şike teşebbüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şike teşebbüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2012 Perşembe

Şekip Mosturoğlu'nun Yargılamasında Bağımsızlık, Tarafsızlık Sorunu


TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe yöneticisi Şekip Mosturoğlu'nun savunmasını aldı. Bilindiği üzere, PFDK, Şekip Mosturoğlu'na bir yıl hak mahrumiyeti vermişti.

TFF Tahkim Kurulu'nun Mosturoğlu'ndan savunma alması bazı çevrelerce eleştirildi. Eleştirinin temelinde, Mosturoğlu ile Tahkim Kurulu'nun bazı üyelerinin yakın ilişki içinde olması, özellikle Spor Hukuku Enstitüsü kaynaklı ilişki vardı.

Bu eleştirilere hak vermemek imkansız.

Tahkim Kurulu üyelerinin bazıları, Şekip Mosturoğlu ile aynı derneğin yöneticiliğini üstleniyorlar. Aralarında yakın ilişki var. Bu yakın ilişki, kurul üyelerinin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında şüphe uyandırıyor.

Söz konusu yakın ilişkinin yargılamaya olası etkisi hakkında spekülasyon yaratılabilir. Farklı görüşler ileri sürülebilir.

Ne var ki, Tahkim Kurulu başkanı Avukat Engin Tuzcuoğlu ile Şekip Mosturoğlu arasındaki ilişki basit bir şüpheden öte anlam taşıyor.

Hatırlanacağı üzere, Spor Hukuku Enstitüsü Derneği adına Avukat Kısmet Erkiner ve Avukat Engin Tuzcuoğlu, Fenerbahçe yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun avukatına hitaben bir mütalaa (görüş) kaleme aldılar. Ve bu mütalaada (özetle) Emenike’nin F.Bahçe’ye transferinde bir transfer şikesinden bahsedilemeyeceğini ifade ettiler. Bu mütalaa şike davasının görüldüğü Ağır Ceza Mahkemesi'ne verildi.

Avukat Engin Tuzcuoğlu, mütalaa verdiği bir olayla ilgili karar verecek hakem haline geldi. Lehine mütalaa verdiği birini yargılayacak hakemin mütalaasının aksine hüküm vermesi pek mümkün değil.

Bu konuda çok detaya girmek istemiyorum. Avukat Engin Tuzcuoğlu'nun mütalaa verdiği, açıkça görüş belirttiği bir dosya ile ilgili yargılamaya katılması bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine aykırıdır. Tuzcuoğlu'nun hem TFF Tahkim Kurulu Talimatı hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince şike ile ilgili davalarda hakemlikten çekilmesi gerekir.

Bazı hukukçular TFF Etik Kurulu, Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu'nda görev alan Spor Hukuku Enstitüsü üyelerinin istifa etmeleri gerektiğini iddia ediyorlar.

Bu görüşe katılmıyorum.

Spor Hukuku Enstitüsü Derneği'ne üyelik tek başına istifa sebebi olamaz. Bununla birlikte, medyada yorum yapan, çeşitli ortamlarda görüşünü açıklayan, sürecin içinde aktif rol alan hukukçuların şike ile ilgili yargılamaya katılmamaları gerekir.

TFF Tahkim Kurulu'nun bu akşam, en geç yarın akşam şike ile ilgili kararlarını açıklaması bekleniyor. Av. Engin Tuzcuoğlu başta olmak üzere, şike sürecinde aktif rol alan üyelerin karardaki imzaları bu kararların hukuka uygunluğunu sorgulatacak.

Anayasa'da Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı organlarına başvurulamayacağı öngörülmüş olsa bile, Tahkim Kurulu'nun şike ile ilgili kararları sadece kararı veren üyelerin niteliğinden yola çıkılarak kamu düzenine açık aykırılık sebebiyle devlet yargısına götürülmeye çalışılacaktır.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller

Önceki yazımda “müsabaka sonucunu etkileme”, “müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs” olarak kabul edilebilecek ancak Etik Kurulu’nun sadece “etik ihlal” değerlendirdiği fiilleri paylaşmıştım.


Bu yazıda ise herhangi bir ayırım yapmadan Etik Kurulu’nun “etik ihlal” olarak nitelendirdiği bütün fiilleri aktaracağım.

