Mehmet Terzi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Terzi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2015 Salı

CAS'ın "Aslı Çakır Alptekin Kararı"nın Sonuçları

CAS, Aslı Çakır Alptekin ile ilgili kararını dün açıkladı. IAAF, Aslı Çakır Alptekin ve Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) bir anlaşmaya vardı ve anlaşma CAS’ın kararı haline geldi.
Kararı önceki yazımda özetlemiştim. Bu yazıda Aslı Çakır Alptekin’in doping cezası almasının sonuçlarına değinmeye çalışacağım. Özellikle kamuoyunda tartışılan iki hususla ilgili görüşlerimi paylaşacağım.

28 Haziran 2013 Cuma

Mehmet Terzi'nde Basın Toplantısı

Türkiye Atletizm Federasyonu başkanı Mehmet Terzi son günlerde kamuoyuna yansıyan doping skandallarının ardından basın toplantısı düzenledi.

Mehmet Terzi'nin açıklamaları Atletizm Federasyonu'nun Internet sitesinde yayınlandı.

Federasyonun Internet sitesindeki açıklama aşağıdadır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, son dönemde yasaklı madde kullanımı ile ilgili artan iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu. Başkanımız Terzi, en fazla numune alımını Atletizm Federasyonu’nun yaptırdığına vurgu yaparak, “Sıfır tolerans gösteriyoruz. Yasaklı madde kullanan kim varsa yakalansın ve cezasını alsın” dedi.

17. Akdeniz Oyunları atletizm müsabakalarının üçüncü gün yarışmaları öncesi Federasyon Başkanımız Mehmet Terzi, artan yasaklı madde kullanımı iddialarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Akdeniz Oyunları Ana Basın Merkezi’nde yapılan toplantıda konuşan Başkanımız Terzi, “17. Akdeniz Oyunları’nda şu an devam eden atletizm müsabakaları esnasında ve öncesinde Türkiye’yi üzen, bizleri üzen birtakım iddialar gündeme geliyor. Şunu açıkça belirtmek gerek. Temiz spor ilkesini benimsediğimizi ve sıfır toleransta olduğumuzu her yerde gösteriyor, uyguluyoruz” dedi.

Basında yer alan haberlerde Federasyonun sporcuları koruduğu imajının yaratıldığını belirten Başkanımız Terzi, “Sporcuları koruduğumuz yönünde bir imaj yaratıldı. Sporcuları koruma gibi bir durum söz konusu değildir. Biz, kurallar neyi gösteriyorsa, onu uyguluyoruz. Bugüne kadar hiçbir sporcu hak etmediği cezayı almadı. Federasyon, sporcu hakları açısından bir tarafta, yasaklı madde kullanımıyla mücadele konusunda diğer taraftadır. Yasaklı madde kullanımıyla ilgili tedbir koyulan ve savunmaları istenen sporcu sayısı bugün itibariyle 24’tür. Toplam 20 antrenör de süreç sonuçlandıktan sonra Disiplin Kurulu’na, ardından Ceza Kurulu’na sevk edilecektir. 2005’ten itibaren ceza alan sporcuların antrenörlerine de ceza veriyoruz. Ceza almaları için her türlü gayreti sarf ediyoruz. 2007’den bu yana ceza alan antrenör sayısı 8. Tedbir koyulan sporcular ile ilgili süreç sonuçlandığında, bu sporcuların antrenörleri de gereken cezayı alacaktır” dedi.

"En Çok Numune Veren Federasyonuz"
Yasaklı madde kullanımıyla mücadelenin daha çok numune almaktan geçtiğine dikkat çeken Başkanımız Terzi, en çok numune aldıran federasyonun Atletizm Federasyonu olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu ile uyumlu bir çalışma içerisindeyiz. Nerede, hangi kampı yapıyorsak, kampa hangi sporcuyu alıyorsak Türkiye Anti Doping Ajansı’nda bildiriyoruz. Hem performanslarına katkı, hem de yasaklı madde kullanımıyla mücadele konusunda tarafımızı gösterme adına sporculara yarışma zorunluluğu getiriyoruz. Yasaklı madde ile mücadelede en önemli konu, daha çok numune almaktır. Türkiye Atletizm Federasyonu olarak en çok numune aldıran federasyonuz. 2012 Londra Olimpiyatları öncesi 3 aylık sürede alınan numune sayısı 326. WADA tarafından ve milli takımlarda alınanlar hariç.”

