IAAF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IAAF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2015 Salı

Fatih Çekirge'den Dopingçiye Destek Yazısı

Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, bugün "Nevin'e destek için var mısınız?" başlıklı bir yazı kaleme almış.

Çekirge, 3 yıl doping cezası alan Nevin Yanıt'tan mağdur yaratmaya çalışmış. Yazısından anlaşıldığı kadarıyla, Yanıt, sponsor bulamıyor. Çekirge ise, Yanıt'ın sponsor bulması için PR çalışmasına destek vermeye çalışıyor.

Çekirge'yi ayıpladım. Bilmeden, araştırmadan, öğrenmeden yazmış. Yanıt, antrenörünü suçlamış. Çekirge, Yanıt'ın iddiaları mutlak gerçekmiş gibi sayfasına almış. Yanıt'ın antrenörü ile konuşmamış. Yanıt'ın iddialarını sormamış.

Nevin Yanıt'ın iddiaları komik bile değil.

Yanıt, "antrenörüme güvenerek büyük hata yaptım" demiş. Dopingle ilgili teknik ve hukuki konulara girmeyeceğim. 3 kez Avrupa Şampiyonu olmuş bir sporcu, vücuduna giren maddeden sorumlu olur. Kan dopinginin Yanıt'tan habersiz gerçekleşmesi mümkün değil.

Yanıt, kamuoyuna farklı bir hikaye anlatmaya çalışmış. Çekirge ise onun kalemi olmuş.

Çekirge'ye CAS'ın Nevin Yanıt ile ilgili basın açıklamasını (http://goo.gl/zEZpfF) veya CAS kararını (http://goo.gl/kDAPCT) okumasını öneririm.

CAS, Yanıt'ın birden çok doping ihlaline imza attığını açıkladı.

Nevin Yanıt, Ağustos 2012 - Şubat 2013 tarihleri arasında birçok kez yasaklı madde olan stanzolol ve testosteron kullanmış; Haziran 2012 - Şubat 2013 tarihleri arasında ayrıca kan dopingine başvurmuş. Bu ihlalleri belli bir düzen içinde gerçekleştirmiş.

CAS kararı çok açık: Çelebi'nin ve Yanıt'ın iddialarının aksine, Nevin Yanıt bilerek ve isteyerek doping ihlali yaptı.

Yanıt, bu konuda masum olduğunu, kandırıldığını düşünüyorsa antrenörüne tazminat davası açardı. O antrenör, kulüp antrenörü ise, Nevin Yanıt kulübüne de dava açardı. Ortada herhangi bir dava olmadığına göre, Yanıt'ın iddialarında samimi olmadığını kabul etmeliyiz.

ATLETİZM FEDERASYONU'NU UNUTMAYALIM!

Hazır Nevin Yanıt'ın bahsi açılmışken, Türkiye Atletizm Federasyonu'na (TAF) da değinmek lazım.

TAF yetkilileri Nevin Yanıt'ı doping kontrolünden kaçırmışlardı. Bu olay üzerine, IAAF, Nevin Yanıt'ı takip listesine aldı. TAF Disiplin Kurulu, sistematik doping yapan Yanıt'a sadece 2 sene ceza verdi. TAF Disiplin Kurulu'nun akla zarar kararı IAAF'in tepkisini çekti. IAAF, cezanın 4 yıla çıkarılması için CAS'a başvurdu.

TAF, CAS yargılamasında sessiz kaldı. Federasyon, Disiplin Kurulu'nun kararının arkasında dur(a)madı. Neden TAF, kurulun kararını savun(a)madı?

TAF Disiplin Kurulu'nun kararları federasyonun Internet sitesinde yayınlanmıyor. Kurulun kararları, gerekçeleri bilinmiyor. Bu kararlar denetlenemiyor, birbirleriyle karşılaştırılamıyor. Kurulun spor hukuku, özellikle doping mevzuatı ve uygulaması ile ilgili bilgisi değerlendirilemiyor.

CAS kararları olmasa, TAF Disiplin Kurulu'nun açıkça hukuka aykırı kararlarının detaylarını öğrenemeyeceğiz. Umarım TAF, kurulun kararlarını yayınlamaya başlar. Spor hukuku ile ilgilenen hukukçular da kararları değerlendirerek, daha fazla hata yapılmasını engelleyebilirler.

ÇEKİRGE'NİN SPONSOR ÇAĞRISI CİDDİYE ALINMAMALI!

Çekirge, yazısını şöyle bitirmiş:

"Kızanlara bir sözüm yok. Ama güvenenler için soruyorum: Olan oldu. Haklı haksız, o ceza doldu... Şimdi Nevin’e destek olmaya var mısınız?
- Bir sporcunun küllerinden doğmasına destek olmaya var mısınız?
- Ay-yıldızlı bayrağımızı bir kez daha zirveye çekmek için var mısınız?
Haydi Nevin, geç şu barajı, Amerika’da dünya şampiyonası için seni alkışlayalım."

