Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu yönetim kurulu 14 Haziran 2014 tarihinde Ampute Futbol Yarışma Talimatı'nı kabul etmişti.
Talimat 11 Ağustos 2014 tarihinde Spor Genel Müdürlüğü'nün sitesinde yayınlanarak yürürlüğe girdi.
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ağustos 2014 Salı
19 Temmuz 2013 Cuma
Torba Kanun'daki Sporla İlgili Düzenlemeler
Kamuoyunda ve hukukçular arasında "Torba Kanun" olarak adlandırılan; ilgili ilgisiz birçok kanunu değiştiren kanunun bir örneğini daha gördük.
TBMM 6495 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"u kabul etti.
Bu kanunda sporla ilgili düzenlemeler de yer alıyor.
Kanunun ilgili maddelerini paylaşıyorum.
BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 6495
Kabul Tarihi: 12/7/2013
MADDE 3- 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 5- Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.
Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu madde kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin ruhsatları mahallin en büyük mülki idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat vermeye yetkili idare tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.”
MADDE 34- 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 93 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Kurum, bankacılık hizmetleri ve işlemleri ile 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında yer alan banka kartı ve kredi kartlarının, 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde yazılı suçların işlenmesinde kullanılmasını önlemekle yükümlü ve yetkilidir.”
MADDE 46- 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6- (1) İlgili kurum ve kuruluşlardan 6132 sayılı Kanun uyarınca şans oyunları tertip edenler (Türkiye Jokey Kulübü) için bu maddenin yayımı tarihinden evvel Maliye Bakanlığı tarafından yapılan incelemeler sonucunda tahakkuk ettirilen kamu payı borçları ödeninceye kadar 5 inci maddede düzenlenen yatırım ve işletme giderleri üst sınırı %23 olarak uygulanır. Bu dönem içinde, anılan kamu payı borçları nedeniyle yapılan ödemeler hesaplanan kamu payından mahsup edilebilir.”
MADDE 47- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(14) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan kurum ve kuruluşlar, kendi görev alanına giren suçların internet ortamında işlendiğini tespit etmeleri hâlinde, bu yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı alabilirler. Erişimin engellenmesi kararları uygulanmak üzere Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilir.”
MADDE 100- 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik etmek amacıyla yapacakları nakdi yardım, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın; büyükşehir belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemez.”
Doğrudan sporla bağlantısı olmasa bile, bir hükmü daha paylaşmak isterim.
Doğrudan sporla bağlantısı olmasa bile, bir hükmü daha paylaşmak isterim.
MADDE 70- 3/6/2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 1- (1) Bakanlık bünyesinde; gençlerin sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda topluma aktif katılımlarını ve kişisel gelişimlerini sağlamak, gençlik alanında üretilecek politikalara katkıda bulunmak, ulusal ve uluslararası çalışma ve projeler uygulamak, gençler ve gençlik alanında faaliyet gösteren organizasyonlar arasında koordinasyona yardımcı olmak ve gençlerin karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını artırmak amacıyla gençlerin oluşturduğu veya gençlik alanında faaliyette bulunan dernekler, vakıflar, federasyonlar, konfederasyonlar, gençlik kulüpleri, öğrenci konseyleri, kent konseyi gençlik meclisleri ve benzeri organizasyonların üye olabileceği Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi kurulur. Konseyin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur.
(2) Konseyin kurulması, işleyişi, yönetimi, görevleri ve denetimine ilişkin hükümler ile Konseyin çalışma usul ve esasları ve sair hususlar Bakanlar Kurulunca düzenlenir.”
17 Temmuz 2013 Çarşamba
23 Mayıs 2013 Perşembe
Tahkim Kurulu Kararları - 23.05.2013
Tahkim Kurulu'nun 23 Mayıs 2013 günü (36) sayılı toplantısında gündemindeki maddeleri inceleyerek aldığı kararlar TFF'nin Internet sitesinde yayınlandı.
1. E. 2013/ 149
Kilimli Belediye Spor Kulübü'nün, TFF Yönetim Kurulu'nun 13.05.2013 tarih ve 24 sayılı toplantısında aldığı karara karşı başvurusuna ilişkin Kurulumuzun 2013/149 E. numaraya kayıtlı dosyasında TFF Genel Sekreterliği'nden cevap dilekçesinin geldiği görüldü. Yapılan müzakere neticesinde; TFF Yönetim Kurulu kararında usul ve esasa bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yapılan başvurunun reddine oybirliği ile (2013/152 K.);
2. E. 2013/ 151
Yeni Bornova Spor Kulübü'nün, TFF Yönetim Kurulu'nun 13.05.2013 tarih ve 24 sayılı toplantısında aldığı karara karşı başvurusuna ilişkin Kurulumuzun 2013/151 E. numaraya kayıtlı dosyasında TFF Genel Sekreterliği'nden cevap dilekçesinin geldiği görüldü. Maddi olayın niteliği gereği yerinde görülmeyen duruşma talebinin reddi suretiyle dosya üzerinde yapılan müzakerede; Futbol Müsabaka Talimatı'nın 9/2,b,IV. maddesi ile "2012-2013 Sezonu Amatör Futbol Liglerinde Uygulanacak Esaslar" başlıklı kitapçığın 14. sayfasındaki açıklamalar ve 15. sayfasındaki 1 sayılı örnek dikkate alınarak, Yeni Bornova Spor Kulübü'nün başvurusunun kabulüne, TFF Yönetim Kurulu kararının kaldırılmasına oybirliği ile (2013/153 K.);
3. E. 2013/ 153
Beşiktaş A.Ş.' nin, PFDK' nın 16.05.013 tarih ve 2012-2013/1115 E., 2012-2013/1308 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/153 E. numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Müsabakaya ilişkin görüntüler izlenmek suretiyle yapılan müzakere neticesinde;
- PFDK'ca Beşiktaş A.Ş.'ye taraftarların neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT'nin 53/3.maddesi uyarınca 15.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile
- PFDK'ca Beşiktaş A.Ş.'ye taraftarların neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 3. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT'nin 54/4.maddesi uyarınca 120.000.-TL para cezası verilmişse de, eylemin ağırlığı, çirkin ve kötü tezahüratın devamlılığı, niteliği ve katılımın yoğunluğu dikkate alınarak cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini hususunun tartışılması gerekirken aleyhe bir itiraz olmaması ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması karşısında yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile;
- Netice olarak PFDK'ca Beşiktaş A.Ş.'ye cezaların birleştirilmesi suretiyle verilen toplam 135.000.-TL para cezasının onanmasına oybirliği ile (2013/154 K.);
4. E. 2013/ 155
