Spor Tahkim Mahkemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Tahkim Mahkemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2015 Çarşamba

CAS, Mayıs ve Haziran Ayı Duruşma Tarihlerini Yayınladı

CAS, Mayıs ve Haziran ayında gerçekleşecek duruşmaların listesini yayınladı.

Listede Türk sporcuların ve kulüplerin taraf olduğu davalar da yer alıyor.

IAAF'in Türkiye Atletizm Federasyonu ve Aslı Çakır Alptekin'e karşı açtığı davanın (CAS 2014/A/3498) duruşması 2 Haziran tarihinde gerçekleşecek.

Kasımpaşa Spor Kulübü ile Fernando Varela Ramos arasındaki davanın (CAS 2015/A/3891) duruşması ise 9 Haziran tarihinde yapılacak.


Duruşma listesi aşağıdaki gibidir:

6 Eylül 2014 Cumartesi

CAS Bülteni'nin 1/2014 Sayısı Yayınlandı

CAS Bülteni 1/2014 sayısı yayınlandı. Bu sayıda özellikle Efraim Barak ve Dennis Koolard'ın CAS'ın şike kararlarını değerlendirdikleri makale dikkat çekici.

Bültenin önemli başlıklar aşağıdaki gibidir.

Articles and Commentaries
Match-fixing. The aftermath of Pobeda – what have the past four years brought us?
Mr Efraim Barak & Mr Dennis Koolaard

Settling Sports Disputes by CAS Mediation
Prof. Dr Ian Blackshaw

Experience of a sports lawyer in mediation - Mr. Max Duthie

WADA Code Review Summary - Ms Estelle de La Rochefoucauld

The Panel’s right to exclude evidence based on Article R57 para. 3 CAS Code: a limit to CAS’ 
full power of review? - Dr Despina Mavromati

Leading Cases
Arbitration CAS 2012/A/2844
Gussev Vitali v. C.S. Fotbal Club Astra & RPFL
7 June 2013

Arbitration CAS 2012/A/2852
S.C.S Fotbal Club CFR 1907 Cluj S.A. & Manuel Ferreira de Sousa Ricardo & Mario Jorge
Quintas Felgueiras v. Romanian Football Federation (FRF) .
28 June 2013

Arbitration CAS 2012/A/2874
Grzegorz Rasiak v. AEL Limassol
31 May 2013

Arbitration CAS 2012/A/2912
Koji Murofushi & Japanese Olympic Committee (JOC) v. International Olympic Committee
(IOC)
11 June 2013

Arbitration CAS 2012/A/2919
FC Seoul v. Newcastle Jets FC
24 September 2013

Arbitration CAS 2012/A/2985
Racing Club v. Genoa Cricket and Football Club S.p.A
2 September 2013

Arbitration CAS 2013/A/3047
FC Zenit St. Petersburg v. Russian Football Union (RFU)
7 October 2013

Arbitration CAS 2012/A/3055
Riis Cycling A/S v. the Licence Commission of the UCI
11 October 2013

Arbitration CAS 2013/A/3067
Málaga CF SAD v. Union des Associations Européennes de Football (UEFA)
11 June 2013 (full award with grounds of 8 October 2013)

Arbitration CAS 2013/A/3099
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği v. Allen Iverson
30 August 2013

CAS Awards OG 2014
CAS Ad hoc Division (O.G. Sochi) 2014/01
Daniela Bauer v. Australian Olympic Committee (AOC) & Austrian Ski Federation (ASF)
4 February 2014

CAS Ad hoc Division (O.G. Sochi) 2014/02
Clyde Getty v. International Ski Federation (FIS)
5 February 2015

CAS Ad hoc Division (O.G. Sochi) 2014/03
Maria Belen Simari Birkner v. Comité Olímpico Argentino (COA) & Federación Argentina de
Ski y Andinismo (FASA)
13 February 2014

CAS Ad hoc Division (O.G. Sochi) 2014/04-05
Alpine Canada Alpin (ACA), Canadian Olympic Committee (COC) & Olympic Committee of
Slovenia (SOC) v. International Ski Federation (FIS) & International Olympic Committee
(IOC)
23 February 2014

Judgements of the Federal Tribunal
Arrêt du Tribunal fédéral 4A_274/2012 du 19 septembre 2012

Judgment of the Swiss Federal Tribunal 4A_620/2012 of May 29, 2013

Arrêt du Tribunal fédéral 4A_682/2012 du 20 juin 2013

1 Temmuz 2014 Salı

CAS'ın Fenerbahçe Kararı - Bölüm 1

İsviçre’nin Lozan şehrinde faaliyet gösteren Spor Tahkim Mahkemesi’nin Fenerbahçe’nin şike dosyası ile ilgili kararı kamuoyunun bilgisine sunulmadı ama medyada karar hakkında birçok iddia ve yorum duyduk, okuduk.

CAS’ın kararı okuduğumuzda medyada manşet olan iddiaların önemli bölümün gerçeğe aykırı olduğunu tespit ettik.

Aşağıda 139 sayfalık kararda ilk göze çarpan noktaları paylaşacağım. Bir sonraki yazımda ise CAS’ın dört maçla ilgili değerlendirmelerini aktaracağım.

