FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Fred, Doping, Hükmen Yenilgi Bilmecesi

Fenerbahçe - Shakhtar Donetsk arasında oynanan Şampiyonlar Ligi 3'üncü Ön Eleme Turu ilk maçı 0-0 bitti ama şimdiden tarihe geçti.

Maçtan bir gün önce Shakhtar Donetsk'in yıldız futbolcusu Fred'in A numunesinin pozitif çıktığı öğrenildi. Fenerbahçe, UEFA'ya durumu bildirdi. Ukrayna takımının teknik direktörü Lucescu, UEFA'nın kendilerini Fred'i oynatmamaları konusunda uyardığını ancak sporcusuna güvendiğini açıkladı.

Maçın ardından Fenerbahçe, Donetsk'in hükmen mağlup edilmesi için UEFA'ya başvurdu.

Fenerbahçe'nin hangi gerekçeleri ileri sürdüğünü bilmiyoruz. Sosyal medyada paylaşılan iddialar çeşitli ihtimalleri akla getiriyor.

24 Nisan 2015 Cuma

AKPM'den FIFA Çağrı: "2022 Dünya Kupası Evsahipliği Oylamasını Tekrarla!"

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), 2022 Dünya Kupası'nın Katar'da düzenlenmesinden memnun değil. AKPM, Katar'ın evsahipliği rüşvetle kazandığına dikkat çekti ve 2022 Dünya Kupası ev sahipliği oylamasının tekrar yapılması gerektiğini açıkladı.

AKPM, FIFA'nın yolsuzluk dosyalarını dikkate alarak "Futbol Yönetiminde Reform" başlıklı bir karar aldı. Michael Connarty'nin kaleme aldığı raporu temel alan 2053 sayılı Karar, geçen gün yayınlandı.

FIFA'nın bu karara cevabı gecikmedi. FIFA, 2018/2022 ev sahipliği seçimi ile ilgili raporları yayınlayacağını duyurdu. FIFA ayrıca Katar'daki işçi haklarına ilişkin sorunlarla ilgilendiğini ve gelişme kaydedildiğini iddia etti.

24 Ekim 2014 Cuma

İsviçre Federal Mahkemesi'nin Kararının Şike Sürecine Olası Etkileri


Fenerbahçe SK, 11 Nisan 2014 tarihinde CAS kararına karşı yapmış olduğu itirazın; İsviçre Federal Mahkemesi’nin (İFM) 16/10/2014 tarihli kararı ile reddedildiğini duyurdu. Kulüp, İFM'nin kararının Türkiye’de hala tartışılan bir döneme ait hukuk dışı yargılama ve kararlarına dayanılarak alınmış bir karar olduğunu iddia etti ve  yeniden yargılama sürecinin sona ermesini müteakiben söz konusu karara karşı her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanacağını açıkladı.

İFM kararının öğrenilmesi ile birlikte, birçok olasılık ve yöntem tartışılmaya başlandı. Aşağıda bunlardan bazılarına değineceğim.

1) Fenerbahçe'nin İFM kararına karşı başvurabileceği bir kurum var mı?

Fenerbahçe SK, İFM'nin kararına karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurabilir.

Şu anda CAS kararları sebebiyle İsviçre’ye karşı açılmış iki dava bulunmaktadır. Claude Pechstein ve Adrian Mutu, İsviçre aleyhine dava açtılar. İHAM da İsviçre'ye CAS'ın bağımsız ve tarafsız olup olmadığını, adil yargılanma hakkının hayata geçirilip geçirilmediğini, gizli duruşma kuralının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediğini sordu. İki dava ile ilgili süreç devam ediyor.

Fenerbahçe de CAS’ın yapısını, temel ilkelere aykırı olduğunu düşündüğü usul kurallarını ve dava sırasındaki uygulamaları İHAM bünyesinde tartışmaya açabilir. Bununla birlikte, Fenerbahçe'nin yeniden yargılamanın beklenmesi gerektiği ve paralel komplo ile ilgili iddiaları İHAM tarafından ciddiye alınmayacaktır.

2) UEFA, CAS ve İFM, hukuk dışı yargılama ve kararlara mı dayandı?

Fenerbahçe SK UEFA, CAS ve İFM’nin kararlarının Türkiye’deki hukuk dışı yargılama ve kararlara dayanılarak alındığını iddia etti.

Bu iddia kısmen doğru, kısmen yanlış.

CAS’ın kararını okuduğumuzda, UEFA’nın ceza mahkemesinin kararını temel alarak karar verdiğini görüyoruz. CAS, UEFA’nın bu uygulamasını eleştirdi. CAS, ceza mahkemesi kararlarının dikkate alınabileceğini ancak bu kararların tek başına bağlayıcı olmadığını belirtti.