Umarım kimse Nevin Yanıt'a güvenmiyor; ona destek olmayı düşünmüyordur.

Umarım hiçbir antrenör, sistematik doping yapan ama antrenörünü namlunun ucuna koyan bir sporcuyla çalışmayı düşünmüyordur.

Umarım devlet, hatalarından ders alır ve dopingçilere destek vermeyi bırakır.

Umarım devlet kendi vermediği desteği, özel sektöre baskı uygulayarak "sponsor" kisvesi altında dolaylı şekilde vermeyi aklının ucundan geçirmez.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Atletizm Federasyonu'nun CAS Sessizliği

Aslı Çakır Alptekin'in 8 yıl men cezası almasının ardından, gözler Türkiye Atletizm Federasyonu'na (TAF) döndü. Ancak federasyondan çıt çıkmıyor. Federasyon başkanı Ahmet Çıntımar olmak üzere, federasyon yönetim kurulundan açıklama bekledik. Federasyonun Internet sitesinde açıklama yapılması bile yeterli olacaktı. Beklenen açıklama bir türlü yayınlanmadı.

Federasyon, Alptekin ile ilgili kararı duyurmak zorunda olmadığını iddia edebilir. Bu iddia tartışılır. 

Ne var ki, CAS kararı sadece Alptekin ile ilgili değil. IAAF hem Alptekin'e hem de TAF'ye karşı dava açtı. TAF, davalılardan biriydi. IAAF Alptekin ve TAF ile anlaşma yaptı. TAF, IAAF'in masraflarından sorumlu olmayı kabul etti. TAF, CAS'ın kararını bu açıdan bile olsa duyurmak zorundaydı.

CAS'ın Aslı Çakır Alptekin Kararı incelendiğinde, TAF'nin süreç boyunca ağır kusurunun ve ihmalinin olduğu görülüyor:

Aslı Çakır Alptekin'in Açıklaması Hakkında

Aslı Çakır Alptekin, biyolojik pasaport verilerindeki anomali sebebiyle IAAF ile 8 yıl men cezası verilmesi konusunda anlaşmıştı. Anlaşma, CAS kararının parçası haline getirilmiş ve CAS'ın kararı 18 Ağustos tarihinde yayınlanmıştı.

Alptekin, kararın yayınlanmasından iki gün sonra, 20 Ağustos tarihinde Facebook sayfasında bir açıklama yayınladı.

Bu açıklama kamuoyunda şüpheyle karşılandı. Açıklamadaki tutarsızlıklar dile getirildi: http://www.olimpikturk.com/2015/08/asl-cakr-alptekin-iaaf-ve-gamze-bulut.html. Birçok sitede ve sosyal medyada bu açıklamayla dalga geçildi.

Aşağıda açıklama ile ilgili görüşlerimi paylaşacağım.

21 Ağustos 2015 Cuma

Aslı Çakır Alptekin'den Kamuoyu Açıklaması

IAAF ile anlaşarak doping kuralı ihlali nedeniyle kendisine 8 yıl men cezası verilmesini kabul eden Aslı Çakır Alptekin, bugün Facebook sayfasından açıklama yaptı: https://www.facebook.com/AsliCakirAlptekin/posts/875127465897562

Açıklama, konu ile bilgisi olanları tatmin etmekten uzak, kendi içinde tutarsız, gerçeğe aykırı iddialar  ve maalesef doping ikrarı içeriyor.

Bu açıklamayı sonra değerlendireceğim.

Açıklama aşağıdaki gibidir:

18 Ağustos 2015 Salı

CAS'ın "Aslı Çakır Alptekin Kararı"nın Sonuçları

CAS, Aslı Çakır Alptekin ile ilgili kararını dün açıkladı. IAAF, Aslı Çakır Alptekin ve Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) bir anlaşmaya vardı ve anlaşma CAS’ın kararı haline geldi.
Kararı önceki yazımda özetlemiştim. Bu yazıda Aslı Çakır Alptekin’in doping cezası almasının sonuçlarına değinmeye çalışacağım. Özellikle kamuoyunda tartışılan iki hususla ilgili görüşlerimi paylaşacağım.

CAS, Aslı Çakır Alptekin Kararı'nı Açıkladı

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Aslı Çakır Alptekin ile ilgili kararını bir basın bülteni ile duyurdu ve ilgili kararı resmi Internet sitesinde yayınladı.

CAS’ın gerekçeli kararında Aslı Çakır Alptekin’i 8 yıl hak mahrumiyetine götüren süreç kısaca anlatılmış.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

CAS, Mayıs ve Haziran Ayı Duruşma Tarihlerini Yayınladı

CAS, Mayıs ve Haziran ayında gerçekleşecek duruşmaların listesini yayınladı.