21.02.2011 tarihli Manisaspor - Trabzonspor Müsabakası 
İkinci rapor:
  • Trabzonspor'un şike yapacağı söylentilerine engel olmak amacı ile olsa da Fenerbahçe Kulübü yöneticilerinin maç öncesinde Manisaspor yetkililerini ziyaret etmesi Etik Kurul talimatlarına aykırılık olarak değerlendirilebilir.
  • Aziz Yıldırım'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Serkan Acar'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Hikmet Karaman'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine görüşmeyi kabul etmesi ve bu durumdan TFF yetkili birimlerini haberdar etmemesinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Cemil Turhan'ın maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı... 
07.03.2011 tarihli Gençlerbirliği - Fenerbahçe Müsabakası 
İkinci rapor:
Mehmet Şen'in, şike teşebbüsünden haberdar olmasına rağmen bunu TFF'ye bildirmemesinin Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık bakımından incelenmek üzere Etik Kurulu'na şevkinin doğru olacağı; 
18.03.2011 tarihli Galatasaray-Fenerbahçe Futbol Müsabakası
Birinci Rapor:
  • Alaeddin Yıldırım'ın şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak Galatasaray takım kadrosunu öğrenmeye çalışması ve İlhan Yüksel Ekşioğlu'na Fenerbahçe'yi ilgilendiren diğer müsabakaları halletmeleri telkininde bulunması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Doğan Ercan'ın şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak kendisine bağlı futbolcudan öğrenmiş olduğu takım kadrosunu rakip takım yöneticisine bildirmesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Barış Özbek'in şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak gerek kendi takımı aleyhine kullanmış olduğu ifadeler ve gerekse de takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
İkinci Rapor:
  • Alaeddin Yıldırım ile İlhan Yüksel Ekşioğlu arasındaki 1984 sayılı İletişim Tespit Tutanağı, şike faaliyeti içinde bulunulup bulunulmadığı hususunda kanaat oluşturmaya yeterli delil oluşturmamakla birlikte,
 Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun "Kopacak abi sen bu hafta sen bu haftayı hallet de" ifadesi Alaeddin Yıldırım'ın şike girişiminde bulunması yolunda bir istek; 

Yine Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi olan Alaeddin Yıldırım'ın "Ben halledeceğim de esas siz halledin abi başka tarafı (...)" şeklindeki ifadesi ise İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun aynı hafta yapılacak olan Gençlerbirliği - Trabzonspor maçında teşvik primi girişiminde bulunulması yolunda bir istek olarak yorumlanabilecek niteliktedir.
Alaeddin Yıldırım'ın Galatasaray - Fenerbahçe müsabakasında şike girişiminde bulunduğu yolunda herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Kurulumuz Gençlerbirliği - Trabzonspor müsabakasına ilişkin olarak da İlhan Yüksel Ekşioğlu bakımından teşvik primi eyleminin bulunmadığı kanaatine ulaşmıştır. 

Ancak, Alaeddin Yıldırım ile İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun, bu ifadelerinin Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır.
Alaeddin Yıldırım'ın samimi olduğu lisanssız futbolcu temsilcisi Doğan Ercan aracılığıyla Galatasaraylı futbolcu Barış Özbek'ten Galatasaray'ın söz konusu müsabakaya çıkaracağı takım kadrosunu öğrendiği anlaşılmaktadır. 
Alaeddin Yıldırım ile Doğan Ercan'ın, bu davranışlarının Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır. 
  • Müsabaka kadrosunda yer almayan Galatasaray oyuncusu Barış Özbek, Doğan Ercan'la yapmış olduğu telefon konuşmalarında, "Fenerbahçe inşallah kazanır", kendi lisanslı oyuncusu olduğu Galatasaray Takımı için "s.ktirsin gitsinler" şeklindeki ifadeler kullanmış, kendi sağ kanatlarının zayıflığını vurgulayarak rakip takımın bu bölgeden hücum etmesini önererek kendi takımı aleyhine taktiksel tavsiyede bulunmuş ve müsabaka öncesi kendi takımının kadrosunu üçüncü kişiye aktarmıştır.
Barış Özbek Doğan'ın, bu ifadeleri ve davranışlarının Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır.
09.04.2011 tarihli Eskişehirspor - Fenerbahçe Müsabakası 
İkinci rapor:
  • Müsabakadan iki gün önce Fenerbahçe kongre üyesi Ali Kıratlı'nın, Eskişehirspor Teknik Direktörü ile temas etmesinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere ilgilinin kurulumuza sevki uygun olacaktır. 
01.05.2011 tarihli Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor Müsabakası
İkinci rapor:
  • İbrahim Akın'ın rakip takımın kadrosunu öğrenmeye çalışma çabasına yardımcı olduğu  yolundaki itirafı sebebiyle de Etik Kurul Talimatına aykırılık yönünden üzere kurulumuza  şevkinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. 
15.05.2011 tarihli Fenerbahçe - MKE Ankaragücü Müsabakası 
Birinci rapor:
  • Turgut Doğan Şahin'in şike teşebbüsünü bildirmemesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Uğur Uçar’ın şike teşebbüsünü bildirmemesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Ekrem Okumuş'un müsabakaya ilişkin psikolojik baskı yapması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı; 
İkinci rapor:
  • Turgut Doğan Şahin'in somut olayla ilgisinin bulunmadığı;
  • Uğur Uçar'ın somut olayla ilgisinin bulunmadığı; 
  • Ekrem Okumuş'un somut olayla ilgisinin bulunmadığı; 
22.05.2011 tarihli Sivasspor - Fenerbahçe Müsabakası
Birinci rapor:
  • Ahmet Çelebi'nin şike yaptığı; aynca yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
  • Cemil Turhan'ın, şike yapıldığını bilmesine rağmen bunu Türkiye Futbol Federasyonu'na bildirmemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
İkinci rapor:
  • Ahmet Çelebi hakkında kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı;ancak yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
  • Mehmet Yıldız hakkında kanaat oluşturmaya yetecek kanıtın bulunmadığı; ancak öğrenmiş olduğu teşvik primi eylemini TFF'ye bildirmemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
TFF Etik Kurulu, 22.05.2011 tarihli Sivasspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili ikinci raporunda Cemil Turhan ile ilgili bir tespitte bulunmadı. 
11.05.2011 tarihli
Beşiktaş JK - İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü Müsabakası
(Ziraat Bankası Kupası Final Maçı) 
Birinci ve ikinci raporda aynı tespitler yer almaktadır:
  • İbrahim Akın'ın şike yapmadığı; ancak menajerinden almış olduğu şike teklifini gizlemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı; 
  • İskender Alın'ın şike yapmadığı, ancak menajerinden almış olduğu şike teklifini gizlemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (...)