Fenerbahçe’nin iddiasının aksine, CAS, ceza mahkemesinin kararına dayanmadı. Yeniden yargılama yaptı. Delilleri tek tek tartışarak değerlendirdi.

CAS’ın ceza mahkemesinin kararını dikkate almadığını ve kendi yargılamasını yaptığını özellikle Sivasspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili tespit ve görüşlerinden anlayabiliriz. CAS, ceza mahkemesinin kararını hiçe sayarak, Sivasspor başkanı Mecnun Otyakmaz’ın şike yapmadığına karar verdi. Üstelik CAS ceza mahkemesinin kabul ettiği “siyah çanta” teorisinin ispatlanamadığını belirtti. (Not: CAS'ın bir başka hakem heyeti, Sivasspor'un başvurusu üzerine yaptığı yargılamada, Mecnun Otyakmaz'ın da şike yaptığına karar verdi. Heyet "önceki karardaki hukuki değerlendirme ile bağlı olmadığını" açıkladı.)

Özetle, CAS kendi yargılamasını yaptı. İFM de CAS'ın yargılamasını ve kararını hukuka uygun buldu.

3) Fenerbahçe, Türkiye’deki yeniden yargılamanın ardından UEFA, CAS ve İFM’nin kararlarına karşı hukukî yollara başvurabilir mi?

Fenerbahçe SKTürkiye’de hala tartışılan bir döneme ait hukuk dışı yargılama ve kararlarına dayanılarak alınmış kararlara karşı, yeniden yargılama sürecinin sona ermesini müteakiben her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanmak yolundaki kararlılığını ve mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğini” duyurdu.

Fenerbahçe SK, bu süreçte spor hukuku ile ceza hukukunu harmanlamaya çalıştı. Oysa spor hukuku ve ceza hukuku ayrı kollardan yürüyen, ayrı kurallara dayanan hukuk dallarıdır.

UEFA ve CAS, UEFA talimatlarını dikkate alarak ceza verdi. Ceza mahkemesi ise Nisan 2011’de yürürlüğe giren 6222 sayılı Kanun’u temel aldı ve önümüzdeki süreçte bu kanunu uygulayacak. İsviçre hukukuna tabi iki tüzel kişiliğin Türk mevzuatı ile bağlı olmadığı ve bu mevzuatı uygulamayacağı açık.

UEFA Disiplin Talimatı ile 6222 sayılı Kanun şike suçunu farklı şekillerde düzenlemektedir. Bu farkları uzun uzun yazmayacağım. Kısaca ifade etmek gerekirse, 6222 sayılı Kanun’a göre suç olmayan fiiller, UEFA mevzuatına göre disiplin suçu teşkil etmektedir.

6222 sayılı Kanun, yürürlüğe girdiği 14 Nisan 2011’den itibaren işlenen şike suçlarına uygulanır. Oysa UEFA Talimatı için bu süre sınırı söz konusu değil. 6222 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılan şike faaliyetleri ceza mahkemesi tarafından cezalandırılamazken, UEFA tarafından cezalandırılabilir.

3 Temmuz sürecinde ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın ve yargılama sonucu verilen kararların hukuka aykırılığı tartışmalıdır. Yargıtay, ceza mahkemesinin kararını kısmen onamış; kısmen bozmuştur. Bozma kararının gerekçesi ise sanıkların beraat etmesi gerekliliği değildir. Yargıtay, bazı sanıkların şike ve teşvik primi suçu işlediğinin tespit etmiş ancak bu sanıkların cezalarının ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Şike ve teşvik primi suçları bu sanıklar için sabittir.

Yargıtay'ın ceza mahkemesinin verdiği iki sanık (Erdem Konyar ve Bülent Uygun) hakkındaki beraat kararlarını bozduğunu da dikkate almak gerekir.

CMK’da yapılan kanun değişikliğinin ardından verilen yeniden yargılama kararının hukuka uygunluğu ise tartışmalıdır. Kanun değişikliği, “yeni olay” olarak değerlendirilemez ve yeniden yargılama sebebi olamaz. Ayrıca yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmez. Önceki yasanın yürürlükte olduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin yenilenmesi de gerekmez.

İki ceza mahkemesi, hukuka aykırı olarak yeniden yargılama kararı vermiştir. Yeniden yargılama sürecinde tapelerin delil olarak kabul edilmeyeceği iddia edilmektedir. Böylece davanın temeli çökmüş olacak ve büyük ihtimalle sanıklar hakkında beraat kararı verilecektir.

Ceza mahkemesinin olası beraat kararı UEFA’yı, CAS’ı ve İFM’yi etkilemez.

