Etik Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etik Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller

Önceki yazımda “müsabaka sonucunu etkileme”, “müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs” olarak kabul edilebilecek ancak Etik Kurulu’nun sadece “etik ihlal” değerlendirdiği fiilleri paylaşmıştım.


Bu yazıda ise herhangi bir ayırım yapmadan Etik Kurulu’nun “etik ihlal” olarak nitelendirdiği bütün fiilleri aktaracağım.

21.02.2011 tarihli Manisaspor - Trabzonspor Müsabakası 
İkinci rapor:
  • Trabzonspor'un şike yapacağı söylentilerine engel olmak amacı ile olsa da Fenerbahçe Kulübü yöneticilerinin maç öncesinde Manisaspor yetkililerini ziyaret etmesi Etik Kurul talimatlarına aykırılık olarak değerlendirilebilir.
  • Aziz Yıldırım'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Serkan Acar'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Hikmet Karaman'ın, maç öncesi bir başka takım aleyhine görüşmeyi kabul etmesi ve bu durumdan TFF yetkili birimlerini haberdar etmemesinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun, maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Cemil Turhan'ın maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı... 
07.03.2011 tarihli Gençlerbirliği - Fenerbahçe Müsabakası 
İkinci rapor:
Mehmet Şen'in, şike teşebbüsünden haberdar olmasına rağmen bunu TFF'ye bildirmemesinin Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık bakımından incelenmek üzere Etik Kurulu'na şevkinin doğru olacağı; 
18.03.2011 tarihli Galatasaray-Fenerbahçe Futbol Müsabakası
Birinci Rapor:
  • Alaeddin Yıldırım'ın şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak Galatasaray takım kadrosunu öğrenmeye çalışması ve İlhan Yüksel Ekşioğlu'na Fenerbahçe'yi ilgilendiren diğer müsabakaları halletmeleri telkininde bulunması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Doğan Ercan'ın şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak kendisine bağlı futbolcudan öğrenmiş olduğu takım kadrosunu rakip takım yöneticisine bildirmesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Barış Özbek'in şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak gerek kendi takımı aleyhine kullanmış olduğu ifadeler ve gerekse de takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
İkinci Rapor:
  • Alaeddin Yıldırım ile İlhan Yüksel Ekşioğlu arasındaki 1984 sayılı İletişim Tespit Tutanağı, şike faaliyeti içinde bulunulup bulunulmadığı hususunda kanaat oluşturmaya yeterli delil oluşturmamakla birlikte,
 Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun "Kopacak abi sen bu hafta sen bu haftayı hallet de" ifadesi Alaeddin Yıldırım'ın şike girişiminde bulunması yolunda bir istek; 

Yine Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi olan Alaeddin Yıldırım'ın "Ben halledeceğim de esas siz halledin abi başka tarafı (...)" şeklindeki ifadesi ise İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun aynı hafta yapılacak olan Gençlerbirliği - Trabzonspor maçında teşvik primi girişiminde bulunulması yolunda bir istek olarak yorumlanabilecek niteliktedir.
Alaeddin Yıldırım'ın Galatasaray - Fenerbahçe müsabakasında şike girişiminde bulunduğu yolunda herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Kurulumuz Gençlerbirliği - Trabzonspor müsabakasına ilişkin olarak da İlhan Yüksel Ekşioğlu bakımından teşvik primi eyleminin bulunmadığı kanaatine ulaşmıştır. 

