Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2015 Salı

CAS'ın 3 Temmuz Süreci ile İlgili Kararları

Bugün yeniden yargılama kararı verilen şike davasının ikinci duruşması gerçekleşiyor.

Sanık avukatları delillerin geçersiz olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddia ile ilgili görüşlerimi yazmıştım: http://goo.gl/TkquBe

Sanık avukatları ve taraflı gazeteciler "kumpas", "komplo", "cemaat", "paralel" derken kamuoyu olayın özünü ve gerçekleri gözden kaçırıyor.

Olayları hatırlatacak vaktim yok. Gerçekleri CAS kararlarında okumak en doğru tercih olacaktır. CAS polisin, ceza mahkemesinin, Yargıtay'ın, TFF'nin, UEFA'nın yorumları ile bağlı kalmadan yeni baştan yargılama yaptı. Tapeleri tek tek inceledi, değerlendirdi. Bazı tapelerde UEFA'nın yorumlarını reddetti. Hatta ceza mahkemesinin değerlendirmelerinin tersine sonuçlara ulaştı.

Sadece CAS kararları ile yetinmek doğru olmaz. CAS kararını inceleyen İsviçre Federal Mahkemesi'nin kararını da okumak gerekir. Fenerbahçe, İFM'nin kararına karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne başvurmadı. Demek ki kararı hukuka uygun buldu. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların inandırıcı olmadığı ortaya çıktı.

CAS'ın ve İFM'nin kararlarını okumanızı öneririm. Özellikle hukukçular ve gazeteciler bu kararları iyi okumalı ve sindirmeliler.

Kararların listesi aşağıdadır:




7 Haziran 2014 Cumartesi

İlhan Cavcav: "Ceza Hakkaniyetli Değil"

UEFA'nın Eskişehirspor ve Sivasspor'u şikeden ötürü Avrupa Ligi'nden men etmesinin ardından, Kulüpler Birliği ve Gençlerbirliği Spor Kulübü başkanı İlhan Cavcav demeç vermiş. Cavcav, cezayı hakkaniyetli bulmadığını; fiilin sahiplerinin değil de kulüplerinin cezalandırılması ve tarihlerine gölge düşürülmesinin adil olmayacağını ifade etmiş.

Bu demeci okuyunca, İlhan Cavcav'ın şike ile görüşleri aklıma geldi.

CavcavTBMM bünyesinde kurulan Türk sporunda şiddet, şike, rüşvet ve haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/63, 113, 138, 179, 228) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu'nun raporunda Cavcav'ın şike ve teşvik primi ile ilgili olarak,

"Hiçbir kulüp yöneticisinin hiçbir futbolcusuna “gel kardeşim bu maçı ver” diyemeyeceğini, ancak geçmişte özellikle bazı yabancı futbolcuların para karşılığı maç sattıklarını öğrendiğini,"

"Teşvik primi verilmesi ve hatır şikesi hususlarının, geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam ettiğini, kimsenin teşvik primi yok diyemeyeceğini, yönetici, teknik direktör, futbolcu herkesin bu işin içinde olduğunu, Türkiye Şampiyonu olan takıma UEFA’nın 6 trilyon gibi bir para verdiğini, bir takımın 6 trilyon için 500 milyar teşvik primini kolaylıkla verebileceğini, ancak bu hususları ispat etmenin çok zor olduğunu,"


söylediği belirtildi.


Aynı komisyona TFF eski başkanı ve bugün Fenerbahçe yönetim kurulu üyesi Abdullah Kiğılı da görüş bildirmiş ve İlhan Cavcav'a atıf yapmıştı. İlgili raporda Abdullah Kiğılı'nın "Teşvik denildiğini, şike denildiğini, ancak sayın İlhan Cavcav’ın da çıkıp “gayet normal, yapılır” dediğini, buna kimsenin mani olamayacağını, kendisinin iki futbolcu satın alması halinde kimsenin ruhunun dahi duyamayacağını, bu işin delilinin bulunamayacağını, bu hususta Futbol Federasyonu’na yetki verilmesi gerektiğini ve Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun kanaate dayalı olarak karar vererek cezayı saptaması gerektiğini, futbolcu Cafer Aydın’ın 4 yıl önceki hadiseyi kendilerine de, Federasyona da anlattığını, ancak Federasyon’un bir hafta içinde “zaman aşımına uğramıştır” diyerek dosyayı kapattığını, şike ve teşvik priminin bütün futbol kamuoyu tarafından kanıksanıp doğal karşılanır hale geldiğini, bu durumun önleneceği konusunda da bir umutsuzluk olduğunu" belirttiği ifade ediliyor. (Raporun şike ve teşvik primi ile ilgili bölümleri için: http://goo.gl/pbQu1Jhttp://goo.gl/CQsIO2)

İlhan Cavcav, 3 Temmuz sürecinde de şikeyi örtbas etmeye çalışmış ve "futbolun marka değeri" safsatasıyla kulüplere ceza verilmemesi gerektiğini ileri sürmüştü.

Cavcav'ın beyanına şaşırmadım. Bakalım, UEFA soruşturmasında sıra Gençlerbirliği'ne gelince nasıl bir tavır takınacak!