Özet olarak,
CAS, bütün makamların kararlarını dikkate aldığını ama dosyayı en baştan inceleyeceğini belirtti. Tapeleri tek tek değerlendirdi. CAS, o dönemde henüz açıklanmayan Yargıtay kararını da dikkate almayacağını; sanıklar beraat etse bile UEFA Disiplin Talimatı uyarınca gerekli kararın verileceğini açıkladı.
CAS aşağıdaki tespitlerini paylaştı:
- UEFA, önce 5 maç üzerinden ceza verip, ardından 8 maç ceza veremez. CAS olarak 4 maç üzerinden inceleme yapacağım.
- (oyçokluğu ile) UEFA, ulusal düzeyde yapılan şike faaliyetlerini cezalandırabilir.
- UEFA, şikeyi cezalandırmak için “iki aşamalı süreç” kabul etti. UEFA otomatik olarak bir sene ceza verdikten sonra, ağır ihlaller halinde soruşturma açıp başka cezalar verebilir.
- UEFA’nın TFF’ye gönderdiği mektup, bir yıllık idari tedbire ilişkindir. Tedbir TFF tarafından uygulanmıştır. UEFA, ağır ihlaller için soruşturma açıp başka cezalar verebilir.
- Avrupa Kupaları’na katılım formunun gerçeğe aykırı doldurulması tek başına yaptırım gerektirmez.
- Şike sebebiyle kulübe ceza verilmesi için önce yöneticilerin cezalarının belirlenmesi gerekli değildir.
- TFF yetkililerinin maçlarla ilgili raporları sınırlı etkiye sahiptir. Sahaya bakılarak şike anlaşılamaz.
- Fenerbahçe, UEFA’da adil yargılanmıştır. Fenerbahçe’nin iddia ettiği usul hataları, CAS tarafından düzeltilebilir.
- Fenerbahçe’nin yöneticileri 4 maçın sonucunu etkilemeye çalışmışlardır.
- UEFA’nın ve CAS’ın şike ile ilgili kararlarına bakıldığında, Fenerbahçe’ye verilen cezalar azdır. Ancak UEFA, UEFA Temyiz Kurulu’nun kararına itiraz etmediği için, cezayı arttırma yetkimiz bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Fenerbahçe’ye verilen ceza ölçülüdür.

Detaylı açıklamak gerekirse;

1)      CAS, kararını verirken TFF Etik Kurulu raporlarını, PFDK ve Tahkim Kurulu’nun kararlarını ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararlarını dikkate aldı ama bu kararlarla bağlı kalmadı. Tapeleri tek tek inceledi. Tapeleri ayrı ayrı ve birlikte yorumladı. Tapeler arasında bağlantılar kurdu.

2) Medyada, CAS’ın 4 maçta şike yapılmadığını tespit ettiği iddia edildi. Bu iddia doğru değil. CAS, UEFA Disiplin ve Kontrol Komitesi’nin 5 maç üzerinden verdiği kararın UEFA Temyiz Kurulu’nda 8 maç üzerinden değerlendirildiğini tespit etti. CAS, UEFA’nın 5 maç üzerinden yapılan değerlendirmeye karşı çıkması halinde UEFA Temyiz Kurulu’nun 8 maç üzerinden değerlendirme yapabileceğini belirtti. CAS, UEFA’nın Karabükspor ile ilgili inceleme yapmadığını, olayların tartışmalı olduğunu açıklayarak, kendi yargılamasında sadece 4 maçı inceleyebileceğini açıkladı. CAS, incelemediği 4 maçta şike yapılmadığına dair bir ifade kullanma.

3) CAS, TFF Kurulları’nın verdiği kararların ardından UEFA’nın kulübü cezalandıramayacağına ilişkin savunmayı reddetti. CAS, TFF ve UEFA’nın kurallarının farklı olduğunu; TFF’nin kararlarının Türkiye içinde, UEFA’nın kararlarının ise Avrupa çapında etki ettiğini belirtti. CAS, “TFF’nin Fenerbahçe’yi suçsuz bulmasının, Fenerbahçe’nin UEFA kurallarını ihlal etmediği anlamına gelmediğini” ifade etti.

4) Fenerbahçe, AC Milan’a verilen cezayı örnek göstererek, tekrar yargılanamayacağını, bir seneden başka ceza alamayacağını iddia etti. Bu iddia, üç hakemden oluşan CAS hakem heyetinde tartışma yarattı. İki hakem, UEFA’nın Milan Olayı’ndan sonra mevzuatını değiştirdiğini, şikenin cezalandırılmasında “iki aşamalı süreç sistemini benimsediğini; bu sistemle ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarını da cezalandırabildiğini kabul etti. CAS, “iki aşamalı süreci” değerlendirirken, UEFA’nın “idari tedbir” olarak nitelendirdiği bir yıllık otomatik cezanın maçların  düzeninin korunması için gerekli bir disiplin cezası olduğunu ancak UEFA’nın ağır ihlaller halinde soruşturma açarak daha ağır cezalar verebileceğini belirtti. CAS, TFF’nin Fenerbahçe’yi UEFA Şampiyonlar Ligi’ne göndermemesini bir senelik otomatik ceza olarak nitelendirdi ve TFF’nin kararının UEFA’yı soruşturma açmaktan alıkoyamayacağını, UEFA’nın olayın özelliğine göre soruşturma açma ve daha ağır cezalar verme yetkisi olduğunu belirtti. CAS, Fenerbahçe’nin “iki aşamalı süreç” ile ilgili yaptığı itirazı, Türk hukukunda da uygulama alanı bulan “kısmi dava” ile açıkladı. UEFA, 10.000 İsviçre Frankı üzerinden alacağı olan bir kimsenin önce 3.000 Frank için dava açabileceğini, ardından 7.000 Frank için dava açabileceğini örnek olarak gösterdi.

5) UEFA’nın ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarına ceza verip veremeyeceği CAS hakem heyetinde tartışmaya sebep oldu. Heyet, UEFA Disiplin Talimatı’na 2013 yılında eklenen maddenin 2011 yılında meydana gelen şike olaylarına uygulanıp uygulanmayacağını tartıştı. Çoğunluk, mevzuata eklenen ilgili maddenin sadece UEFA’nın zaten var olan yetkisini teyit ettiğini; UEFA’nın ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarını soruşturup ceza verebileceğini kabul etti.

6) CAS, Avrupa Kupaları’na katılım için doldurulması gereken formun yanlış, eksik, gerçeğe aykırı doldurulmasının tek başına ceza gerektirmediğini; talimatta bu yönde açık bir hüküm olmadığını; bu yönde bir hüküm olsa bile, şike ile ilgili soruşturma açılmadan sadece formun yanlış doldurulması sebebiyle ceza verilemeyeceğini açıkladı.