Öncelikle, bu kurumlar zamanında geçerli olarak kabul edilen delilleri temel alarak yargılama yaptı ve kararlarını verdi. Bu üç kurum yolsuzluk operasyonuna darbe vurmak amacıyla yapılan usul kurallarındaki değişikliğin geçmişe etkili uygulanamayacağını ve bu delillerin hukuka aykırı hale gelmeyeceğini belirtebilir. Üstelik İsviçre’deki kurumlar için Türk usul kurallarının değişmesi önem arz etmemektedir.

Söz konusu delillerin hukuka aykırı hale geldiği kabul edilse bile, İFM’nin yerleşik içtihadı gereği, ceza hukukuna ilişkin ilkeler devlet yargısını bağlamakla birlikte, tahkim yargılamasında söz konusu ilkelere sıkı sıkıya uyulması gerekmemektedir. İFM, gerçek kişilerin bile gizlice dinleme yaparak elde ettikleri kayıtlar temel alınarak verilen disiplin cezalarını onadı. CAS'ın bu konuyu detaylı biçimde tartıştığı bir kararı bulunmaktadır. CASİsviçre Federal Mahkemesi kararlarına da atıf yaparak, şike gibi büyük suçlarda hukuka aykırı elde edilen ve insanlık onurunu yaralamayan delillerin temel alınabileceğini açıkladı: http://goo.gl/kRJah7İsviçre Federal Mahkemesi ise, Mart ayında CAS'ın FC Karpaty kararına karşı yapılan iki itiraz üzerine verdiği kararlarda, bir futbolcunun gizlice aldığı ses kaydının delil olarak değerlendirilmesini kabul etti: http://goo.gl/UH09Wnhttp://goo.gl/nVM1At.

Fenerbahçe’nin yöneticileri yeniden yargılamada beraat etseler bile, bu durum UEFA, CAS ve İFM’yi etkilemeyecek. İsviçre kamu düzeni, hukuka aykırı delillerin tahkim yargılamasında değerlendirilmesini kabul ettiği sürece Fenerbahçe’nin "her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanmak yolundaki kararlılığı ve bu yoldaki mücadelesi" boşa çıkacaktır.

4) İFM’nin kararının ardından UEFA kişilere ceza verir mi?

UEFA, Fenerbahçe’ye ceza verdikten sonra kişiler hakkında soruşturma açıldığını ve yeni delillerin toplanması için disiplin müfettişine süre verildiğini açıklamıştı. Bu açıklamanın üzerinden bir yıldan uzun süre geçti ama UEFA kişilere ceza vermedi.

UEFA’nın bu kadar uzun süre beklemesinin sebebi bilinmiyor. Tahmin yürütmek zor.

İFM’nin kararının ardından UEFA’nın rahatladığını söyleyebiliriz. UEFA, isterse, CAS’ın tespit ettiği şike olayları sebebiyle bu faaliyetlerde rol alan yönetici ve sporculara ceza verebilir. Hatta UEFA, CAS’ın “aleyhe bozma yasağı” gerekçesi ile incelemekten imtina ettiği dört maçı da soruşturma kapsamına alarak, toplam sekiz maçı değerlendirebilir.

UEFA'nın kişilere ceza vermesinin ardından, FIFA da bu kişilerin cezasını genişleterek dünya çapında hak mahrumiyetine çevirebilir.

Bir noktayı unutmamak lazım. CAS, UEFA’nın verdiği cezayı çok az bulmuştu. Benzer olaylarda çok katı tavır alan UEFA’nın Fenerbahçe’ye verdiği ceza CAS’ı şaşırtmıştı. CAS’ın bu tespitini dikkate alınca, UEFA’nın kişilere ceza vermemek, en azından az ceza vermek için fırsat kolladığından şüphelenmek doğal olacaktır.

5) Fenerbahçe küme düşecek mi? TFF’ye yaptırım uygulanacak mı?

İFM’nin kararının ardından UEFA’nın TFF’ye baskı uygulamasını ve Fenerbahçe’ye ceza vermesini bekleyenler olacak.

İki hususa dikkat etmek gerekir.
1) UEFA’nın talimatında küme düşürme cezası bulunmamaktadır. UEFA, yerel lige müdahale ederek Fenerbahçe’ye küme düşme cezası veremez.
2) UEFA’nın talimat değişikliği ve Astana Kararları geçmişe etkili uygulanamaz. UEFA, TFF’ye ceza veremez. Ancak CAS’ın Porto Kararı’ndaki ilke hayata geçirilirse, UEFA talimatındaki değişikliğin geçmişe etkili uygulanabileceği iddia edilebilir. UEFA’nın açıklamalarından, onun TFF’ye bir ceza vermeyeceğini anlıyoruz.

