerekçesiyle CAS'ın kararını iptal edebilir. Bununla birlikte, İsviçre Federal Mahkemesi, Süreyya Ayhan Kop ile ilgili CAS kararını incelerken, bu soruyu yanıtsız bıraktığını belirtti. Süreyya Ayhan Kop'un davasında bu sorun söz konusu olmadığı için konuyu tartışmaya gerek görmedi. Fenerbahçe veya Beşiktaş'ın cezası arttırılırsa, İsviçre Federal Mahkemesi'nin görüşünü öğrenebiliriz.

Şahsen, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin davaları açısından CAS'ın cezaları arttıracağına ihtimal vermiyorum.

24 Haziran 2013 Pazartesi

CAS'ın Duruşma Takvimi Açıklandı

CAS, önümüzdeki günlerde yapılacak duruşmaların tarihlerini açıkladı.

Türk kulüplerinin taraf olduğu davaların duruşmaları aşağıda belirtilen tarihlerde gerçekleşecek:

26 Haziran 2013 - Carlos Alberto Cardoso v. Fenerbahçe Spor Kulübü & FIFA

20 Eylül 2013 - Fenerbahçe SK v. UEFA

4 Ekim 2013 - Trabzonspor v. Christian Brüls

15 Haziran 2013 Cumartesi

Doğru Bilinen Yanlışlar

UEFA disiplin müfettişinin Fenerbahçe ve Beşiktaş JK hakkında hazırladığı raporun ardından gözler gelecek hafta gerçekleşecek duruşmalara kilitlendi.

Fenerbahçe'nin resmi sitesinde yaptığı açıklama ise kamuoyunu hareketlendirdi. Fenerbahçe'nin sıcağı sıcağına paylaştığı itirazlar sanki doğruymuş gibi bir izlenim yaratıldı.

Fenerbahçe'nin itirazlarının yanında başka itirazlar ve komplo teorileri paylaşılıyor.

Sözü uzatmadan itirazları tek tek inceleyelim.

1) UEFA, TFF hukuk kurullarının kararlarını dikkate almadı.

UEFA dün yaptığı açıklama ile TFF kurullarının verdiği kararların varlığını ve içeriğini dikkate aldığını açıkladı.

Fenerbahçe'nin iddiasının doğru olduğunu düşünelim. UEFA, TFF kurullarının kararlarını mı yoksa yerel mahkeme kararlarını mı dikkate almakta haklıdır?

Ceza mahkemesi mutlak gerçeği aramak zorundadır. Ceza mahkemesinin bir fiilin gerçekleştiğine dair kararı hukuk mahkemesi ve tahkim mahkemesi için bağlayıcıdır. UEFA'nın da ceza mahkemesinin kararını dikkate alması yerindedir.

2) Raporda savunmalara yer verilmedi.

Disiplin müfettişi rapor hazırlarken savunma almak zorunda değil. Müfettiş delillere, belgelere bakar ve görüşünü açıklar. Savunma alacak makam disiplin kuruludur. UEFA Disiplin Kurulu gelecek hafta savunmaları alacak.

3) TFF Tahkim Kurulu'nun kararları hiçbir şekilde değiştirilemez nitelikteki kararlardır.

Spor tahkimi kurullarının kararlarının kesin olması ve bunlara karşı yargı yoluna gidilememesi Anayasa'ya eklenen yeni bir hükümdür. Bu hükmün nasıl getirildiğini hatırlamak gerekir.

Anayasa Mahkemesi GSGM Tahkim Kurulu ve TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan kanun maddelerini iptal etti. Anayasa Mahkemesi "Doğal hakim" ilkesi gereği, herkesin devlet mahkemelerine başvurma hakkı olduğunu belirtti. Mahkeme ayrıca GSGM Tahkim Kurulu kararlarının idari kararlar olduğunu ve idari işlemlere karşı yargıya başvurma hakkının Anayasa ile korunduğunu açıkladı.

Hukuk devletlerinde Anayasa Mahkemesi ve benzerlerinin iptal kararlarından sonra yasama organı Anayasa'ya uygun bir kanun hazırlar.