7) Fenerbahçe, UEFA’nın TFF’ye gönderdiği mektubu da tartışmaya açtı. UEFA Genel Sekreteri Giorgio Infantino, söz konusu mektupta TFF’nin Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermemesi gerektiğini, aksi halde daha ciddi sonuçlar doğacağını yazmıştı.
CAS, söz konusu mektubun bir anlaşma metni olmadığını; anlaşma olsa bile, TFF ile UEFA arasındaki anlaşmadan anlaşmanın tarafı olmayan Fenerbahçe’nin hak iddia edemeyeceğini; TFF’nin, üyesi olduğu UEFA’nın emrine (tehdidine) uygun hareket etmesinin, UEFA ile TFF arasında sözleşme kurulduğu anlamına gelmediğini belirtti. CAS, UEFA’nın mektubunun sadece idari tedbir olarak adlandırılan bir senelik otomatik cezaya ilişkin olduğunu, UEFA’nın ek cezalar vermeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığını belirtti. UEFA, Fenerbahçe’nin ihmalkar davrandığını da açıkladı. UEFA, mektubun içeriği hakkında şüphe duyulması halinde UEFA ile temasa geçilmesi gerektiğini ifade etti.
CAS, Fenerbahçe’nin dürüstlük kuralına aykırı davrandığını da açıkladı. CAS, Fenerbahçe’nin CAS’ta açtığı ilk davada UEFA’nın mektubunun içeriğine itiraz ettiğini, ikinci davada ise söz konusu mektubu delil gösterdiğini hatırlattı. CAS, Fenerbahçe’nin daha önce itiraz ettiği bir mektuba daha sonra dayanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirtti. CAS, Fenerbahçe’nin önce UEFA’nın disiplin soruşturması açamayacağını belirttikten sonra UEFA’nın bu yetkisini kabul edip, UEFA’nın bir mektup göndererek soruşturma açmaktan feragat ettiğini ileri sürmesini çelişkili buldu.

8) CAS, UEFA Disiplin ve Kontrol Kurulu’nun kişilere ilişkin soruşturma için ek rapor istemesini de değerlendirdi. CAS, ek rapor istenmesinin, Fenerbahçe hakkında karar verilmesini engellemeyeceğini; kulübe ceza verilmesi için önce yöneticilerin cezalarının belirlenmesinin gerekli olmadığını ifade etti.
CAS, yöneticilerin tek maçta bile şike yapmalarının, Fenerbahçe’nin bu davranışlardan sorumlu tutulması için yeterli olduğunu; yöneticiler hakkında ek rapor istenmesinin, Fenerbahçe’ye değil, yöneticilere verilecek cezaların doğru ve ölçülü olmasını sağlamak için tüm resmin görülmesini amaçladığını belirtti.

9) CAS, UEFA tarafından yapılan yargılamalarda Fenerbahçe’nin adil yargılandığına hükmetti. CAS, Fenerbahçe’nin önce 55 tanık bildirdiğini, ancak 19 tanık çıkardığını; 122 sayfalık temyiz dilekçesi ve 109 ek verdiğini hatırlattı. CAS, duruşmanın iki gün sürdüğünü belirtti.
Fenerbahçe hızlı yargılamayı isteyerek kabul etmediğini, buna zorlandığını iddia etti. CAS, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılım formunu imzalayarak UEFA’nın söz konusu yetkisini kabul ettiğini hatırlattı.
CAS, Fenerbahçe’nin UEFA Temyiz Kurulu önündeki duruşmadan kısa süre önce belgeleri aldığını ve iyi hazırlanamadığına dair iddiayı ise farklı değerlendirdi. CAS, söz konusu belgelerin önemli kısmının orijinalinin Türkçe olduğunu, bu belgelerin Fenerbahçe’de bulunduğunu açıkladı. CAS, sil baştan yapacağı yargılamada iddia edilen usul eksikliklerinin CAS tarafından giderileceğine işaret etti.

10) CAS, Fenerbahçe’nin CAS sürecinin Yargıtay’ın kararlarının açıklanmasının beklendiği 30 Ekim 2013’e kadar askıya alınmasına yönelik talebini reddetti. CAS, beş maçta şike olup olmadığını kendisinin takdir edeceğini; Yargıtay sanıklar hakkında beraat kararı verse bile, bu kararın CAS’ı bağlamayacağını açıkladı.

11) CAS, Fenerbahçe tarafından sunulan finans raporlarının sınırlı değerlendirilebileceğini açıkladı. CAS, “yolsuzluk aktörlerinin arkalarında iz bırakmamak için kaçış yolları aradıklarına” dair kararını hatırlattı. CAS, finansal kayıtların para transferi olmadığını göstermesinin, gerçekte resmi olmayan hesaplara özellikle nakit olarak para aktarılmadığı anlamına gelmediğini belirtti. CAS, para transferi gerçekleşmeden şike teşebbüsünde bulunabileceğini hatırlattı.

12) CAS, TFF yetkililerinin maçlarla ilgili raporlarının sınırlı etkiye sahip olduğunu açıkladı. Maçlarda olağandışı bir durumun tespit edilmediğine dair raporların, şikenin gerçekleşmediği yönünde delil teşkil edemeyeceğini belirtti. Bir oyuncunun kötü oynamasının şike delili olamayacağını açıkladı. CAS, şike teklifini kabul eden bir oyuncunun mutlaka kötü oynaması gerekmediğini ifade etti.

13) CAS, 6022 sayılı Kanun ile bağlı olmadığını, UEFA Disiplin Talimatı’nı uygulayacağını açıkladı. 6222 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen şike olaylarının da cezalandırılabileceğine dikkat çekti.

14) CAS, Fenerbahçe’nin yöneticilerinin dört maçın (Gençlerbirliği-Fenerbahçe, Fenerbahçe-İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Fenerbahçe-Ankaragücü ve Sivasspor-Fenerbahçe) sonuçlarını etkilemeye çalıştıklarına kanaat getirdi.

15)  CAS, Fenerbahçe’ye verilen cezanın ölçülü olduğuna karar verdi. CAS, bu kararını gerekçelendirirken, çok ilginç bir noktaya dikkat çekti. CAS, daha önce şike ile ilgili verilen kararları göz önüne alarak, şike için bir yıldan sekiz yıla kadar ceza verildiğini tespit etti. Bu cezaların hepsi bir maç yüzünden verilmişti. CAS, Fenerbahçe dosyasında dört maç için ve kulübün üst makamlardaki yöneticileri tarafından yönetilen bir şike operasyonu tespit ettiğini, bunun çok ağır bir ihlal olduğunu ancak UEFA Temyiz Kurulu’nun benzer davalarda verdiği kararlara göre çok hafif bir ceza verdiğini belirtti. CAS, UEFA’nın kendi Temyiz Kurulu kararına itiraz etmediği için cezayı arttırma yetkisi olmadığına işaret etti. Diğer bir deyişle, CAS, UEFA’nın Fenerbahçe’ye olması gerekenden az ceza verdiğini ifade etti.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Milliyet'ten Yanlış Haber

UEFA Temyiz Kurulu, Eskişehir ve Sivasspor'un UEFA Avrupa Ligi'nden men etti.