TFF ve Fenerbahçe, UEFA’dan değil, FIFA’dan çekinmelidir.

FIFA Statüsü, FIFA'ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer FIFATFF'den İFM kararıyla kesinleşen CAS kararını dikkate alarak ilgili kişilere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA'nın TFF'nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFATFF'nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir.

FIFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir ve TFF'nin üyeliğini askıya alabilir.

Yukarıda yazdığımız kuralları uygulayıp uygulamamak FIFA ve UEFA’nın takdirindedir. Her iki kurumun, özellikle FIFA’nın güven vermeyen ve yolsuzluklarla anılan kurumlar olduğunu aklımızdan çıkarmamız gerekir. FIFA’nın 2011’den beri şike süreci hakkında tek satır açıklama yapmaması, onun niyetini açıkça göstermektedir.

1 Şubat 2014 Cumartesi

Trabzonspor, Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi Yayınladı

Şike sürecinde yeni dönem başladı. Yargıtay'ın kararının ardından Trabzonspor dört koldan TFF'ye savaş açmaya hazırlanıyor.

Kulüp "Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi" başlıklı bir bildiri yayınladı. Türkçe ve İngilizce kaleme alınan bildiri, gelecek günlerde başlayacak hukuk savaşının habercisi oldu.

Bildiri aşağıdadır:

"Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi

Türkiye Süper Ligi 2010-2011 sezonundaki kirlilik ve şike, 3 Temmuz 2011 tarihinde ortaya çıkarılmıştır.

Temmuz 2011’den beri; Türk, Avrupa ve dünya futbol ailesi sadece UEFA ve FIFA Statüleri ve Disiplin Talimatlarının değil, aynı zamanda hukukun temel ilkelerinin de Türkiye’de çiğnendiğine şahitlik etmektedir.

Türkiye Süper Ligi’nde 2010-2011 sezonunda yapılan şikeyi makul şüphenin ötesinde kanıtlayan: Ceza Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına, ilk etik kurulu raporuna, binlerce sayfa telefon görüşmesine, para havalelerine ve son olarak yakın geçmişteki UEFA ve CAS disiplin cezalarına rağmen; Türkiye’de hukuk ilkelerine karşı “manidar bir direnç” gösterildiğine şahitlik etmekteyiz.

UEFA ve FIFA tüzüklerinde açık biçimde ortaya konan amaçlara rağmen; bunların ihlali, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından usulüne uygun şekilde kovuşturulmamıştır. Daha da ötesi; Türkiye Futbol Federasyonu disiplin talimatı tadil edilmiştir, disiplin ve tahkim heyetlerinin üyeleri değiştirilmiştir; disiplin kararları, yanlış tercüme edilmiş CAS kararları içermektedir ve esaslı bir hukuki temeli bulunmayan ikinci bir etik kurul raporu hazırlanmıştır. UEFA ve CAS kararlarının ardından, Türkiye Futbol Federasyonu’na yaptığımız başvuru reddedilmiştir. Sonuç olarak; şikeye ve mahkûm edilmiş suç örgütüne karşı hiçbir etkin disiplin müeyyidesi uygulanmamıştır.

Hatırlatmak isteriz ki; UEFA ve FIFA Tüzükleri uyarınca; üye federasyonlar fair-play ilkelerine uygun olarak sadakat, bütünlük ve sportmenlik ilkelerine ihtimam göstermeli, ayrıca UEFA ve FIFA Tüzük, talimat ve kararlarına uymalıdırlar. Bu meyanda, Kulübümüz 31 Ocak 2014 tarihinde UEFA ve FIFA’ya başvurmuştur. Başvuruda, Trabzonspor; UEFA ve FIFA organlarından:  Türkiye Futbol Ligi’ne doğrudan müdahale etmelerini ve Türkiye Futbol Ligi’nde 2010-2011 sezonunda gerçekleştirilen şikeden sorumlu kulüp ve kişilere müeyyide uygulamalarını ve Trabzonspor’un Türkiye Süper Ligi 2010-2011 sezonunun şampiyonu olarak tescil ve ilan edilmesi için gerekli tüm adımların atılmasını talep edilmiştir.

Tüm futbol ailesi bilmektedir ki, Türkiye Süper Ligi 2010-2011 sezonunun şampiyonu Trabzonspor’dur, Trabzonspor haklarından şike yoluyla mahrum bırakılmıştır ve bazı futbol yetkililerinin cüretli çabalarına rağmen (!) hakkına hukuken kavuşacaktır.

Trabzonspor Kulübü; uğradığı zararın tazmini için yetkili ulusal ve uluslararası kurum ve kurullara karşı Türkiye ve İsviçre mahkemeleri nezdinde talep ve dava hakkını saklı tutar.