Türkiye'de ise futbol lobisi TBMM'yi ablukaya aldı. TBMM, kanunları Anayasa'ya uygun hale getirmek yerine Anayasa'yı değiştirdi. Bugün Anayasa'da Anayasa'ya aykırı bir hüküm bulunmaktadır.

Anayasa'nın yeni hükmü sadece iç hukuk açısından sonuç doğurur. Tahkim Kurulu kararlarına karşı iç hukuk yollarına başvurulamaz. Yargıtay, Danıştay gibi makamlara başvurulamaz. Bu düzenleme Anayasa'da yer aldığı için, Anayasa'ya aykırılık iddiasında da bulunulamaz. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu kapalıdır.

Tahkim kararlarına karşı iç hukuk yollarına başvurulamayabilir ancak uluslararası hukuk makamlarına başvurulabilir. Bu kararlara karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne gidilebilir.

Fenerbahçe bu kararların hiçbir makam tarafından değiştirilemeyeceğini iddia etmekle birlikte takip eden cümlesinde söz konusu kararların sadece iç hukuk açısından kesin olduğunu belirtti.

Fenerbahçe'nin de belirttiği gibi, bu kararlar sadece iç hukuk açısından kesindir. Türk mahkemelerine başvuruyu engellemektedir. UEFA ise uluslararası kuruluştur. Üstelik UEFA herhangi bir itiraz üzerine değil, kendi yargı yetkisine dayanarak silbaştan bir süreç başlatmıştır. Türk Anayasası'nın UEFA'nın yargı yetkisine hiçbir etkisi bulunmamaktadır. TFF Tahkim Kurulu kararları da UEFA açısından bağlayıcı değildir.

4) Futbol yargısı özerktir. UEFA bunun için uzun mücadele vermiştir.

Futbolun devlet yargısından bağımsız olması sadece Türkiye'ye özgüdür.

Bu yazıda uzun açıklama yapmayacağım. Birkaç örnek verip bu iddianın doğru olmadığını göstereceğim.

UEFA, İsviçre hukukuna tabi bir dernektir. UEFA'nın kararları son tahlilde İsviçre Federal Mahkemesi tarafından denetlenmektedir. UEFA'nın yerel kararları ise kanton mahkemeleri tarafından denetlenmektedir.

Avrupa Komisyonu ve Avrupa Topluluğu Adalet Divanı'nın futbolla ilgili birçok kararı bulunmaktadır.

UEFA hiçbir zaman "spor yargısı özerk, devlet mahkemelerinin denetiminden uzak olmalıdır" tezini öne sürmemiştir. Bu tez Türk futbol camiası tarafından yaratılmış ve TBMM bu yönde lobi faaliyetlerine kurban edilmiştir.

Birileri çıkıp CAS'tan bahsedeceklerdir. CAS'ın ulusal ve uluslararası tahkim kararları da İsviçre mahkemelerinin denetimine tabidir. CAS'ın yargı denetimine tabi olmayan tek bir kararı olmamıştır. Olmayacaktır.

Bu konuyla ilgili kapsamlı bir yazıyı daha sonra yazacağım.

5) UEFA, ceza mahkemesinin kararını dikkate alamaz.

UEFA, şike konusunda devlet mahkemelerinin mahkumiyet kararını dikkate alır. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi statülerinde bu konuya ilişkin hükümler bulunmaktadır.

6) Telefon dinlemeleri hukuk aykırıdır. Hukuka aykırı deliller yargılamaya esas alınamaz.

Fenerbahçe disiplin müfettişinin raporuna dayanak olan telefon konuşmalarının “yasak ağacın meyvesi de yasaktır” kuralı gereğince hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ileri sürdü. Kulüp, Yargıtay'ın bu konudaki itirazlara ilişkin henüz kararını vermediğini açıkladı.

Telefon kayıtlarının hukuka aykırı olup olmadığını hukukçular tartışıyorlar. Yargıtay'ın kararını merakla bekliyoruz. Telefon kayıtları hukuka aykırı ise ceza mahkemesinin kararı bozulacak.

Peki bu kayıtların hukuka aykırı olmasının UEFA ve CAS açısından önemi var mı? YOK.