Adıyaman Belediye Spor Kulübü'nün, futbolcusu Serdar Aşuk ile ilgili AFDK'nın 16.05.2013 tarih ve 2012-2013/1569 E., 2012-2013/2307 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/155 E. sayılı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Yapılan müzakere neticesinde; Adıyaman Belediye Spor Kulübü futbolcusu Serdar Aşuk'un, müsabaka hakemine ve rakip futbolcuya yönelik saldırı eylemleri tamamlanmış olmasına rağmen her iki eylem hakkında FDT'nin teşebbüse ilişkin 9. maddesinin uygulanması talimata uygun görülmemekle birlikte, aleyhe itiraz olmaması ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması nedeniyle AFDK'ca verilen her bir eylem için 3 olmak üzere toplam 6 resmi müsabakadan men cezasının onanmasına oybirliği ile (2013/155 K.);
5. E. 2013/ 156
Adıyaman İl Özel İdare Spor Kulübü'nün, futbolcusu Ahmet Benli ile ilgili AFDK'nın 16.05.2013 tarih ve 2012-2013/1569 E., 2012-2013/2308 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/156 E. sayılı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Müsabakaya ait görüntüler izlenerek yapılan müzakere neticesinde; Adıyaman İl Özel İdare Spor Kulübü futbolcusu Ahmet Benli'nin rakip takım futbolcusuna yönelik eylemi, her ne kadar AFDK'ca "hakaret" olarak kabul edilmişse de, Kurulumuzun yerleşik içtihatları doğrultusunda eylemin FDT'nin 46. maddesinde düzenlenen "kavga" niteliğinde olduğu anlaşılmakla birlikte, aleyhe itiraz olmaması ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması nedeniyle AFDK'ca verilen 1 resmi müsabakadan men cezasının onanmasına oybirliği ile; (2013/156 K.);
6. E. 2013/ 157
Galatasaray A.Ş.'nin, futbolcusu Sabri Sarıoğlu ile ilgili PFDK'nın 16.05.2013 tarih ve 2012-2013/1113 E., 2012-2013/1311 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/157 E. numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Müsabakaya ilişkin görüntüler izlenmek suretiyle yapılan müzakere neticesinde; Galatasaray A.Ş. futbolcusu Sabri Sarıoğlu'nun rakip takım sporcusuna yönelik eyleminin, Kurulumuzun yerleşik içtihatları doğrultusunda FDT'nin 45. maddesinde düzenlenen saldırı niteliğinde olduğu tereddütsüz olup bu çerçevede yargılamanın saldırı disiplin ihlali çerçevesinde yapılması ve buna göre cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilip edilmeyeceğinin tartışılması gerektiği anlaşılmakla birlikte, aleyhe itiraz olmaması ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması nedeniyle PFDK'ca neticeten verilen 4 resmi müsabakadan men cezası ve 13.500.-TL para cezasının onanmasına oybirliği ile; (2013/157 K.);
7. E. 2013/ 158
Göztepe A.Ş.'nin, Kulüp ile futbolcusu Veli Kızılkaya ile ilgili PFDK'nın 16.05.2013 tarih ve 2012-2013/1111 E., 2012-2013/1309 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/158 E. numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Yerinde görülmeyen duruşma talebinin reddine; müsabakaya ilişkin görüntüler izlenmek ve fotoğraflar incelenmek suretiyle dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde;
- Göztepe A.Ş.'nin, saha olaylarına sebebiyet veren kişilerin yakalanması ve haklarında 6222 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılması için şikâyette bulunduğu; şikâyet ile yetinmeyip ayrıca bu kişilerin tespiti ve yakalanması hususunda yoğun çaba gösterdiği, Kulübün gösterdiği gayret ve özen sayesinde soruşturma başlatıldığı dosyaya sunulan kayıt ve tutanaklarından anlaşılmış olup Kulübün bu gayreti lehine takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmiştir. Buna göre PFDK'ca, Göztepe A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT'nin 53/2. maddesi uyarınca verilen 4 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezasının, Kurulumuzun içtihatları doğrultusunda, FDT'nin 53/2 ve 14. maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası şeklinde düzeltilerek onanmasına oybirliği ile;
- PFDK'ca Göztepe A.Ş. futbolcusu Veli Kızılkaya'ya rakip takım sporcusuna yönelik saldırı eylemi nedeniyle FDT'nin 45/2-a ve 35/4.maddeleri uyarınca 6 resmi müsabakan men cezası ve 6.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile (2013/158 K.);
8. E. 2013/ 159
Adanaspor A.Ş.' nin, PFDK' nın 16.05.013 tarih ve 2012-2013/1105 E., 2012-2013/1299 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/159 E. numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Yapılan müzakere neticesinde; PFDK'ca Adanaspor A.Ş.'ye taraftarların neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT'nin 53/3.maddesi uyarınca 60.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile(2013/159 K.);
9. E. 2013/ 154
Kaynarca Spor Kulübü'nün, AFDK'nın 13.05.013 tarih ve 2012-2013/1422 E., K.2012-2013/2260 K. sayılı kararına itirazına dair Kurulumuzun 2013/154 E. numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Dosyanın incelemeye alınmasına;
10. E.2011/126
Bucaspor Kulübü'nün, futbolcu Eduardo Fernandes Pereira Gomes ile arasındaki ihtilafa ilişkin Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'nun 05.03.2011 Tarih E.2011/27 ve K.2011/142 sayılı kararına karşı yapmış olduğu itirazla ilgili 2011/126 E. numaraya kayıtlı dosyada FIFA Oyuncuların Statüsü Kurulu tarafından henüz bir karar tesis edilmediği anlaşılmakla kararın beklenmesine;
Karar verilmiştir.
Tahkim Kurulu
6 Şubat 2013 Çarşamba
Bahis Şikesi Yapılan Maçlar - Liste
Birkaç saat önce PFDK'nın 8 Haziran 2011 tarihinde verdiği şike ve bahisle ilgili kararlarını paylaşmıştım.
Bazı okurlarım maçların listesini yayınlamamı önerdiler.
Kararlara konu olan, şike yapılan veya şikeye teşebbüs edilen (!) maçların listesi şöyle:
30 Mart 2008 KASIMPAŞA - SİVASSPOR
24 Aralık 2008 TORBALISPOR - MUSTAFAKEMALPAŞASPOR
25 Aralık 2008 CEYHANSPOR - BATMAN PETROLSPOR
24 Aralık 2008 BULANCAKSPOR - ÜNYESPOR
05 Ocak 2009 ALANYASPOR - KIRŞEHİRSPOR
14 Mart 2009 İSTANBULSPOR A.Ş. - TEPECİKSPOR A.Ş.
30 Nisan 2009 BELEDİYE BİNGÖLSPOR - DİYARBAKIR KAYAPINAR BELEDİYESPOR
10 Ağustos 2009 GEBZESPOR - KONYA ŞEKERSPOR
21 Ağustos 2009 TURGUTLUSPOR - GEBZESPOR
30 Ağustos 2009 ADIYAMANSPOR - YALOVASPOR
2 Eylül 2009 HATAYSPOR - MERSİN İDMANYURDU SPOR
2 Eylül 2009 EYÜPSPOR - GEBZESPOR
02 Eylül 2009 ANKARA DEMİRSPOR - KONYA ŞEKERSPOR
09 Eylül 2009 GAZİANTEPSPOR - MERSİN İDMAN YURDU SPOR
16 Eylül 2009 KÖRFEZ BELEDİYESPOR-BOZÜYÜKSPOR
30 Eylül 2009 ADIYAMANSPOR - YALOVASPOR
30 Eylül 2009 KASTAMONUSPOR - BOLUSPOR
30 Eylül 2009 TOKATSPOR - KOCAELİSPOR
6 Ekim 2009 ADANA DEMİRSPOR - KAHRAMANMARAŞSPOR
6 Ekim 2009 ESKİŞEHİRSPOR - KAYSERİSPOR
07 Ekim 2009 İSTANBULSPOR A.Ş.-AKHİSAR BLD. GENÇLİK VE SPOR
07 Ekim 2009 SÜRMENESPOR - ARAKLISPOR
13 Ekim 2009 KAYSERİ ERCİYESSPOR - ADANASPOR A.Ş.
14 Ekim 2009 İZMİRSPOR - KEÇİÖRENSPORTİF A.Ş.
25 Ekim 2009 BEYKOZSPOR 1908 A.Ş - BOZÜYÜKSPOR
27 Ekim 2009 KAYSERİSPOR - GAZİANTEPSPOR
31 Ekim 2009 ŞANLIURFA BELEDİYESPOR - 72 BATMANSPOR
7 Kasım 2009 ANKARA DEMİRSPOR - ORHANGAZİSPOR
8 Kasım 2009 MARDİNSPOR - KAHRAMANMARAŞSPOR
14 Kasım 2009 ŞANLIURFA BELEDİYESPOR - BELEDİYE BİNGÖLSPOR
14 Kasım 2009 İSTANBULSPOR - TURGUTLUSPOR
18 Kasım 2009 BEYKOZSPOR 1908 A.Ş. - TÜRK TELEKOMSPOR
18 Kasım 2009 TOKATSPOR - PURSAKLARSPOR A.Ş.
14 Kasım 2009 KÜÇÜKKÖYSPOR - BALIKESİRSPOR
14 Şubat 2010 ELAZIĞSPOR - ADIYAMANSPOR
Bazı okurlarım maçların listesini yayınlamamı önerdiler.