Press Release for Football Family

The corruption and match-fixing scandal in 2010-2011 season of Turkish Super League has been revealed as of July 3, 2011.

Since July 2011; Turkish, European and worldwide football family have been witnessing the violation of not only UEFA and FIFA Statutes and Disciplinary Regulations, but also fundamental principles of law in Turkey.

Despite the ruling of Criminal and Supreme Criminal Courts, the first ethics committee report, thousands of pages of telephone conversations, money transfers and finally recent UEFA and CAS disciplinary sanctions; all of which evidence match-fixing in 2010-2011 season of Turkish Super League beyond reasonable doubt; we have been witnessing a “meaningful resistance” against legal principles in Turkey. 

Despite statutory objectives overtly stated in the UEFA and FIFA statutes; the infringement thereof through match-fixing have not been duly prosecuted by Turkish Football Federation. Moreover, the disciplinary regulation of Turkish Football Federation has been amended; the members of disciplinary and arbitration committees have been removed and replaced; the disciplinary rulings include mistranslated CAS decisions and a second ethic committee report has been drafted with no major legal basis. Our application before Turkish Football Federation following UEFA and CAS decisions, has been rejected. Consequently, there had been no effective disciplinary measures against match-fixing and the convicted criminal group.

We would like to remind that; pursuant to UEFA and FIFA Statutes, the member associations shall observe the principles of loyalty, integrity and sportsmanship in accordance with the principles of fair play and also comply with UEFA and FIFA Statutes, regulations and decisions. By the same token, Trabzonspor FC has filed an application before UEFA and FIFA, as of 31 January 2014.  In the application, Trabzonspor FC urged UEFA and FIFA organs: to directly intervene in Turkish Football League and to sanction the clubs as well as the individuals liable with match-fixing actions committed in 2010-2011 season of Turkish Football League and to take all necessary steps so as Trabzonspor FC is registered and declared as the champion of Turkish Super League in 2010-2011 season.

Entire football family is aware of the fact that Trabzonspor FC has been the champion of 2010-2011 season of Turkish Super League, that Trabzonspor FC has been deprived of its rights through match-fixing and that it will legally reach its title despite audacious efforts (!) of certain football officers.

Trabzonspor FC reserves its right to claim damages against the competent national and international organisations and bodies before Turkish and Swiss courts."

29 Ocak 2014 Çarşamba

FIFA ve UEFA'nın Muhtemel Yaptırımları

Yargıtay'ın birçok isim için şike sürecini bitiren kararının ardından gözler FIFA ve UEFA'ya çevrildi.

Medya ve sosyal medyada takip ettiğim hukukçular birbiriyle çelişen yorumlar yapıyorlar.

Yargıtay kararından önce "UEFA kulüplere ceza veremez" diyen bazı hukukçular ağız değiştirdiler. Şimdi UEFA'nın küme düşme cezası verebileceğini iddia ediyorlar.

Bazı hukukçular TFF için yeniden yargılama söz konusu olamayacağını, zira Yargıtay kararının yeni delil olmadığını belirtiyorlar.

Bir kesim TFF'ye bile ceza verilemeyeceğini, UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını savunuyor.

Ciddiye almakta zorlandığım tek görüş ise "Türkiye'de yeniden yargılamaya ilişkin kanun değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, Yargıtay kararının bozulacağını ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeni bir sürecin başlayacağını, spor hukukunun da bu sürecin sonunu beklemesi gerektiğini; olası beraat kararlarının ardından spor hukukunda yeniden yargılama yapılması gerektiği"ni iddia ediyor. Bu görüş sahipleri, Türk yargı sistemindeki yolsuzluğun UEFA'nın dikkatinden kaçamayacağını ileri sürüyorlar.

Eminim gözden kaçırdığım görüşler vardır. Hepsini ayrı ayrı değerlendirmem gerekmiyor. Bu yazıda kendi görüşümü paylaşacağım.

Öncelikle, FIFA ve UEFA Türk yargı sistemindeki yozlaşmayla ilgilenmez. UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu ve CAS sadece mahkeme kararını değil, delilleri de dikkate alarak karar verdi. Üstelik Yargıtay tapelerin gerçeği yansıttığını, sanıkların tapelerin içeriğine itiraz etmediklerini hatta sanıkların bazı ses kayıtlarının dinlenmesine karşı çıktıklarını açıkladı. UEFA ve FIFA için tapelerin sahte olmaması, içeriklerine itiraz edilmemesi yeterli. Bu tapelerin nasıl elde edildiğinin hiç önemi yok. Mahkeme kararı olmasaydı bile, tapeler tek başına UEFA için yeterli olacaktı. CAS için de durum aynı. CASAmadou Diakite ve Ahongalu Fusimalohi kararlarında tapeler, temel alarak kararları onadı. CAS, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen tapelerin şike gibi sporun doğasına zarar verecek büyük ihlallerin ispatında önemli delil olduğunu benimsedi. CAS, devlet mahkemeleri için bağlayıcı olan temel ilkelerin özel hukuka tabi tahkim yargılamasında birebir uygulanamayacağını ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin bu görüşü kabul ettiğini örnek içtihatlarla ortaya koydu.