Milliyet'ten Yanlış Haber

UEFA Temyiz Kurulu, Eskişehir ve Sivasspor'un UEFA Avrupa Ligi'nden men etti.

Bugün Milliyet gazetesinde yayınlanan bir yazıda iki konuya değinildi.

Yazının ilk bölümünde UEFA'nın şike sürecinde ismi geçen bütün kulüpleri takibe aldığının öğrenildiği belirtilmiş. "Günaydın" deyip, bu bölümü geçiyorum.

Yazının ikinci bölümünde ise Eskişehir ve Sivasspor'un UEFA kararından sonra izleyeceği yol haber yapılmış. Bu bölüm baştan sona yanlış. Ne yazık ki, bu bölüm "hukukçuların yorumlarına" dayandırılmış.

Haberdeki iddialar ve düzeltmeler aşağıdadır.

1) "Eskişehirspor ve Sivasspor’a 2 yıl men cezası ve 300’bin euro para cezası isteyen UEFA müfettişlerinin talebine karşın, iki kulübe de 1’er yıl “katılamaz” hükmü veren Disiplin Komitesi’nin kararından sonra, CAS yolu açıldı. 20 gün içerisinde Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ne itiraz hakkı bulunan Sivasspor ve Eskişehirspor kulüplerinin, bu süreyi beklemeden en geç bir hafta içinde yasal işlemleri başlatacağı bildirildi."

Dünkü kararı UEFA Disiplin Komitesi vermedi. UEFA Temyiz Kurulu ilgili karara imza attı.

Sık sık yapılan bir hataya bu haberde de rastladık. CAS'ın açılımı "Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi" değildir. Doğru tercüme "Spor Tahkim Mahkemesi"dir. (Detaylı açıklama için: http://goo.gl/cPBL4p)

UEFA Temyiz Kurulu kararlarına başvuru süresi 20 gün değil, 10 gündür. Bu süre UEFA'nın Eskişehirspor ve Sivasspor ile ilgili açıklamasında belirtildiği gibi; sürenin hukuki kaynağı UEFA Statüsü'nün 31'inci maddesinin 3'üncü fıkrasıdır. Milliyet, 20 günlük süreyi nereden çıkardı? Bir hukukçudan mı görüş aldılar?

2) "Her iki kulübün de ilk etapta UEFA kararının durdurulması yönünde talepte bulunacağı öğrenilirken, CAS’ın Haziran ayı sonunda başlayacak Avrupa Ligi ön eleme maçları arefesinde tarafların hızlı yargılanma tisteğini kabul edeceği vurgulandı."

- "tisteğini" ifadesi, gazetenin Internet sitesinden aynen alınmıştır.

- CAS'ın hızlı yargılama yapması için öncelikle uyuşmazlığın iki tarafının bu konuda anlaşması gerekir (CAS Tüzüğü, R52/III). Kulübün CAS'tan hızlı yargılama istemesi tek başına yeterli olmaz. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın davalarının hızlı yargılama usulü ile görülmesi, iki kulübün UEFA ile anlaşması sonucu gerçekleşmişti. Hatta hızlı yargılama teklifi UEFA'dan gelmişti. Eskişehirspor ve Sivasspor, UEFA kabul etmezse, hızlı yargılama imkanından faydalanamaz. O zaman sormak lazım: UEFA hızlı yargılamayı kabul etmezse, sırf Haziran ayında Avrupa Ligi ön eleme maçlarının oynanacağı gerekçesiyle CAS hızlı yargılama yapabilir mi? Hangi hukukçu CAS'ın iki kulübün hızlı yargılama talebini kabul edeceğini iddia etti?

3) "CAS’ın, tıpkı Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi turnuvanın prestiji açısından yürütmenin durdurulması yönünde karar vermesi beklenirken, başvurunun reddedilmesi durumunda Sivasspor ve Eskişehirspor’un bulundukları turdan itibaren ihraç edilmelerinin yüksek ihtimal olduğu, hukukçular tarafından dile getirildi."

Yazının sahibi, Fenerbahçe'nin CAS'ta açtığı ilk davayı unutmuş ya da hatırlamak istemiyor.

CAS, ilk davada Fenerbahçe'nin yürütmeyi durdurma kararı talebini reddetti. CAS, "turnuvanın prestiji"ne bakarsa, aksine, şike ile suçlanan kulüplerin turnuvaya katılmaması yönünde karar verir. Bugüne kadar CAS, şike sebebiyle ceza alan hiçbir kulübün yürütmeyi durdurma talebini kabul etmedi.

Fenerbahçe'nin CAS'taki ikinci davasında ise kamuoyu yanıltıldı. Fenerbahçe yönetimi ve hukukçuları CAS'ın yürütmeyi durdurma talebini kabul ettiğini, UEFA'nın çatırdayacağını, yürütmeyi durdurma kararının savaşlarında ne kadar haklı olduklarını gösterdiğini, kendilerine kurulan komplonun CAS tarafından bertaraf edileceğini ileri sürmüşlerdi.