Listede Türk sporcuların ve kulüplerin taraf olduğu davalar da yer alıyor.

IAAF'in Türkiye Atletizm Federasyonu ve Aslı Çakır Alptekin'e karşı açtığı davanın (CAS 2014/A/3498) duruşması 2 Haziran tarihinde gerçekleşecek.

Kasımpaşa Spor Kulübü ile Fernando Varela Ramos arasındaki davanın (CAS 2015/A/3891) duruşması ise 9 Haziran tarihinde yapılacak.


Duruşma listesi aşağıdaki gibidir:

29 Ocak 2014 Çarşamba

IAAF'ten Yanlış Hesap

IAAF, dün akşam paylaştığı bülten ile aralarında 32 Türk atletin de yer aldığı bir listeyi kamuoyunun bilgisine sunmuştu. O listeyi detaylı biçimde kaleme almıştım.

Ne yazık ki IAAF'in listesi yanlış. Bazı Türk atletlerin cezaları yanlış hesaplanmış. 2015'te sona ermesi gereken cezalar 2013'te bitiyor gibi ilan edilmiş.

İsa CanFatih EryıldırımDilek Esmer, Emel Güngör, Kaan Şencan'ın cezalarının bitiş tarihlerinin düzeltilmesi gerekiyor.

IAAF'in hatalı bildirimi aşağıdaki gibidir.



IAAF'in Dopingli Sporcular Listesinde 32 Türk Atlet Yer Aldı

Az önce Anadolu Ajansı, IAAF'in doping cezalısı sporcular listesinde 32 sporcu olduğunu duyurdu. IAAF, 149 numaralı bülteni ile listeyi açıkladı. IAAF, bu listeyi Türkiye Atletizm Federasyonu'ndan aldığı bilgilere göre oluşturdu.

Anadolu Ajansı'nın haberinde sadece doping cezası alan atletlerin isimleri paylaşılmış. Bu sporcuların hangi ihlalden ötürü kaç sene ceza aldıkları belirtilmemiş. Cezaların sona ereceği tarihler de haberde yer almamış.

Anadolu Ajansı'nın haberindeki eksikleri tamamlamak amacıyla sporcuların listesini ihlal sebebi ve cezanın biteceği tarihleri belirterek açıklayacağım.

149 numaral bültene baktığımızda, İzmir Türkiye Şampiyonası ve Gençler Türkiye Şampiyonası'nda birçok sporcunun doping maddesi kullandığını görüyoruz. Yarışma dışı doping kontrollerinde yakalanan sporcuların sayısı da dikkat çekici.

Listede hesaplama yanlışları göze çarpıyor. Dilek Esmer, Emel Güngör, Kaan Sencan ve Fatih Eryıldırım 2 sene 6 ay ceza aldılar. Ancak IAAF sitesinde sadece 6 aylık ceza verilmiş gibi hesaplama yapılmış. Bu yanlış IAAF tarafından düzeltilecektir.

Bu liste, Atletizm Federasyonu'nun dopingten sınıfta kaldığını gösteriyor. Her ne kadar federasyon yetkilileri bu kadar çok sayıda sporcunun yakalanmasını dopingle mücadele gösterdikleri başarı olarak yansıtsalar da, ilgili herkes bu testlerin federasyon yetkililerinin şiddetli muhalefetine rağmen yapıldığını biliyor. Doping kontrol görevlilerine yer gösterilmediği, alana alınmadıkları; bazı sporcuların testlerden kaçırıldığı medyada haber olmuştu.

Federasyonun yeni yönetiminin doping konusunda nasıl bir politika izleyeceğini göreceğiz.

Bir konuyu daha gündeme getirmek gerekiyor. Bu listede yer alan sporcuların hangi kulüplerin bünyesinde yarıştıklarını biz biliyoruz. Kamuoyu bilmiyor. Özellikle iki kulübün ön plana çıktığını görüyoruz. Spor Bakanlığı bu kulüpler hakkında soruşturma açacak mı? Sadece antrenörlere ceza verilerek skandalın unutturulması düşünülmesin! Bu kulüpler sistematik dopinge imza atıyor. Gerekirse bu kulüplerin Atletizm Federasyonu'na tescillerinin iptal edilmesi gerekiyor.

Atletizm Federasyonu bu sporcuların listesini, kulüplerini beliterek kamuoyu ile paylaşmalıdır. Belli kulüplerin sporcuların zehirlediği kamuoyu tarafından bilinmelidir. Ancak federasyonun güçlü kulüpleri karşısına alabileceğine inanmak zor. Şikede olduğu gibi, "paralel devlet", "paralel federasyon" saçmalıklarını duyma ihtimali de çok yüksek.

Aşağıda IAAF'in genel listesinde ve son bülteninde yer alan Türk sporcuların listesini bulacaksınız.