Bu sebeple, şike soruşturmasında elde edilen ses kayıtları ceza yargılamasında hukuka aykırı kabul edilse bile, spor hukukunda kesinlikle nazara alınır. Ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edilmiş olması tek başına spor hukukunda yeniden yargılamayı gerektirmez.

FIFA ve UEFA ne tür cezalar verebilir?

Bazı hukukçular UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını; şike, ırkçılık gibi temel değerlere saldırı niteliği taşıyan eylemlerin gereği gibi soruşturulmaması durumunda UEFA'ya ceza verme yetkisi tanıyan yeni hükmün TFF ve yöneticileri şike yapan kulüplere uygulanamayacağını iddia ediyorlar.

CAS, Porto Kararı'nda UEFA talimatında şike ile getirilen yeni hükümlerin geçmişe etkili uygulanabileceğini kabul etti. Her ne kadar Porto, talimat değişikliğinden önce şike yapmış olsa da, UEFA'nın yeni talimatı uygulayarak Porto'yu Avrupa Kupaları'na kabul etmeme yetkisi olduğunu açıkladı. Aynı gerekçeyle, UEFA'nın son talimat değişikliğinin 3 Temmuz sürecine etkili olabileceği kabul edilebilir.

3 Temmuz sürecinde UEFA, şike sürecinin TFF'nin egemenliğinde olduğunu ve TFF'nin iç işleyişine müdahale etmeyeceğini açıklamıştı. Dikkat edilirse, bu açıklamalar talimat değişikliğinden önce yapılmıştı. Talimatın yeni düzenlemeleri UEFA'ya ulusal federasyonların iç işleyişine karışma, hatta federasyon yerine karar verme yetkisi tanıyor.

UEFA ve FIFA öncelikle TFF'ye ceza verebilir. TFF, gereği gibi soruşturma yapmadığı gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulabilir.

TFF'ye hangi cezalar verilebilir?

UEFA ve FIFA'nın kulüplere, federasyonlara verilecek cezalarda geniş takdir yetkisi bulunuyor.

1) Önce, bugüne kadar kimsenin bahsetmediği bir ihtimali tartışmaya açayım.

FIFA Statüsü, FIFA'ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer UEFA ve FIFA, TFF'den Yargıtay kararıyla kesinleşen mahkumiyet kararlarını dikkate alarak ilgili kişi ve kulüplere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA'nın TFF'nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFA, TFF'nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir. FIFA, bu kararı vermeden önce UEFA'ya danışmalıdır.

Yukarıdaki ihtimal Türkiye'de bomba etkisi yapar. Bilindiği üzere, futbol camiası TFF'nin dokunulmaz olduğunu iddia ediyor. Hükümet, Bakanlar, muhalefet partileri de özerkliği dokunulmaz olarak yorumluyor. Her türlü yolsuzluğa imza atanlara müdahale edilemeyeceğini, bu pisliğin TFF'nin iç sorunu olduğunu savunuyor. İsviçre, İngiltere, Fransa, Güney Afrika'da futbol federasyonları hakkında soruşturmalar açıldı. Hatta FIFA bile soruşturuldu. İsviçre mahkemeleri FIFA'nın birkaç yöneticisini cezalandırdı. Hiçbir futbol federasyonu dokunulmaz değil. Türkiye hariç. Anayasa değişikliği ile TFF'nin dokunulmazlığı katmerlendi. Bu da hükümetin ve muhalefet partilerinin ayıbı.

Türkiye'de TFF'ye dokunulamazken, FIFA üye federasyonların yönetimlerine karışabiliyor. Sadece belli bir kararı almaya zorlamakla yetinmeyip, doğrudan yönetimi görevden alıp, karar verecek yeni bir yönetim getirebiliyor.

2) FIFA ve UEFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir.

3) TFF'nin üyeliği askıya alınabilir.

Peki FIFA ve UEFA kulüplere ceza verebilir mi?

UEFA'nın 2013 tarihli talimatı sadece UEFA tarafından düzenlenen maç ve turnuvalarda değil, ayrıca UEFA'nın kuruluş amaçlarından birine esaslı aykırılık hallerinde de uygulama alanı bulacak. Bu yetki ancak üye federasyonların yeterli soruşturmayı yapmaları halinde uygulanamayacak (UEFA Disiplin Talimatı md. 2/IV).