CAS, Fenerbahçe'nin yürütmeyi durdurma talebini kabul etmedi. UEFA ve Fenerbahçe, yürütmenin durdurulması konusunda anlaştı. CAS da "taraflar arasındaki anlaşma uyarınca, UEFA Temyiz Kurulu kararının uygulanmayacağını" açıkladı.

CAS, Eskişehirspor ve Sivasspor'un yürütmeyi durdurma taleplerini reddedecek. CAS bu talebi reddederse, Milliyet'teki iddianın aksine, Eskişehirspor ve Sivasspor zaten ön eleme turunda hiç yer almayacakları için, ihraç edilmeleri de söz konusu olmayacak.

4) "2014-15 sezonunda Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’’nde Galatarasay ve Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’nde ise Trabzonspor dışında temsil edecek başka takım bulunmayacak."

Bu ihtimal, Sivasspor ve Eskişehirspor'un Avrupa Ligi ön eleme turu maçlarına başlayıp da ihraç edilmeleri ihtimali için ortaya atılmış.

Sivasspor ve Eskişehirspor'un yürütmeyi durdurma talepleri reddedilecek. Bu iki takım ön eleme oynayamayacak. Peki onların yerine kim geçecek? Bu sorunun yanıtını uzun bir yazımda paylaşmıştım (http://goo.gl/aU85HT). Aşağıda özet geçeceğim.

UEFA Avrupa Ligi Talimatı'na göre Kardemir Karabükspor ve Bursaspor Avrupa Ligi ön eleme turlarına katılabilecek. Ancak Kardemir Karabükspor yönetiminin Emenike'ye yönelik şike girişimlerinin haberdar olmasına rağmen TFF'ye bilgi vermemesi Karabükspor'un şike sebebiyle ceza almasına sebep olabilir.

Kardemir Karabüspor, UEFA Avrupa Ligi'ne alınmazsa, sıra Gençlerbirliği'ne gelecek. 2010-2011 sezonunda kulübün genel müdürlüğü görevini yürüten Zafer Önder İpek'in, Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında şike ve Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik primi için aracılık ettiği tespit edildiği için Gençlerbirliği'nin UEFA'dan ceza alması muhtemel.

Kardemir Karabükspor ve Gençlerbirliği ceza alırsa, sıra Akhisar Belediyespor'a geliyor.

UEFA talimatlarına göre, Bursaspor ve Akhisar Belediyespor'un UEFA Avrupa Ligi ön eleme turuna gitmesi beklenebilir. Bununla birlikte, önümüzde yeteri kadar zaman yok. Kanımca sadece Bursaspor Avrupa Ligi ön eleme turuna alınacaktır. Kardemir Karabükspor ve Gençlerbirliği'nin yargılaması zaman alacağı için, ön eleme turları başlayana kadar Akhisar Belediyespor'un katılımını sağlayacak süreç bitemeyecektir.

Dileğim, Akhisar Belediyespor'un hak ettiği Avrupa yolculuğuna biletini almasıdır.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Kardemir Karabükspor'un Avrupa Ligi'ndeki Yeri Garanti Değil

UEFA'nın Sivasspor ve Eskişehirspor ile ilgili soruşturma açmasının ardından Türkiye'de heyecanlı ve gergin bir bekleyiş başladı.

Bu iki kulüp de ceza alırsa, bunların yerine hangi kulüpler gidecek?

Dünkü yazımda, iki kulübün de ceza alması ihtimali üzerinde durmuştum.

Şahsi kanaatim, Eskişehirspor'un ceza almayacağı yönünde. Eskişehirspor'dan sadece bir teknik direktör ve bir futbolcu teşvik priminden ceza aldılar. Eskişehirspor'un yöneticileri şike ve teşvik primi faaliyetlerine karışmadılar. Bu durumda Eskişehirspor'a ceza verilmesi zor görünüyor.

Eğer Eskişehirspor ceza almazsa, sadece Sivasspor'un yerine hangi kulübün gideceğini tartışacağız.

Sivasspor yerine öncelikle Kasımpaşa A.Ş.'nin Avrupa Ligi ön eleme turuna katılması düşünülebilirdi. Ancak Kasımpaşa A.Ş.'nin UEFA Kulüp lisansı yok. TFF Tahkim Kurulu, bugün Kasımpaşa'nın itirazını reddetti. Kasımpaşa A.Ş.'nin bu lisansı alması zor gözüküyor.

Kasımpaşa A.Ş.'nin ardından Kardemir Karabükspor geliyor. Bu kulüp, TFF'den UEFA Kulüp Lisansı'nı aldı.

Sosyal medyada, Kardemir Karabükspor'un Emenike Olayı sebebiyle şikeden ceza alabileceğine yönelik iddialar paylaşılıyor.

Bu iddialar ağır ceza mahkemesi ve Yargıtay kararları dikkate alındığında temelsiz. Bununla birlikte, UEFA mevzuatı dikkate alındığında, Karabükspor için tehlike çanları çalıyor.

Aşağıda detaylarıyla açıklamaya çalışacağım.

Savcı iddianamesi ve ağır ceza mahkemesinin kararına bakıldığında, Emenike ile ilgili şike girişimlerinin sadece Emenike ve Emenike'nin menajeri Erdem Konyar üzerinden yürütüldüğü anlaşılıyor.