TFF Etik Kurulu'na Göre Şike Olmayan Fiiller

Kamuoyu müsabaka sonucunu etkileme ve teşvik primi fiillerinin var olup olmadığını PFDK kararları üzerinden tartışırken; Etik Kurulu raporlarındaki detayları gözden kaçırmamalı!

Etik Kurulu, "müsabakanın sonucunu etkileme", "müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs", "azmettirme" olarak nitelendirilebilecek birçok fiili sadece etik ihlal olarak kabul etti.

Etik Kurulu'na sevk talebine konu fiiller şöyle:

- "Aziz Yıldırım'ın 21.02.2011 tarihli Manisaspor - Trabzonspor müsabakasında maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun 18.03.2011 Tarihli Galatasaray-Fenerbahçe müsabakasında şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Cemil Turhan'ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçı öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Ahmet Çelebi'nin 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçından önce  yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı";

- "Serkan Acar'ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçından önce bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Barış Özbek'in 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (...)"

Görüldüğü üzere, Etik Kurulu "müsabaka sonucunu etkileme", "etkilemeye teşebbüs", "azmettirme" olarak kabul edilebilecek fiilleri sadece etik ihlal olarak nitelendirdi. Kamuoyu, Etik Kurulu'nun bu kararlarını tartışmalıdır.


PFDK'nın Azınlık Üyeleri "Şekip Mosturoğlu" Kararı'nın Gerekçelerini Paylaşmalıdır

Taraf gazetesi, TFF Etik Kurulu'nun şike skandalı ile ilgili iki raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Bu raporlar çelişkilerle dolu. Hatta raporda delillerin göz ardı edildiği, saklandığı iddia ediliyor.

İki rapor arasında kabul edilemez çelişkiler var. İkinci raporun kendi içinde çelişik ifadeler de göze çarpıyor. En şaşırtıcı durum ise, PFDK kararlarının iki raporla uyumsuz olması...

Detayları sonra yazacağım. Şimdilik bir örnek vereyim.

PFDK, oyçokluğu ile, Fenerbahçe asbaşkanı Şekip Mosturoğlu'nun 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe maçında müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı ceza tayinine yer olmadığına karar verdi. Tekrarlayım, bu karar oyçokluğu ile alındı.

Oysa TFF Etik Kurulu, ilk raporunda bu maça ilişkin olarak, Mosturoğlu hakkında kanaat oluşturmaya yetecek delil bulunmadığını; ikinci raporunda ise Mosturoğlu'nun bu maçta şike fiilini işlemediği veya buna teşebbüs etmediğini kabul etmişti.

Bu durumda PFDK'ya sormak gerekir. Etik Kurulu raporlarında önce yeterli delil bulunmadığına, ardından deliller ışığında şike fiilinin işlenmediğine veya buna teşebbüs edilmediğine işaret edilmesine rağmen, PFDK'nın azınlık üyeleri hangi gerekçelerle Mosturoğlu'nun müsabaka sonucunu etkilediğini ileri sürdüler?


Taraf Gazetesi, Etik Kurulu'nun İki Raporunu Yayınladı

TFF Etik Kurulu'nun heyecanla beklenen iki raporu Taraf gazetesinde yayınlandı.

Raporların linkleri:

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Aziz Yıldırım'dan Açıklama

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi sitesinde Aziz Yıldırım'ın açıklaması yayınlandı.