Bugün Milliyet gazetesinde yayınlanan bir yazıda iki konuya değinildi.

Yazının ilk bölümünde UEFA'nın şike sürecinde ismi geçen bütün kulüpleri takibe aldığının öğrenildiği belirtilmiş. "Günaydın" deyip, bu bölümü geçiyorum.

Yazının ikinci bölümünde ise Eskişehir ve Sivasspor'un UEFA kararından sonra izleyeceği yol haber yapılmış. Bu bölüm baştan sona yanlış. Ne yazık ki, bu bölüm "hukukçuların yorumlarına" dayandırılmış.

Haberdeki iddialar ve düzeltmeler aşağıdadır.

1) "Eskişehirspor ve Sivasspor’a 2 yıl men cezası ve 300’bin euro para cezası isteyen UEFA müfettişlerinin talebine karşın, iki kulübe de 1’er yıl “katılamaz” hükmü veren Disiplin Komitesi’nin kararından sonra, CAS yolu açıldı. 20 gün içerisinde Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ne itiraz hakkı bulunan Sivasspor ve Eskişehirspor kulüplerinin, bu süreyi beklemeden en geç bir hafta içinde yasal işlemleri başlatacağı bildirildi."

Dünkü kararı UEFA Disiplin Komitesi vermedi. UEFA Temyiz Kurulu ilgili karara imza attı.

Sık sık yapılan bir hataya bu haberde de rastladık. CAS'ın açılımı "Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi" değildir. Doğru tercüme "Spor Tahkim Mahkemesi"dir. (Detaylı açıklama için: http://goo.gl/cPBL4p)

UEFA Temyiz Kurulu kararlarına başvuru süresi 20 gün değil, 10 gündür. Bu süre UEFA'nın Eskişehirspor ve Sivasspor ile ilgili açıklamasında belirtildiği gibi; sürenin hukuki kaynağı UEFA Statüsü'nün 31'inci maddesinin 3'üncü fıkrasıdır. Milliyet, 20 günlük süreyi nereden çıkardı? Bir hukukçudan mı görüş aldılar?

2) "Her iki kulübün de ilk etapta UEFA kararının durdurulması yönünde talepte bulunacağı öğrenilirken, CAS’ın Haziran ayı sonunda başlayacak Avrupa Ligi ön eleme maçları arefesinde tarafların hızlı yargılanma tisteğini kabul edeceği vurgulandı."

- "tisteğini" ifadesi, gazetenin Internet sitesinden aynen alınmıştır.

- CAS'ın hızlı yargılama yapması için öncelikle uyuşmazlığın iki tarafının bu konuda anlaşması gerekir (CAS Tüzüğü, R52/III). Kulübün CAS'tan hızlı yargılama istemesi tek başına yeterli olmaz. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın davalarının hızlı yargılama usulü ile görülmesi, iki kulübün UEFA ile anlaşması sonucu gerçekleşmişti. Hatta hızlı yargılama teklifi UEFA'dan gelmişti. Eskişehirspor ve Sivasspor, UEFA kabul etmezse, hızlı yargılama imkanından faydalanamaz. O zaman sormak lazım: UEFA hızlı yargılamayı kabul etmezse, sırf Haziran ayında Avrupa Ligi ön eleme maçlarının oynanacağı gerekçesiyle CAS hızlı yargılama yapabilir mi? Hangi hukukçu CAS'ın iki kulübün hızlı yargılama talebini kabul edeceğini iddia etti?

3) "CAS’ın, tıpkı Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi turnuvanın prestiji açısından yürütmenin durdurulması yönünde karar vermesi beklenirken, başvurunun reddedilmesi durumunda Sivasspor ve Eskişehirspor’un bulundukları turdan itibaren ihraç edilmelerinin yüksek ihtimal olduğu, hukukçular tarafından dile getirildi."

Yazının sahibi, Fenerbahçe'nin CAS'ta açtığı ilk davayı unutmuş ya da hatırlamak istemiyor.

CAS, ilk davada Fenerbahçe'nin yürütmeyi durdurma kararı talebini reddetti. CAS, "turnuvanın prestiji"ne bakarsa, aksine, şike ile suçlanan kulüplerin turnuvaya katılmaması yönünde karar verir. Bugüne kadar CAS, şike sebebiyle ceza alan hiçbir kulübün yürütmeyi durdurma talebini kabul etmedi.

Fenerbahçe'nin CAS'taki ikinci davasında ise kamuoyu yanıltıldı. Fenerbahçe yönetimi ve hukukçuları CAS'ın yürütmeyi durdurma talebini kabul ettiğini, UEFA'nın çatırdayacağını, yürütmeyi durdurma kararının savaşlarında ne kadar haklı olduklarını gösterdiğini, kendilerine kurulan komplonun CAS tarafından bertaraf edileceğini ileri sürmüşlerdi.

CAS, Fenerbahçe'nin yürütmeyi durdurma talebini kabul etmedi. UEFA ve Fenerbahçe, yürütmenin durdurulması konusunda anlaştı. CAS da "taraflar arasındaki anlaşma uyarınca, UEFA Temyiz Kurulu kararının uygulanmayacağını" açıkladı.

CAS, Eskişehirspor ve Sivasspor'un yürütmeyi durdurma taleplerini reddedecek. CAS bu talebi reddederse, Milliyet'teki iddianın aksine, Eskişehirspor ve Sivasspor zaten ön eleme turunda hiç yer almayacakları için, ihraç edilmeleri de söz konusu olmayacak.

4) "2014-15 sezonunda Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’’nde Galatarasay ve Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’nde ise Trabzonspor dışında temsil edecek başka takım bulunmayacak."

Bu ihtimal, Sivasspor ve Eskişehirspor'un Avrupa Ligi ön eleme turu maçlarına başlayıp da ihraç edilmeleri ihtimali için ortaya atılmış.