Ağır ceza mahkemesinin kararında, "Emenike’nin; sakatlığını öne sürerek müsabakada oynamaması üzerinde anlaştıkları, Karabükspor kulübü doktorlarının müsabakada oynamasına mani herhangi bir sağlık problemi olmadığını söylemesine rağmen Emenike’nin bu sakatlığını öne sürerek 08.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe maçında oynamak istemediği, bu süreçte Karabükspor yetkililerinin de Fenerbahçe yöneticisi Alaeddin Yıldırım’ın Emenike ile görüştüğünü öğrenmeleri üzerine şahsın örgüt ile görüşerek şike konusunda anlaşmış olabileceğinden ve bu anlaşmada Erdem Konyar’ın aracılık ettiğinden şüphelenerek Emenike’nin Erdem Konyar ile görüşmesini sınırlandırmaya çalıştıkları" iddiası yer aldı.

Görüldüğü üzere, Karabükspor yöneticileri şike yapmadıkları gibi, şikeyi önlemek için çaba harcamışlar. Savcılık bu kulüp yöneticileri hakkında iddianame hazırlamadı. Doğal olarak, mahkeme de bu yöneticilere ceza vermedi.

Karabükspor'lu yöneticilerin şikeyi önleme çabaları UEFA'nın gözünde anlam ifade etmeyebilir.

UEFA Disiplin Talimatı'nın hem 2011 hem de 2013 versiyonlarına göre, müsabakanın gidişatına veya sonucuna etki edilmeye çalışıldığını öğrenen hakem/oyuncu/yöneticinin ilgili durumu yetkililere bildirmesi gerekiyor. Örneğin, UEFA, şike teklifini kendisine bildirmeyen bir hakeme ömür boyu men cezası verdi.

UEFA, Kardemir Karabükspor yöneticilerinin şike görüşmelerinden şüphelenmelerine rağmen durumu TFF'ye bildirmemelerini disiplin suçu olarak kabul edebilir.

Kardemir Karabükspor yetkilileri, UEFA Disiplin Talimatı'ndaki hükmün TFF Disiplin Talimatı'nda yer almadığını; şike görüşmelerini bildirmemenin Türk hukukuna göre disiplin suçu olmadığını iddia edebilirler.

Karabükspor yöneticilerinin yukarıdaki muhtemel savunması karşısında, UEFA, ulusal federasyon mevzuatının UEFA mevzuatı ile asgari açıdan uyumlu olması gerektiğini; federasyonların uyum çalışmaları yapma yükümlülüğü olduğunu ileri sürebilir.

TFF Tahkim Kurulu, TFF Disiplin Talimatı'nda şike ve cezaların ertelenmesi ile ilgili talimat değişikliklerini FIFA ve UEFA normlarına uygun bulmuştu. Bir yazımda, TFF Tahkim Kurulu'nun bu kararını eleştirmiştim: http://goo.gl/SFHpY7

Görüldüğü üzere, Kardemir Karabükspor'un yeri garanti değil. UEFA'nın olayı nasıl değerlendirmeyi tercih edeceğini zaman içinde göreceğiz.

Kardemir Karabükspor da UEFA'ya alınmazsa, sıra Bursaspor'a gelecek. Bursaspor'un UEFA Kulüp Lisansı'nı haiz. Bu kulüp için bir sorun yok.

Eskişehirspor ve Kardemir Karabükspor da men cezası alırsa, Bursaspor'a hangi kulüp eşlik edecek?

Sıralamaya bakarsak, Gençlerbirliği'nin Avrupa'ya gitmesi lazım. Oysa onların da durumu şüpheli.

Gençlerbirliği'nin 2010-2011 sezonunda kulübün genel müdürlüğü görevini yürüten Zafer Önder İpek'in, Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında şike ve Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik primi için aracılık ettiği tespit edildi. Bununla birlikte, söz konusu eylemler 6222 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden gerçekleştiği için Zafer Önder İpek'in fiili 6222 sayılı Kanun kapsamında suç olarak değerlendirilemedi.

Ağır ceza mahkemesinin eylemi tespit etmesi UEFA için yeterli. Bu eylemin Türk kanunlarına göre suç olmaması UEFA'yı ilgilendirmiyor.

Gençlerbirliği genel müdürünün, kulübün yöneticisi olduğu tartışma götürmez. Bu durumda, sıra Gençlerbirliği'ne gelirse, UEFAGençlerbirliği'ne de kapıyı gösterebilir.

Gençlerbirliği de Avrupa'ya gidemezse, kim gidecek?

Cevap: Akhisar Belediyespor.

İşte Türk futbolunun marka değeri! Kurallar uygulanırsa, Avrupa Ligi'ne 5 kulübümüzü gönderemeyeceğiz. Onuncu sıradaki kulüp Avrupa Ligi'ne gidecek.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

UEFA, Eskişehirspor ve Sivasspor Hakkında Soruşturma Başlattı

Beklenen oldu. UEFA, şike şüphesi nedeniyle Eskişehirspor ve Sivasspor hakkında soruşturma açıldığını açıkladı.