Açıklama aşağıdaki gibidir:

"Türk futbolunun içerisinde bulunduğu kaygı verici durum kamuoyunun malumudur. Gelinen bu noktanın yegane sorumluları, cesaret ve kararlılığın ötesinde "dışarıda olmalarına rağmen bizlerden daha tutuklu ve daha esaret altında olan Futbol yöneticileridir."

Sürecin başından beri işaret ettiğim ve sıklıkla gündeme getirdiğim "Fenerbahçe Operasyonu" nihayet sona yaklaşmıştır.

Fenerbahçe’nin kazandığı günün, gece yarısı karanlıklarına sıkıştırılan planlı kararlar, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının haklılığını bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunu uygulamaya kalkanlar sipariş kararlarla 58. Maddeyi değiştirmiş, başından beri haykırdığımız üzere "kulüple başkan ve yöneticilerini", "kulüple taraftarını" ayırarak "böl ve yönet" prensibini hayata geçirme hedeflerini açıkça gözler önüne sermişlerdir.

Kamuoyu bilmelidir ki;
Fenerbahçe Spor Kulübü ile Başkanı, taraftarı ve yönetimi ayrılmaz bir bütündür.

Fenerbahçe taraftarına ve Fenerbahçe çoğunluğuna hoş görünmek adı altında kulübü mesnetsiz bir şekilde yöneticilerinden ayırmaya kalkışanlar,

birkaç yöneticimizi günah keçisi ilan edip, olmayan suçlardan cezalandırma yolunu seçenler,

Fenerbahçe Başkanını susturmak için Aziz Yıldırım’a sus payı verebileceğini düşünenler ve bütün bunların yanında "haklı-haksız" ayrımı yapmadan tüm kulüplerimizi ceza kurullarına sevk ederek Fenerbahçe ile diğer kulüpleri düşman etmeye, futbolu yangın yerine çevirmeye kalkışanlar tarafımızdan gereken cevabı en sert şekilde alacaklardır.

Fenerbahçe ve tüm spor kamuoyu bilmelidir ki; adı geçen tüm yöneticiler "kendileri istedikleri sürece yeni dönemde de Fenerbahçe’de görev alacaklardır."

Ve yine kamuoyu bilmelidir ki; Aziz Yıldırım duruşmada da açıkladığı üzere "Fenerbahçe için ödenecek her türlü bedeli tek başına ödemeye hazırdır."

Ancak kulüplerin temiz olduğuna karar verip, bu kulübün başkan ve yöneticilerini suçlamaya kalkmak, planlı bir operasyon ötesinde açık bir "hukuk cinayetidir". Bağımsız mahkemelere gelen ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tertemiz olduğunu gösteren raporları hiçe sayarak kararlarına gerekçe dahi gösteremeyenler, Fenerbahçe’yi kayırma rolünü üstlenme gibi bir hadsizliğe kalkışamazlar.

Aynı şekilde gerekli görülmediği için şahsi hesapları inceleme altına dahi alınmayan ve tüm tasarrufları belgelere dayanan yöneticilerimizi suçlayarak dolaylı olarak Fenerbahçe Spor Kulübü’nü zan altında bırakmak kimsenin uhdesine terk edilemez ve edilmiş de değildir.

Spor ailesinden olmadığı için yargılayamadıkları, hatta ifadelerini dahi alamadıkları spor ailesi dışındaki 3. kişilerin eylem ve tasarruflarını, kulübümüze ve yöneticilerimize izafe edenler, bu keyfi kararların sorumluluklarını da bilmelidirler.

"Şike ve Teşvik" suçunun unsurları olarak talimat ve yasaların aradığı ve "suç işlemeye elverişli" şahıslar olarak tanımladığı kişilerin eylemlerine bizzat tesadüf edilmeden, yani "suç ve eylem sübuta ermeden", "teşebbüs" eyyamıyla karara bağlayanlar bu dosyanın gerçek sanıklarıdır.

Unutulmamalıdır ki; "şüphe" adı altında Ceza Kurullarına sevk edilen yöneticilerimizin cezalandırılması için, bu "şüphe"yi hangi delil ve inandırıcı kanıtlarla karar niteliğine taşındığını ispat edemeyenler bir takım oluşumların medyadaki tetikçilerine şirin gözükmek içn karara bağlayanlar, yargı önünde bizler kadar eşittir ve öyle de olacaktır.

Fenerbahçe çınarının bir yaprağı bile, yaratılan futbol sonbaharında süpürülüp savrulmayacaktır. Fenerbahçe’nin her yerde her branşta ve özellikle göz diktikleri Fenerbahçe Futbol Takımının şampiyonluğunu engellemek için sahaya yansıtılan tüm çirkinlikler ve kirli oyunlar dün itibariyle artık tüm kamuoyunun malumu olmuştur.