CAS, şike gibi ağır suçlarda gerçeğe ulaşmanın çok önemli olduğunu ve hukuka aykırı elde edilmiş olsa bile telefon kayıtlarını dikkate alacağını açıkladı. CAS, tahkim mahkemelerinin devletlerin usul hukukuyla bağlı olmadığını ve hukuka aykırı delillerin kullanılmasının tek başına İsviçre kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğini kabu etti.

CAS'ın bu konudaki kararı için dünkü yazıma bakabilirsiniz: http://sporvehukuk.blogspot.com/2013/06/cas-hukuka-aykr-delilleri-dikkate.html

7) UEFA, TFF kurullarının kararına etki edemez.

Türkiye'de ısrarla UEFA'nın TFF kurullarının kararlarına etki edemeyeceği, sürecin sona erdiği iddia ediliyor. Türk medyası da bu iddiayı allayıp pullayıp kamuoyunu etkilemeye çalışıyor.

FIFA ve UEFA mevzuatı ise bunun aksini öngörüyor.

FIFA ve UEFA şikeye ilişkin gerekli adımları atmayan, şikecileri cezalandırmaktan imtina eden federasyonlara yaptırım uygulayabilir. Kulüplerin uluslararası turnuvalara alınmamasından başlayarak, milli takımlara katılım yasağı hatta ülkede futbolun askıya alınmasına kadar varabilecek yaptırımlar söz konusu olabilir.

Türk medyası UEFA yetkililerinin Tahkim Kurulu kararlarının değişmeyeceğini söylediklerini iddia etti. UEFA vakit geçirmeden bu iddiayı yalanladı. UEFA, TFF hukuk kurullarının kararlarının değişip değişmeyeceğinin henüz tartışılmadığını açıkladı.

Sona doğru

UEFA Disiplin Kurulu kararını merakla bekliyoruz. Bütün bu iddialara tek tek cevap verecektir. Belki iddiaları haklı bulacaktır. Bilemeyiz. Disiplin kurulunun ceza vermesi ihtimalinde bu sefer CAS'ı tartışmaya başlayacağız.

Kendi adıma bu sürecin CAS'a ve İsviçre Federal Mahkemesi'ne kadar uzamasını diliyorum. CAS ile Federal Mahkeme'nin Süreyya Ayhan Kop ve Del Bosque ile ilgili kararları çok bilgilendirici idi. İki mahkemenin tüm detaylarıyla gerekçelendirdiği kararları sadece spor hukukçular için değil, herkes için benzersiz arşiv niteliğinde olacak.

14 Haziran 2013 Cuma

UEFA Açıklamasını Farklı Okumak

UEFA bugün Internet sitesinde bir açıklama yapmak zorunda kaldı. UEFA, TFF ile görüşme yaptığını doğruladı ve satır arasında ilginç mesajlar verdi.

Açıklama Fenerbahçe'nin iddialarına ve Türk medyasında dile getirilmeye başlanan bir senaryoya cevap niteliği taşıyor.

- Hatırlanacağı üzere, Fenerbahçe, soruşturma raporunun hazırlanmasında TFF hukuk organlarının kararlarının göz ardı edildiğini hatta yok sayıldığını iddia etmişti. UEFA bu iddiayı yalanladı. UEFA, disiplin müfettişinin TFF kurullarının kararlarının varlığını ve içeriğini dikkate aldığını açıkladı.

- Türk medyasında UEFA Disiplin Kurulu kararlarının TFF Tahkim Kurulu kararlarına etki etmeyeceği iddia ediliyor. Bazı hukukçular bu görüşü ısrarla dile getiriyorlar. UEFA ise bu teoriyi pek ciddiye almadığını gösterdi. UEFA, Disiplin Kurulu kararının TFF kurullarının kararlarını etkileyip etkilemeyeceğinin henüz tartışma konusu olmadığını belirtti.

2 yıldan beri UEFA ve FIFA'nın TFF'ye müdahale edebileceğini söylüyoruz. TFF'nin şikeyi cezasız bırakma ve unutturma çabalarının bu iki kurum tarafından cezalandırılabileceğini dile getiriyoruz. UEFA ve FIFA mevzuatını bilmesi gereken bazı hukukçular ise gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Yabancı hukukçuların kahkaha atacağı teorileri mutlak doğruymuş gibi önümüze koyuyorlar.