Ancak, Alaeddin Yıldırım ile İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun, bu ifadelerinin Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır.
Alaeddin Yıldırım'ın samimi olduğu lisanssız futbolcu temsilcisi Doğan Ercan aracılığıyla Galatasaraylı futbolcu Barış Özbek'ten Galatasaray'ın söz konusu müsabakaya çıkaracağı takım kadrosunu öğrendiği anlaşılmaktadır. 
Alaeddin Yıldırım ile Doğan Ercan'ın, bu davranışlarının Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır. 
  • Müsabaka kadrosunda yer almayan Galatasaray oyuncusu Barış Özbek, Doğan Ercan'la yapmış olduğu telefon konuşmalarında, "Fenerbahçe inşallah kazanır", kendi lisanslı oyuncusu olduğu Galatasaray Takımı için "s.ktirsin gitsinler" şeklindeki ifadeler kullanmış, kendi sağ kanatlarının zayıflığını vurgulayarak rakip takımın bu bölgeden hücum etmesini önererek kendi takımı aleyhine taktiksel tavsiyede bulunmuş ve müsabaka öncesi kendi takımının kadrosunu üçüncü kişiye aktarmıştır.
Barış Özbek Doğan'ın, bu ifadeleri ve davranışlarının Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesi uygun olacaktır.
09.04.2011 tarihli Eskişehirspor - Fenerbahçe Müsabakası 
İkinci rapor:
  • Müsabakadan iki gün önce Fenerbahçe kongre üyesi Ali Kıratlı'nın, Eskişehirspor Teknik Direktörü ile temas etmesinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere ilgilinin kurulumuza sevki uygun olacaktır. 
01.05.2011 tarihli Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor Müsabakası
İkinci rapor:
  • İbrahim Akın'ın rakip takımın kadrosunu öğrenmeye çalışma çabasına yardımcı olduğu  yolundaki itirafı sebebiyle de Etik Kurul Talimatına aykırılık yönünden üzere kurulumuza  şevkinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. 
15.05.2011 tarihli Fenerbahçe - MKE Ankaragücü Müsabakası 
Birinci rapor:
  • Turgut Doğan Şahin'in şike teşebbüsünü bildirmemesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Uğur Uçar’ın şike teşebbüsünü bildirmemesi nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı;
  • Ekrem Okumuş'un müsabakaya ilişkin psikolojik baskı yapması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı; 
İkinci rapor:
  • Turgut Doğan Şahin'in somut olayla ilgisinin bulunmadığı;
  • Uğur Uçar'ın somut olayla ilgisinin bulunmadığı; 
  • Ekrem Okumuş'un somut olayla ilgisinin bulunmadığı; 
22.05.2011 tarihli Sivasspor - Fenerbahçe Müsabakası
Birinci rapor:
  • Ahmet Çelebi'nin şike yaptığı; aynca yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
  • Cemil Turhan'ın, şike yapıldığını bilmesine rağmen bunu Türkiye Futbol Federasyonu'na bildirmemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
İkinci rapor:
  • Ahmet Çelebi hakkında kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı;ancak yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
  • Mehmet Yıldız hakkında kanaat oluşturmaya yetecek kanıtın bulunmadığı; ancak öğrenmiş olduğu teşvik primi eylemini TFF'ye bildirmemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı; 
TFF Etik Kurulu, 22.05.2011 tarihli Sivasspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili ikinci raporunda Cemil Turhan ile ilgili bir tespitte bulunmadı. 
11.05.2011 tarihli
Beşiktaş JK - İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü Müsabakası
(Ziraat Bankası Kupası Final Maçı) 
Birinci ve ikinci raporda aynı tespitler yer almaktadır:
  • İbrahim Akın'ın şike yapmadığı; ancak menajerinden almış olduğu şike teklifini gizlemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı; 
  • İskender Alın'ın şike yapmadığı, ancak menajerinden almış olduğu şike teklifini gizlemiş olması nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (...)

TFF Etik Kurulu'na Göre Şike Olmayan Fiiller

Kamuoyu müsabaka sonucunu etkileme ve teşvik primi fiillerinin var olup olmadığını PFDK kararları üzerinden tartışırken; Etik Kurulu raporlarındaki detayları gözden kaçırmamalı!

Etik Kurulu, "müsabakanın sonucunu etkileme", "müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs", "azmettirme" olarak nitelendirilebilecek birçok fiili sadece etik ihlal olarak kabul etti.

Etik Kurulu'na sevk talebine konu fiiller şöyle:

- "Aziz Yıldırım'ın 21.02.2011 tarihli Manisaspor - Trabzonspor müsabakasında maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun 18.03.2011 Tarihli Galatasaray-Fenerbahçe müsabakasında şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı'na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Cemil Turhan'ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçı öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Ahmet Çelebi'nin 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçından önce  yöneticisi olduğu Sivasspor'un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı";

- "Serkan Acar'ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçından önce bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı'na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul'a sevk edilmesinin uygun olacağı";

- "Barış Özbek'in 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (...)"