Sivasspor ve Eskişehirspor'un yürütmeyi durdurma talepleri reddedilecek. Bu iki takım ön eleme oynayamayacak. Peki onların yerine kim geçecek? Bu sorunun yanıtını uzun bir yazımda paylaşmıştım (http://goo.gl/aU85HT). Aşağıda özet geçeceğim.

UEFA Avrupa Ligi Talimatı'na göre Kardemir Karabükspor ve Bursaspor Avrupa Ligi ön eleme turlarına katılabilecek. Ancak Kardemir Karabükspor yönetiminin Emenike'ye yönelik şike girişimlerinin haberdar olmasına rağmen TFF'ye bilgi vermemesi Karabükspor'un şike sebebiyle ceza almasına sebep olabilir.

Kardemir Karabüspor, UEFA Avrupa Ligi'ne alınmazsa, sıra Gençlerbirliği'ne gelecek. 2010-2011 sezonunda kulübün genel müdürlüğü görevini yürüten Zafer Önder İpek'in, Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında şike ve Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik primi için aracılık ettiği tespit edildiği için Gençlerbirliği'nin UEFA'dan ceza alması muhtemel.

Kardemir Karabükspor ve Gençlerbirliği ceza alırsa, sıra Akhisar Belediyespor'a geliyor.

UEFA talimatlarına göre, Bursaspor ve Akhisar Belediyespor'un UEFA Avrupa Ligi ön eleme turuna gitmesi beklenebilir. Bununla birlikte, önümüzde yeteri kadar zaman yok. Kanımca sadece Bursaspor Avrupa Ligi ön eleme turuna alınacaktır. Kardemir Karabükspor ve Gençlerbirliği'nin yargılaması zaman alacağı için, ön eleme turları başlayana kadar Akhisar Belediyespor'un katılımını sağlayacak süreç bitemeyecektir.

Dileğim, Akhisar Belediyespor'un hak ettiği Avrupa yolculuğuna biletini almasıdır.

1 Şubat 2014 Cumartesi

İsviçre Federal Mahkemesi'nin CAS ile İlgili Kararları (2013)

İsviçre Federal Mahkemesi'nin 2013 yılunda Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) ile ilgili verdiği kararların listesi aşağıdadır. Taraf isimleri daha sonra eklenecektir.

139 III 5114A_282/2013 (13.11.2013)


4A_540/2013 (05.11.2013)


5A_328/2013 (04.11.2013)


4A_93/2013 (29.10.2013)


4A_468/2013 (21.10.2013)


4A_274/2012 (19.09.2013)


4A_274/2013 (05.08.2013)


4A_682/2012 (20.06.2013)


4A_620/2012 (29.05.2013)

4A_476/2012 (24.05.2013)

4A_730/2012 (29.04.2013)

4A_14/2013 (15.04.2013)


4A_522/2012 (21.03.2013)


4A_388/2012 (18.03.2013)


4A_576/2012 (28.02.2013)


4A_550/2012 (19.02.2013)

4A_244/2012 (17.01.2013)


4A_146/2012 (10.01.2013)

19 Temmuz 2013 Cuma

UEFA, Fenerbahçe Davası İçin Hakemini Atadı

UEFA, Fenerbahçe'nin CAS'ta açtığı davaya hakem olarak İsrailli Efraim Barak'ı atadı.

Efraim Barak, ünlü bir spor hukukçusu. Buenos Aires'te doğdu. Yaşamının büyük bölümünü İsrail'de geçirdi. İsrail Barosu üyesi ve Buenos Aires Barosu onursal üyesi. Spor hukuku alanında birçok akademik çalışması var. Bugün İspanya'nın dünya çapında saygınlığı olan Instituto Superior de  Derecho y Economía bünyesindeki Uluslararası Spor Hukuku Master Programı'nın müdürlüğünü üstleniyor  ve bu programda ders veriyor.

Efraim Barak, özellikle Alberto Contador Valesco Davası'nda adından çok söz ettirdi. WADA'nın avukatları, Efraim Barak'ın taraflı yargılama yaptığını iddia ettiler. WADA avukatları, tanıkları Machael Ashenden'e çapraz sorgu yapmaktan alıkoyuldular. WADA avukatları bu karara büyük tepki gösterdiler. Radio Shack-Nissan takımının sahibi Flavio Becca, Efraim Barak'ın Contador'un tarafında olduğunu iddia etti.

Alberto Contador'un takımı Saxo Bank'ın İsrail'de kamp yapması ve Contador'un İsrail'de Müslüman ve Yahudi çocuklar için okul inşa ettirmesi Contador ve Saxo Bank'ın Barak'ı etkileme çabaları olarak değerlendirildi.

Efraim Barak'ın başkanlığını yaptığı CAS hakem heyeti, Contador'un kan dopingi yapmadığına kanaat getirdi. Heyet, elindeki verilerden sporcunun iddia ettiği üzere kendisinde saptanan yasaklı maddenin yediği etten bulaşma olasılığının daha akla yatkın olduğunu ancak her halükarda cezayı hafifletecek ya da ortadan kaldırabilecek nitelikte kanıtların sporcu tarafından sunulamadığından bahisle iki yıl hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılması gerektiği yönünde karar verdi.

Contador, karardan o kadar memnun kaldı ki, CAS kararının iptali için İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurmadı.

Efraim Barak, Fenerbahçe'nin CAS davası açısından özel öneme sahip. Barak, Makedon Pobeda Kulübü'nün CAS'a yaptığı itirazda hakem heyetinin başkanı idi. CAS, bu davada UEFA Temyiz Kurulu'nun Pobeda'ya verdiği 8 yıllık cezayı onamıştı.

Bir noktaya açıklık getirmek gerekiyor. Efraim Barak, Pobeda Davası'nda UEFA tarafından atanmamıştı. CAS kuralları uyarınca, CAS'ın Temyiz Dairesi başkanı tarafların hakemlerine danıştıktan sonra baş hakemi atıyor.

Diğer bir deyişle, Efraim Barak, UEFA'nın her fırsatta atadığı hakemlerden değil. Eğer UEFA ile Barak arasında böyle bir ilişki var ise, Fenerbahçe'nin Barak'ı reddetme imkanı var. İsviçre'nin FC Sion Kulübü, CAS'taki davada UEFA'nın atadığı hakemin sık sık UEFA'nın davalarında hakemlik üstlendiğini belirtti ve hakemin bağımsızlığından/tarafsızlığından şüphe duyulması gerektiğini ileri sürdü. CAS bu itirazı kabul etti ve UEFA yeni bir hakem atamak zorunda kaldı.