UEFA Disiplin Kurulu ve büyük ihtimalle CAS'ın kararlarından sonra bu hukukçuların görüşlerini merakla bekliyorum.


CAS, Hukuka Aykırı Delilleri Dikkate Alabilir

UEFA'nın BJK ve Fenerbahçe ile ilgili soruşturması ilginç hukuki tartışmalara sebep veriyor.

Fenerbahçe, UEFA'ya sunulan rapora dayanak oluşturan telefon konuşmalarının hukuka aykırı delil olduğunu iddia etti. Fenerbahçe'ye göre, söz konusu telefon kayıtları soruşturmaya dayanak olamaz.

Söz konusu telefon kayıtlarının hukuka aykırı delil olup olmadığı tartışılır. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin hukuka aykırılığını iddia edenler elbette bu iddialarını esaslı gerekçelerle ileri sürmüşlerdir.

Türkiye'de hiç bahsi açılmamış bir hukuki sorun yakın zamanda Türk kamuoyunu meşgul edecek: Söz konusu telefon kayıtlarının hukuka aykırı olmasının UEFA ve CAS yargısı açısından önemi var mı?

Cevabı hemen verelim. UEFA ve itiraz halinde CAS, şike gibi bir konunun önemi ve iddiaların ciddiyetini dikkate alarak hukuka aykırı elde edilip edilmediğine bakmaksızın telefon kayıtlarını değerlendirecektir.

CAS, Ahongalu Fusimalohi v/ FIFA Kararı'nda hukuka aykırı telefon kayıtlarını söz konusu davaya temel aldı. CAS, bir delinin hukuka uygun veya aykırı olarak değerlendirilmesinde ceza hukuku prensiplerini göz önüne almayacağını açıkladı.


CAS'ın söz konusu gerekçesi ceza hukukçularının tepkisini çekebilir. Bununla birlikte, tahkim uzmanları bu gerekçeyi eleştirmediler.


Zamanım olmadığı için CAS'ın kararının ilgili bölümlerini orijinal dilinde paylaşıyorum:
CAS panels have always endeavoured to ensure that fundamental principles of procedural fairness are respected in sports disciplinary proceedings, in accordance with the notion of procedural public policy as determined by the Swiss Federal Tribunal:
«Procedural public policy guarantees the parties the right to an independent ruling on the conclusions and facts submitted to the tribunal in compliance with the applicable procedural law; procedural public policy is violated when fundamental, commonly recognized principles are infringed, resulting in an intolerable contradiction with the sentiment of justice, to the effect that the decision appears incompatible with the values recognized in a State governed by the rule of law». 
In view of the above, the Panel will not be guided by criminal law standards, and will not resort to rules of criminal procedure in order to assess the admissibility or inadmissibility of the Recordings relied on as evidence in this arbitration. However, the Panel will follow principles of procedural fairness and will endeavour to comply with all facets of Swiss procedural public policy. 
(...) 
The Panel notes that the Sunday Times did not look for sensational or lurid aspects of the Appellant’s strictly private life to lure the curiosity of the public. Rather, the Sunday Times tried to expose possible cases of corruption in the FIFA World Cup bidding process, thus acting as “public watchdogs” (to use the European Court’s terminology). The Panel finds it difficult to maintain that the exposure of illegal conduct in relation to important sports events – be it corruption, doping or matchfixing – would not be in the interest of the public. Taking into account the above recent jurisprudence of the European Court of Human Rights, it is not self evident that the Reporter’s conduct, albeit sneaky, was unlawful; if it were, the Appellant would be entitled to seek justice on that count by filing a criminal complaint and/or a civil action against the Sunday Times or its journalists. The fact that at the time of the hearing – about one year after the relevant facts – the Appellant had not started any lawsuit certainly does not lend support to the argument that the journalists illegally obtained the Recordings. 
In any event, the Panel deems it unnecessary to assess whether or not the Recordings were illegally procured and whether or not the evidence remained illegal when it arrived in the hands of FIFA. The Panel is even prepared to assume in the Appellant’s favour that the evidence was illegally obtained, given that an international arbitral tribunal sitting in Switzerland is not necessarily precluded from admitting illegally procured evidence into the proceedings and from taking it into account for its award (see B. BERGER, F. KELLERHALS, op. cit., p. 343). Indeed, an international arbitral tribunal sitting in Switzerland is not bound to follow the rules of procedure, and thus the rules of evidence, applicable before Swiss civil courts, or even less before Swiss criminal courts. As emphasized in the Swiss legal literature on international arbitration: «Arbitral proceedings are not subject to the rules applicable before State tribunals. This is, after all, an often mentioned benefit of arbitration»