Umut Aday - 24 Haziran 2015

Elif Akbaş (Stanozolol) - 13 Haziran 2015

Burcu Akmazoğlu (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Emrah Altunkalem - 25 Haziran 2015

Eşref Apak - 25 Haziran 2015

Çağdaş Arslan - 25 Haziran 2015

Veysi Aslan (Metenolone) - 13 Şubat 2015

Mazlum Aydemir (Metenolone) - 10 Eylül 2014

Süreyya Ayhan Kop (Stanozolol) - Ömür boyu men

Adewummi BAMHIHIYBIN - 13 Haziran 2015 (Bu sporcu KKTC vatandaşı)

Büşra Baş - 24 Haziran 2015

Alemitu Bekele (yasak madde/metot kullanmak, kullanmaya teşebbüs etmek) - 14 Şubat 2016

Sarık Bilgin (Stanozolol) - 13 Haziran 2015

Hasan Birinci - 24 Haziran 2015

İsa Can - 25 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 25 Aralık 2015 olmalı)

Gökçe Çelenk (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Recep Çelik (Metenolone) - 29 Mayıs 2014

Emrah Çoban (Doping kontrolüne girmeyi reddetmek) - 8 Mayıs 2015

Kübra Danış (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Burak Demir - 25 Haziran 2015

Oğuzhan Demir - 24 Haziran 2015

Meryem Erdoğan (yasak madde/metot kullanmak, kullanmaya teşebbüs etmek) - 14 Şubat 2014

Batuhan Buğra Eruygun - 25 Haziran 2015

Fatih Eryıldırım - 25 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 25 Aralık 2015 olmalı

Dilek Esmer - 24 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 24 Aralık 2015 olmalı)

Emel Güngör - 26 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 26 Aralık 2015 olmalı)

Ümmühani Karaçadır - 24 Haziran 2015

Kıvılcım Kaya Salman - 24 Haziran 2015

Ali Ekber Kayas (Oxandrolone) - 2 Mayıs 2014

Esen Kızıldağ Kale - 25.06.2015

Handan Koçyiğit (Metenolone) - 29 Mayıs 2014

Cansu Korur - 25 Haziran 2015

Özge Kurteş - 25 Haziran 2015

Serkan Lapçin - 26 Haziran 2015

Karin Melis Mey (Testosterone) - 7 Ağustos 2014

Simge Olçun - 26 Haziran 2015

Gülsüm Özdemir Güneş (Stanozolol) - 7 Haziran 2015

Urfan Özolan - 26 Haziran 2015

Nilgün Öztürk (Methandienone) - 2 Haziran 2014

Narin Sağlam - 25 Haziran 2015

Pınar Saka (Biyolojik Pasaport) - 2 Haziran 2016

Serhat Soyer - 26 Haziran 2015

Tuğçe Şahutoğlu (Müsabaka dışı test) - 7 Haziran 2015

Furkan Şen - 25 Haziran 2015

Kaan Şencan - 26 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 26 Aralık 2015 olmalı)

Serdar Tamaç - 25 Haziran 2015

Berkay Tolun (Stanozolol) - 6 Haziran 2015

Semra Türk Akdoğan - 25 Haziran 2015

Elif Yıldırım - 25 Haziran 2015

Ebru Yurddaş - 25 Haziran 2015

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Milletvekili Özcan Yeniçeri'den Doping Soruları

MHP Ankara milletvekili Özcan Yeniçeri, İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlanan bir haber üzerine, soru önergesi vermiş.

IAAF, ilgili haberi yalanladı.

Yeniçeri soru önergesini 10 Temmuz'da kaleme almış. Önerge 22 Temmuz'da TBMM Başkanlığı'na sunuldu. MHP'nin önergeyi yaklaşık iki hafta bekletmesinin sebebini bilmiyorum.

Önerge aşağıdadır.



28 Haziran 2013 Cuma

Mehmet Terzi'nde Basın Toplantısı

Türkiye Atletizm Federasyonu başkanı Mehmet Terzi son günlerde kamuoyuna yansıyan doping skandallarının ardından basın toplantısı düzenledi.

Mehmet Terzi'nin açıklamaları Atletizm Federasyonu'nun Internet sitesinde yayınlandı.

Federasyonun Internet sitesindeki açıklama aşağıdadır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, son dönemde yasaklı madde kullanımı ile ilgili artan iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu. Başkanımız Terzi, en fazla numune alımını Atletizm Federasyonu’nun yaptırdığına vurgu yaparak, “Sıfır tolerans gösteriyoruz. Yasaklı madde kullanan kim varsa yakalansın ve cezasını alsın” dedi.