TFF'nin şike sürecini nasıl yönettiğini biliyoruz. Etik Kurulu'nun saçma raporunu, PFDK'nın açıkça hukuka aykırı kararını ve TFF Tahkim Kurulu'nun şikeye 3 maç ceza verdiği kararı unutmadık.

UEFA, TFF yönetim kurulu ve hukuk kurullarının şikeyi örtbas etmek için harcadığı çabanın farkında. UEFA, 2013 tarihli talimatını uygulayarak öncelikle TFF'ye ceza verebilir. Bu talimata dayanarak kulüpleri de cezalandırabilir.

UEFA, kulüplere hangi cezaları verebilir?

Bir hususu unutmamak gerekir. UEFA sadece kendi disiplin talimatında yer alan cezaları verebilir. UEFA'nın küme düşürme yetkisi bulunmamaktadır. UEFA kulüplere "uyarı"dan başlayarak çeşitli cezalar verebilir ama küme düşürme cezası veremez.

Şikeye karışmış kulüplere verilebilecek en ağır cezalar Avrupa Kupaları'ndan men ve en üst ceza olarak lisansın iptalidir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş UEFA tarafından cezalandırıldı. Her ne kadar Beşiktaş için cezanın kesin olmadığı, durumun tekrar değerlendirileceği belirtilse bile, cezanın arttırılacağını sanmıyorum.

Türkiye'de Sivasspor, Giresunspor ve Bülent Uygun'un Yargıtay tarafından yönetici olarak değerlendirilmesinin tartışılmasının ardından belki Eskişehirspor UEFA tarafından cezalandırılabilecektir.

Bu süreçle ilgili asıl aktör FIFA'dır. FIFA'nın kulüplere küme düşme cezası verme yetkisi var. FIFA doğrudan bu cezayı vermeyip, TFF'ye yeni yönetim atadıktan sonra kulüplere ceza verilmesini sağlayabilecek.

Çok önemli bir noktayı atlamayalım. FIFA ve UEFA sadece Yargıtay aşamasından geçmiş kararlarda yer alan maçlarla sınırlı karar vermeyecektir. 6222 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ancak mahkemenin cezalandıramadığı şike olayları da UEFA ve FIFA'nın radarında olacaktır. 

Aynı şekilde, 6222 sayılı Kanun'a göre suç olmayan ancak UEFA talimatına göre suç olan fiiler de UEFA tarafından değerlendirilebilir.

Örneğin, Barış Özbek'in, o süreçte görev aldığı Galatasaray'ın kadrosunu üçüncü kişilerle paylaşması UEFA düzenlemelerine göre şikeydi. TFF Etik Kurulu bu hareketi sadece etik ihlal olarak değerlendirdi ve oyuncunun Etik Kurulu'na sevk edilmesi gerektiğini açıkladı. TFF ise bu sporcuyu Etik Kurulu'na sevk etmedi.

Aynı şekilde, Hikmet Karaman, kendisine yapılan şike/teşvik primi teklifini kabul etmemesine rağmen, bunu TFF'ye bildirmediği için cezalandırılmalıydı. Karaman hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

TFF Etik Kurulu, birçok şike fiilini sadece etik ihlal olarak değerlendirdi. Bu fiillerin listesini paylaşmıştım: http://goo.gl/wC5K1I

Özetle, UEFA ve FIFA, TFF'nin görmezden geldiği bütün şike ve teşvik primlerini göz önüne alacaktır. Kişiler ve kulüpleri cezalandıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, UEFA ve FIFA aşağıdaki maçları da değerlendirebilecektir. FIFA ve UEFA'da lobi yapmaya çalışanların bu maçları özellikle belirtmesi ve iki federasyonun dikkatini çekmesi gerekir:
Manisaspor - Trabzonspor (21.02.2011)
Fenerbahçe - Kasımpaşa (26.02.2011)
Kayserispor - Manisaspor (04.03.2011)
Bursaspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (06.03.2011)
Gençlerbirliği - Fenerbahçe (07.03.2011)
Galatasaray - Fenerbahçe (18.03.2011)
Gençlerbirliği - Trabzonspor (20.03.2011)
Diyarbakırspor - Giresunspor (04.04.2011)
Eskişehirspor - Fenerbahçe (09.04.2011)
Trabzonspor - Bursaspor (17.04.2011)
Karşıyakaspor - Giresunspor (18.04.2011)
Eskişehirspor - Trabzonspor (22.04.2011)
Giresunspor - Mersin İdman Yurdu (24.04.2011)
Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (01.05.2011)
Karabükspor - Fenerbahçe (08.05.2011)
Beşiktaş - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (11.05.2011)
Fenerbahçe - Ankaragücü (15.05.2011)
Trabzonspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (15.05.2011)
Sivasspor - Fenerbahçe (22.05.2011)

21 Temmuz 2013 Pazar

RTÜK'ten "Önemli Olaylar" Listesi

Pazar gününe Radikal'in haberi ile uyandık.