Eskişehirspor'un futbolcusu ve teknik direktörü ile Sivasspor'un yöneticileri ile kalecisi şikeden ötürü ceza almışlardı. UEFA'nın soruşturmasına şaşırmamak lazım.

Şu anda sadece bu iki kulübün yerine hangi kulüplerin Avrupa Ligi ön eleme turlarına katılacağı tartışılmalı!

Bu tartışmada çeşitli ihtimaller karşımıza çıkıyor.

Sivasspor'un yerine, ligi onun gerisinde bitiren kulüp Avrupa Ligi ön eleme turunda mücadele edecek. Kasımpaşa A.Ş., ligi Sivasspor'un arkasında bitirdi ama Kasımpaşa A.Ş'nin UEFA lisansı yok. TFF, Kasımpaşa A.Ş.'ye UEFA Kulüp Lisansı vermedi. Bu lisans olmadan Avrupa Kupaları'na katılmak mümkün değil. Kasımpaşa A.Ş.'nin eksikleri giderip bu lisansı almasına pek ihtimal verilmiyor. Eğer alabilirse, Kasımpaşa A.Ş, Sivasspor'un yerine Avrupa Ligi'ne gidecek.

UEFA Avrupa Ligi Talimatı'na göre, UEFA'nın katılımını reddettiği kulüp ulusal kupa şampiyonu değil ise, onun yerine ligde bir alt sıradaki kulüp turnuvaya dahil ediliyor. Bu sebeple, Eskişehirspor'un Türkiye Kupası'na yarı finalde elediği Antalyaspor'un Avrupa Ligi'ne katılması mümkün değil. Eskişehirspor'un yerine, Süper Lig'den bir kulüp Avrupa Ligi'ne gidecek.

İhtimalleri birlikte değerlendirdiğimizde,

1) Kasımpaşa A.Ş, UEFA Kulüp Lisansı almayı becerirse, Avrupa Ligi ön eleme turlarına Kasımpaşa A.Ş ve Kardemir Karabükspor katılacak.

2) Kasımpaşa A.Ş, UEFA Kulüp lisansı alamazsa, Avrupa Ligi ön eleme turlarına Kardemir Karabükspor ve Bursaspor katılacak.

Diğer gelişmeleri daha sonra değerlendireceğiz.

Not: İhtimaller http://sporvehukuk.blogspot.com.tr/2014/05/kardemir-karabuksporun-avrupa-ligindeki.html linkindeki yazıda irdelenmiştir.

20 Mayıs 2014 Salı

Sivasspor'un Avrupa Hayali Erken Bitecek

Spor Toto Süper Lig sona erdi. Avrupa Kupaları'na katılacak ve küme düşen takımlar belli oldu.

Sezonu şampiyon kapatan Fenerbahçe, şike cezası nedeniyle Avrupa'ya gidemiyor.

TFF, resmi sitesinde Avrupa'ya gidecek takımları açıkladı.

Açıklamaya göre,

Ligi ikinci sırada bitiren Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ne grup aşamasından, lig üçüncüsü Beşiktaş ise Şampiyonlar Ligi'ne 3. ön eleme turundan katılacak.

Lig dördüncüsü Trabzonspor Avrupa Ligi'ne Play-Off turundan, lig beşincisi Sivasspor 3. ön eleme turundan, kupa finalisti Eskişehirspor ise 2. ön eleme turundan katılacak.

Bu açıklamaya göre, Sivasspor Avrupa Ligi'nde ön eleme turu oynayacak. Oysa bu mümkün değil. Sivasspor'un Avrupa hayali erken sona erecek.

Hatırlanacağı üzere, Sivasspor'un iki yöneticisi şike suçundan mahkum oldu.

Sivasspor başkanı Mecnun Otyakmaz, Sivasspor - Fenerbahçe (22.05.2011) maçı için şike yapmaktan mahkum oldu. Otyakmaz, Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan da mahkum oldu.

Sivasspor yönetim kurulu üyesi Ahmet Çelebi ise İstanbul Büyükşehir Belediyespor - Fenerbahçe (01.05.2011) ve Sivasspor - Fenerbahçe (22.05.2011) maçlarında şike yapmaktan mahkum oldu.

Yargıtay, Ahmet Çelebi'ye verilen cezayı onarken; Mecnun Otyakmaz'a verilen cezanın ertelenip ertelenmeyeceğinin tartışılması gerektiğini belirterek ağır ceza mahkemesinin kararını bozdu.

Sivasspor yönetim kurulu, Yargıtay'ın kararının ardından yaptığı açıklamada Ahmet Çelebi ile ilgili kesinleşmiş karara hiç değinmezken; Mecnun Otyakmaz lehine bozma kararı verildiğini iddia etti.

Dikkat edilirse, Yargıtay, Mecnun Otyakmaz'ın şike yaptığını ve Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiğini kabul etti. Yargıtay sadece cezanın ertelenmesinin tartışılması gerektiğini açıkladı.

Ahmet Çelebi hakkındaki kesinleşmiş hapis cezası ve Mecnun Otyakmaz'ın fiillerinin Yargıtay tarafından da tespit edilmesi, Sivasspor'u UEFA önünde zora sokacak.