17. Akdeniz Oyunları atletizm müsabakalarının üçüncü gün yarışmaları öncesi Federasyon Başkanımız Mehmet Terzi, artan yasaklı madde kullanımı iddialarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Akdeniz Oyunları Ana Basın Merkezi’nde yapılan toplantıda konuşan Başkanımız Terzi, “17. Akdeniz Oyunları’nda şu an devam eden atletizm müsabakaları esnasında ve öncesinde Türkiye’yi üzen, bizleri üzen birtakım iddialar gündeme geliyor. Şunu açıkça belirtmek gerek. Temiz spor ilkesini benimsediğimizi ve sıfır toleransta olduğumuzu her yerde gösteriyor, uyguluyoruz” dedi.

Basında yer alan haberlerde Federasyonun sporcuları koruduğu imajının yaratıldığını belirten Başkanımız Terzi, “Sporcuları koruduğumuz yönünde bir imaj yaratıldı. Sporcuları koruma gibi bir durum söz konusu değildir. Biz, kurallar neyi gösteriyorsa, onu uyguluyoruz. Bugüne kadar hiçbir sporcu hak etmediği cezayı almadı. Federasyon, sporcu hakları açısından bir tarafta, yasaklı madde kullanımıyla mücadele konusunda diğer taraftadır. Yasaklı madde kullanımıyla ilgili tedbir koyulan ve savunmaları istenen sporcu sayısı bugün itibariyle 24’tür. Toplam 20 antrenör de süreç sonuçlandıktan sonra Disiplin Kurulu’na, ardından Ceza Kurulu’na sevk edilecektir. 2005’ten itibaren ceza alan sporcuların antrenörlerine de ceza veriyoruz. Ceza almaları için her türlü gayreti sarf ediyoruz. 2007’den bu yana ceza alan antrenör sayısı 8. Tedbir koyulan sporcular ile ilgili süreç sonuçlandığında, bu sporcuların antrenörleri de gereken cezayı alacaktır” dedi.

"En Çok Numune Veren Federasyonuz"
Yasaklı madde kullanımıyla mücadelenin daha çok numune almaktan geçtiğine dikkat çeken Başkanımız Terzi, en çok numune aldıran federasyonun Atletizm Federasyonu olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu ile uyumlu bir çalışma içerisindeyiz. Nerede, hangi kampı yapıyorsak, kampa hangi sporcuyu alıyorsak Türkiye Anti Doping Ajansı’nda bildiriyoruz. Hem performanslarına katkı, hem de yasaklı madde kullanımıyla mücadele konusunda tarafımızı gösterme adına sporculara yarışma zorunluluğu getiriyoruz. Yasaklı madde ile mücadelede en önemli konu, daha çok numune almaktır. Türkiye Atletizm Federasyonu olarak en çok numune aldıran federasyonuz. 2012 Londra Olimpiyatları öncesi 3 aylık sürede alınan numune sayısı 326. WADA tarafından ve milli takımlarda alınanlar hariç.”

“Olimpiyat Komitesine büyüklerde ilk 10’a, gençlerde ve yıldızlarda ilk 5’e giren sporcuların isimlerini bildirdik. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği’nin (IAAF) kayıtlı test havuzunda 17 sporcumuz bulunuyor. Bu listeye giren sporcular, başarılı oldukları için giriyor ve takip ediliyor. 47 branşta 850 sporcumuz var ve her an her yerde numune alımı için hazır haldedir.”

"450 Antrenörümüze Bilgi Verdik"
“2012-2013 yılları arasında açılan kamp sayısı 33. Yasaklı madde konusunda uzman kişileri görevlendirerek bu kamplarda bulunan sporcu ve antrenörlerimize eğitim verdik, seminerler düzenledik. İki tane büyük sempozyum yaptık. 450 antrenörümüze bilgi verdik.


“2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın ardından yaptığımız toplantılarda bir önceki yılın değerlendirmesini, önümüzdeki dönemlerde yapılacak çalışmaları, hedefleri ve yasaklı madde ile ilgili verilecek eğitimleri konuştuk. Temiz spor ilkesini savunduğumuzu ve sıfır toleransta olduğumuzu her yerde vurguluyor. Yasaklı madde ile mücadele konusunda ne yapılabilir konusunda 18 üniversiteden akademisyenlerin bulunduğu Bilim Kurulumuz çalışmalar yapıyor.”


"Turkcell Yüksek Performans Merkezi İle Bir Adım Daha İlerlemiş Olacağız"
“Geçtiğimiz günlerde IAAF Başkanı Lamine Diack’ın onur konuğu olarak Dakar’a gittim. Diack, benzer konularda ABD’de büyük sorunlar yaşadıklarını söyledi. Ancak daha sonra devletin bu duruma el attığını ve şu an hiçbir sorun kalmadığını söyledi. Devletlerin bu konuda sorumlu olduğunu ve yasaklı madde ile mücadele konusunu ciddi bir şekilde ele almaları gerektiğini söyledi.