Radikal muhabiri Miray Çimen'in haberine göre, RTÜK şifresiz ve ücretsiz yayınlanması gereken "önemli olaylar listesi" hazırlamış.

Liste şöyle:

1- Yaz, Kış ve Paralimpik Olimpiyat Oyunları,
2- FIFA Dünya Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
3- UEFA Avrupa Kupası Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
4- Türk milli futbol takımlarının eleme ve final karşılaşmaları,
5- Türkiye Kupası (futbol, basketbol, voleybol, hentbol) karşılaşmaları,
6- Avrupa kupalarında (futbol) Türk takımlarının oynadığı bütün maçlar ile yarı final ve final karşılaşmaları, UEFA Avrupa Ligi karşılaşmaları ve UEFA Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları, UEFA süper kupa maçları,
7- Dünya Şampiyonası (her branşta) yarı final ve final karşılaşmaları,
8- Avrupa şampiyonaları (her branş) yarı final ve final karşılaşmaları,
9- Türkiye’de yapılan uluslararası tenis organizasyonları,
10- Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu,
11- Akdeniz Oyunları,
12- Avrasya Maratonu,
13- İslam Dayanışma Oyunları,
14- Kırkpınar Yağlı Güreşleri,
15- Mevlana anma törenleri (Şeb-i Arus),
16- Yunus Emre şenlikleri,
17- Hacı Bektaşi Veli anma törenleri,
18- Nevruz etkinlikleri,
19- Boğaziçi kıtalararası yarışmalar.

Görüldüğü üzere, listenin önemli kısmı spor karşılaşmalarına ayrılmış.

Sporseverler için güzel haberler var. Bundan böyle Türk futbol milli takımının tüm resmi maçlarını ve Türk futbol kulüplerinin Avrupa Kupası maçlarını şifresiz ve ücretsiz izleyebileceğiz.

Geçen hafta içinde Avrupa Topluluğu Adalet Divanı, UEFA ve FIFA aleyhine karar verdi. Birleşik Krallık ve Belçika Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası finallerinin toplumun yakından takip ettiği çok önemli olaylar olduğu gerekçesiyle bu turnuvaların ücretsiz ve şifresiz yayınlanması kararı almıştı. UEFA ve FIFA buna itiraz etti. ATAD ise devletlerin bu yönde yetkisi olduğunu belirterek davaları reddetti.

RTÜK'ün listesi de bu kararların yayınlanmasından birkaç gün sonra açıklandı.

Liste beni memnun etmedi. Sebeplerini açıklayayım.

1) Futbolda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası'nın sadece yarı final ve final karşılaşmaları liste kapsamında.

ATAD kararlarında ise bazı devletlerin Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası organizasyonlarında tüm turnuvanın listeye alındığını gördük. RTÜK'ün tüm organizasyon yerine yarı final ve final müsabakaları ile sınırlı liste hazırlaması Avrupa'daki örnekleriyle uyuşmuyor.

2) Sadece Türk futbol takımlarının maçları listeye alınmış. Diğer spor dallarında faaliyet gösteren milli takım ve kulüplerin maçları yine şifreli yayınlanabilecek. Örneğin, basketbol hayranları Türk takımlarının Euroleague ve diğer turnuvalardaki maçlarını şifreli izlemek zorunda kalacaklar. Oysa futbol seyircileri takımlarının maçlarını özgürce takip edebilecekler.

3) Türkiye'de düzenlenen onlarca uluslararası spor organizasyonu arasında sadece uluslararasrı tenis organizasyonları listeye alınmış. Tenise özel düzenlemenin sebebini anlamadım.

4) FIFA Dünya Kupası ve UEFA Avrupa Kupası'nın ayrıca belirtilmesi gerekmiyor. Her branşta Dünya Şampiyonaları ve Avrupa Şampiyonaları'nın yarı final ve final maçları listede yer alıyor.

5) İslam Dayanışma Oyunları'nın listede yer almasının sebebi nedir? Toplumun bu Oyunlar'a ilgisi olması bir yana bu Oyunlar'dan haberdar mıdır?

Laik bir devlet olan Türkiye'nin milli takımlarının İslam Dayanışma Oyunları'na katılması Anayasa'ya uygun mudur? Devleti temsil eden milli takımlar, İslam temelli spor karşılaşmalarına katılabilir mi?

Bu liste futbol tutkunlarını sevindirdi. Sporseverlerin boynu bükük kaldı.