Görüldüğü üzere, Etik Kurulu "müsabaka sonucunu etkileme", "etkilemeye teşebbüs", "azmettirme" olarak kabul edilebilecek fiilleri sadece etik ihlal olarak nitelendirdi. Kamuoyu, Etik Kurulu'nun bu kararlarını tartışmalıdır.


1 Mayıs 2012 Salı

Trabzonspor'dan Açıklama

Trabzonspor yönetim kurulu aşağıdaki açıklamayı paylaştı:
"Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in sözde Türk futbolunun içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması yönünde çözüm yollarını sıraladığı basın toplantısı maalesef büyük bir hayal kırıklığına sahne olmuştur.
Trabzonspor Kulübü olarak bu toplantıda yer alan söylemlere gününde cevap vermememizin sebebi, bir süredir seslendirmeye çalıştığımız doğruların iyice özümsenmesi ve aradığımız adaletin sadece kendimiz için değil futbolun tüm unsurları için geçerli olduğu gerçeğidir.
Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; Trabzonspor'un aylardır kupa talebiyle ilgili öne sürdüğü söylem, sıradan bir istek değil, temelinde hukukun üstünlüğünün sağlanmasını talep eden, temiz futbolu hakim kılmaya çalışan anlamlı bir sesleniştir.
Bu gerçeğin altını çizdikten sonra güncel konuya tekrar dönersek; TFF Yönetim Kurulu'nun 58. maddeyi değiştirmeye yönelik hamlesi, gerek uluslararası futbol yönetenlerinin, gerekse de Türk futbolundaki sağduyulu gerçek adalet arayıcılarının kabul edemeyecekleri nafile arayıştan başka bir şey değildir.
Trabzonspor olarak bu maddenin değişmesiyle ilgili alınan kararın engellenmesi yolundaki gereken tüm hukuksal adımları atacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Zira Futbol Federasyonu Genel Kurulu'nda reddedilen bir madde değişiklinin, federasyon yönetimince yapılması en basit tabiriyle genel kurula, dolayısıyla da kulüplere saygısızlıktır.
Bu saygısızlığı yapan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu önce gündemdeki konuları değil, kendi konumunu sorgulamalıdır. Futbol Federasyonu Fenerbahçe’yi kurtarmak için kendini feda etmiştir. Görevdeki federasyonun oluşumuna vermiş olduğumuz destek, uğradığımız haksızlığın devamı süresince de aynı tavrı sürdüreceğimiz yanılgısını yaratmasın.
Trabzonspor adalet ve temiz futbol beklentisi doğrultusunda hak ettiklerini alamazsa önümüzdeki genel kurulda da en sert tavrı koyacak kulüplerin başında gelecektir.
TFF tarafından alınan 58. maddenin değiştirilmesi kararı artık Türkiye’de bir nevi sportif anlamda şike ve teşvik priminin serbest bırakıldığı anlamını taşımaktadır.
UEFA'nın bu ortamda sergileyeceği tavrın ülke futboluna vereceği zararın muhatapları, yaşanacak gelişmelerin ve uğranacak mağduriyetlerin en büyük sorumlularıdır. Bu sorumluluk onları ağır bedeller ödemek zorunda bırakabilir.
Ayrıca disiplin talimatına eklenen 105. madde suçluların cezalandırılmasını değil, aksine cezalandırılmamasını sağlamaya yönelik en çarpıcı hamlelerin başında gelmektedir.
Sözde futbolda adaleti sağlamak adına, suçlu suçsuz tüm takımları gündeme ortak edip, aynı kefeye koyarak PFDK'ya sevk etmek, federasyonun bütün inandırıcılığını ortadan kaldırmış, bu önemli kurumun sadece durumdan vaziyet çıkartmaya çalışan bir pozisyona oturmasına yol açmıştır.
Bu yaklaşım tarzını iyiniyetli bir adım olarak görmemiz mümkün değildir. Ayrıca Federasyon Başkanı’nın yetkili kurullarına sevk ettiklerini açıkladıkları bir konuyla ilgili olarak yorum yapması, daha da ileri giderek araştırılması gereken süreç hakkında “şike sahaya yansımamıştır” ifadelerini kullanması, başlamadan sportif adalet sürecinin nasıl dejenere edildiğinin en çarpıcı ispatıdır.
TFF Başkanı yaptığı açıklamayla ne yazık ki bünyesindeki kurulları etkileme yolunu tercih etmiştir.
Oysa yine Federasyon Başkanı’nın kurtarmak istediği Türk futbolunun geleceği; suçların üstünün örtülmesiyle değil, suç işleyenlere yönelik hak edilen yaptırımların uygulanmasıyla aydınlığa kavuşur.
Olayın geldiği aşama itibariyle Trabzonspor Kulübü olarak daha önce altyapısını oluşturduğumuz hukuksal zeminin üzerine giderek, yurt içi ve yurtdışı yasal yolların hepsinin kullanılması suretiyle gerekli girişimlerde bulunacağımızın bilinmesini isteriz.
Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda görüyoruz; bu konu sadece kulüpler ve federasyon arasında cereyan eden dar boyutlu hak arama meselesi değil, kitleleri de geren toplumsal bir olgu haline dönüşmüştür.
Bugüne kadar sağduyulu tavrından taviz vermeyen ve gelişmeleri soğukkanlılıkla takip eden Trabzonspor taraftarında maalesef yavaş yavaş haksızlığa uğrayacağız endişesi oluşmaktadır.
Bu sebeple oluşması meydana gelmesi muhtemel toplumsal reaksiyonlar da düşünülerek dikkatli davranılmalı, bu vesileyle birilerini kurtarmak adına herkesi yakma arayışından vazgeçilerek geciken adalet en kısa zamanda sağlanmalıdır.
Saygılarımızla.
Trabzonspor Yönetim Kurulu"