Dakar’da ayrıca, IAAF akreditasyonuna sahip Yüksek Performans Merkezi’ni gezerek inceleme fırsatı buldum. Turkcell ile yaptığımız sponsorluk anlaşması ile bu merkezin bir benzerini İzmir’de açacağız. Bizim 80-90 sporcumuz yok, 500’ün üzerinde sporcumuz var ve uluslararası arenada mücadele ediyoruz. Turkcell Yüksek Performans Merkezi ile yasaklı madde ile mücadele konusunda bir adım daha ilerlemiş olacağız.

“Devletimiz Sporcusuna Sahip Çıkıyor”

Türk atletizmini, bir Balkan ülkesini geçemediği dönemlerden, Avrupa Takımlar Şampiyonası Süper Ligi’nde mücadele ettiği, Olimpiyatlar dokuzuncu, Avrupa’da beşinci olduğu günlere getirdik. Bir sporcu hata yapabilir, dopingden yakalanabilir. Ama sporcunun geçmişine de bakmak lazım. Hatası varsa cezasını çekecektir, ancak Türk atletizminin bu seviyeye gelmesinde onların payı var.


Devletimizin sporcusuna sahip çıkmak, geleceğini güvence altına almak, gençleri sporsa yönlendirmek adına Akdeniz Oyunları’na mahsus sporcuların lehine yapmış olduğu bu jestin yasaklı madde kullanımını etkileyici bir etken olduğunu sanmıyorum. Zaten Akdeniz Oyunları öncesinde başlamış bir süreçti ve devam ediyor.

"2016’ya Kadar Görevimin Başındayım"

“Bazı branşlarda yasaklı madde kullanan sporcular ile ilgili araştırmalar yaptık. Bu maddeyi nasıl aldıklarına yönelik. Yasaklı madde kullanımını yok etmemiz mümkün değil. Sporcularımız ile 24 saat beraber değiliz. Ama sıfır toleransımız var. Kullanan kim varsa yakalansın, cezasını alsın. Ancak davası bitinceye kadar hiçbir kimse, hiçbir sporcu için “dopinglidir” diyemez. Hukukta vardır bu.


2016’ya kadar sorumluluk aldım. Dopingle sonuna kadar mücadele edeceğim. Temiz atletizm, temiz spor yaptırmak adına bu mücadele devam ederken, benim istifa etmem söz konusu değil. Hedeflerimi gerçekleştirme ve dopingle mücadeleye devam etmek için 2016 sonuna kadar görevimin başındayım. İstifa etmek gibi bir düşüncem yoktur.

28 Ağustos 2012 Salı

Süreyya Ayhan Olayı'nın Kronolojik Hikayesi


2012 Londra Olimpiyatları süresince sadece Olimpiyat takımını tartışmadık. Tartışamadık. Doping cezası almış ve spora veda etmiş sporcuları da izlemek, dinlemek, okumak zorunda kaldık.

Halil Mutlu, doping cezası aldı ama halterdeki başarısızlıklardan sonra federasyonu suçladı. Federasyona rakip olacağını belirtti.

Halil Mutlu’nun röportajı o kadar yankı uyandırmadı. İkna edici değildi.

Ancak Süreyya Ayhan Kop, Oyunlar’dan önce başladığı halkla ilişkiler çalışmasına Oyunlar süresince ve Oyunlar’dan sonra da devam etti. Her gün kendisinden bahsettirdi. Medyada geniş yer buldu. Röportajları yayınlandı. Köşe yazarları ona kol kanat gerdiler. Süreç o kadar güzel idare edildi ki, Türkiye Atletizm Federasyonu bile “değerli sporcumuz” demek zorunda kaldı.

Süreyya Ayhan Kop’un iddiaları kamuoyu tarafından kabul edildi. Herkes onun mağdur olduğuna, haksızlığa uğradığına inanıyor. Devletin, federasyonun ona destek vermediğini düşünüyor.

Süreyya Ayhan Kop hala koşabileceğine inanıyor. Kariyeri önündeki tek engel ise federasyonmuş. Devlet isterse CAS’ın kararı kalkarmış!

Süreyya Ayhan’ın iddialarının hiçbiri doğru değil.

Süreyya Ayhan’ın ömür boyu men cezası almasına kadar geçen süreci hatırlamakta fayda var. Toplumun bilmediği, medyanın haberdar bile olmadığı ya da sakladığı bazı detayları ortaya koymak gerek.

Aşağıda Süreyya Ayhan’ın doping hikayesini okuyacaksınız. Ayhan'ın diğer iddialarını, Spor Tahkim Mahkemesi ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin bu iddialara yanıtlarını ve son günlerde yapılan tartışmalarla ilgili görüşlerimi diğer yazılarda paylaşacağım.