Accordingly, with regard to the admissibility of evidence, the Panel endorses the position articulated by a CAS panel in the recent matter CAS 2009/A/1879 Alejandro Valverde Belmonte v. CONI paras. 134 ff (hereinafter “the Valverde case”):

«The internal Swiss legal order does not set forth a general principle according to which illicit evidence would be generally inadmissible in civil proceedings before State courts. On the contrary and according to the longstanding jurisprudence of the Federal Tribunal, whether the evidence is admissible or inadmissible depends on the evaluation of various aspects and legal interests. For example, the nature of the infringement, the interest in getting at the truth, the evidentiary difficulties for the interested party, the behaviour of the victim, the parties’ legitimate interests and the possibility to obtain the (same) evidence in a lawful manner are relevant in this context. The prevailing scholarly writings agree with the jurisprudence of the Swiss Federal Tribunal. The approach taken by the Federal Tribunal and by most of the scholars has actually been codified in the new Swiss Code of Civil Procedure (CCP) (Article 152 paragraph 2), which will come into force on 1 January 2011 […]. 
The above described principles are only a feeble source of inspiration for arbitral tribunals. [...] In particular, the prohibition to rely on illegal evidence in State court proceedings is not binding per se upon an arbitral tribunal. According to international arbitration law, an arbitral tribunal is not bound by the rules of evidence applicable before the civil State courts of the seat of the arbitral tribunal. As seen above, the discretion of the arbitrator to decide on the admissibility of evidence is exclusively limited by procedural public policy. In this respect, the use of illegal evidence does not automatically concern Swiss public policy, which is violated only in the presence of an intolerable contradiction with the sentiment of justice, to the effect that the decision appears incompatible with the values recognized in a State governed by the rule of law. 
(...) 
The Panel remarks that, in the case at hand, not only has there been no judicial court finding that the evidence was unlawfully obtained and prohibiting its use but, as observed (supra at 78), it is open to debate whether the Sunday Times Reporter acted illegally. In light of the foregoing considerations the Panel finds that, even assuming in the Appellant’s favour the illegal acquisition of the Recordings, this does not prevent their use as evidence in disciplinary proceedings conducted within a private association or in related appeal proceedings before an arbitral institution, in this case the CAS."

4 Mayıs 2012 Cuma

CAS'ın FC Sion Kararı

Hatırlanacağı üzere, Şampiyonlar Ligi'ne gönderilmeyen Fenerbahçe, durumunu hep Avrupa Ligi'ne alınmayan İsviçre kulübü FC Sion ile karşılaştırmıştı.

Fenerbahçe yöneticileri ve avukatları, İsviçre Federasyonu'nun FC Sion'un arkasında durduğunu, TFF'nin benzer duruşu sergileyemediğini iddia etmişlerdi. Oysa İsviçre Futbol Federasyonu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararını uygulamak zorunda kalmıştı. Federasyon, FIFA'dan gelen mektubun hemen ardından FC Sion'un 36 puanını silmişti.

İsviçre'deki Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Ocak ayında FC Sion Davası ile ilgili kararını vermişti. Bu karar, spor hukuku ile ilgilenenler için ders niteliğinde. CAS hakemlerinin reddi, CAS hakemlerinin taraflara danışmanlık yapamamaları, UEFA'nın kararlarının rekabet hukuku ve kişilik hakları açısından değerlendirilmesi, CAS'ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi hususlar uzun uzun tartışıldı.

Bu kararın eleştirilecek birçok yönü var. Bunları bir makalede belirteceğim.

CAS'ın FC Sion Kararı (CAS 2011/O/2574 UEFA v. Olympique des Alpes SA/FC Sion) için: http://www.tas-cas.org/d2wfiles/document/5475/5048/0/Award20FINAL20_2011.01.31.pdf