30 Nisan 2012 Pazartesi

TFF Başkanı Yıldırım Demirören: "Kulüplerimiz Dikkatli Olmak Şartıyla Şike Yapabilirler"

Türkiye Futbol Federasyonu Yıldırım Demirören, TFF Etik Kurulu'nun raporunu değerlendiren yönetim kurulunun aldığı kararları basın toplantısı ile açıkladı.

Demirören'in açıklaması TFF'nin Internet sitesinde yayınlandı.



Açıklamanın tam metni aşağıdaki şöyle:

"Göreve geldiğimiz 27 Şubat 2012 tarihinden bu yana, çaba ve mesaimizin büyük bir kısmını, kamuoyunda adı 'şike ve teşvik primi soruşturması' olarak geçen sürece ayırmak zorunda kaldık. Tabii ki halen Avrupa'nın ekonomik anlamda altıncı sırasında olan Türk futbolunu, daha ileri noktalara taşıma çalışmalarımızı da sürdürdük.

"Güven ortamını tekrar kurmak, futbolumuzun önünü yeniden açmak amacındayız"

Bu dönemde, 36. UEFA Kongresine ev sahipliği yaparken, U19 Kadınlar Avrupa Şampiyonası Finalleri ve 2013 FIFA U20 Dünya Kupası hazırlıklarımızı da tamamladık. Ben ve Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım, Türk futbolunda yeni bir sayfayı aralamak, kaybolmaya başlayan güven ortamını tekrar kurmak, futbolumuzun önünü yeniden açmak amacındayız. Görevimize bu azim ve kararlılık ile sarıldık. Futbol dünyasının, futbolun değerine ilişkin hassasiyetinden kimsenin tereddüt etmemesi için çalıştık.

Sevgili Arkadaşlar; Son yıllarda, özelikle bahis oyunlarından haksız çıkar elde etme peşinde olanların, bu amaçla kirli ellerini oyunumuza uzatmaktan çekinmedikleri herkesçe bilinmektedir. Bu, futbol dünyasındaki tüm sağduyu sahibi yöneticiler gibi bizleri de fazlasıyla rahatsız etmektedir. Ülkemizde, adı bahis sahtekarlığı olsun olmasın, futbolumuzun bu anlamda her türlü spekülasyondan uzak tutulması tartışılmaz önceliğimizdir. Sevinerek söyleyebilirim ki, iddialar içerisinde bahse ilişkin hiçbir unsur olmadığı gibi, Etik Kurulu da çalışmalarında bu yönde bir bulgu var olmadığını somut olarak tespit etmiştir.