UEFA Avrupa Ligi 2014-2015 sezonuna ilişkin talimata göre, Sivasspor'un 2 Haziran 2014 tarihine kadar UEFA'ya bazı belgeler göndermesi gerekiyor. Bu belgeler içinde, "kulübün 27 Nisan 2007'den beri şike faaliyetlerine karışmadığını" belirten bir form da bulunuyor.

Sivasspor bu formda şikeye karışmadığını ifade ederse, UEFA ağır ceza mahkemesi ve Yargıtay'ın kararlarına dayanarak Sivasspor'u şikeye karıştığı için Avrupa Ligi'nden men edecek.

UEFA sadece men kararıyla yetinmeyecek. UEFA, gerçeğe aykırı beyan sebebiyle, Sivasspor'un sorumluluğunu daha ağır takdir edecek. Sivasspor en az bir sene men cezası alacak. Yalan beyan sebebiyle, bu cezanın en az iki sene men olması muhtemel.

UEFA sadece Sivasspor'a ceza vermekle yetinmeyebilir. TFF, Yargıtay'ın kararına rağmen, yöneticileri şike yapmış bir kulübü Avrupa Ligi'ne gönderme kararı alarak, UEFA'nın mevzuatına aykırı davranmış olacak. Şikeye karşı sıfır tolerans ilkesini benimseyen ve birkaç ay önce şikeyle mücadeleyi güçlendirmek için önemli kararlar alan UEFA, bu kararlarını öncelikle TFF üzerinde uygulama imkanına sahip olacak.

Zamanında Sivasspor yöneticilerine ceza vermekten imtina eden PFDK ve şike yapan bir futbolcuya sadece üç maç men cezası verecek kadar şuurunu kaybetmiş TFF Tahkim Kurulu, UEFA'nın muhtemel mektubu karşısında nasıl tavır alacak? Zamanı gelince göreceğiz.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

PFDK'nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler


Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun şike ve teşvik primi dosyası ile ilgili kararını gece yarısı açıkladı.

PFDK, hiçbir kulübe ceza vermedi. Birkaç yönetici ve futbolcu ceza aldı.

Kararlar kamuoyunda büyük tepki gördü. Hukukçular, spor adamları ve siyasiler kararlar hakkında yorumlarını paylaşacaklar.

Kararlar birçok açıdan değerlendirebilir. Bu yazıda, PFDK’nın kararındaki “suç unsurunun oluşmadığına” dair tespitlerin doğru olduğunu kabul ederek görüşlerimi açıklayacağım.

Bu yazıda sadece kararlardaki çelişkileri aktaracağım.


MAÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kararda bazı maçlarda şike veya teşvik primi ile ilgili tespitler yapılmış. Bu maçları ayrı ayrı inceleyelim.

1) 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakası

Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, eski Ankaraspor menajeri Mehmet Şen, Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilgeve Gençlerbirliği yardımcı antrenörü Cengiz Demirel müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Hatırlanacağı üzere, bu maç Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 4-2 üstünlüğü ile sonuçladı. Diğer bir deyişle, şike anlaşması ile amaçlanan sonuç gerçekleşti.

PFDK, amaçlanan sonucun elde edildiği bir maçta şikeyi nasıl teşebbüs aşamasında kabul etti? Şike suçunun tamamlanması için daha ne olması lazım? İlgililer suçu ikrar mı etmeli? Makbuz mu göstermeli?

Bu maçta şike gerçekleşmiştir. Teşebbüste kalmamıştır. Yukarıda belirtilen dört isim teşebbüsten değil, tamamlanmış şuçtan ötürü ceza almalıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü de yöneticisinin sorumlu olduğu şikeden sorumludur. Küme düşme cezasının verilmesi gerekir.

Belirtmek gerekir ki PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de sorumlu olması gerektiğini kabul etmişlerdir. Karşıoy sahiplerinin ilgili maçta sadece teşebbüsün varlığını kabul ettiklerini de hatırlatalım. Bu sebeple, onların Fenerbahçe’ye 12 puan indirme cezası verilmesini iddia ettiklerini düşünebiliriz.

2) 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakası

Karara göre, bu maçta Fenerbahçe yöneticileri Mehmet Şekip Mosturoğlu ve İlhan Yüksel Ekşioğlu ile Eskişehirspor futbolcusu Ümit Karan müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Aslında burada “teşvik primi” söz konusudur.

Ne yazık ki kararda Fenerbahçeli yöneticiler ile Ümit Karan arasındaki ilişki açıklanmamış. Bu sebeple hem Fenerbahçeli yöneticilerin hem de Ümit Karan’ın hangi hareketlerinin teşvik primi verilmesine teşebbüs olarak nitelendirildiği bilinmiyor. Bununla birlikte, iki tarafın karşılıklı teşebbüste bulunduğunu iddia etmek mümkün gözükmüyor.

Ümit Karan, Fenerbahçeli yöneticilerin teklifini reddetmemiş. Anlaşma sağlanmış. Ümit Karan, yedek çıktığı maçta oynamış.

Bu durumda akla bazı sorular geliyor:

- Teşebbüs hangi aşamada oluştu? Neden fiil tamamlanmamış sayıldı?