İşte kronolojik açıklama:
  • Süreyya Ayhan 2004 yılında müsabaka dışı yapılmak istenen doping kontrolüne karşı gelir. Yasak metot kullanır. Doping kurallarını ihlal eder.
  • 14 Mart 2005’te GSGM Merkez Ceza Kurulu, Ayhan’a bir yıl hak mahrumiyeti cezası verir. IAAF bu karara karşı çıkar.
  • GSGM Merkez Ceza Kurulu dosyayı tekrar inceler ve 15 Haziran 2005’te Ayhan’a iki yıl hak mahrumiyeti verir. Ayhan, hakkı olmasına rağmen Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurmaz.
  • Ayhan’ın avukatı 11 Temmuz 2005’te IAAF’e gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresinin başlangıcına itiraz eder.
  • IAAF, 19 Temmuz 2005’te gönderdiği mektupta Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul etmesi durumunda talebi değerlendirebileceğini iletir.
  • 16 Ağustos 2005’te Ayhan’ın avukatı, Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul ettiğini IAAF’e iletir. Böylece Ayhan doping suçunu kabul etmiş olur.
  • Ayhan’ın avukatı, IAAF ile pazarlık yaptıktan ve müvekkilinin suçu kabul ettiğini yazı ile bildirdikten sonra ilginç bir yol izler. Ayhan’ın avukatı bu sefer 12 Eylül 2005 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurur. Bu davada, GSGM Merkez Ceza Kurulu’nun yetkili olmadığını ve aynı olayla ilgili iki farklı karar veremeyeceğini ileri sürer.
  • Ayhan’ın avukatının İdare Mahkemesi’nde dava açmasından bir hafta sonra, 19 Eylül 2005 tarihinde, gelişmelerden habersiz olan IAAF, Türkiye Atletizm Federasyonu’na gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresi konusunda anlaşma sağlandığını açıklar. Oysa Ayhan’ın avukatı bu anlaşmaya uymamış ve devlet mahkemesinde dava açmıştı.
  • Davanın açılmasından iki yıl sonra, 4 Nisan 2007 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi davayı reddeder. Ayhan’ın avukatı, kararı 24 Temmuz 2007 tarihinde temyiz eder. Aradan 5 yıl geçmesine rağmen Danıştay hala dosya hakkında karar vermedi.
  • Süreyya Ayhan Kop’un mahrumiyet cezası Temmuz 2007’de sona erer. Ayhan, kayıtlı test havuzuna dahil edilir. Bu havuza dahil edilen Ayhan, tekrar yarışma dışı doping kontrollerine muhatap olacağını biliyordu. Bilmesi gerekirdi.
  • ABD’de kamp yapan Ayhan’a 8 Eylül 2007’de müsabaka dışı doping testi uygulanır. Bu test sonucunda Ayhan’ın numunesinde doping maddesi tespit edilir. Ayhan (A) numunesine karşı çıkınca (B) numunesi test edilir. Bu numunede de doping maddesi bulunur.
  • Doping testinin pozitif çıkması üzerine, IAAF 18 Ekim 2007 tarihinde Ayhan’ı doping mevzuatına aykırı davranmakla suçlar.
  • Türkiye Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, 25 Ocak 2008 tarihinde aldığı kararla, Ayhan’a ikinci doping ihlali sebebiyle ömür boyu men cezası verir.
  • Ayhan’ın itirazı üzerine, GSGM Tahkim Kurulu, mevzuatında o yönde bir yetkisi olmamasına rağmen, 14 Mart 2008‘de aldığı kararla, dosyayı tekrar incelenmesi için Atletizm Federasyonu’na gönderir.
  • 2 Nisan 2008 tarihinde yeniden toplanan Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, kararının arkasında durur ve ömür boyu men cezasında ısrar eder.
  • Ayhan’ın itirazı sonucu dosyayı tekrar önünde bulan GSGM Tahkim Kurulu, ömür boyu men cezasını kabul etmez. Kurul 30 Mayıs 2008 tarihinde verdiği kararla, dört yıl hak mahrumiyeti cezasını uygun bulur.
  • Ayhan, GSGM Tahkim Kurulu kararına itiraz eder ve merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan Spor Tahkim Mahkemesi’ne 20 Haziran 2008 tarihinde başvurur.
  • IAAF, 29 Ağustos 2008’de gönderdiği cevap dilekçesi ile karşı dava açar ve Ayhan’ın ömür boyu ceza verilmesini talep eder.
  • CAS, 2 Nisan 2009 tarihinde duruşma düzenler. Bu duruşmaya Süreyya Ayhan Kop, Yücel Kop ve onların avukatı katılırlar. IAAF kendi temsilcilerini gönderir. Türkiye Atletizm Federasyonu ise genel sekreter Nihat Doker tarafından temsil edilir. Bu duruşmada Ayhan’ın avukatı ve IAAF temsilcileri iddia ve savunmalarını ortaya koyarlar. Kararda, Atletizm Federasyonu’nun hiçbir gerekçe ileri sürmediği belirtiliyor. Federasyon sadece Yücel Kop ile ilgili kararının onanmasını talep etmiş. Karardan anlaşıldığı kadarıyla, Nihat Doker’in Süreyya Ayhan hakkında herhangi bir iddiası ve ceza istemi olmamış. CAS kararında özellikle Atletizm Federasyonu’nun hiçbir katkısı olmadığı açıklanmış.
  • CAS, 10 Kasım 2009 tarihinde Süreyya Ayhan Kop’a ömür boyu men cezası verir.
  • Süreyya Ayhan, CAS'ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurur. Federal Mahkeme 12 Mayıs 2010'da davayı reddeder ve CAS'ın kararı kesinleşir.