Bildiğiniz gibi Türkiye Futbol Federasyonu talimatları, müsabaka sonucunu etkileme eylemleri için, dünyada emsali olmayan sertlikte yaptırımlar öngörmektedir. Türkiye'de amaç;  sebebi bahis olsun olmasın, futbolun temiz kalması, sahada oynanan oyunun sonucunun belirsizliğinin muhafaza edilmesi, dolayısıyla futbolu futbol yapan, Türk toplumunun en sevdiği oyun olmasını sağlayan özelliklerin korunmasıdır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu amaçtan taviz vermesi hiçbir koşulda düşünülemez.

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 6222 sayılı Yasanın bu adı ile değil de, 'şike yasası' olarak anılması en büyük üzüntülerimizden biridir. Buna rağmen yasanın hükümlerini uygulamak ile görevli emniyet ve yargı mensuplarının bu süreçte futbola gösterdikleri özenden son derece memnunuz. 

Unutulmamalıdır ki; disiplin yargısı ile genel yargının suç tanımları, soruşturma teknikleri birbirinden farklıdır. Tam da bu sebepten, devam etmekte olan bir dava bulunduğu halde de, futbol ailesi kendi disiplin sürecini en hızlı şekilde tamamlamak zorundadır. Bugün itibarı ile söyleyebilirim ki; süratli bir karara varılması çeşitli nedenlerle gecikmiş bu dosyada, karar aşamasına çok yaklaşılmıştır. 

Kıymetli Basın Mensubu Arkadaşlarım, Etik Kurulu, dosya hacmi sebebi ile çalışmasını iki kısma ayırmış ve öncelikli olarak Süper Lig müsabakaları yönünden incelemesini tamamlayarak, raporunu Yönetim Kurulumuza ulaştırmıştır.


22 müsabaka ile ilgisi olan tüm kulüpleri PFDK'ya sevk etme kararı alındı

Yönetim Kurulumuz üç gün boyunca bu raporu büyük bir titizlikle ve her yönüyle değerlendirerek ve konunun hassasiyetini dikkate alarak, iddianamede bile yer almayan bazı müsabakalar da dahil olmak üzere, Etik Kurulu tarafından incelenen 22 müsabaka ile ilgisi olan tüm kulüpleri Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk etme kararı almıştır. Belirtmek isterim ki, bu kulüplerimizin çoğu hakkında Etik Kurulu şüpheye dahi rastlanmadığını rapor etmiştir. Buna rağmen, tüm kulüplerin sevki kararının sebebi, bağımsız karar organlarını incelemelerini hiçbir şekilde kısıtlamamak, bu önemli dosyada kulüplerimize idari değil, yargısal aklanma imkanı tanımaktır.        

Tüm görevi Türk futbolunu korumak ve ileriye götürmek için hizmet vermek olan Türkiye Futbol Federasyonunun Başkanı olarak, bir kez daha tekrar etmek isterim ki; Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen kulüplerimiz bu aşamada suçlu değildir. Kişisel ve samimi temennim; Kurulun incelemesi neticesinde, tüm kulüplerimizin akladığını görmektir.
Bu temennimin gerçekleşmesi hepimizin içine sinen, adil disiplin yargısı kararlara dayanması şartına bağlıdır. Etik Kurulu raporunun değerlendirilmesi neticesinde, bu talimatlarla korunması hedeflenen temel değerlerin doğrudan zarar görmediğinin ortaya çıkmış olması, futbolu futbol yapan değerlere müdahale çabalarının, bu değerlere zarar verecek noktaya ulaşmadıklarının ve hiçbir şekilde sahaya yansımadıklarının belirlenmesi, en sevindirici noktadır. Disiplin yaptırımlarımızın öncelikli hedefi, suçluya suçun bedelinin ödettirilmesinden ziyade, bir bütün olarak Türk Futbolunun bu tür tehditlerden korunması ve caydırıcılıktır. Disiplin yaptırımlarımızın belirlenmesi aşamasında bu husus göz ardı edilmemeli, sistemi koruma adına çıkılan yolda sistemin daha fazla zarar gördüğü bir noktaya varılmasına imkan verilmemelidir. 