- Fenerbahçeli yöneticilerin sadece futbolcu Ümit Karan ile anlaşarak Eskişehirspor futbolcularının Trabzonspor karşısında çok iyi oynamalarını sağlamaları mümkün mü? Tek bir futbolcunun teşvik primi alması maça nasıl etki edebilir?

- Şike iddianamesinde, Fenerbahçeli yöneticilerin Eskişehirspor antrenörü Bülent Uygun ile irtibata geçtikleri ve teşvik primi verilmesi hususunda anlaştıkları iddia edilmişken, Bülent Uygun’un hangi savunmayla müsabaka sonucunu etkilemediği ya da buna teşebbüs etmediği kanaatine varıldı?

Futbol Disiplin Talimatı’nda “ağır teşebbüs” kavramı yaratılmış ve bu durumda yöneticilerin ilgili oldukları kulübe en az 12 puan indirme cezası verileceği öngörülmüştür. Peki “ağır teşebbüs” nedir? Bir kulübün iki yöneticisinin birlikte teşvik primi vermeye teşebbüs etmeleri “ağır teşebbüs” olarak nitelendirilemez mi?

Belirtmek gerekir ki, PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de teşvik primi verilmesine teşebbüsten sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmektedir.

3) 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakası

Bu maç Fenerbahçe’nin 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

Karara göre, bu maç için İstanbul Büyükşehir Belediyespor futbolcusu İbrahim Akın ve Sivasspor yönetim kurulu üyesi Ahmet Çelebi, müsabaka sonucunu etkilemişler.

Dikkat edelim! Teşebbüs etmemişler. Etkilemişler. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetici ve yetkilileri hiçbir müsabakanın sonucunu etkilememiş, hep etkilemeye teşebbüs etmişken; Sivasspor yöneticisi maçı etkilemeyi becerebilmiş. 4 gol yiyen kaleci sadece müsabakayı etkilemeye teşebbüs edebilmişken, İbrahim Akın müsabakanın sonucunu etkileyebilmiş.

Ancak çok enteresandır, bu maç için hiçbir Fenerbahçe yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemek veya buna teşebbüs etmekten ceza almazken, PFDK üyelerinden bazıları Fenerbahçe’nin sorumlu olması gerektiğini kabul etmişler. PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında bu maç içn isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir.

Azınlık üyeleri hiçbir yöneticisi ceza almayan bir kulübü hangi gerekçeyle sorumlu tutabildi?

PFDK kararına baktığımızda, azınlık üyelerinin Aziz Yıldırım’ın bu müsabakanın sonucunu etkileme veya buna teşebbüs etmekten sorumlu tuttukları anlaşılıyor. Zira Aziz Yıldırım hakkında bu müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar verildi.

Bir diğer ilginç nokta ise, Sivasspor yöneticisi Ahmet Çelebi’nin Fenerbahçe – İstanbul Büyükşehir Belediyespor müsabakasını etkileyecek güce sahipken ve bu müsabakadan ötürü ceza alırken, bu yöneticinin 22.05.2011 tarihinde oynanan Sivasspor-Fenerbahçemaçına etki etmediğinin kabul edilmesidir. PFDK, Ahmet Çelebi hakkında 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe ve 24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor-Fenerbahçemüsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına karar vermiştir. Bir başka kulübe müdahale edebilen, başka oyuncuları ayartabilen bir yöneticinin kendi oyuncularına talimat vermdiğini, şike teklif etmediğini, oyuna etki etmediğini kabul etmek zordur.

Asıl soru şudur: Neden Sivasspor yöneticileri Fenerbahçe için şike pazarlığına girmektedir? Spor kamuoyu kulüpler arasındaki yakın ilişkileri sorgulamalıdır.

PFDK bu maçla ilgili olarak İlhan Yüksel Ekşioğlu, Tamer Yelkovan, Cemil Turhan, İskender Alın, Serkan Acar, Can Arat, Göksel Gümüşdağ ve İstanbul Büyükşehir Belediye Spor hakkında ilgili müsabakanın sonucunu etkilemekten ötürü sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oybirliği ile karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü hakkındaki karar ise oyçokluğu ile alındı.

PFDK, Sivasspor yöneticisinin müsabaka sonucunu etkilediğine kanaat getirirken, Sivasspor’a ceza vermekten imtina etti. Oysa Futbol Disiplin Talimatı çok açık. Kulüp yöneticilerinin müsabaka sonucunu etkilemesi durumunda, ilgili kulübe alt lige düşme cezası verilir. Sivasspor’un küme düşmesi gerekir.


4) 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakası

Bu maç Fenerbahçe’nin 6-0 üstünlüğü ile sonuçlandı.

Karara göre, bu maç için Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe altyapı koordinatörü Cemil Turhan, Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu Yavuz Ağırgöl müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Yukarıdaki soruyu tekrarlayalım: Maç sonucu amaçlandığı gibi gerçekleşmişse, hala teşebbüsten bahsedilebilir mi?

Peki Fenerbahçe Spor Kulübü yetkilileri kimlerle temasa geçti? Neden kararda Ankaragücü’nden hiçbir yönetici, futbolcu, teknik direktör, antrenör ismi bulunmuyor? Yoksa yöneticiler hakemlerle mi temasa geçtiler? Oysa hiçbir hakeme ceza verilmedi.