Kararlara konu olan, şike yapılan veya şikeye teşebbüs edilen (!) maçların listesi şöyle:
30 Mart 2008 KASIMPAŞA - SİVASSPOR
24 Aralık 2008 TORBALISPOR - MUSTAFAKEMALPAŞASPOR
25 Aralık 2008 CEYHANSPOR - BATMAN PETROLSPOR
24 Aralık 2008 BULANCAKSPOR - ÜNYESPOR
05 Ocak 2009 ALANYASPOR - KIRŞEHİRSPOR
14 Mart 2009 İSTANBULSPOR A.Ş. - TEPECİKSPOR A.Ş.
30 Nisan 2009 BELEDİYE BİNGÖLSPOR - DİYARBAKIR KAYAPINAR BELEDİYESPOR
10 Ağustos 2009 GEBZESPOR - KONYA ŞEKERSPOR
21 Ağustos 2009 TURGUTLUSPOR - GEBZESPOR
30 Ağustos 2009 ADIYAMANSPOR - YALOVASPOR
2 Eylül 2009 HATAYSPOR - MERSİN İDMANYURDU SPOR
2 Eylül 2009 EYÜPSPOR - GEBZESPOR
02 Eylül 2009 ANKARA DEMİRSPOR - KONYA ŞEKERSPOR
09 Eylül 2009 GAZİANTEPSPOR - MERSİN İDMAN YURDU SPOR
16 Eylül 2009 KÖRFEZ BELEDİYESPOR-BOZÜYÜKSPOR
30 Eylül 2009 ADIYAMANSPOR - YALOVASPOR
30 Eylül 2009 KASTAMONUSPOR - BOLUSPOR
30 Eylül 2009 TOKATSPOR - KOCAELİSPOR
6 Ekim 2009 ADANA DEMİRSPOR - KAHRAMANMARAŞSPOR
6 Ekim 2009 ESKİŞEHİRSPOR - KAYSERİSPOR
07 Ekim 2009 İSTANBULSPOR A.Ş.-AKHİSAR BLD. GENÇLİK VE SPOR
07 Ekim 2009 SÜRMENESPOR - ARAKLISPOR
13 Ekim 2009 KAYSERİ ERCİYESSPOR - ADANASPOR A.Ş.
14 Ekim 2009 İZMİRSPOR - KEÇİÖRENSPORTİF A.Ş.
25 Ekim 2009 BEYKOZSPOR 1908 A.Ş - BOZÜYÜKSPOR
27 Ekim 2009 KAYSERİSPOR - GAZİANTEPSPOR
31 Ekim 2009 ŞANLIURFA BELEDİYESPOR - 72 BATMANSPOR
7 Kasım 2009 ANKARA DEMİRSPOR - ORHANGAZİSPOR
8 Kasım 2009 MARDİNSPOR - KAHRAMANMARAŞSPOR
14 Kasım 2009 ŞANLIURFA BELEDİYESPOR - BELEDİYE BİNGÖLSPOR
14 Kasım 2009 İSTANBULSPOR - TURGUTLUSPOR
18 Kasım 2009 BEYKOZSPOR 1908 A.Ş. - TÜRK TELEKOMSPOR
18 Kasım 2009 TOKATSPOR - PURSAKLARSPOR A.Ş.
14 Kasım 2009 KÜÇÜKKÖYSPOR - BALIKESİRSPOR
14 Şubat 2010 ELAZIĞSPOR - ADIYAMANSPOR
14 Mart 2010 İSTANBULSPOR A.Ş. - TEPECİKSPOR A.Ş.
5 Şubat 2013 Salı
EUROPOL'un Şike Açıklaması
EUROPOL, Avrupa çapında gerçekleşen soruşturmanın sonuçlarını paylaştı.
EUROPOL, basın açıklamasının özetini Internet sitesinde yayınladı. İlgili açıklamayı aşağıda bulacaksınız.
"A major investigation involving Europol and police teams from 13 European countries has uncovered an extensive criminal network involved in widespread football match-fixing. A total of 425 match officials, club officials, players, and serious criminals, from more than 15 countries, are suspected of being involved in attempts to fix more than 380 professional football matches. The activities formed part of a sophisticated organised crime operation, which generated over €8 million in betting profits and involved over €2 million in corrupt payments to those involved in the matches.
The Joint Investigation Team (JIT), codenamed Operation VETO, ran between July 2011 and January 2013. Led by Europol, Germany, Finland, Hungary, Austria and Slovenia, it was also supported by Eurojust, Interpol and investigators from eight other European countries. The investigation coordinated multiple police enquiries across Europe and was facilitated by intelligence reports from Europol, based on the analysis of 13,000 emails and other material, which identified links between matches and suspects and uncovered the nature of the organised crime network behind the illegal activities. The investigation has since led to several prosecutions in the countries involved, including Germany where 14 persons have already been convicted and sentenced to a total of 39 years in prison.
“This is a sad day for European football and more evidence of the corrupting influence in society of organised crime. But this investigation also proves the value of international police cooperation in fighting back against the criminals involved. Europol and its law enforcement partners are committed to pursuing serious criminals wherever they operate. Unfortunately this also now includes the world of football, where illegal profits are made on a scale and in a way that threatens the very fabric of the game. All those responsible for running football should heed the warnings found in this case,” says Rob Wainwright, Director of Europol. He also confirmed that he will be sharing the results of the investigation with UEFA President, Michel Platini.
Among the 380 or more suspicious matches identified by this case are World Cup and European Championship qualification matches, two UEFA Champions League matches and several top-flight matches in European national leagues. In addition another 300 suspicious matches were identified outside Europe, mainly in Africa, Asia, South and Central America.
“We have evidence for 150 of these cases and the operations were run out of Singapore with bribes of up to 100 000 euros paid per match. Even two World Championship Qualification matches in Africa, and one in Central America, are under suspicion,” says Fridhelm Althans from Bochum Police, Germany, and a spokesman for JIT Veto. This information will be shared with Interpol for further action in the context of its long-term efforts to work with a broad community around the world to crack down on this problem.
“Match fixing is a global issue requiring strong partnerships at the national, regional and international levels not only to target and dismantle the criminal networks making millions in illicit profits, but also to implement training programmes to better protect all those involved in football,” said Mr Gianni Baldi, Head of Interpol’s Drugs and Organized Crime Unit.
The organised criminal group behind most of these activities has been betting primarily on the Asian market. The ringleaders are of Asian origin, working closely together with European facilitators. During the investigation, links were also found to Russian-speaking and other criminal syndicates.
The international nature of match-fixing, exposed in this case, presents a major challenge to investigators and prosecutors. One fixed match can involve up to 50 suspects in 10 countries, spanning different legal frameworks and definitions of match-fixing and betting fraud.
Ms Michèle Coninsx, President of Eurojust, commented: “International cooperation was the key to the success of this challenging cross-border case, involving more than 30 countries. Coordination meetings at Eurojust, including video conferences with Asian counterparts, facilitated the opening of new investigations and the resolution of complex judicial issues. Eurojust provided access to funding for JIT Veto, one of the largest JITs in history.” The successful outcome of JIT Veto proves both the added value of Eurojust and the JIT Funding Project, which in 2012 financed 62 different JITs involving 22 Member States.
JIT Veto investigations are still ongoing."
9 Ocak 2013 Çarşamba
Spor Kulüpleri Kanunu için Tartışılacak Konular
Birkaç haftadan beri "Spor Kulüpleri Kanunu" hazırlığı ile ilgili haberler okuyor, izliyorsunuz.
Futbol kulüplerinin acınacak durumu, futbol ailesindeki mafya yapılanması bu kanunu gerekli kılıyor.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da bu kanunun çıkmasını istediğini söylüyor. Ne yazık ki Bakan Kılıç, kanunun hazırlanmasında gerekli siyasi iradeyi gösteremedi. Top artık futbol kulüplerinde. Sorunun kaynağı olan kulüpler, kendileri ile ilgili kanun hazırlayacak.
Türk spor mevzuatı söz konusu olduğunda, TBMM iradesi ortadan kalkıyor. TFF, futbol kulüpleri ne derse o oluyor. Yalanlar resmi belgelere giriyor. TBMM Komisyonu raporlarında bu yalanları sık sık görüyoruz. TBMM ise adeta futbolun noteri gibi işlem yapıyor. Milletvekilleri, önlerine gelen her teklifi ve tasarıyı lehe oyluyor ve kanun haline getiriyorlar.
Spor Kulüpleri Kanunu da aynı şekilde TBMM'de kabul edilecek. Futbolu siyasi ve ekonomik çıkar için kullanan yöneticiler, kendileri için hiçbir yükümlülük ve yaptırım getirmeyecek bir taslak hazırlatacaklar. UEFA ve FIFA yalanları yine kanun gerekçesine eklenecek.
Türk kamuoyu şunu çok iyi bilmeli! FIFA ve UEFA, federasyonların ve kulüplerin denetlenmesine karşı değil. Şike, finansal fair-play konusunda kulüplere yaptırım uygulanmasını destekliyor. UEFA, Avrupa Kupaları için sıkı denetim yapıyor. Futbol camiasının "kulüpleri denetlemek, futbolun özerkliğine aykırı. FIFA ceza verir" sözü ciddiye alınmamalı! Yalan söylüyorlar.
Türkiye'de spor hukuku federasyon ve kulüplere yakın avukatlar tarafından yaratılmaya çalışılıyor. Bu kuruluşların menfaatine göre yorum yapılıyor. Ne yazık ki bu avukatlar dünyada örneği olmayan doktrin de yaratıyorlar. Şike soruşturması sürecinde doktrin uydurma faaliyetlerinin en çarpıcı örneklerini gördük.
Kulüpler, Kulüpler Birliği ve TFF tarafından ileri sürülen görüşlerin kuşkuyla karşılanması gerekir. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, TBMM Komisyonları ve TBMM Genel Kurulu futbol camiasından gelen istekleri hemen kabul etmemeli! FIFA ve UEFA'nın görüşü de etkili olmamalı! Bu kuruluşlar futbola müdahale edilmesini istemez.
Hükümet ve TBMM karşılaştırmalı hukuku incelemelidir. Bu inceleme ise futbol camiasının sunacağı raporlarla sınırlı olmamalıdır. Ne yazık ki futbol camiası karşılaştırmalı hukuk çalışmalarında objektif raporlar sunmamakta, işlerine gelen örnekleri ortaya koymaktadır.
Avrupa devletlerinin sporu nasıl düzenlediği araştırılmalıdır. Avrupa'da futbol diğer federasyonlardan ayrı tutulmamaktadır. Tüm federasyonlar aynı mevzuatla yönetilmektedir. Futbol da, en az diğer federasyonlar kadar devlet denetimi altındadır. Bizde olduğu gibi feodal düzen söz konusu değildir. Futbola kapitülasyon verilmemektedir.
Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin spor yönetimi ve özellikle futbola ilişkin onlarca raporu ve tavsiye kararı bulunuyor. TBMM bu raporları incelemelidir.
Spor söz konusu olduğunda, Avrupa'da yeknesak bir uygulama bulunmuyor. Her devlet kendi sistemini uyguluyor. Türkiye, sporda öne çıkmış ülkelerin mevzuatını incelemeli ve mevzuatını ileri devletlerin seviyesine getirmelidir.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğü'nün hukukçuları yabancı dile hakimler mi bilmiyorum. Spor Kulüpleri Kanunu taslağını hazırlarken karşılaştırmalı hukuka bakacaklar mı emin değilim. Eğer inceleme yaparlarsa, kanun taslağının gerekçesinde bu çalışma sürecinden bahsetmeli ve değişikliklerin hangi ülkelerin mevzuatı dikkate alınarak getirildiğini açıklamaları gerekir. Açıkçası, kanun taslağının bu kadar kapsamlı bir çalışma ile hazırlanacağına ihtimal vermiyorum.
Bakanlık ve Genel Müdürlük TMOK'tan, üniversitelerden, sivil toplum kuruluşlarından, kulüplerden destek almalı! Bu kuruluşlar kanun hazırlığına dahil edilmeli! Kanun hazırlama süreci şeffaf olmalı!
Avrupa Birliği, bir konuda düzenlemeye gitmeden önce kamuoyundan görüş alır. Görüşlerin hazırlanıp ulaştırılması için Internet sitesinde duyuru yapar. Yeterli süre verir. En sonunda, bu görüşleri toplar ve resmi sitede yayınlar. Herkes bu görüşleri okuyabilir, değerlendirebilir. Görüşler tartışılır. En sonunda mevzuat hazırlanır.
Türk hukuku henüz şeffaflık görmedi. Kanunlar kapalı kapılar ardında hazırlanıyor. Kanun son halini aldıktan, TBMM'ye ulaştıktan sonra görüş göndermenin hiçbir faydası olmuyor.
Kulüpler Kanunu Taslağı özenle hazırlanmalı! Futbol kulüpleri ayrı tutulmamalı! Futbol kulüplerinin ayrı tutulması Anayasa'ya aykırılık teşkil eder. Avrupa'da futbol kulüplerinin ayrı mevzuata tabi olduğu tek bir devlet yoktur. Futbol camiası aksini ispat etmek zorundadır.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Genel Müdürlüğü, Türk sporunda kulüplerden kaynaklanan sorunları, Kulüpler Kanunu'nda yer alabilecek konuları üç başlıkta toplayıp belli kuruluşlara gönderdi. Altta detayını paylaşacağım belge Bakanlık ve Genel Müdürlük'ün Internet sitelerinde yayınlanmadı. Kamuoyu bu gelişmeden habersiz.
Şimdilik konu başlıklarını yazacağım. İleride bu başlıklar hakkında görüşlerimi paylaşacağım.
I. GENEL KONULAR
1) Mevcut dernekler yasası yerine yeni bir spor kulüpleri yasasına ihtiyaç olup olmadığı (gerekçesi ile birlikte),
2) Amatör ve profesyonel kulüp faaliyetlerinin yeni bir kanuna ihtiyaç duyulması halinde ayrışması,
3) Amatörlük, gizli profesyonellik (!) ve profesyonelliğin ihtiyaç duyulması halinde yasada tanımlanması ve ayrıştırılması,
4) Spor kulüplerinin statüleri (amatör ve profesyonel faaliyetlerine göre dernek, şirket ve diğer çözümler), faaliyette bulunabilecekleri asgari veya azami branş sayıları,
5) Sportif faaliyetlerdeki hukuki anlaşmazlıkların çözümü için etkin ve federasyonlardan bağımsız bir kurulun kurulması,
6) Kulüplerin il dışına taşınması,
7) Belediyeler ile diğer kamu idarelerinin kulüpleri desteklemesi, belediyelerin profesyonel spor üzerindeki rolü,
8) Sporda kara para aklama ve diğer suçların önlenmesine ilişkin öneriler,
9) Menajerlik sisteminin sorunları,
10) Spor kulüplerinin örgütlenmesi, üyelik sorunları ve kulüp içi demokrasinin işletilmesi,
11) Spor kulüplerinin profesyonel branşlarına ve spor federasyonlarına doğrudan ya da dolaylı devlet yardımı yapılıp yapılamayacağı, yapılacaksa kriterleri.
II. KULÜPLERİN YÖNETİMİ
1) Kulüp yönetim ve diğer kurullarında görev alanların, idari ve sportif ücretli çalışanların görevlerine uygun kriterlerin tartışılması,
2) Kulüplerin idari, sportif ve mali performanslarının denetlenmesi konusundaki görüşler.
III. KULÜPLERİN MALİ YAPILARI İLE İLGİLİ KONULAR
1) Transfer harcamaları için kulüplere tavan kotası konulup konulmayacağı,
2) Kulüplerin borçlanması konusunda sınırlama getirilmesi,
3) Kulüplere "kamu yararına çalışan kulüp" statüsünün tartışılması,
4) Kulüplerin kurduğu halka açık anonim şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatının gözetilmesi ve şirket değerleme kriterlerinin tartışılması, şirket paylarının devrinde sınırlama olması,
5) Üçüncü şahısların alacaklarına temlikte sınır getirilmesi,
6) Kulüp ve bağlı şirket yönetim kurulu üyelerinin dönemlerindeki borçlanmadan dolayı müteselsil sorumluluğu,
7) Tüm para hareketlerinin bankalar üzerinden yürütülmesi,
8) Mali denetimlerinin genel kurul ve seçilmiş denetim kurulları yanında, bağımsız denetim firmalarınca ve kurulacak kamu denetim üst kurulunca yapılması,
9) Mali yapıları için kriterler belirlenmesi, uymayanlara yaptırıp gerekip gerekmediği.
29 Mayıs 2012 Salı
Şikenin "Değişen Görüntüsü" ve Futbolseverin Dramı
Umut Bekcan, Birikim Dergisi için yazdı: Şikenin "Değişen Görüntüsü" ve Futbolseverin Dramı
1 Mayıs 2012 Salı
PFDK ne tarafsız ne de bağımsızdır!
TFF, Etik Kurulu raporunu aynen kabul etti ve raporu PFDK'ya sevk etti. PFDK, 16 takımın savunmasını aldıktan sonra kararlarını açıklayacak.
PFDK'nın yapısını incelediğimizde kurul üyelerinin kulüp temsilcilerinden oluştuğunu görüyoruz. Hatırlanacağı üzere, Trabzonspor başkanı Sadri Şener, TFF kurullarına adamlarını soktuğunu açıklamıştı.
Sadri Şener'in açıklamalarını hatırlayalım:
"“İki arkadaşımız yönetim kuruluna girdi. Kurullar değişti ama o değişen kurullara da arkadaşlarımızı soktuk. Bugüne kadar sürecin hep dışında kaldık ama artık sürecin tam içindeyiz. Süreci yöneten ve istediğini alan bir güç haline geldik. Yıldırım Demirören’le sürekli görüşüyoruz. Şu anda camiadan ve taraftarlardan tepki var ancak attığımız adımların ne kadar yerinde ve haklı adımlar olduğunu yakında herkes görecek.”
Görünen o ki, Trabzonspor'un yönetim kurulu bünyesindeki temsilcileri süreci istedikleri gibi yönetemediler. Şimdi PFDK'daki kulüp temsilcilerinin ne yönde karar verecekleri merak ediliyor.
PFDK üyelerinin kulüplerle yakın ilişkileri, PFDK'nın kararlarını daha tartışılır hale getirecek.
Kulüpler bu sakıncayı dile getirmeye başladı. Fenerbahçe, PFDK'nın Trabzonlu yöneticisi Yusuf Reha Alp'in görevden alınması için başvuruda bulundu.
Belirtmek gerekir ki, PFDK üyelerini görevden alınamazlar. Ancak kurul üyeleri, tarafsızlıklarından ciddi şüpheyi gerektirecek haklı sebeplerin varlığı halinde ilgili dosyaya ilişkin olarak kuruldan derhal çekilmek zorundadır.
TFF Disiplin Talimatı'na göre, PFDK üyesi bir kulübün herhangi bir kurulunda görev alıyorsa ve ilgili disiplin dosyası üyenin görev aldığı kulüple ilgili ise, o üyenin tarafsızlığından ciddi şüphe edilmesini gerektirecek haklı bir sebep söz konusudur.
İlk okumada, disiplin talimatının sadece kulüp kurullarında görev almayı tarafsızlık açısından şüphe doğuran haklı sebep olarak kabul ettiği; kulüp üyeliğinin ise haklı sebep olamayacağı iddia edilebilir. Oysa kulüp kurullarında görev alınması sadece örnek olarak belirtilmiştir. Disiplin Talimatı'nın 72. maddesinde "Özellikle aşağıda belirtilen hallerde üyenin tarafsızlığından ciddi şüpheyi gerektirecek haklı sebebin var olduğu kabul edilir" cümlesindeki "özellikle" ifadesi, maddede yer alan durumların sınırlı sayıda olmadığını göstermektedir.
Bir kulübün herhangi bir kurulunda görev almak için illa o kulübün üyesi olunması gerekmemektedir. Hatta Fenerbahçe, Galatasaray, BJK ve Trabzonspor gibi bünyesinde halka açılan şirketler bulunan kulüpler, bu şirketlerin yönetim kurullarında toplam yönetim kurulu üye sayısının üçte birinden az olmamak üzere bağımsız üyeler bulundurmak zorundadır.
TFF, kulüp kurullarında sadece profesyonel görev yürüten kimselerin kulüple ilgili disiplin dosyasında tarafsız kalamayacağını kabul ederken; kulübe taraftarlık bağı ile bağlı olan ve kulübünün menfaatlerini her şeyden üstün tutacak kişilerin tarafsızlıktan ödün vermeyeceklerini düşünnmüş olabilir mi?
TFF, kulüp üyelerinin TFF bünyesinde görev yapmalarını engelleyecek hükümleri elemiş ve futbol dünyasında baskın kulüplere bağlılık yemini etmiş kimselerin yönetim kurulu, PFDK ve Tahkim Kurulu'nda görev almasının önünü açmıştır.
TFF Disiplin Talimatı'na göre, PFDK üyesi bir kulübün herhangi bir kurulunda görev alıyorsa ve ilgili disiplin dosyası üyenin görev aldığı kulüple ilgili ise, o üyenin tarafsızlığından ciddi şüphe edilmesini gerektirecek haklı bir sebep söz konusudur.
İlk okumada, disiplin talimatının sadece kulüp kurullarında görev almayı tarafsızlık açısından şüphe doğuran haklı sebep olarak kabul ettiği; kulüp üyeliğinin ise haklı sebep olamayacağı iddia edilebilir. Oysa kulüp kurullarında görev alınması sadece örnek olarak belirtilmiştir. Disiplin Talimatı'nın 72. maddesinde "Özellikle aşağıda belirtilen hallerde üyenin tarafsızlığından ciddi şüpheyi gerektirecek haklı sebebin var olduğu kabul edilir" cümlesindeki "özellikle" ifadesi, maddede yer alan durumların sınırlı sayıda olmadığını göstermektedir.
Bir kulübün herhangi bir kurulunda görev almak için illa o kulübün üyesi olunması gerekmemektedir. Hatta Fenerbahçe, Galatasaray, BJK ve Trabzonspor gibi bünyesinde halka açılan şirketler bulunan kulüpler, bu şirketlerin yönetim kurullarında toplam yönetim kurulu üye sayısının üçte birinden az olmamak üzere bağımsız üyeler bulundurmak zorundadır.
TFF, kulüp kurullarında sadece profesyonel görev yürüten kimselerin kulüple ilgili disiplin dosyasında tarafsız kalamayacağını kabul ederken; kulübe taraftarlık bağı ile bağlı olan ve kulübünün menfaatlerini her şeyden üstün tutacak kişilerin tarafsızlıktan ödün vermeyeceklerini düşünnmüş olabilir mi?
TFF, kulüp üyelerinin TFF bünyesinde görev yapmalarını engelleyecek hükümleri elemiş ve futbol dünyasında baskın kulüplere bağlılık yemini etmiş kimselerin yönetim kurulu, PFDK ve Tahkim Kurulu'nda görev almasının önünü açmıştır.
Bugüne kadar, PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerinin bir dosyadan çekildiklerini duymadım. Bu durumda, yargılanan kulüpler PFDK'nın ilgili üyelerinin tarafsızlığı ile ilgili şüphelerini paylaşabilir ve itirazda bulunabilirler. Böyle bir itiraz durumunda, PFDK itiraz edilen üyenin yokluğunda toplanarak itirazı karara bağlamak zorundadır. PFDK'nın kararına karara karşı ise ancak Disiplin Kurulu’nun disiplin dosyasına ilişkin nihai kararı ile birlikte Tahkim Kurulu’na başvurulabilecektir.
Fenerbahçe de PFDK'ya yapacağı savunmada Yusuf Reha Alp'in tarafsızlığı hakkında ciddi şüpheler olduğunu iddia ederek itirazda bulunacaktır. Benzer itirazlar diğer kulüpler tarafından diğer kurul üyeleri hakkında ortaya konulacaktır. Örneğin, PFDK başkanı
PFDK'nın kararlarına itiraz edilmesi durumunda bu sefer Tahkim Kurulu'nun yapısı tartışılacak. Türkiye'de yıllar önce değiştirilmesi gereken kurul yapısı, ilerleyen günlerde kurul başkanı Av. Engin Tuzcuoğlu'nun şike ve teşvik primi ile ilgili makaleleri, görüşleri ve Spor Hukuku Enstitüsü bünyesinde verdiği mütalaa sebebiyle gündeme taşınacak.
Oysa Tahkim Kurulu, sayın Tuzcuoğlu'ndan bağımsız şekilde tartışılmalı. Birkaç gün içinde kurulla ilgili görüşlerimi paylaşacağım.
TFF yönetim kurulu, PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerinin nasıl belirlendiklerini; büyük kulüplerin kontenjanları olduğunu biliyoruz. Bu yapı değişmedikçe kurullar kararlarını her zaman forma aşkı ve kulüp menfaatlerini dikkate alarak verecek.
Trabzonspor'dan Açıklama
Trabzonspor yönetim kurulu aşağıdaki açıklamayı paylaştı:
"Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in sözde Türk futbolunun içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması yönünde çözüm yollarını sıraladığı basın toplantısı maalesef büyük bir hayal kırıklığına sahne olmuştur.
Trabzonspor Kulübü olarak bu toplantıda yer alan söylemlere gününde cevap vermememizin sebebi, bir süredir seslendirmeye çalıştığımız doğruların iyice özümsenmesi ve aradığımız adaletin sadece kendimiz için değil futbolun tüm unsurları için geçerli olduğu gerçeğidir.
Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; Trabzonspor'un aylardır kupa talebiyle ilgili öne sürdüğü söylem, sıradan bir istek değil, temelinde hukukun üstünlüğünün sağlanmasını talep eden, temiz futbolu hakim kılmaya çalışan anlamlı bir sesleniştir.
Bu gerçeğin altını çizdikten sonra güncel konuya tekrar dönersek; TFF Yönetim Kurulu'nun 58. maddeyi değiştirmeye yönelik hamlesi, gerek uluslararası futbol yönetenlerinin, gerekse de Türk futbolundaki sağduyulu gerçek adalet arayıcılarının kabul edemeyecekleri nafile arayıştan başka bir şey değildir.
Trabzonspor olarak bu maddenin değişmesiyle ilgili alınan kararın engellenmesi yolundaki gereken tüm hukuksal adımları atacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Zira Futbol Federasyonu Genel Kurulu'nda reddedilen bir madde değişiklinin, federasyon yönetimince yapılması en basit tabiriyle genel kurula, dolayısıyla da kulüplere saygısızlıktır.
Bu saygısızlığı yapan Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu önce gündemdeki konuları değil, kendi konumunu sorgulamalıdır. Futbol Federasyonu Fenerbahçe’yi kurtarmak için kendini feda etmiştir. Görevdeki federasyonun oluşumuna vermiş olduğumuz destek, uğradığımız haksızlığın devamı süresince de aynı tavrı sürdüreceğimiz yanılgısını yaratmasın.
Trabzonspor adalet ve temiz futbol beklentisi doğrultusunda hak ettiklerini alamazsa önümüzdeki genel kurulda da en sert tavrı koyacak kulüplerin başında gelecektir.
TFF tarafından alınan 58. maddenin değiştirilmesi kararı artık Türkiye’de bir nevi sportif anlamda şike ve teşvik priminin serbest bırakıldığı anlamını taşımaktadır.
UEFA'nın bu ortamda sergileyeceği tavrın ülke futboluna vereceği zararın muhatapları, yaşanacak gelişmelerin ve uğranacak mağduriyetlerin en büyük sorumlularıdır. Bu sorumluluk onları ağır bedeller ödemek zorunda bırakabilir.
Ayrıca disiplin talimatına eklenen 105. madde suçluların cezalandırılmasını değil, aksine cezalandırılmamasını sağlamaya yönelik en çarpıcı hamlelerin başında gelmektedir.
Sözde futbolda adaleti sağlamak adına, suçlu suçsuz tüm takımları gündeme ortak edip, aynı kefeye koyarak PFDK'ya sevk etmek, federasyonun bütün inandırıcılığını ortadan kaldırmış, bu önemli kurumun sadece durumdan vaziyet çıkartmaya çalışan bir pozisyona oturmasına yol açmıştır.
Bu yaklaşım tarzını iyiniyetli bir adım olarak görmemiz mümkün değildir. Ayrıca Federasyon Başkanı’nın yetkili kurullarına sevk ettiklerini açıkladıkları bir konuyla ilgili olarak yorum yapması, daha da ileri giderek araştırılması gereken süreç hakkında “şike sahaya yansımamıştır” ifadelerini kullanması, başlamadan sportif adalet sürecinin nasıl dejenere edildiğinin en çarpıcı ispatıdır.
TFF Başkanı yaptığı açıklamayla ne yazık ki bünyesindeki kurulları etkileme yolunu tercih etmiştir.
Oysa yine Federasyon Başkanı’nın kurtarmak istediği Türk futbolunun geleceği; suçların üstünün örtülmesiyle değil, suç işleyenlere yönelik hak edilen yaptırımların uygulanmasıyla aydınlığa kavuşur.
Olayın geldiği aşama itibariyle Trabzonspor Kulübü olarak daha önce altyapısını oluşturduğumuz hukuksal zeminin üzerine giderek, yurt içi ve yurtdışı yasal yolların hepsinin kullanılması suretiyle gerekli girişimlerde bulunacağımızın bilinmesini isteriz.
Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda görüyoruz; bu konu sadece kulüpler ve federasyon arasında cereyan eden dar boyutlu hak arama meselesi değil, kitleleri de geren toplumsal bir olgu haline dönüşmüştür.
Bugüne kadar sağduyulu tavrından taviz vermeyen ve gelişmeleri soğukkanlılıkla takip eden Trabzonspor taraftarında maalesef yavaş yavaş haksızlığa uğrayacağız endişesi oluşmaktadır.
Bu sebeple oluşması meydana gelmesi muhtemel toplumsal reaksiyonlar da düşünülerek dikkatli davranılmalı, bu vesileyle birilerini kurtarmak adına herkesi yakma arayışından vazgeçilerek geciken adalet en kısa zamanda sağlanmalıdır.
Saygılarımızla.
Trabzonspor Yönetim Kurulu"
30 Nisan 2012 Pazartesi
Galatasaray SK, TFF Yönetim Kurulunu İstifaya Davet Etti
Galatasaray SK yönetim kurulu, Galatasaray SK dahil birçok kulübün şike ve teşvik primi soruşturması kapsamında PFDK'ya sevk edilmesinin ardından TFF yönetimini istifaya davet etti.
"Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugün açıkladığı kararlar, kamuoyu vicdanında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu kararlar Türk kamuoyunun zekâsıyla alay etmek, adalet duygusunu hiçe saymak ve uluslararası kuralları görmezden gelmektir.
TFF bu tutumuyla Türk futbolunu telafisi mümkün olmayan bir çıkmaza götürmektedir.
Başından itibaren Galatasaray’ı şike çamuruna bulaştırma çabası ve “bu sürece Galatasaray’ı da dahil edebilirsek işin içinden daha kolay çıkarız” zihniyeti bugün somut biçimde ortaya çıkmıştır.
Bu durum açıkça göstermektedir ki, TFF yönetimi artık Türk Futbolunu temsil eden, haklarını savunan, futbolumuzu ileriye götürmeye çalışan bir organ olma niteliğini kaybetmiştir.
Galatasaray Spor Kulübü bu nedenlerle TFF yönetiminin Türk futboluna daha fazla zarar vermeden derhal istifa etmesinin zorunlu olduğuna inanmaktadır.
27 Ocak tarihli TFF Genel Kurulunda büyük bir çoğunlukla alınan 58. maddenin değiştirilmemesi yönündeki kararının hiçe sayılmış olması etik kuralların ne denli benimsendiğinin açık bir göstergesi olup, en üst organı olan Genel Kurul kararının aksine hareket etmekle TFF yönetimi daha da ağır maddi ve manevi sorumluluklar almış ve ülke futbolu çok büyük riskler altına sokulmuştur.
Tekrar belirtmekte yarar görmekteyiz : Galatasaray Spor Kulübü olarak bugüne kadar hiç bir kulübün, hiç bir şahsın cezalandırılması ya da verilecek cezanın şu ya da bu şekilde olması yönünde ne açık, ne de kapalı kapılar ardında bir talebimiz olmamıştır. Arkasında durduğumuz ve taviz vermeyeceğimiz tek ilke, sürecin adil, hukuka uygun ve inandırıcı biçimde yönetilmesi, futbolumuz adına kamu vicdanının tatmin olacağı kararların alınması yönünde olmuştur. Ancak bugüne kadar sabır ve iyi niyetle izlediğimiz süreçte gelinen nokta ne yazık ki, gerçeklerin “halı altına süpürülmesinden” başka bir sonuç doğurmamıştır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu olarak tüm camiamızın ilk günden itibaren sürdürdüğü soğukkanlı duruşundan taviz vermeyeceğine, herhangi bir provokasyona alet olmayacağına inancımız tamdır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu"
TFF Başkanı Yıldırım Demirören: "Kulüplerimiz Dikkatli Olmak Şartıyla Şike Yapabilirler"
Türkiye Futbol Federasyonu Yıldırım Demirören, TFF Etik Kurulu'nun raporunu değerlendiren yönetim kurulunun aldığı kararları basın toplantısı ile açıkladı.
Açıklamanın tam metni aşağıdaki şöyle:
"Göreve geldiğimiz 27 Şubat 2012 tarihinden bu yana, çaba ve mesaimizin büyük bir kısmını, kamuoyunda adı 'şike ve teşvik primi soruşturması' olarak geçen sürece ayırmak zorunda kaldık. Tabii ki halen Avrupa'nın ekonomik anlamda altıncı sırasında olan Türk futbolunu, daha ileri noktalara taşıma çalışmalarımızı da sürdürdük.
Bu dönemde, 36. UEFA Kongresine ev sahipliği yaparken, U19 Kadınlar Avrupa Şampiyonası Finalleri ve 2013 FIFA U20 Dünya Kupası hazırlıklarımızı da tamamladık. Ben ve Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım, Türk futbolunda yeni bir sayfayı aralamak, kaybolmaya başlayan güven ortamını tekrar kurmak, futbolumuzun önünü yeniden açmak amacındayız. Görevimize bu azim ve kararlılık ile sarıldık. Futbol dünyasının, futbolun değerine ilişkin hassasiyetinden kimsenin tereddüt etmemesi için çalıştık.
Sevgili Arkadaşlar; Son yıllarda, özelikle bahis oyunlarından haksız çıkar elde etme peşinde olanların, bu amaçla kirli ellerini oyunumuza uzatmaktan çekinmedikleri herkesçe bilinmektedir. Bu, futbol dünyasındaki tüm sağduyu sahibi yöneticiler gibi bizleri de fazlasıyla rahatsız etmektedir. Ülkemizde, adı bahis sahtekarlığı olsun olmasın, futbolumuzun bu anlamda her türlü spekülasyondan uzak tutulması tartışılmaz önceliğimizdir. Sevinerek söyleyebilirim ki, iddialar içerisinde bahse ilişkin hiçbir unsur olmadığı gibi, Etik Kurulu da çalışmalarında bu yönde bir bulgu var olmadığını somut olarak tespit etmiştir.
Bildiğiniz gibi Türkiye Futbol Federasyonu talimatları, müsabaka sonucunu etkileme eylemleri için, dünyada emsali olmayan sertlikte yaptırımlar öngörmektedir. Türkiye'de amaç; sebebi bahis olsun olmasın, futbolun temiz kalması, sahada oynanan oyunun sonucunun belirsizliğinin muhafaza edilmesi, dolayısıyla futbolu futbol yapan, Türk toplumunun en sevdiği oyun olmasını sağlayan özelliklerin korunmasıdır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu amaçtan taviz vermesi hiçbir koşulda düşünülemez.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 6222 sayılı Yasanın bu adı ile değil de, 'şike yasası' olarak anılması en büyük üzüntülerimizden biridir. Buna rağmen yasanın hükümlerini uygulamak ile görevli emniyet ve yargı mensuplarının bu süreçte futbola gösterdikleri özenden son derece memnunuz.
Unutulmamalıdır ki; disiplin yargısı ile genel yargının suç tanımları, soruşturma teknikleri birbirinden farklıdır. Tam da bu sebepten, devam etmekte olan bir dava bulunduğu halde de, futbol ailesi kendi disiplin sürecini en hızlı şekilde tamamlamak zorundadır. Bugün itibarı ile söyleyebilirim ki; süratli bir karara varılması çeşitli nedenlerle gecikmiş bu dosyada, karar aşamasına çok yaklaşılmıştır.
Kıymetli Basın Mensubu Arkadaşlarım, Etik Kurulu, dosya hacmi sebebi ile çalışmasını iki kısma ayırmış ve öncelikli olarak Süper Lig müsabakaları yönünden incelemesini tamamlayarak, raporunu Yönetim Kurulumuza ulaştırmıştır.
Yönetim Kurulumuz üç gün boyunca bu raporu büyük bir titizlikle ve her yönüyle değerlendirerek ve konunun hassasiyetini dikkate alarak, iddianamede bile yer almayan bazı müsabakalar da dahil olmak üzere, Etik Kurulu tarafından incelenen 22 müsabaka ile ilgisi olan tüm kulüpleri Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk etme kararı almıştır. Belirtmek isterim ki, bu kulüplerimizin çoğu hakkında Etik Kurulu şüpheye dahi rastlanmadığını rapor etmiştir. Buna rağmen, tüm kulüplerin sevki kararının sebebi, bağımsız karar organlarını incelemelerini hiçbir şekilde kısıtlamamak, bu önemli dosyada kulüplerimize idari değil, yargısal aklanma imkanı tanımaktır.
Tüm görevi Türk futbolunu korumak ve ileriye götürmek için hizmet vermek olan Türkiye Futbol Federasyonunun Başkanı olarak, bir kez daha tekrar etmek isterim ki; Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen kulüplerimiz bu aşamada suçlu değildir. Kişisel ve samimi temennim; Kurulun incelemesi neticesinde, tüm kulüplerimizin akladığını görmektir.
Saygıdeğer Basın Mensupları, 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne disiplin yaptırımlarının ağırlığının, ihlallerle orantısızlığı herkes tarafından tartışılmakta ve büyük çoğunluk tarafından yaptırımlar bilhassa teşebbüs halleri açısından ağır bulunmaktadır. 6222 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce, bu konudaki tek düzenleme olan disiplin talimatının 58. maddesinin şiddetli olması bir ölçüde anlaşılabilir.
Kabul etmiş olduğumuz değişiklikler ve ekler FIFA ve UEFA normları ile diğer ülke federasyonlarının mevzuatlarının tamamı dikkate alınarak belirlenmiştir. Türk Futbolunun içinde bulunduğu duruma göre, kesinlikle bizim tarafımızdan yoktan var edilmemiştir. Şike ve teşvik primi, ilgili maddemizin yeni halinde de sert şekilde cezalandırılmaktadır. Teşebbüs hallerinde ise, bağımsız kurullar o dosyanın kendine has özelliklerini serbestçe değerlendirerek, ihlale uygun yaptırımlarına hükmedebileceklerdir.
Uygulanamayacak kadar sert yaptırımların sebep olduğu gecikme dışında, yeni düzenlemelerin içeriğinin, konuya uygunluğu ve diğer ülkelerin düzenlemelerine paralelliği hususlarında hiçbir endişemiz yoktur.
"Futbol Hepimizindir"
Değerli Arkadaşlarım; FUTBOL HEPİMİZİNDİR. Futbolun değerlerini korumak, onu daha ileri taşımak, hepimizin görevidir. Fair Play ve sportmenlik, sadece sahada değil, her alanda bağlı kalmamız gereken değerlerdir. Federasyon yöneticileri, kulüp yöneticileri, siz spor medyası mensupları, hep birlikte sporculardan beklediğimiz fair play ve sportmenliği içimize sindirmek ve her adımımızda hayata geçirmek zorundayız. Bunun yanında, sağduyu ile topluma verdiğimiz mesajlarda futbol ailesine yakışan değerleri öne çıkartmalı, vazgeçilmez ilkelerimiz olarak ortaya koymalıyız. Sporun, tüm topluma kazandırması gereken olumlu nitelikler yerine, toplumda var olmaması gereken niteliklerle anılması hepimizin sorumlu olduğu bir durumdur.
Bugünden itibaren, öncelikle Yönetim Kurulumuzun iyi niyetine inanarak, bu konuda karar alacak tüm mercilerin saygınlığına gölge düşürmeyerek ve alınacak her türlü karara saygı göstererek, büyük Türk futbol ailesinin, herkese örnek olacağı, futbolun hak ettiği şekilde anılacağı ortamı en kısa sürede ve hep birlikte yaratacağız. Ve her zaman bizi bir araya getiren bu önemli değere zarar vermek isteyenlere hep birlikte mani olacağız.
Türk futbolunun, içinde bulunduğu istenmeyen halden, bir an evvel çıkması için, tüm Türk halkının bizlere destek olacağından hiçbir şüphem yoktur. Bu sayede görevimizi, sizlerin desteği ile başarıyla tamamlayacağımıza da inancım tamdır. Avrupa'nın en önemli futbol organizasyonu olan 2020 Futbol Şampiyonası'nın en önemli adayı olarak, duyduğumuz heyecanı, gelin, hep birlikte yaşayalım.
Yolumuz açık, kararımız Türk futbolu için hayırlı olsun."
Açıklamanın tam metni aşağıdaki şöyle:
"Göreve geldiğimiz 27 Şubat 2012 tarihinden bu yana, çaba ve mesaimizin büyük bir kısmını, kamuoyunda adı 'şike ve teşvik primi soruşturması' olarak geçen sürece ayırmak zorunda kaldık. Tabii ki halen Avrupa'nın ekonomik anlamda altıncı sırasında olan Türk futbolunu, daha ileri noktalara taşıma çalışmalarımızı da sürdürdük.
"Güven ortamını tekrar kurmak, futbolumuzun önünü yeniden açmak amacındayız"
Bu dönemde, 36. UEFA Kongresine ev sahipliği yaparken, U19 Kadınlar Avrupa Şampiyonası Finalleri ve 2013 FIFA U20 Dünya Kupası hazırlıklarımızı da tamamladık. Ben ve Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım, Türk futbolunda yeni bir sayfayı aralamak, kaybolmaya başlayan güven ortamını tekrar kurmak, futbolumuzun önünü yeniden açmak amacındayız. Görevimize bu azim ve kararlılık ile sarıldık. Futbol dünyasının, futbolun değerine ilişkin hassasiyetinden kimsenin tereddüt etmemesi için çalıştık.
Sevgili Arkadaşlar; Son yıllarda, özelikle bahis oyunlarından haksız çıkar elde etme peşinde olanların, bu amaçla kirli ellerini oyunumuza uzatmaktan çekinmedikleri herkesçe bilinmektedir. Bu, futbol dünyasındaki tüm sağduyu sahibi yöneticiler gibi bizleri de fazlasıyla rahatsız etmektedir. Ülkemizde, adı bahis sahtekarlığı olsun olmasın, futbolumuzun bu anlamda her türlü spekülasyondan uzak tutulması tartışılmaz önceliğimizdir. Sevinerek söyleyebilirim ki, iddialar içerisinde bahse ilişkin hiçbir unsur olmadığı gibi, Etik Kurulu da çalışmalarında bu yönde bir bulgu var olmadığını somut olarak tespit etmiştir.
Bildiğiniz gibi Türkiye Futbol Federasyonu talimatları, müsabaka sonucunu etkileme eylemleri için, dünyada emsali olmayan sertlikte yaptırımlar öngörmektedir. Türkiye'de amaç; sebebi bahis olsun olmasın, futbolun temiz kalması, sahada oynanan oyunun sonucunun belirsizliğinin muhafaza edilmesi, dolayısıyla futbolu futbol yapan, Türk toplumunun en sevdiği oyun olmasını sağlayan özelliklerin korunmasıdır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu amaçtan taviz vermesi hiçbir koşulda düşünülemez.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 6222 sayılı Yasanın bu adı ile değil de, 'şike yasası' olarak anılması en büyük üzüntülerimizden biridir. Buna rağmen yasanın hükümlerini uygulamak ile görevli emniyet ve yargı mensuplarının bu süreçte futbola gösterdikleri özenden son derece memnunuz.
Unutulmamalıdır ki; disiplin yargısı ile genel yargının suç tanımları, soruşturma teknikleri birbirinden farklıdır. Tam da bu sebepten, devam etmekte olan bir dava bulunduğu halde de, futbol ailesi kendi disiplin sürecini en hızlı şekilde tamamlamak zorundadır. Bugün itibarı ile söyleyebilirim ki; süratli bir karara varılması çeşitli nedenlerle gecikmiş bu dosyada, karar aşamasına çok yaklaşılmıştır.
Kıymetli Basın Mensubu Arkadaşlarım, Etik Kurulu, dosya hacmi sebebi ile çalışmasını iki kısma ayırmış ve öncelikli olarak Süper Lig müsabakaları yönünden incelemesini tamamlayarak, raporunu Yönetim Kurulumuza ulaştırmıştır.
22 müsabaka ile ilgisi olan tüm kulüpleri PFDK'ya sevk etme kararı alındı
Yönetim Kurulumuz üç gün boyunca bu raporu büyük bir titizlikle ve her yönüyle değerlendirerek ve konunun hassasiyetini dikkate alarak, iddianamede bile yer almayan bazı müsabakalar da dahil olmak üzere, Etik Kurulu tarafından incelenen 22 müsabaka ile ilgisi olan tüm kulüpleri Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk etme kararı almıştır. Belirtmek isterim ki, bu kulüplerimizin çoğu hakkında Etik Kurulu şüpheye dahi rastlanmadığını rapor etmiştir. Buna rağmen, tüm kulüplerin sevki kararının sebebi, bağımsız karar organlarını incelemelerini hiçbir şekilde kısıtlamamak, bu önemli dosyada kulüplerimize idari değil, yargısal aklanma imkanı tanımaktır.
Tüm görevi Türk futbolunu korumak ve ileriye götürmek için hizmet vermek olan Türkiye Futbol Federasyonunun Başkanı olarak, bir kez daha tekrar etmek isterim ki; Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen kulüplerimiz bu aşamada suçlu değildir. Kişisel ve samimi temennim; Kurulun incelemesi neticesinde, tüm kulüplerimizin akladığını görmektir.
Bu temennimin gerçekleşmesi hepimizin içine sinen, adil disiplin yargısı kararlara dayanması şartına bağlıdır. Etik Kurulu raporunun değerlendirilmesi neticesinde, bu talimatlarla korunması hedeflenen temel değerlerin doğrudan zarar görmediğinin ortaya çıkmış olması, futbolu futbol yapan değerlere müdahale çabalarının, bu değerlere zarar verecek noktaya ulaşmadıklarının ve hiçbir şekilde sahaya yansımadıklarının belirlenmesi, en sevindirici noktadır. Disiplin yaptırımlarımızın öncelikli hedefi, suçluya suçun bedelinin ödettirilmesinden ziyade, bir bütün olarak Türk Futbolunun bu tür tehditlerden korunması ve caydırıcılıktır. Disiplin yaptırımlarımızın belirlenmesi aşamasında bu husus göz ardı edilmemeli, sistemi koruma adına çıkılan yolda sistemin daha fazla zarar gördüğü bir noktaya varılmasına imkan verilmemelidir.
Saygıdeğer Basın Mensupları, 3 Temmuz 2011 tarihinden bugüne disiplin yaptırımlarının ağırlığının, ihlallerle orantısızlığı herkes tarafından tartışılmakta ve büyük çoğunluk tarafından yaptırımlar bilhassa teşebbüs halleri açısından ağır bulunmaktadır. 6222 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce, bu konudaki tek düzenleme olan disiplin talimatının 58. maddesinin şiddetli olması bir ölçüde anlaşılabilir.
"Türk futbolunun menfaatleri önemlidir"
Ancak yasa ile öngörülen yaptırımlar yürürlüğe girerken, dünyada emsali olmayan sertlikteki bu maddeye daha fazla ihtiyacımızın kalmadığı değerlendirilerek, gerekli düzenlemeler yapılmalıydı. Hemen herkesin orantısızlığı konusunda mutabık olduğu cezaların, öncelikle korunması ve geliştirilmesi görevimiz olan Türk futbolunun bütününe vereceği zararlar dikkate alındığında, bu orantısızlığın giderilmesi için en uygun zaman "derhal şimdi" olarak tanımlanmalıdır. Güncel iddialar varken mevcut yaptırımın değiştirilmesinin, bazı bireylerin menfaatine yönelik hareket ettiğimiz yolunda söylemlere yol açacağının elbette ki farkındayız. Ancak; yanlıştan dönmek erdemdir. Ve koşullar ne olursa olsun bizim için söylenecekler değil, Türk futbolunun menfaatleri önemlidir.
Yönetim Kurulumuzun dün kabul ettiği değişiklikleri, doğru ve art niyetsiz okuyarak değerlendiren herkes, 'amacımızın' orantısız cezaları aykırılık ile orantılı hale getirmek, 'hedefimizin' konu ile ilgisi olmayan futbol ailesi üyeleri ile ailenin bütününü korumak olduğunu rahatlıkla görecektir.
Kabul etmiş olduğumuz değişiklikler ve ekler FIFA ve UEFA normları ile diğer ülke federasyonlarının mevzuatlarının tamamı dikkate alınarak belirlenmiştir. Türk Futbolunun içinde bulunduğu duruma göre, kesinlikle bizim tarafımızdan yoktan var edilmemiştir. Şike ve teşvik primi, ilgili maddemizin yeni halinde de sert şekilde cezalandırılmaktadır. Teşebbüs hallerinde ise, bağımsız kurullar o dosyanın kendine has özelliklerini serbestçe değerlendirerek, ihlale uygun yaptırımlarına hükmedebileceklerdir.
Uygulanamayacak kadar sert yaptırımların sebep olduğu gecikme dışında, yeni düzenlemelerin içeriğinin, konuya uygunluğu ve diğer ülkelerin düzenlemelerine paralelliği hususlarında hiçbir endişemiz yoktur.
"Futbol Hepimizindir"
Değerli Arkadaşlarım; FUTBOL HEPİMİZİNDİR. Futbolun değerlerini korumak, onu daha ileri taşımak, hepimizin görevidir. Fair Play ve sportmenlik, sadece sahada değil, her alanda bağlı kalmamız gereken değerlerdir. Federasyon yöneticileri, kulüp yöneticileri, siz spor medyası mensupları, hep birlikte sporculardan beklediğimiz fair play ve sportmenliği içimize sindirmek ve her adımımızda hayata geçirmek zorundayız. Bunun yanında, sağduyu ile topluma verdiğimiz mesajlarda futbol ailesine yakışan değerleri öne çıkartmalı, vazgeçilmez ilkelerimiz olarak ortaya koymalıyız. Sporun, tüm topluma kazandırması gereken olumlu nitelikler yerine, toplumda var olmaması gereken niteliklerle anılması hepimizin sorumlu olduğu bir durumdur.
Bugünden itibaren, öncelikle Yönetim Kurulumuzun iyi niyetine inanarak, bu konuda karar alacak tüm mercilerin saygınlığına gölge düşürmeyerek ve alınacak her türlü karara saygı göstererek, büyük Türk futbol ailesinin, herkese örnek olacağı, futbolun hak ettiği şekilde anılacağı ortamı en kısa sürede ve hep birlikte yaratacağız. Ve her zaman bizi bir araya getiren bu önemli değere zarar vermek isteyenlere hep birlikte mani olacağız.
Türk futbolunun, içinde bulunduğu istenmeyen halden, bir an evvel çıkması için, tüm Türk halkının bizlere destek olacağından hiçbir şüphem yoktur. Bu sayede görevimizi, sizlerin desteği ile başarıyla tamamlayacağımıza da inancım tamdır. Avrupa'nın en önemli futbol organizasyonu olan 2020 Futbol Şampiyonası'nın en önemli adayı olarak, duyduğumuz heyecanı, gelin, hep birlikte yaşayalım.
Yolumuz açık, kararımız Türk futbolu için hayırlı olsun."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)