Fenerbahçe taraftarına reva görülen uygulamalar "vatan hainlerine" bile gösterilmeyen sertliktedir. Ufukta görülen, Fenerbahçe’nin tutuklu olmayan yönetici ve hukukçularının aynı oyun ve tehditlerle karşı karşıya olduklarıdır.

Ama bilinmelidir ki; Fenerbahçe bir bütün olarak "her şeyin farkındadır" ve "her zamankinden daha güçlüdür."

Ancak Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçeliye karşı yürütülen bu linç kampanyasını yürütenler unutmamalıdır ki, sabrımızın da bir sınırı vardır.

Ve tüm spor kamuoyu bilmelidir ki;

Fenerbahçe yönetimi bu adil olmayan düzende ve aynı uygulamaların devamı halinde Fenerbahçe Futbol takımını "Yarışmaktan alıkoymak" kararı da dahil olmak üzere bir takım yaptırım ve kararları kongre sonrası genel kuruluna götürmekten kaçınmayacak olgunluk ve kararlılıktadır.

Sporda verilebilecek en ağır cezanın "alkıştan mahrum bırakmak" olduğunu bilen bir spor adamı olarak kim olursa olsun Lig şampiyonunu şimdiden alkışlıyor ve her iki takımımızı da Şampiyon saygınlığı ile selamlıyorum.

Tüm Fenerbahçe taraftarına güzel ve güneşli günler göreceklerine inanmaları isteğimle sevgilerimi ve hasretlerimi sunuyorum…

Aziz YILDIRIM
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı

PFDK Kararlarında “Oyçokluğu” 

PFDK, müsabaka sonucu etkilediği ve/veya buna teşebbüs ettiği iddia edilen kişilerle ilgili kararlarını açıkladı.

Bu kararların bazıları oyçokluğu ile verildi. Oyçokluğu ile alınan kararların ayrıca irdelenmesi gerekiyor.
Oyçokluğu ile alınan kararlar şöyle:
"AZİZ YILDIRIM hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU'nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)
ERDEM KONYAR hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA, (oyçokluğu)
FENERBAHÇE A.Ş. hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe A.Ş. (oyçokluğu), 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor  - Trabzonspor A.Ş. (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- İstanbul BBSK (oyçokluğu), 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
karar verildi."
Oyçokluğu ile alınan kararların önemli bölümü “cezanın tayinine yer olmadığı” yönünde. Bu kararlarda azınlık üyeleri, PFDK’ya sevk edilen kişilerin müsabaka sonucunu etkilediğini veya buna teşebbüs ettiğini düşünüyor.
Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine dair karar da oyçokluğu ile alınmış. Bu kararda ise azınlık üyeleri suçun oluşmadığı yönünde oy vermişler.
Oyçokluğu ile alınan kararların çoğunluk ve azınlık oyları gerekçeleriyle birlikte kamuoyu ile paylaşılmalı! Karar ve gerekçeleri, TFF Etik Kurulu raporu ile birlikte yayınlanmalı. Etik Kurulu raporunun saklanması için haklı sebep kalmadı. Biz de Türkiye’yi sarsan şike sürecinin detaylarını öğrenelim. 
Oyçokluğu ile alınan PFDK kararları arasında çelişkiler bulunduğunu da belirtmem gerek.
1) PFDK, Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 tarihinde oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine oyçokluğu ile karar verdi. PFDK, Fenerbahçe’nin bu maçla ilgili teşebbüsten sorumlu olmadığını yine oyçokluğu ile kabul etti. Kulüp yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun disiplin suçu işlediğini düşünen üyeler, Fenerbahçe’nin bu fiilden sorumlu olamayacağını mı iddia ettiler? Yönetici ve kulüp hakkında verilen kararların çelişkili olmasının sebebi nedir? Şekip Mosturoğlu’nun fiili hangi açıdan (TFF hukukçularının icadı sonucu) “ağır teşebbüs” (!) değildir?
2) 15.05.2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe altyapı koordinatörü Cemil Turhan, Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu Yavuz Ağırgöl müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler. PFDK, bu kişilere hak mahrumiyeti cezası vermiş. Ancak aynı PFDK, oyçokluğu ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sorumlu olmadığına kanaat getirmiş.
Yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmiş bir kulübe ceza verilmez mi? “Ağır teşebbüs” aranıyor ise, kulübün üç yetkilisinin ceza alması bu yöneticilerin “ağır teşebbüs”te bulunduklarını göstermez mi?
Müsabaka sonucunu etkilemeye çalışan ve sahada alınan sonuçla bunu gerçekleştiren yöneticilere “teşebbüs”ten ceza veren PFDK,  teşebbüsün niteliğini hiç tartışmamış. “Ağır teşebbüs” olup olmadığını açıklamamış. Kurul, ceza alan yöneticilerin kulüplerini korumak için “ağır teşebbüs” kavramına sığınmışa benziyor. Keşke bunu kararda açıklasalardı!
PFDK hukuku ayaklar altına aldı. Bu kurulun acilen değişmesi gerekiyor.

PFDK'nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler


Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun şike ve teşvik primi dosyası ile ilgili kararını gece yarısı açıkladı.

PFDK, hiçbir kulübe ceza vermedi. Birkaç yönetici ve futbolcu ceza aldı.

Kararlar kamuoyunda büyük tepki gördü. Hukukçular, spor adamları ve siyasiler kararlar hakkında yorumlarını paylaşacaklar.

Kararlar birçok açıdan değerlendirebilir. Bu yazıda, PFDK’nın kararındaki “suç unsurunun oluşmadığına” dair tespitlerin doğru olduğunu kabul ederek görüşlerimi açıklayacağım.

Bu yazıda sadece kararlardaki çelişkileri aktaracağım.


MAÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kararda bazı maçlarda şike veya teşvik primi ile ilgili tespitler yapılmış. Bu maçları ayrı ayrı inceleyelim.

1) 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakası

Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, eski Ankaraspor menajeri Mehmet Şen, Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilgeve Gençlerbirliği yardımcı antrenörü Cengiz Demirel müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Hatırlanacağı üzere, bu maç Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 4-2 üstünlüğü ile sonuçladı. Diğer bir deyişle, şike anlaşması ile amaçlanan sonuç gerçekleşti.

PFDK, amaçlanan sonucun elde edildiği bir maçta şikeyi nasıl teşebbüs aşamasında kabul etti? Şike suçunun tamamlanması için daha ne olması lazım? İlgililer suçu ikrar mı etmeli? Makbuz mu göstermeli?

Bu maçta şike gerçekleşmiştir. Teşebbüste kalmamıştır. Yukarıda belirtilen dört isim teşebbüsten değil, tamamlanmış şuçtan ötürü ceza almalıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü de yöneticisinin sorumlu olduğu şikeden sorumludur. Küme düşme cezasının verilmesi gerekir.

Belirtmek gerekir ki PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de sorumlu olması gerektiğini kabul etmişlerdir. Karşıoy sahiplerinin ilgili maçta sadece teşebbüsün varlığını kabul ettiklerini de hatırlatalım. Bu sebeple, onların Fenerbahçe’ye 12 puan indirme cezası verilmesini iddia ettiklerini düşünebiliriz.

2) 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakası

Karara göre, bu maçta Fenerbahçe yöneticileri Mehmet Şekip Mosturoğlu ve İlhan Yüksel Ekşioğlu ile Eskişehirspor futbolcusu Ümit Karan müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Aslında burada “teşvik primi” söz konusudur.

Ne yazık ki kararda Fenerbahçeli yöneticiler ile Ümit Karan arasındaki ilişki açıklanmamış. Bu sebeple hem Fenerbahçeli yöneticilerin hem de Ümit Karan’ın hangi hareketlerinin teşvik primi verilmesine teşebbüs olarak nitelendirildiği bilinmiyor. Bununla birlikte, iki tarafın karşılıklı teşebbüste bulunduğunu iddia etmek mümkün gözükmüyor.

Ümit Karan, Fenerbahçeli yöneticilerin teklifini reddetmemiş. Anlaşma sağlanmış. Ümit Karan, yedek çıktığı maçta oynamış.

Bu durumda akla bazı sorular geliyor:

- Teşebbüs hangi aşamada oluştu? Neden fiil tamamlanmamış sayıldı?

- Fenerbahçeli yöneticilerin sadece futbolcu Ümit Karan ile anlaşarak Eskişehirspor futbolcularının Trabzonspor karşısında çok iyi oynamalarını sağlamaları mümkün mü? Tek bir futbolcunun teşvik primi alması maça nasıl etki edebilir?

- Şike iddianamesinde, Fenerbahçeli yöneticilerin Eskişehirspor antrenörü Bülent Uygun ile irtibata geçtikleri ve teşvik primi verilmesi hususunda anlaştıkları iddia edilmişken, Bülent Uygun’un hangi savunmayla müsabaka sonucunu etkilemediği ya da buna teşebbüs etmediği kanaatine varıldı?

Futbol Disiplin Talimatı’nda “ağır teşebbüs” kavramı yaratılmış ve bu durumda yöneticilerin ilgili oldukları kulübe en az 12 puan indirme cezası verileceği öngörülmüştür. Peki “ağır teşebbüs” nedir? Bir kulübün iki yöneticisinin birlikte teşvik primi vermeye teşebbüs etmeleri “ağır teşebbüs” olarak nitelendirilemez mi?

Belirtmek gerekir ki, PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de teşvik primi verilmesine teşebbüsten sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmektedir.