CAS süreci bu tür usul tartışmalarına gebe olabilir.

Merakla bekliyoruz.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Yanlış Kullanılan Kavramlar

3 Temmuz 2011’den beri spor medyasında şike ile ilgili haberleri takip ediyorum. Bugüne kadar birçok yanlış gözüme çarptı. Bunların bazılarını Twitter’da dile getirdim.

UEFA Temyiz Kurulu'nun kararlarından itibaren bu yanlış ifadelerin, iddiaların her gün defalarca dile getirildiğine şahit oluyorum.

Bu yanlışları bir liste olarak paylaşmak isterim.

- “UEFA Tahkim Kurulu”
UEFA bünyesinde Disiplin Kurulu kararlarına itiraz edilen kurul Temyiz Kurulu’dur. Kurulun İngilizce ismi "Appeals Body", bunun Fransızca karşılığı ise "Instance d’Appel"’dir. Bir kurulun Tahkim Kurulu olabilmesi için bu kurul üyelerinin kararına itiraz edilen federasyondan ve muhatap kişi/kulüplerden bağımsız ve tarafsız kişiler olmaları gerekir. UEFA bünyesinde yer alan, maaşı UEFA tarafından ödenen üyelerin oluşturduğu kurul Tahkim Kurulu olamaz.

- “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi”
İsviçre’de spor uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturması için kurulmuş olan kurumun adı Spor Tahkim Mahkemesi’dir. İngilizce karşılığı "Court of Arbitration for Sport", Fransızca karşılığı ise "Tribunal Arbitral du Sport"’dur. Mahkemenin İngilizce ve Fransızca isimlerinde “uluslararası” ifadesi yer almamaktadır.
Türk spor hukukçuları bu mahkemenin genelde uluslararası uyuşmazlıklara bakması sebebiyle mahkemenin adını zikrederken “uluslararası” ifadesini kullanmayı tercih ediyorlar. Oysa hukukçuların teknik terimlere özen göstermeleri gerekir. Bu mahkeme sadece uluslararası uyuşmazlıklara değil, merkezinin bulunduğu İsviçre’de meydana gelen ulusal spor uyuşmazlıklarına da bakmaktadır. Bu sebeple mahkemenin, tıpkı İngilizce ve Fransızca karşılıklarında olduğu gibi “uluslararası” ifadesi kullanılmadan anılması gerekir.

- “CAS hakimi”
Hakim, devlet mahkemelerinde yargılama ve uyuşmazlıkları sona erdirme görevini üstlenen şahıslardır. Tahkim yargılaması söz konusu olduğunda, “hakem”den bahsedilir. Doğru ifade “CAS hakemi” olacaktır. 

24 Haziran 2013 Pazartesi

CAS'ın Duruşma Takvimi Açıklandı

CAS, önümüzdeki günlerde yapılacak duruşmaların tarihlerini açıkladı.

Türk kulüplerinin taraf olduğu davaların duruşmaları aşağıda belirtilen tarihlerde gerçekleşecek:

26 Haziran 2013 - Carlos Alberto Cardoso v. Fenerbahçe Spor Kulübü & FIFA

20 Eylül 2013 - Fenerbahçe SK v. UEFA

4 Ekim 2013 - Trabzonspor v. Christian Brüls

30 Ocak 2013 Çarşamba

CAS Duruşma Takvimini Açıkladı

CAS, duruşma takvimini açıkladı.

Türk takımlarından Eskişehirspor'un taraf olduğu davanın duruşması 28 Şubat'ta gerçekleşecek.

Duruşma takvimi şöyle: 

1 Şubat 2013 CAS 2012/A/3027 Jacques Anouma v. Confédération Africaine de Football (CAF) 

Şubat 2013 CAS 2012/A/2844 Gussev Vitali v. C.S. Fotbal Club Astra 

Şubat 2013 CAS 2012/A/2902 Cerro Porteño FC v. Locarno FC

Şubat 2013 CAS 2011/A/2362 Mohammad Asif v. International Cricket Council 
CAS 2012/A/2854 Horacio Luis Rolla v. U.S. Cittá di Palermo S.p.A. & FIFA

Şubat 2013 CAS 2011/A/2364 Salman Butt v. International Cricket Council 
CAS 2012/A/2839 CA Boca Juniors v. FIFA 
CAS 2012/A/3031 Katusha Management SA v. UCI

22 
Şubat 2013 CAS 2012/A/2787 Villarreal CF v. FIFA

27 
Şubat 2013 CAS 2012/A/2874 Grzegorz Rasiak v. AEL Limassol 
CAS 2012/A/2962 Maritimo da Madeira v. Wydad Athletic Club

28 
Şubat 2013 CAS 2012/A/2910 Club Eskisehirspor v. Kris Boyd

8 Mart 2013 
CAS 2011/A/2539 Borussia VfL 1900 Mönchengladbach GmbH v. Boca Juniors & FIFA

13 
Mart 2013 CAS 2012/A/2992 UPA-CONI v. Fabrizio Macchi

29 & 30 Nisan 2013 
CAS 2012/A/2917 British Paralympic Association v. International Association for Disabled Sailing & Norwegian Olympic and Paralympic Committee 

28 Ağustos 2012 Salı

Süreyya Ayhan Olayı'nın Kronolojik Hikayesi


2012 Londra Olimpiyatları süresince sadece Olimpiyat takımını tartışmadık. Tartışamadık. Doping cezası almış ve spora veda etmiş sporcuları da izlemek, dinlemek, okumak zorunda kaldık.

Halil Mutlu, doping cezası aldı ama halterdeki başarısızlıklardan sonra federasyonu suçladı. Federasyona rakip olacağını belirtti.

Halil Mutlu’nun röportajı o kadar yankı uyandırmadı. İkna edici değildi.

Ancak Süreyya Ayhan Kop, Oyunlar’dan önce başladığı halkla ilişkiler çalışmasına Oyunlar süresince ve Oyunlar’dan sonra da devam etti. Her gün kendisinden bahsettirdi. Medyada geniş yer buldu. Röportajları yayınlandı. Köşe yazarları ona kol kanat gerdiler. Süreç o kadar güzel idare edildi ki, Türkiye Atletizm Federasyonu bile “değerli sporcumuz” demek zorunda kaldı.