Saygıdeğer Basın Mensupları, 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne disiplin yaptırımlarının ağırlığının, ihlallerle orantısızlığı herkes tarafından tartışılmakta ve büyük çoğunluk tarafından yaptırımlar bilhassa teşebbüs halleri açısından ağır bulunmaktadır. 6222 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce, bu konudaki tek düzenleme olan disiplin talimatının 58. maddesinin şiddetli olması bir ölçüde anlaşılabilir. 

"Türk futbolunun menfaatleri önemlidir"

Ancak yasa ile öngörülen yaptırımlar yürürlüğe girerken, dünyada emsali olmayan sertlikteki bu maddeye daha fazla ihtiyacımızın kalmadığı değerlendirilerek, gerekli düzenlemeler yapılmalıydı. Hemen herkesin orantısızlığı konusunda mutabık olduğu cezaların, öncelikle korunması ve geliştirilmesi görevimiz olan Türk futbolunun bütününe vereceği zararlar dikkate alındığında, bu orantısızlığın giderilmesi için en uygun zaman "derhal şimdi" olarak tanımlanmalıdır. Güncel iddialar varken mevcut yaptırımın değiştirilmesinin, bazı bireylerin menfaatine yönelik hareket ettiğimiz yolunda söylemlere yol açacağının elbette ki farkındayız. Ancak; yanlıştan dönmek erdemdir. Ve koşullar ne olursa olsun bizim için söylenecekler değil, Türk futbolunun menfaatleri önemlidir.

Yönetim Kurulumuzun dün kabul ettiği değişiklikleri, doğru ve art niyetsiz okuyarak değerlendiren herkes, 'amacımızın' orantısız cezaları aykırılık ile orantılı hale getirmek, 'hedefimizin' konu ile ilgisi olmayan futbol ailesi üyeleri ile ailenin bütününü korumak olduğunu rahatlıkla görecektir.

Kabul etmiş olduğumuz değişiklikler ve ekler FIFA ve UEFA normları ile diğer ülke federasyonlarının mevzuatlarının tamamı dikkate alınarak belirlenmiştir. Türk Futbolunun içinde bulunduğu duruma göre, kesinlikle bizim tarafımızdan yoktan var edilmemiştir. Şike ve teşvik primi, ilgili maddemizin yeni halinde de sert şekilde cezalandırılmaktadır. Teşebbüs hallerinde ise, bağımsız kurullar o dosyanın kendine has özelliklerini serbestçe değerlendirerek, ihlale uygun yaptırımlarına hükmedebileceklerdir.

Uygulanamayacak kadar sert yaptırımların sebep olduğu gecikme dışında, yeni düzenlemelerin içeriğinin, konuya uygunluğu ve diğer ülkelerin düzenlemelerine paralelliği hususlarında hiçbir endişemiz yoktur.

"Futbol Hepimizindir"

Değerli Arkadaşlarım; FUTBOL HEPİMİZİNDİR. Futbolun değerlerini korumak, onu daha ileri taşımak, hepimizin görevidir. Fair Play ve sportmenlik, sadece sahada değil, her alanda bağlı kalmamız gereken değerlerdir. Federasyon yöneticileri, kulüp yöneticileri, siz spor medyası mensupları, hep birlikte sporculardan beklediğimiz fair play ve sportmenliği içimize sindirmek ve her adımımızda hayata geçirmek zorundayız. Bunun yanında, sağduyu ile topluma verdiğimiz mesajlarda futbol ailesine yakışan değerleri öne çıkartmalı, vazgeçilmez ilkelerimiz olarak ortaya koymalıyız. Sporun, tüm topluma kazandırması gereken olumlu nitelikler yerine, toplumda var olmaması gereken niteliklerle anılması hepimizin sorumlu olduğu bir durumdur.

Bugünden itibaren, öncelikle Yönetim Kurulumuzun iyi niyetine inanarak, bu konuda karar alacak tüm mercilerin saygınlığına gölge düşürmeyerek ve alınacak her türlü karara saygı göstererek, büyük Türk futbol ailesinin, herkese örnek olacağı, futbolun hak ettiği şekilde anılacağı ortamı en kısa sürede ve hep birlikte yaratacağız. Ve her zaman bizi bir araya getiren bu önemli değere zarar vermek isteyenlere hep birlikte mani olacağız.