3) 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakası

Bu maç Fenerbahçe’nin 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

Karara göre, bu maç için İstanbul Büyükşehir Belediyespor futbolcusu İbrahim Akın ve Sivasspor yönetim kurulu üyesi Ahmet Çelebi, müsabaka sonucunu etkilemişler.

Dikkat edelim! Teşebbüs etmemişler. Etkilemişler. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetici ve yetkilileri hiçbir müsabakanın sonucunu etkilememiş, hep etkilemeye teşebbüs etmişken; Sivasspor yöneticisi maçı etkilemeyi becerebilmiş. 4 gol yiyen kaleci sadece müsabakayı etkilemeye teşebbüs edebilmişken, İbrahim Akın müsabakanın sonucunu etkileyebilmiş.

Ancak çok enteresandır, bu maç için hiçbir Fenerbahçe yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemek veya buna teşebbüs etmekten ceza almazken, PFDK üyelerinden bazıları Fenerbahçe’nin sorumlu olması gerektiğini kabul etmişler. PFDK, Fenerbahçe Spor Kulübü hakkında bu maç içn isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir.

Azınlık üyeleri hiçbir yöneticisi ceza almayan bir kulübü hangi gerekçeyle sorumlu tutabildi?

PFDK kararına baktığımızda, azınlık üyelerinin Aziz Yıldırım’ın bu müsabakanın sonucunu etkileme veya buna teşebbüs etmekten sorumlu tuttukları anlaşılıyor. Zira Aziz Yıldırım hakkında bu müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar verildi.

Bir diğer ilginç nokta ise, Sivasspor yöneticisi Ahmet Çelebi’nin Fenerbahçe – İstanbul Büyükşehir Belediyespor müsabakasını etkileyecek güce sahipken ve bu müsabakadan ötürü ceza alırken, bu yöneticinin 22.05.2011 tarihinde oynanan Sivasspor-Fenerbahçemaçına etki etmediğinin kabul edilmesidir. PFDK, Ahmet Çelebi hakkında 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe ve 24.04.2011 tarihinde oynanan Bucaspor-Fenerbahçemüsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına karar vermiştir. Bir başka kulübe müdahale edebilen, başka oyuncuları ayartabilen bir yöneticinin kendi oyuncularına talimat vermdiğini, şike teklif etmediğini, oyuna etki etmediğini kabul etmek zordur.

Asıl soru şudur: Neden Sivasspor yöneticileri Fenerbahçe için şike pazarlığına girmektedir? Spor kamuoyu kulüpler arasındaki yakın ilişkileri sorgulamalıdır.

PFDK bu maçla ilgili olarak İlhan Yüksel Ekşioğlu, Tamer Yelkovan, Cemil Turhan, İskender Alın, Serkan Acar, Can Arat, Göksel Gümüşdağ ve İstanbul Büyükşehir Belediye Spor hakkında ilgili müsabakanın sonucunu etkilemekten ötürü sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oybirliği ile karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü hakkındaki karar ise oyçokluğu ile alındı.

PFDK, Sivasspor yöneticisinin müsabaka sonucunu etkilediğine kanaat getirirken, Sivasspor’a ceza vermekten imtina etti. Oysa Futbol Disiplin Talimatı çok açık. Kulüp yöneticilerinin müsabaka sonucunu etkilemesi durumunda, ilgili kulübe alt lige düşme cezası verilir. Sivasspor’un küme düşmesi gerekir.


4) 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakası

Bu maç Fenerbahçe’nin 6-0 üstünlüğü ile sonuçlandı.

Karara göre, bu maç için Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe altyapı koordinatörü Cemil Turhan, Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu Yavuz Ağırgöl müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler.

Yukarıdaki soruyu tekrarlayalım: Maç sonucu amaçlandığı gibi gerçekleşmişse, hala teşebbüsten bahsedilebilir mi?

Peki Fenerbahçe Spor Kulübü yetkilileri kimlerle temasa geçti? Neden kararda Ankaragücü’nden hiçbir yönetici, futbolcu, teknik direktör, antrenör ismi bulunmuyor? Yoksa yöneticiler hakemlerle mi temasa geçtiler? Oysa hiçbir hakeme ceza verilmedi.

İddianamede yöneticilerin Yafigar Boğa üzerinden bazı Ankaragücülü futbolculara ulaştıkları, 400.000 Dolar üzerinden anlaşıldığı iddia ediliyor. Ankaragücülü futbolcuların isimleri belirtilmiyor. Tapelerde ise paranın tamamının verilip verilmeyeceği hususunda tartışmalar yer alıyor.

PFDK, sadece tapelere bakarak mı karar verdi? Ankaragücülü futbolcuların isimlerini alamadı mı? Bu futbolcuları tespit etmek için Ankaragücülü yöneticiler, teknik ekip ve futbolcular dinlendi mi? Herhangi bir çaba harcandı mı?