Süreyya Ayhan Kop’un iddiaları kamuoyu tarafından kabul edildi. Herkes onun mağdur olduğuna, haksızlığa uğradığına inanıyor. Devletin, federasyonun ona destek vermediğini düşünüyor.

Süreyya Ayhan Kop hala koşabileceğine inanıyor. Kariyeri önündeki tek engel ise federasyonmuş. Devlet isterse CAS’ın kararı kalkarmış!

Süreyya Ayhan’ın iddialarının hiçbiri doğru değil.

Süreyya Ayhan’ın ömür boyu men cezası almasına kadar geçen süreci hatırlamakta fayda var. Toplumun bilmediği, medyanın haberdar bile olmadığı ya da sakladığı bazı detayları ortaya koymak gerek.

Aşağıda Süreyya Ayhan’ın doping hikayesini okuyacaksınız. Ayhan'ın diğer iddialarını, Spor Tahkim Mahkemesi ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin bu iddialara yanıtlarını ve son günlerde yapılan tartışmalarla ilgili görüşlerimi diğer yazılarda paylaşacağım.

İşte kronolojik açıklama:
  • Süreyya Ayhan 2004 yılında müsabaka dışı yapılmak istenen doping kontrolüne karşı gelir. Yasak metot kullanır. Doping kurallarını ihlal eder.
  • 14 Mart 2005’te GSGM Merkez Ceza Kurulu, Ayhan’a bir yıl hak mahrumiyeti cezası verir. IAAF bu karara karşı çıkar.
  • GSGM Merkez Ceza Kurulu dosyayı tekrar inceler ve 15 Haziran 2005’te Ayhan’a iki yıl hak mahrumiyeti verir. Ayhan, hakkı olmasına rağmen Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurmaz.
  • Ayhan’ın avukatı 11 Temmuz 2005’te IAAF’e gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresinin başlangıcına itiraz eder.
  • IAAF, 19 Temmuz 2005’te gönderdiği mektupta Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul etmesi durumunda talebi değerlendirebileceğini iletir.
  • 16 Ağustos 2005’te Ayhan’ın avukatı, Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul ettiğini IAAF’e iletir. Böylece Ayhan doping suçunu kabul etmiş olur.
  • Ayhan’ın avukatı, IAAF ile pazarlık yaptıktan ve müvekkilinin suçu kabul ettiğini yazı ile bildirdikten sonra ilginç bir yol izler. Ayhan’ın avukatı bu sefer 12 Eylül 2005 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurur. Bu davada, GSGM Merkez Ceza Kurulu’nun yetkili olmadığını ve aynı olayla ilgili iki farklı karar veremeyeceğini ileri sürer.
  • Ayhan’ın avukatının İdare Mahkemesi’nde dava açmasından bir hafta sonra, 19 Eylül 2005 tarihinde, gelişmelerden habersiz olan IAAF, Türkiye Atletizm Federasyonu’na gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresi konusunda anlaşma sağlandığını açıklar. Oysa Ayhan’ın avukatı bu anlaşmaya uymamış ve devlet mahkemesinde dava açmıştı.
  • Davanın açılmasından iki yıl sonra, 4 Nisan 2007 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi davayı reddeder. Ayhan’ın avukatı, kararı 24 Temmuz 2007 tarihinde temyiz eder. Aradan 5 yıl geçmesine rağmen Danıştay hala dosya hakkında karar vermedi.
  • Süreyya Ayhan Kop’un mahrumiyet cezası Temmuz 2007’de sona erer. Ayhan, kayıtlı test havuzuna dahil edilir. Bu havuza dahil edilen Ayhan, tekrar yarışma dışı doping kontrollerine muhatap olacağını biliyordu. Bilmesi gerekirdi.
  • ABD’de kamp yapan Ayhan’a 8 Eylül 2007’de müsabaka dışı doping testi uygulanır. Bu test sonucunda Ayhan’ın numunesinde doping maddesi tespit edilir. Ayhan (A) numunesine karşı çıkınca (B) numunesi test edilir. Bu numunede de doping maddesi bulunur.
  • Doping testinin pozitif çıkması üzerine, IAAF 18 Ekim 2007 tarihinde Ayhan’ı doping mevzuatına aykırı davranmakla suçlar.
  • Türkiye Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, 25 Ocak 2008 tarihinde aldığı kararla, Ayhan’a ikinci doping ihlali sebebiyle ömür boyu men cezası verir.
  • Ayhan’ın itirazı üzerine, GSGM Tahkim Kurulu, mevzuatında o yönde bir yetkisi olmamasına rağmen, 14 Mart 2008‘de aldığı kararla, dosyayı tekrar incelenmesi için Atletizm Federasyonu’na gönderir.
  • 2 Nisan 2008 tarihinde yeniden toplanan Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, kararının arkasında durur ve ömür boyu men cezasında ısrar eder.
  • Ayhan’ın itirazı sonucu dosyayı tekrar önünde bulan GSGM Tahkim Kurulu, ömür boyu men cezasını kabul etmez. Kurul 30 Mayıs 2008 tarihinde verdiği kararla, dört yıl hak mahrumiyeti cezasını uygun bulur.
  • Ayhan, GSGM Tahkim Kurulu kararına itiraz eder ve merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan Spor Tahkim Mahkemesi’ne 20 Haziran 2008 tarihinde başvurur.
  • IAAF, 29 Ağustos 2008’de gönderdiği cevap dilekçesi ile karşı dava açar ve Ayhan’ın ömür boyu ceza verilmesini talep eder.
  • CAS, 2 Nisan 2009 tarihinde duruşma düzenler. Bu duruşmaya Süreyya Ayhan Kop, Yücel Kop ve onların avukatı katılırlar. IAAF kendi temsilcilerini gönderir. Türkiye Atletizm Federasyonu ise genel sekreter Nihat Doker tarafından temsil edilir. Bu duruşmada Ayhan’ın avukatı ve IAAF temsilcileri iddia ve savunmalarını ortaya koyarlar. Kararda, Atletizm Federasyonu’nun hiçbir gerekçe ileri sürmediği belirtiliyor. Federasyon sadece Yücel Kop ile ilgili kararının onanmasını talep etmiş. Karardan anlaşıldığı kadarıyla, Nihat Doker’in Süreyya Ayhan hakkında herhangi bir iddiası ve ceza istemi olmamış. CAS kararında özellikle Atletizm Federasyonu’nun hiçbir katkısı olmadığı açıklanmış.
  • CAS, 10 Kasım 2009 tarihinde Süreyya Ayhan Kop’a ömür boyu men cezası verir.
  • Süreyya Ayhan, CAS'ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurur. Federal Mahkeme 12 Mayıs 2010'da davayı reddeder ve CAS'ın kararı kesinleşir.

Sadece kronolojik gelişime ve CAS kararına bakıldığı zaman bile Süreyya Ayhan’ın bazı gelişmeleri sakladığı ve yine bazı iddialarının asılsız olduğu anlaşılıyor.

1. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasının başlama süresi ile ilgili IAAF’e başvurduğunu ve gönüllü mahrumiyeti, diğer bir deyişle ilk doping ihlalini kabul ettiğini kamuoyundan sakladı.

2. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasını kabul ettikten sonra Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bu çelişkili davranıştı. Danıştay’ın 5 yıl geçmesine rağmen karar vermemesi ise düşündürücüdür.

3. Ayhan, CAS’a sadece kendisinin başvurduğunu, CAS’ın GSGM Tahkim Kurulu’nun dört yıl men cezasını onaylama veya bozma yetkisi olduğunu; CAS’ın cezayı arttıramayacağını iddia etti. Oysa IAAF de CAS’a başvurdu ve Ayhan’a ömür boyu men cezası verilmesini istedi. CAS, yeniden yargılama yetkisi olduğunu belirtirken, IAAF’in karşı davasını dikkate alarak karar verdi. Ayhan, IAAF’in karşı dava açtığını hiçbir zaman dile getirmedi, IAAF’in davadaki pozisyonunu sakladı.

4. Ayhan, Türkiye Atletizm Federasyonu genel sekreteri Nihat Doker’in, kendisi için ömür boyu men cezası istediğini iddia etti. Oysa CAS kararında, Doker’in Süreyya Ayhan davası ile ilgili hiçbir gerekçe ve talepte bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Doker sadece Yücel Kop hakkında söz almış. Süreyya Ayhan’ın bu iddiası anlaşıldığı kadarıyla doğru değil.

Nihat Doker’in CAS duruşmasındaki rolü de tartışılmalıdır. Türkiye Atletizm Federasyonu’nu temsilen duruşmaya katılan Doker, federasyonu temsilen Süreyya Ayhan kararı ile ilgili söz almadı, hiçbir gerekçe ileri sürmedi. Doker, Atletizm Federasyonu’nun Internet sitesinde yayınlattığı basın açıklamasında “Federasyonu temsilen katıldığı (söz konusu) dava duruşmasında, ne federasyon adına, ne de şahsi fikri olarak “Süreyya Ayhan KOP’ a ömür boyu ceza verilsin” şeklinde bir bayanı olmadığınıifade etti. Peki neden Doker böyle bir ifadede bulunmadı? Süreyya Ayhan Kop ile ilgili hiçbir ifadede bulunmayacaksa, o duruşmadaki işlevi neydi?

Süreyya Ayhan, Nihat Doker’in ömür boyu men talebinde bulunduğunu iddia ederek Başbakan ya da bakanın bilgilendirilip konu üzerine gidilmesini istediğini ifade etmişti. Gerçekten bakanın bilgilendirilmesi gerekir. Doker’in Süreyya Ayhan hakkında söz almaması ve federasyonun kararını savunmaması irdelenmelidir. Süreyya Ayhan Kop hakkında verilen kararı savunmayacaksa, Doker’in o duruşmada hangi amaçla bulunduğu sorgulanmalıdır.

5. Ayhan, CAS’a karşı AİHM’de dava açtığını açıkladı. Oysa bu mümkün değil. AİHM’de ancak devletler davalı olabilir. Ayhan, Türkiye ve İsviçre’ye karşı dava açabilir. CAS’ın AİHM’de yargılanması söz konusu olamaz.

6. Süreyya Ayhan, devletten destek beklediğini, projeleri olduğunu belirtti. Oysa doping sebebiyle ömür boyu men cezası alan sporculara hiçbir şekilde o branşla ilgili altyapılarda, olimpik aday kadrolarında, projelerde ve branşlarla ilgili diğer konularda görev verilmez. Verilmemelidir.

Süreyya Ayhan’ın açıklama ve iddialarını sadece kronolojik açıyla değerlendirmek doğru değil. Ayhan akla hayale gelmeyecek, tutarsız iddialarda bulundu. Sık sık kendisiyle çelişti. Bu iddiaları başka bir yazıda inceleyeceğim.

4 Mayıs 2012 Cuma

CAS'ın FC Sion Kararı

Hatırlanacağı üzere, Şampiyonlar Ligi'ne gönderilmeyen Fenerbahçe, durumunu hep Avrupa Ligi'ne alınmayan İsviçre kulübü FC Sion ile karşılaştırmıştı.

Fenerbahçe yöneticileri ve avukatları, İsviçre Federasyonu'nun FC Sion'un arkasında durduğunu, TFF'nin benzer duruşu sergileyemediğini iddia etmişlerdi. Oysa İsviçre Futbol Federasyonu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararını uygulamak zorunda kalmıştı. Federasyon, FIFA'dan gelen mektubun hemen ardından FC Sion'un 36 puanını silmişti.

İsviçre'deki Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Ocak ayında FC Sion Davası ile ilgili kararını vermişti. Bu karar, spor hukuku ile ilgilenenler için ders niteliğinde. CAS hakemlerinin reddi, CAS hakemlerinin taraflara danışmanlık yapamamaları, UEFA'nın kararlarının rekabet hukuku ve kişilik hakları açısından değerlendirilmesi, CAS'ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi hususlar uzun uzun tartışıldı.

Bu kararın eleştirilecek birçok yönü var. Bunları bir makalede belirteceğim.

CAS'ın FC Sion Kararı (CAS 2011/O/2574 UEFA v. Olympique des Alpes SA/FC Sion) için: http://www.tas-cas.org/d2wfiles/document/5475/5048/0/Award20FINAL20_2011.01.31.pdf