“Olimpiyat Komitesine büyüklerde ilk 10’a, gençlerde ve yıldızlarda ilk 5’e giren sporcuların isimlerini bildirdik. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği’nin (IAAF) kayıtlı test havuzunda 17 sporcumuz bulunuyor. Bu listeye giren sporcular, başarılı oldukları için giriyor ve takip ediliyor. 47 branşta 850 sporcumuz var ve her an her yerde numune alımı için hazır haldedir.”

"450 Antrenörümüze Bilgi Verdik"
“2012-2013 yılları arasında açılan kamp sayısı 33. Yasaklı madde konusunda uzman kişileri görevlendirerek bu kamplarda bulunan sporcu ve antrenörlerimize eğitim verdik, seminerler düzenledik. İki tane büyük sempozyum yaptık. 450 antrenörümüze bilgi verdik.


“2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın ardından yaptığımız toplantılarda bir önceki yılın değerlendirmesini, önümüzdeki dönemlerde yapılacak çalışmaları, hedefleri ve yasaklı madde ile ilgili verilecek eğitimleri konuştuk. Temiz spor ilkesini savunduğumuzu ve sıfır toleransta olduğumuzu her yerde vurguluyor. Yasaklı madde ile mücadele konusunda ne yapılabilir konusunda 18 üniversiteden akademisyenlerin bulunduğu Bilim Kurulumuz çalışmalar yapıyor.”


"Turkcell Yüksek Performans Merkezi İle Bir Adım Daha İlerlemiş Olacağız"
“Geçtiğimiz günlerde IAAF Başkanı Lamine Diack’ın onur konuğu olarak Dakar’a gittim. Diack, benzer konularda ABD’de büyük sorunlar yaşadıklarını söyledi. Ancak daha sonra devletin bu duruma el attığını ve şu an hiçbir sorun kalmadığını söyledi. Devletlerin bu konuda sorumlu olduğunu ve yasaklı madde ile mücadele konusunu ciddi bir şekilde ele almaları gerektiğini söyledi.

Dakar’da ayrıca, IAAF akreditasyonuna sahip Yüksek Performans Merkezi’ni gezerek inceleme fırsatı buldum. Turkcell ile yaptığımız sponsorluk anlaşması ile bu merkezin bir benzerini İzmir’de açacağız. Bizim 80-90 sporcumuz yok, 500’ün üzerinde sporcumuz var ve uluslararası arenada mücadele ediyoruz. Turkcell Yüksek Performans Merkezi ile yasaklı madde ile mücadele konusunda bir adım daha ilerlemiş olacağız.

“Devletimiz Sporcusuna Sahip Çıkıyor”

Türk atletizmini, bir Balkan ülkesini geçemediği dönemlerden, Avrupa Takımlar Şampiyonası Süper Ligi’nde mücadele ettiği, Olimpiyatlar dokuzuncu, Avrupa’da beşinci olduğu günlere getirdik. Bir sporcu hata yapabilir, dopingden yakalanabilir. Ama sporcunun geçmişine de bakmak lazım. Hatası varsa cezasını çekecektir, ancak Türk atletizminin bu seviyeye gelmesinde onların payı var.


Devletimizin sporcusuna sahip çıkmak, geleceğini güvence altına almak, gençleri sporsa yönlendirmek adına Akdeniz Oyunları’na mahsus sporcuların lehine yapmış olduğu bu jestin yasaklı madde kullanımını etkileyici bir etken olduğunu sanmıyorum. Zaten Akdeniz Oyunları öncesinde başlamış bir süreçti ve devam ediyor.

"2016’ya Kadar Görevimin Başındayım"

“Bazı branşlarda yasaklı madde kullanan sporcular ile ilgili araştırmalar yaptık. Bu maddeyi nasıl aldıklarına yönelik. Yasaklı madde kullanımını yok etmemiz mümkün değil. Sporcularımız ile 24 saat beraber değiliz. Ama sıfır toleransımız var. Kullanan kim varsa yakalansın, cezasını alsın. Ancak davası bitinceye kadar hiçbir kimse, hiçbir sporcu için “dopinglidir” diyemez. Hukukta vardır bu.


2016’ya kadar sorumluluk aldım. Dopingle sonuna kadar mücadele edeceğim. Temiz atletizm, temiz spor yaptırmak adına bu mücadele devam ederken, benim istifa etmem söz konusu değil. Hedeflerimi gerçekleştirme ve dopingle mücadeleye devam etmek için 2016 sonuna kadar görevimin başındayım. İstifa etmek gibi bir düşüncem yoktur.

21 Ağustos 2012 Salı

Atletizm Federasyonu'ndan Süreyya Ayhan'a Sert Tepki

Türkiye Atletizm Federasyonu, Süreyya Ayhan'ın son günlerde çeşitli medya organlarında yayınlanan röportajlarında dile getirdiği iddialara sert tepki gösterdi.

Federasyon, Internet sitesinde aşağıdaki açıklamayı yayınladı.

“Süreyya Ayhan Kop’un son günlerde, Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) ve 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda elde edilen başarılar ile ilgili görsel ve yazılı basında yapmış olduğu açıklama ve yorumlar sonucu oluşan bilgi kirliliğini gidermek amacıyla yapılan bilgilendirmedir.

2012 Londra Olimpiyat oyunları öncesinde başlayıp, kadınlar 1500 metre yarışında sporcularımız Aslı Çakır Alptekin’in Olimpiyat şampiyonu olması ve Gamze Bulut’un aynı branşta Olimpiyat ikinciliğini elde etmesinden sonra, bu ortamı fırsat bilerek kendilerini ön plana çıkaran, Olimpiyatlardaki başarıyı bütünüyle kendilerine mal edip sahiplenerek kamuoyunu yanıltıcı bir şekilde halkımızın duygularını kullanarak ve gerçekleri yok sayarak yapmış olduğu açıklamalarTAF tarafından üzüntüyle karşılanmıştır. Oluşan bu yapay gündem ile ilgili kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı duyulmuştur.

Süreyya Ayhan Kop tarafından yapılan açıklamalar, tarafımızdan öncelikle Londra 2012 Olimpiyat oyunlarında kazanılan bu başarılarla büyük bir sevinç yaşayan Türk halkına, başarıları elde eden milli atletlerimiz Aslı Çakır Alptekin, Gamze Bulut ve antrenörlerine, diğer tüm atletlerimiz ve antrenörlerimizin emeklerine, her türlü şartta desteklerini eksik etmeyen başta Sayın Başbakanımız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız olmak üzere, Spor Genel Müdürlüğümüze ve TAF’a, Kulüplerimize, Sponsorlarımıza, Ulusal Basınımıza ve emeği geçen diğer tüm kişi ve kuruluşlarımıza yapılan bir saygısızlık ve haksızlık olarak değerlendirilmektedir.

Belirtmek isteriz ki, Süreyya Ayhan Kop geçmişte ülkemize üstün başarılar getirmiş Türk Atletizm tarihinde kendisine önemli bir yer edinmiş eski bir milli atletimizdir.

1.    Süreyya Ayhan 17 Ağustos 2012 tarihinde CNNTURK televizyon kanalında Sayın Enver Aysever’in konuğu olarak katılmış olduğu Aykırı Sorular programında;

a.    Aslı Çakır Alptekin’in kendi sporcusu olduğunu söyleyerek eşi Yücel Kop ve kendisinin katkılarından bahsederek elde edilen başarıyı tamamen sahiplenme çabasına girmiştir.
Milli atletimiz Aslı Çakır Alptekin’in resmi antrenörü İhsan Alptekin’dir. İhsan Alptekin TAFtarafından desteklenerek Spor Genel Müdürlüğü Atletizm Antrenörlüğü kadrosuna atanmış ve eğitim çalışmalarımıza katılmış üst düzey yeterlilik seviyesine sahip bir antrenörümüzdür. Aslı Çakır Alptekin ve İhsan Alptekin’in her yıl; yıllık hedefleri, antrenman programları, performans ölçümleri, alacakları ergojenik yardımlar, yapacakları kamplar ve katılacakları ulusal ve uluslararası yarışlar TAF yıllık faaliyet programında Teknik Genel Koordinatör ve diğer koordinatörlerimiz tarafından planlanmakta olup, yıl içerisinde sporcularımız ve antrenörlerimiz çok yakından takip edilmekte ve hedeflerindeki yarışlarda en üst seviyede performans göstermeleri için en iyi çalışma ortamları sağlanmaktadır.

Aslı Çakır Alptekin’in antrenörü İhsan Alptekin’in TAF’a belirttiği gibi, Süreyya Ayhan Kop ve Yücel Kop’un destekleri diğer antrenörlerle ilgili yapılan bilgi alışverişi içerisinde olduğu gibi sadece tavsiye niteliğinde görülebilir.

Tüm antrenman periyotlarının son kararının İhsan Alptekin kendisi ve sporcusu tarafından yapıldığını federasyonumuza belirtmektedir. TAF Teknik Kurulu’nun da yıl boyunca yapmış olduğu gözlemlerde, Aslı Çakır Alptekin’in antrenman programında Süreyya Ayhan Kop’un ve eşinin bir katkısı olmadığı tespit edilmiştir. Bu görüş İhsan Alptekin tarafından teyit edilmektedir.

b.   Aynı televizyon programında Süreyya Ayhan: “Bu federasyon bana ömür boyu ceza verdirtti. Ben bu federasyonla çalışmam.” şeklindeki açıklamalar yapmıştır.

2004 yılında World Anti-Doping Agency (WADA) yani Dünya Anti-Doping Ajansıgörevlilerinin Edirne’de Süreyya Ayhan’dan numune alımı sırasında, Süreyya Ayhan ve Yücel Kop ile WADA yetkilileri arasında yaşanan olaylar nedeniyle International Association of Athletics Federations (IAAF) yani Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği tarafından dava açılmıştır. Dopingle ilgili açılan davalar sporcunun bağlı olduğu ülkenin atletizm federasyonlarının disiplin kurullarınca yürütülür.

2004 yılında seçimle göreve gelen Mehmet Terzi başkanlığındaki TAF döneminden önce yaşanan bu olayın hukuki süreci yukarıda açıklandığı üzere IAAF’ın talimatları ile TAF disiplin kurulu tarafından yürütülmüştür. Dava IAAF’ın bir üyesi olan TAF tarafından IAAF’ın anti-doping yönetmeliğine göre alanında uzmanlaşmış hukukçulardan oluşan bir disiplin kurulunca yürütülmüştür. TAF Başkanı veya yönetim kurulu üyelerinin ve diğer kişilerin disiplin kurulunda her hangi bir görevlendirilmeleri söz konusu değildir ve davada kişisel olarak görüş bildirme veya etkileme gibi bir durumları ve yetkileri bulunmamaktadır.

2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Süreyya Ayhan Kop’tan alınan numunede iki adet yasaklı madde tespit edilmiştir. TAF disiplin kurulunca davası görülen bu konu IAAF anti-doping yönetmeliğine göre ikinci kez doping cezası verilmesi nedeniyle ömür boyu men cezası kararı verilmiştir. Gençlik Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu bu cezayı dört yıla indirmiştir. Süreyya Ayhan Kop davayı The Court of Arbitration for Sport‘a (CAS) yani Spor Tahkim Mahkemesi’ne taşımış, kendilerine sunulan her davayı sıfırdan görme (hukuk diliyle “de novo”) yetkisine sahip olan CAS’ta dava görülmüş ve IAAF ve WADA kuralları gereği Süreyya Ayhan Kop’a ömür boyu men cezası verilmiştir.

Her iki davanın evrakları detaylı bir şekilde federasyonumuz arşivinde bulunmaktadır. Sporcumuzun ve antrenörünün daha fazla rencide olmamaları için bu zamana kadar evraklardaki bilgi ve belgeler kamuoyu ile paylaşılmamıştır.

Bu iki dava arasında geçen ve Süreyya Ayhan Kop’un cezalı olan sürelerin dışında kalan bir yıllık süreç Mehmet Terzi’nin TAF başkanlığı döneminde sadece 2006 Haziran – 2007 Temmuz ayları arasındaki süreci kapsamaktadır. Bu süreçte TAF, Süreyya Ayhan Kop’un spora devam etmesi ve 2007 Dünya Atletizm Şampiyonası’na katılması için destek vermiş 6 ay süre için antrenman çalışmalarını yapması için Amerika Birleşik Devletleri’ne göndermiş ancak tüm destek ve isteklerimize rağmen, Süreyya Ayhan Kop ve antrenörü Yücel Kop, ne Avrupa 1. Ligi’nde ne de Dünya Atletizm Şampiyonası’nda yarışmalara katılmamışlardır.

Ayrıca, uluslararası hukuk kuralları gereğince; iki kez doping cezası almış ve bunun neticesinde ömür boyu men cezası almış bir sporcu olan Süreyya Ayhan Kop ve antrenörü Yücel Kop ileTAF olarak benimsediğimiz evrensel spor etiği değerleri gereği, birlikte çalışmamız veya herhangi bir şekilde görev vermemiz kesinlikle söz konusu değildir.

c.    Süreyya Ayhan Kop’un “Ülkem CAS’a müracaat ettiği takdirde cezam kalkacaktır.” şeklindeki açıklamaları hukuk çerçevesinde mümkün olmayan bir durumdur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki (AİHS) haklara ilişkin şikâyetlere bakabilir. AİHM'de ancak ve ancak AİHS'e taraf Devletler dava edilebilir. Bu devletler, Türkiye dâhil olmak üzere 47 Avrupa Konseyi üyesi devlettir. Dava konusu, o devlete atfedilebilir bir kamusal tasarruf olmak zorundadır. Bir uluslararası organı (CAS, WADA veya IAAF gibi ) dava etmek mümkün değildir. 

2.    24 Temmuz 2012 tarihli Hürriyet Gazetesinin 33. Sayfasında yer alan Özgür ÖZTÜRK’ ün “Hürriyet Özel” de 25 Temmuz 2012 tarihinde ise Euro Sport ve Milliyet internet sayfalarında yer alan, Süreyya Ayhan KOP röportajında; “Ben orada tam da o anda bittim.” şeklinde verilen haberlerle ilgili olarak TAF tarafından yapılan basın açıklamasına TAF resmi internet sitesinde aşağıda verilen bağlantıyla ulaşabilirsiniz

Uluslar arası platformda ömür boyu men cezası alan sporcularına ülkeleri hiçbir şekilde o branşla ilgili altyapılarda, olimpik aday kadrolarında, projelerde ve branşlarla ilgili diğer konularda görev vermemektedirler. Ayrıca, ceza alan sporcuların ülkelerinde ve uluslararası alanlarda aldıkları madalyalar ve şampiyonluklar geçersiz sayılıp madalyaları geri alınmakta aldıkları maddi destekler de kendilerinden tahsil edilmektedir.

Dünya spor kamuoyunda, sporcuların yaptıkları hataları kabul etmeleri ve özeleştiri yapmaları en önemli, erdemli ve etik davranış şekli olarak görülmektedir.

Dünyada bu konuyla ilgili örnekler bulunmaktadır. Doping kullanımı sebebiyle ceza alan sporculara tavsiye olunan en erdemli ve ahlaki davranış biçimi, doping kullanımının insan metabolizmasına verdiği zararların yeni nesillere anlatıldığı ve doping ihtiva eden ilaçların kullanılmaması gerektiğiyle ilgili bilgilendirmelerin yapıldığı seminerlere, kurslara ve panellere katılım yoluyla sporcuları bilgilendirmek olarak görülmektedir.
TAF çağdaş ve kurumsal bir yapı içerisinde çalışmaktadır. Kurduğu sistem ve uyguladığı projelerin neticelerinin son sekiz yılda Türk Atletizmindeki ivme ve kazanılan başarılarda açık şekilde görüldüğü gerçeği yadsınamaz.

Süreyya Ayhan Kop ve antrenörü Yücel Kop, yukarıda da açıklandığı gibi tüm iyi niyetli, yapıcı ve kucaklayıcı yaklaşımlarımıza rağmen, TAF’ın çağdaş, günümüz uluslararası spor konjonktürünün gerektirdiği bilimsel çalışmaları temel alan, tek amacı Türk atletizmini dünya standartları seviyesine çıkartmak ve Olimpiyat ruhuna uygun, fair-play anlayışını özümseyen sporcular yetiştirmek amacına hizmet etmek olan sisteminin dışında kalmayı tercih etmişlerdir.

Sisteme inanmayanların bugün sistemden bahsetmeleri manidardır.

Neticede ülkemizi, kendilerine her türlü desteği esirgemeyen kişi ve kurumları ve kendilerini üzecek bir tabloyla karşı karşıya kalınmıştır.

Tüm kamuoyunun bilgisine saygılarımızla arz olunur.”