Sadece kronolojik gelişime ve CAS kararına bakıldığı zaman bile Süreyya Ayhan’ın bazı gelişmeleri sakladığı ve yine bazı iddialarının asılsız olduğu anlaşılıyor.

1. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasının başlama süresi ile ilgili IAAF’e başvurduğunu ve gönüllü mahrumiyeti, diğer bir deyişle ilk doping ihlalini kabul ettiğini kamuoyundan sakladı.

2. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasını kabul ettikten sonra Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bu çelişkili davranıştı. Danıştay’ın 5 yıl geçmesine rağmen karar vermemesi ise düşündürücüdür.

3. Ayhan, CAS’a sadece kendisinin başvurduğunu, CAS’ın GSGM Tahkim Kurulu’nun dört yıl men cezasını onaylama veya bozma yetkisi olduğunu; CAS’ın cezayı arttıramayacağını iddia etti. Oysa IAAF de CAS’a başvurdu ve Ayhan’a ömür boyu men cezası verilmesini istedi. CAS, yeniden yargılama yetkisi olduğunu belirtirken, IAAF’in karşı davasını dikkate alarak karar verdi. Ayhan, IAAF’in karşı dava açtığını hiçbir zaman dile getirmedi, IAAF’in davadaki pozisyonunu sakladı.

4. Ayhan, Türkiye Atletizm Federasyonu genel sekreteri Nihat Doker’in, kendisi için ömür boyu men cezası istediğini iddia etti. Oysa CAS kararında, Doker’in Süreyya Ayhan davası ile ilgili hiçbir gerekçe ve talepte bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Doker sadece Yücel Kop hakkında söz almış. Süreyya Ayhan’ın bu iddiası anlaşıldığı kadarıyla doğru değil.

Nihat Doker’in CAS duruşmasındaki rolü de tartışılmalıdır. Türkiye Atletizm Federasyonu’nu temsilen duruşmaya katılan Doker, federasyonu temsilen Süreyya Ayhan kararı ile ilgili söz almadı, hiçbir gerekçe ileri sürmedi. Doker, Atletizm Federasyonu’nun Internet sitesinde yayınlattığı basın açıklamasında “Federasyonu temsilen katıldığı (söz konusu) dava duruşmasında, ne federasyon adına, ne de şahsi fikri olarak “Süreyya Ayhan KOP’ a ömür boyu ceza verilsin” şeklinde bir bayanı olmadığınıifade etti. Peki neden Doker böyle bir ifadede bulunmadı? Süreyya Ayhan Kop ile ilgili hiçbir ifadede bulunmayacaksa, o duruşmadaki işlevi neydi?

Süreyya Ayhan, Nihat Doker’in ömür boyu men talebinde bulunduğunu iddia ederek Başbakan ya da bakanın bilgilendirilip konu üzerine gidilmesini istediğini ifade etmişti. Gerçekten bakanın bilgilendirilmesi gerekir. Doker’in Süreyya Ayhan hakkında söz almaması ve federasyonun kararını savunmaması irdelenmelidir. Süreyya Ayhan Kop hakkında verilen kararı savunmayacaksa, Doker’in o duruşmada hangi amaçla bulunduğu sorgulanmalıdır.

5. Ayhan, CAS’a karşı AİHM’de dava açtığını açıkladı. Oysa bu mümkün değil. AİHM’de ancak devletler davalı olabilir. Ayhan, Türkiye ve İsviçre’ye karşı dava açabilir. CAS’ın AİHM’de yargılanması söz konusu olamaz.

6. Süreyya Ayhan, devletten destek beklediğini, projeleri olduğunu belirtti. Oysa doping sebebiyle ömür boyu men cezası alan sporculara hiçbir şekilde o branşla ilgili altyapılarda, olimpik aday kadrolarında, projelerde ve branşlarla ilgili diğer konularda görev verilmez. Verilmemelidir.

Süreyya Ayhan’ın açıklama ve iddialarını sadece kronolojik açıyla değerlendirmek doğru değil. Ayhan akla hayale gelmeyecek, tutarsız iddialarda bulundu. Sık sık kendisiyle çelişti. Bu iddiaları başka bir yazıda inceleyeceğim.