Bir kulübün yöneticileri şike yapmaya “teşebbüs”ten ceza alacaklar; şike sonucu maçın kaybedilmesinde etkili olan futbolculara ise ceza verilmeyecek!

Bu maçla ilgili karar eksik ve yanlıştır. Suç tamamlanmıştır. Şike gerçekleşmiştir. Fenerbahçeli idareciler, yetkililer şike sebebiyle ceza almalıdır. Fenerbahçe ise, yöneticilerinin tamamlanmış şike fiilinden ötürü küme düşmelidir. Ankaragücülü futbolcuların kimlikleri tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır.

Belirtmek gerekir ki PFDK, Fenerbahçe hakkında 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakası ile ilgili olarak müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından ceza tayinine yer olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir. PFDK üyelerinden bazıları yöneticileri müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsten ötürü ceza alan Fenerbahçe’nin de müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsten sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmektedir.


CEZALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Müsabaka sonucunu etkilemek veya etkilemeye teşebbüs etmekten ötürü ceza alan isimler ve cezaları aşağıdaki gibidir:

MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI (oyçokluğu)

İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor- Trabzonspor, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 3 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

CEMİL TURHAN- 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

İBRAHİM AKIN- 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabaka sonucunu etkilemekten eski FDT'nin 58/1. maddesi uyarınca 3 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI

AHMET ÇELEBİ- 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı eski FDT'nin 58/1. maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI

ÜMİT KARAN- 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 2 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

SERDAR KULBİLGE- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren 2 YIL MÜSABAKALARDAN MEN CEZASI

CENGİZ DEMİREL- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

YAVUZ AĞIRGÖL- 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

MEHMET ŞEN- 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI,

karar verildi.


- PFDK, bir maç dışında bütün maçlarda müsabaka sonucunun etkilemenin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etti. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, istenen sonucun sağlandığı bütün müsabakalarda şike suçu tamamlanmıştır. Teşvik priminin verildiği müsabakada ise oyuncu sahada yer almıştır. İstenen sonucun elde edilmesi gerekmemektedir. Teşvik primi açısından da suç tamamlanmıştır. Bu sebeple, ceza alan yöneticilerin ilgili olduğu kulüplere (Fenerbahçe Spor Kulübü ve Sivasspor) alt lige düşme cezası verilmelidir.

- PFDK, müsabakanın sonucunun etkilendiğine kanaat getirdiği Fenerbahçe-Büyükşehir Belediye Spor müsabakasının hangi açıdan etkilendiğini ile teşebbüs olduğuna karar verdiği diğer maçların ise ne yönden farklılık arz ettiğini açıklamalıdır. Aziz Yıldırım’ın İBB maçının sonucuna etki ettiğini düşünen PFDK azınlık üyeleri tespitlerini karşıoy olarak kamuoyu ile paylaşmalıdır.

- PFDK’nın cezalandırdığı isimler arasında en ağır cezayı İbrahim Akın aldı. Adetâ itirafçı cezalandırıldı. Akın’ın müsabakanın sonucunu etkilediği kabul edildi ve 3 yıl müsabakalardan men cezası verildi. Oysa onunla birlikte müsabakanın sonucunu etkilediği tespit edilen Ahmet Çelebi’ye 2 yıl hak mahrumiyeti cezası yeterli görüldü.

Cezalar arasında sporcular aleyhine dengesizlik olduğu göze çarpıyor. Bir müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs eden Ümit Karan ve Serdar Kulbilge 2 yıl müsabakalardan men cezası alırken; yine bir müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs eden Mehmet Şekip Mosturoğlu, Cemil Turhan, Cengiz Demirel, Yavuz Ağırgöl ve Mehmet Şen’e sadece 1 yıl hak mahrumiyeti cezası verildi. 3 müsabakanın sonucu etkilemeye teşebbüs eden İlhan Yüksel Ekşioğlu’na ise 3 yıl hak mahrumiyeti cezası verildi. Görüldüğü üzere, PFDK, sporcu olmayanlara her maç için 1 yıl hak mahrumiyeti cezası verdi ancak sporculara iki katı ceza vermeyi uygun gördü.

Müsabaka sonucunu hukuka ve  ahlaka aykırı etkileyen aktörler arasında futbolcular en alt sırada yer alır. Hatta onlar genellikle mağdurdur. Korunmaları gerekir. Suç örgütleri, bahisçiler hatta kendi yöneticileri bile sporcular üzerinde baskı kurmakta, onları hukuka aykırı fiiller yapmaya zorlamaktadırlar.

Ne yazık ki PFDK, spor yöneticilerine daha ağır cezalar vermesi gerekirken piyonları feda etmeyi tercih etti.