İddianamede yöneticilerin Yafigar Boğa üzerinden bazı Ankaragücülü futbolculara ulaştıkları, 400.000 Dolar üzerinden anlaşıldığı iddia ediliyor. Ankaragücülü futbolcuların isimleri belirtilmiyor. Tapelerde ise paranın tamamının verilip verilmeyeceği hususunda tartışmalar yer alıyor.

PFDK, sadece tapelere bakarak mı karar verdi? Ankaragücülü futbolcuların isimlerini alamadı mı? Bu futbolcuları tespit etmek için Ankaragücülü yöneticiler, teknik ekip ve futbolcular dinlendi mi? Herhangi bir çaba harcandı mı?

Bir kulübün yöneticileri şike yapmaya “teşebbüs”ten ceza alacaklar; şike sonucu maçın kaybedilmesinde etkili olan futbolculara ise ceza verilmeyecek!

Bu maçla ilgili karar eksik ve yanlıştır. Suç tamamlanmıştır. Şike gerçekleşmiştir. Fenerbahçeli idareciler, yetkililer şike sebebiyle ceza almalıdır. Fenerbahçe ise, yöneticilerinin tamamlanmış şike fiilinden ötürü küme düşmelidir. Ankaragücülü futbolcuların kimlikleri tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır.

Belirtmek gerekir ki PFDK, Fenerbahçe hakkında 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsten sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmektedir.


CEZALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Müsabaka sonucunu etkilemek veya etkilemeye teşebbüs etmekten ötürü ceza alan isimler ve cezaları aşağıdaki gibidir:

MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI (oyçokluğu)

İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor- Trabzonspor, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 3 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

CEMİL TURHAN- 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

İBRAHİM AKIN- 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabaka sonucunu etkilemekten eski FDT'nin 58/1. maddesi uyarınca 3 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI

AHMET ÇELEBİ- 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı eski FDT'nin 58/1. maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

ÜMİT KARAN- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

SERDAR KULBİLGE- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 2 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI

CENGİZ DEMİREL- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

YAVUZ AĞIRGÖL- 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

MEHMET ŞEN- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

karar verildi.


- PFDK, bir maç dışında bütün maçlarda müsabaka sonucunun etkilemenin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etti. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, istenen sonucun sağlandığı bütün müsabakalarda şike suçu tamamlanmıştır. Teşvik priminin verildiği müsabakada ise oyuncu sahada yer almıştır. İstenen sonucun elde edilmesi gerekmemektedir. Teşvik primi açısından da suç tamamlanmıştır. Bu sebeple, ceza alan yöneticilerin ilgili olduğu kulüplere (Fenerbahçe Spor Kulübü ve Sivassporalt lige düşme cezası verilmelidir.

- PFDK, müsabakanın sonucunun etkilendiğine kanaat getirdiği Fenerbahçe-Büyükşehir Belediye Spor müsabakasının hangi açıdan etkilendiğini ile teşebbüs olduğuna karar verdiği diğer maçların ise ne yönden farklılık arz ettiğini açıklamalıdır. Aziz Yıldırım’ın İBB maçının sonucuna etki ettiğini düşünen PFDK azınlık üyeleri tespitlerini karşıoy olarak kamuoyu ile paylaşmalıdır.

- PFDK’nın cezalandırdığı isimler arasında en ağır cezayı İbrahim Akın aldı. Adetâ itirafçı cezalandırıldı. Akın’ın müsabakanın sonucunu etkilediği kabul edildi ve 3 yıl müsabakalardan men cezası verildi. Oysa onunla birlikte müsabakanın sonucunu etkilediği tespit edilen Ahmet Çelebi’ye 2 yıl hak mahrumiyeti cezası yeterli görüldü.

Cezalar arasında sporcular aleyhine dengesizlik olduğu göze çarpıyor. Bir müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs eden Ümit Karan ve Serdar Kulbilge 2 yıl müsabakalardan men cezası alırken; yine bir müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs eden Mehmet Şekip Mosturoğlu, Cemil Turhan, Cengiz Demirel, Yavuz Ağırgöl ve Mehmet Şen’e sadece 1 yıl hak mahrumiyeti cezası verildi. 3 müsabakanın sonucu etkilemeye teşebbüs eden İlhan Yüksel Ekşioğlu’na ise 3 yıl hak mahrumiyeti cezası verildi. Görüldüğü üzere, PFDK, sporcu olmayanlara her maç için 1 yıl hak mahrumiyeti cezası verdi ancak sporculara iki katı ceza vermeyi uygun gördü.

Müsabaka sonucunu hukuka ve  ahlaka aykırı etkileyen aktörler arasında futbolcular en alt sırada yer alır. Hatta onlar genellikle mağdurdur. Korunmaları gerekir. Suç örgütleri, bahisçiler hatta kendi yöneticileri bile sporcular üzerinde baskı kurmakta, onları hukuka aykırı fiiller yapmaya zorlamaktadırlar.

Ne yazık ki PFDK, spor yöneticilerine daha ağır cezalar vermesi gerekirken piyonları feda etmeyi tercih etti.