Türk futbolunun, içinde bulunduğu istenmeyen halden, bir an evvel çıkması için, tüm Türk halkının bizlere destek olacağından hiçbir şüphem yoktur. Bu sayede görevimizi, sizlerin desteği ile başarıyla tamamlayacağımıza da inancım tamdır. Avrupa'nın en önemli futbol organizasyonu olan 2020 Futbol Şampiyonası'nın en önemli adayı olarak, duyduğumuz heyecanı, gelin, hep birlikte yaşayalım.

Yolumuz açık, kararımız Türk futbolu için hayırlı olsun."

26 Nisan 2012 Perşembe

TFF Etik Kurulu'ndan açıklama


Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle:

"Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'nın 19.03.2012 tarihli sevk talebi çerçevesinde, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/63 E. Sayılı dosyasında görülen şike ve teşvik primi davası ile ilgili olarak, soruşturmada adı geçen gerçek kişilerin eylemleri değerlendirilmiş ve raporumuz 26.04.2012 tarihinde TFF Başkanlığı'na sunulmuştur.

Bir mütalaa niteliğindeki rapor TFF Başkanlığı'na verildikten sonra, yazılı ve görsel medyada içerik konusunda çeşitli tahmin ve görüşler yer almıştır. Öte yandan gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şekilde, hazırlık sürecinde TFF Etik Kurulu'na, TFF yetkililerince raporun içeriği konusunda yönlendirme yapıldığı iddialarında bulunulmuştur. Açıkça belirtmek gerekir ki, ne konuya ilişkin hazırlamış olduğumuz ilk rapor sürecinde bir önceki TFF yetkililerinin, ne de nihai raporun hazırlanması aşamasında mevcut TFF yetkililerinin rapor içeriğiyle ilgili herhangi bir talep, tavsiye, talimat, müdahale veya dayatması söz konusu olmuştur. Kurulumuz özgür iradesi, vicdani ve akli kanaatiyle mevcut dosyada bulunan belge ve savunmalar çerçevesinde raporunu hazırlamıştır.

Raporun içeriğiyle ilgili olarak, daha önceki basın açıklamasında da belirttiğimiz üzere; Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, "şike", "şike teşebbüsü", "teşvik primi" veya "teşvik primine teşebbüs" şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate varmıştır. Bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise "kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında "şüpheli" olarak belirtilmelerine rağmen, "somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı" yönünde kanaat oluşturmuştur.

Rapor, TFF Yönetim Kurulu'na hitaben hazırlanan bir mütalaa niteliği taşıdığından, içerik bakımından tamamen bir "delillerin değerlendirilmesi" faaliyetlerinden ibaret olmuştur. Delillerin değerlendirilmesinde, somut vakıa iddiasının doğru olma olasılığı konusunda, objektif, makul insan zekası ve vicdanında uyanan kanaat ölçüsü esas alınmıştır. Vicdani kanaat, asla keyfiliğe dönüştürülmemiş, raporun tümü, Kurulumuzca müzakere edilerek yazılmıştır.

Yazılı ve görsel basında, TFF Etik Kurulu üyeleri ve başkanı hakkında çıkan dolaylı haber ve iddiaların tamamı gerçek dışıdır. TFF Etik Kurulu Başkanı'nın, TFF Yönetimi'nden raporun açıklanması talebi veya istifa tehdidi şeklinde hiçbir beyanı olmamıştır. TFF Başkanı Sayın Yıldırım Demirören tarafından yapılan basın açıklamasında, raporumuza aykırı hiç bir husus bulunmamaktadır.

Ayrıca hiçbir Etik Kurulu üyesi, basına raporun içeriği hakkında açıklama yapmamıştır ve bu aşamada yapmayacaktır. Zira hazırlanmış olan rapor, TFF Yönetim Kurulu'nun tasarrufuna tevdi edilmiştir ve bu rapor Yönetim Kurulu ya da disiplin soruşturması sonucunda karar verecek olan TFF yargı kurulları tarafından açıklanana kadar, Kurulumuzca hiçbir şekilde gündeme taşınmayacaktır. Aksi davranış, hukukçu sıfatımız ve etik anlayışımızla bağdaşmaz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur."