Futbol Disiplin Talimatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Disiplin Talimatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2014 Perşembe

TFF, Hakemlere Karşı Şiddeti Önlemek İçin Aldığı Kararları Açıkladı

TFF'nin açıklaması aşağıdaki gibidir:

Futbol Müsabaka ile Futbol Disiplin Talimatlarında Değişiklik Yapıldı

TFF'den yapılan açıklama aşağıdaki gibidir:

"TFF Yönetim Kurulu'nun 20.11.2014 tarih ve 52 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Müsabaka Talimatı ile Futbol Disiplin Talimatı'nın bazı maddelerinde değişiklikler yapıldı. 

Futbol Müsabaka Talimatı'nın 19. maddesinde yapılan değişiklik ile müsabaka hakemine, kulüp yöneticilerinin kendilerine yeşil zemin içinde veya dışında sportmenliğe aykırı harekette, kişilik haklarına saldırıda, hakarette, tehditte bulunmaları, tükürmeleri veya benzeri eylemlerde bulunmaları halinde müsabakayı tatil edebilme yetkisi tanınmıştır.


Bu değişikliğe ek olarak Futbol Disiplin Talimatı'nın ilgili maddelerinde yapılan değişiklikler ile de kulüp yöneticilerine disiplin ihlalleri nedeniyle verilen cezalarda artırıma gidilmiştir."

1 Şubat 2014 Cumartesi

PFDK'da Yeni Talimat Krizi

TFF yönetim kurulunun çirkin ve kötü tezahüratla ilgili talimat değişikliğinden sonra PFDK'da birçok maç hakkında oyçokluğu ile ilgili kararlar alınmaya başlandı.

Çirkin ve kötü tezahüratın tekrar edildiğine dair kararların hepsi oyçokluğu ile alındı. Muhalefet oyu veren üyelerin "yeni suç ihdası" gerekçesiyle cezaların baştan verilmesi gerektiğini benimsedikleri iddia ediliyor. Tahkim Kurulu da bugün bu gerekçeyi benimsediği bir karar verdi. PFDK, Şanlıurfa Spor'a üçüncü ihlal sebebiyle bir resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası vermişti.Tahkim Kurulu, Futbol Disiplin Talimatı'nın değiştiğini; ilgili ihlalin mevzuat değişikliğinden sonraki ilk ihlal olduğunu, cezanın da ilk ihlale uygun verilmesi gerektiğini açıkladı.

PFDK'nın Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Kayserispor, Trabzonspor, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Manisaspor, Adanaspor, Gaziosmanpaşa Spor Kulübü, Eyüpspor kulüpleri hakkında verdiği kararlar çok büyük ihtimalle Tahkim Kurulu tarafından bozulacak. Bu kulüpler sıfırdan, yeni ceza alacak.

Tahkim Kurulu'na katılmak mümkün değil. Daha önce çirkin ve kötü tezahürattan ötürü ceza alan; hatta bunu alışkanlık haline getiren kulüpler affedilmiş oluyor. Çirkin ve kötü tezahürat yasağına dördüncü kez aykırı davranılması halinde ilgili kulübe "seyircisiz maç oynama" ve para cezası verilmeye başlanıyor. Yedinci ihlalle birlikte, artık her ihlalde "iki maç seyircisiz maç oynama" cezası verilmesi gerekiyor.

Özellikle büyük kulüpler talimat değişikliğine kadar üç veya dört kez ceza aldı. Talimatta "süreklilik" şartının kaldırılması önceki ihlalleri ortadan kaldırmıyor. Yeni ihlallerin eklenmesi gerekiyor. Ancak Tahkim Kurulu, önceki ihlalleri adeta affetti. Bütün kulüplerin cezaları sıfırlandı. Seyircisi centilmen olan veya seyircilerini doğru yöneten/yönlendiren kulüplere haksızlık yapıldı.

Tahkim Kurulu, bu kararıyla stadyumda küfüre karşı mücadelenin aksak başlamasına sebep oldu. Büyük kulüpler korunmak istenirken, küfürün önü açıldı. Küfürbaz tribünler ödüllendirildi. Kulüplerin bu konuda önlem almak için çalışmalarına gerek kalmadı. Her şey sil baştan başladı.

Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor Talimat Değişikliğine İtiraz Etti

TFF yönetim kurulu  21.01.2014 tarih ve 37 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Disiplin Talimatı'nın 52. maddesinin 1. fıkrasında değişikliğe gitti.

Değiştirilen hüküm şöyle oldu:
"MADDE 52 - ÇİRKİN ve KÖTÜ TEZAHÜRAT
(1) Stadyumlarda  topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."

Talimat değişikliğinin ardından önce Fenerbahçe talimat değişikliğine itiraz etti. Tahkim Kurulu, itirazı reddetti.

Tahkim Kurulu bugün de Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor'un söz konusu değişikliğe yönelik itirazlarını reddetti.

Kulüplerin hangi gerekçeyle değişikliğe itiraz ettiklerini bilmiyoruz. Sadece Galatasaray yöneticisi Sedat Doğan'ın garip gerekçelerini duyduk.


Sedat Doğan, UEFA'ya da itiraz etti mi? "Irkçılığa karşı 0 tolerans" politikasını da "ırkçılık Avrupa'da yerleşmiş bir olgudur. Bütün ülkenin yükünü kulüplerin üstüne yıkamazsın" diyebilir miydi?

29 Ocak 2014 Çarşamba

Tahkim Kurulu, Fenerbahçe'nin İtirazını Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe A.Ş.'nin TFF Yönetim Kurulu'nun, 21.01.2014 tarihli ve 37 sayılı toplantısında TFF Futbol Disiplin Talimatı'nda yapmış olduğu değişikliğe karşı itirazı, TFF Yönetim Kurulu kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.

Fenerbahçe A.Ş'nin itiraz ettiği yeni düzenleme, TFF Futbol Disiplin Talimatı'nın 52'nci maddesi idi. Maddenin değiştirilmiş birinci fıkrası şöyle: "(1) Stadyumlarda  topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."

Yeni düzenleme ile, çirkin ve kötü tezahuratta süreklilik şartı kaldırıldı. Bu düzenlemeye kadar çirkin ve kötü tezahüratın kulüpler için disiplin suçu teşkil etmesi için "toplu olma" ve "devamlı olma" kriterlerinin gerçekleşmesi aranıyordu.

TFF Tahkim Kurulu, Ankaragücü (K. 2008/45), Beşiktaş (K.2008/2) başta olmak üzere birçok kulübü bu kriterlerle cezalandırmıştı.

Tahkim Kurulu'nun bu kriteri hiç olmayacak şekilde değerlendirdiğine de şahit olmuştuk. Kurul, Beşiktaş ile ilgili bir kararında (K.2007/381), olaylarla bağdaşmayacak şekilde çirkin ve kötü tezahürat için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmişti.

İlgili karar şöyleydi: "Çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle verilen 30.000.-YTL ceza ile ilgili olarak ise Beşiktaş seyircisi tarafından gerçekleştirilen çirkin ve kötü tezahüratın tüm müsabaka boyunca toplam 54 saniye kadar bir sürede gerçekleştiği, bu çirkin ve kötü tezahüratın bir kısmının müsabaka öncesinde gerçekleştiği, tezahüratların bir kısmının 2000 kadar Beşiktaş seyircisince bir kısmının ise 200 kadar Beşiktaş seyircisince gerçekleştirildiği, müsabakayı 55.000 civarında seyircinin izlemesi karşısında olayda çirkin ve kötü tezahüratın sübutu için aranan toplu olma ve devamlılık unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla (Üye Tanju Güvendiren'in olayda çirkin ve kötü tezahüratın unsurlarının mevcut bulunduğu, bu nedenle PFDK kararının onanması gerektiği yönündeki karşı oyu ile) çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle FDT'nın 31/2. maddesi uyarınca verilen 30.000.-YTL para cezasına ilişkin kararın oyçokluğuyla kaldırılmasına,"

Tahkim Kurulu müsabaka öncesi yapılan çirkin ve kötü tezahüratı nazara almadı. 54 saniyeyi "süreklilik" unsuru için yeterli görmedi. Kurul, 2000 taraftarın küfürlerini "toplu tezahürat" olarak kabul etmedi. 55.000 civarında seyircinin bulunduğu bir stadyumda "toplu tezahürat"ın oluşması için kaç bin taraftarın küfretmesi gerekiyordu?

TFF yönetim kurulu "süreklilik" kriterini kaldırarak, PFDK ve Tahkim Kurulu'nun kronometre ile hukuk tayin etmesi saçmalığının önüne geçmiş oldu.

Neden Fenerbahçe bu değişikliğe itiraz etti? Gerekçeleri neydi? Tahkim Kurulu'nun kararında bu gerekçeleri göremiyoruz. Tahkim Kurulu her zaman olduğu gibi, yine taleplerdeki gerekçeleri açıklamadığı gibi, kararını da gerekçesiz yayınladı.

UEFA ve FIFA talimatlarında çirkin ve kötü tezahürat için süreklilik aranmıyor. Özellikle ırkçı tezahuratlarda bunun birçok örneğini gördük. On saniye bile sürmeyen tezahuratlar kulüplerin başını yakıyor. Fenerbahçe'nin talimat değişikliğine karşı çıkma sebeplerini öğrenmek isterdim.

PFDK'nın bu değişikliği gereği gibi uygulayacağından şüpheliyim. Öncelikle hakem ve gözlemcilerin bütün küfürleri raporlarına yazmayacağını biliyorum. Yazılan küfürlerin, çirkin ve kötü tezahüratların nitelendirilmesinde taklalar atılacağından eminim. PFDK çoğu tezahüratı çirkin/kötü tezahürat olarak değerlendirmeyecektir. Değerlendirdi diyelim, Tahkim Kurulu kararları törpüleyecektir. PFDK, çirkin veya kötü tezahürat olarak değerlendirmezse, kimse bu karara itiraz etmeyecektir. Tahkim Kurulu da değerlendirmekten kurtulacaktır.

Kulüplerin çirkin ve kötü tezahürata karşı savaşa karşı çıkması düşündürücüdür. Kulüpler taraftarlarına sahip çıkmak yerine TFF ile savaşa girmemelidir. Lobi faaliyetleri yapmamalıdır. Medyayı kullanmamalıdır. Kulüpler bundan vazgeçmeyeceğine göre, TFF hakemleri, gözlemcileri ve kurulları talimatları kimsenin gözünün yaşına bakmadan uygulamalıdır.

Şike sürecinde ve büyük kulüplerin yöneticileri, oyuncuları hakkında verilen kararları göz önüne alınca TFF'nin yakın zamanda Disiplin Talimatı'nı tekrar değiştireceğini iddia etmek akıl dışı olmaz. Büyük kulüplerin canı yanmaya başladığı anda TFF'ye baskı artacaktır. Kimse o talimatın tekrar değiştirilmesini engelleyemez.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Çirkin ve Kötü Tezahüratta Devamlılık Şartı Kaldırıldı

TFF yönetim kurulu  21.01.2014 tarih ve 37 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Disiplin Talimatı'nın 52. maddesinin 1. fıkrasında değişikliğe gitti.

Değiştirilen hüküm şöyle:
"MADDE 52 - ÇİRKİN ve KÖTÜ TEZAHÜRAT
(1) Stadyumlarda  topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."

10 Mayıs 2012 Perşembe

TFF Tahkim Kurulu, Bucaspor'un İtirazını Reddetti

Bucaspor, Futbol Disiplin Talimatının 58.maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105.maddenin eklenmesine dair düzenlemenin, TFF Kanununa ve Statüsüne, UEFA ve FIFA düzenlemelerine aykırı olduğu iddiasıyla ilgili hükümlerin iptali için TFF Tahkim Kurulu'na başvurmuştu.


Tahkim Kurulu, Bucaspor'un başvurusunu reddetti. Kurul, TFF Yönetim Kurulu'nca 5894 sayılı TFF Kanunu'nun 3. maddesi ve TFF Statüsü'nün 35/i maddesi uyarınca münhasıran sahip olduğu düzenleme yapma yetkisi uyarınca Futbol Disiplin Talimatının 58.maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105.maddenin eklenmesine dair düzenlemenin, TFF Kanununa ve Statüsüne, UEFA ve FIFA düzenlemelerine aykırı olmadığına karar verdi.


Futbol Disiplin Talimatı'nın 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105.maddenin eklenmesine dair düzenlemenin, UEFA ve FIFA düzenlemelerine aykırı olduğunu gerekçeleriyle açıklamıştım. O yazıyı hatırlatmak isterim:  http://sporvehukuk.blogspot.com/2012/05/tff-tahkim-kurulu-disiplin-talimatnn-58.html

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Aziz Yıldırım'dan Açıklama

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi sitesinde Aziz Yıldırım'ın açıklaması yayınlandı.

Açıklama aşağıdaki gibidir:

"Türk futbolunun içerisinde bulunduğu kaygı verici durum kamuoyunun malumudur. Gelinen bu noktanın yegane sorumluları, cesaret ve kararlılığın ötesinde "dışarıda olmalarına rağmen bizlerden daha tutuklu ve daha esaret altında olan Futbol yöneticileridir."

Sürecin başından beri işaret ettiğim ve sıklıkla gündeme getirdiğim "Fenerbahçe Operasyonu" nihayet sona yaklaşmıştır.

Fenerbahçe’nin kazandığı günün, gece yarısı karanlıklarına sıkıştırılan planlı kararlar, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının haklılığını bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunu uygulamaya kalkanlar sipariş kararlarla 58. Maddeyi değiştirmiş, başından beri haykırdığımız üzere "kulüple başkan ve yöneticilerini", "kulüple taraftarını" ayırarak "böl ve yönet" prensibini hayata geçirme hedeflerini açıkça gözler önüne sermişlerdir.

Kamuoyu bilmelidir ki;
Fenerbahçe Spor Kulübü ile Başkanı, taraftarı ve yönetimi ayrılmaz bir bütündür.

Fenerbahçe taraftarına ve Fenerbahçe çoğunluğuna hoş görünmek adı altında kulübü mesnetsiz bir şekilde yöneticilerinden ayırmaya kalkışanlar,

birkaç yöneticimizi günah keçisi ilan edip, olmayan suçlardan cezalandırma yolunu seçenler,

Fenerbahçe Başkanını susturmak için Aziz Yıldırım’a sus payı verebileceğini düşünenler ve bütün bunların yanında "haklı-haksız" ayrımı yapmadan tüm kulüplerimizi ceza kurullarına sevk ederek Fenerbahçe ile diğer kulüpleri düşman etmeye, futbolu yangın yerine çevirmeye kalkışanlar tarafımızdan gereken cevabı en sert şekilde alacaklardır.

Fenerbahçe ve tüm spor kamuoyu bilmelidir ki; adı geçen tüm yöneticiler "kendileri istedikleri sürece yeni dönemde de Fenerbahçe’de görev alacaklardır."

Ve yine kamuoyu bilmelidir ki; Aziz Yıldırım duruşmada da açıkladığı üzere "Fenerbahçe için ödenecek her türlü bedeli tek başına ödemeye hazırdır."

Ancak kulüplerin temiz olduğuna karar verip, bu kulübün başkan ve yöneticilerini suçlamaya kalkmak, planlı bir operasyon ötesinde açık bir "hukuk cinayetidir". Bağımsız mahkemelere gelen ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tertemiz olduğunu gösteren raporları hiçe sayarak kararlarına gerekçe dahi gösteremeyenler, Fenerbahçe’yi kayırma rolünü üstlenme gibi bir hadsizliğe kalkışamazlar.

Aynı şekilde gerekli görülmediği için şahsi hesapları inceleme altına dahi alınmayan ve tüm tasarrufları belgelere dayanan yöneticilerimizi suçlayarak dolaylı olarak Fenerbahçe Spor Kulübü’nü zan altında bırakmak kimsenin uhdesine terk edilemez ve edilmiş de değildir.

Spor ailesinden olmadığı için yargılayamadıkları, hatta ifadelerini dahi alamadıkları spor ailesi dışındaki 3. kişilerin eylem ve tasarruflarını, kulübümüze ve yöneticilerimize izafe edenler, bu keyfi kararların sorumluluklarını da bilmelidirler.

"Şike ve Teşvik" suçunun unsurları olarak talimat ve yasaların aradığı ve "suç işlemeye elverişli" şahıslar olarak tanımladığı kişilerin eylemlerine bizzat tesadüf edilmeden, yani "suç ve eylem sübuta ermeden", "teşebbüs" eyyamıyla karara bağlayanlar bu dosyanın gerçek sanıklarıdır.

Unutulmamalıdır ki; "şüphe" adı altında Ceza Kurullarına sevk edilen yöneticilerimizin cezalandırılması için, bu "şüphe"yi hangi delil ve inandırıcı kanıtlarla karar niteliğine taşındığını ispat edemeyenler bir takım oluşumların medyadaki tetikçilerine şirin gözükmek içn karara bağlayanlar, yargı önünde bizler kadar eşittir ve öyle de olacaktır.

Fenerbahçe çınarının bir yaprağı bile, yaratılan futbol sonbaharında süpürülüp savrulmayacaktır. Fenerbahçe’nin her yerde her branşta ve özellikle göz diktikleri Fenerbahçe Futbol Takımının şampiyonluğunu engellemek için sahaya yansıtılan tüm çirkinlikler ve kirli oyunlar dün itibariyle artık tüm kamuoyunun malumu olmuştur.

Fenerbahçe taraftarına reva görülen uygulamalar "vatan hainlerine" bile gösterilmeyen sertliktedir. Ufukta görülen, Fenerbahçe’nin tutuklu olmayan yönetici ve hukukçularının aynı oyun ve tehditlerle karşı karşıya olduklarıdır.

Ama bilinmelidir ki; Fenerbahçe bir bütün olarak "her şeyin farkındadır" ve "her zamankinden daha güçlüdür."

Ancak Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçeliye karşı yürütülen bu linç kampanyasını yürütenler unutmamalıdır ki, sabrımızın da bir sınırı vardır.

Ve tüm spor kamuoyu bilmelidir ki;

Fenerbahçe yönetimi bu adil olmayan düzende ve aynı uygulamaların devamı halinde Fenerbahçe Futbol takımını "Yarışmaktan alıkoymak" kararı da dahil olmak üzere bir takım yaptırım ve kararları kongre sonrası genel kuruluna götürmekten kaçınmayacak olgunluk ve kararlılıktadır.

Sporda verilebilecek en ağır cezanın "alkıştan mahrum bırakmak" olduğunu bilen bir spor adamı olarak kim olursa olsun Lig şampiyonunu şimdiden alkışlıyor ve her iki takımımızı da Şampiyon saygınlığı ile selamlıyorum.

Tüm Fenerbahçe taraftarına güzel ve güneşli günler göreceklerine inanmaları isteğimle sevgilerimi ve hasretlerimi sunuyorum…

Aziz YILDIRIM
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı

6 Mayıs 2012 Pazar

TFF Tahkim Kurulu Disiplin Talimatı'nın 58. ve 105. Maddelerini Hukuka Uygun Buldu


Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu, Disiplin ve Müsabaka Talimatları'nı değiştirdi. Kamuoyu Futbol Disiplin Talimatı'nın 58'inci ve 105'inci maddelerini tartışmaya başladı.

İlgili düzenlemeleri hatırlayalım.


"MÜSABAKA SONUCUNU ETKİLEME 

(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır. 
a) Yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren kişilere sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir, 
b) Yukarıda belirtilen ihlallerin kulüp yöneticileri tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda ilgili kulüplere bir alt lige düşürme cezası verilir. 
c) İhlalde sorumluluğu bulunan kişilere ayrıca para cezası verilebilir. 

(2) 1. fıkrada belirtilen ihlallere teşebbüs etmek yasaktır. 
a) Teşebbüs halinde, ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verilir. 
b) Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir. İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir ancak eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde  etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir. 

(3) İhlal veya ihlale teşebbüsün hakemler tarafından meydana getirilmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir."


"YAPTIRIMIN ERTELENMESİ 

(1) Aşağıda belirtilenler haricindeki disiplin yaptırımları ertelenebilir: 
a) uyarı, 
b) kınama, 
c) hak mahrumiyeti. 

(2) Yaptırımın uygulanması en az bir yıl en fazla beş yıl süreyle ertelenebilir. İstisnai durumlarda bu sürenin uzatılması veya ilgili kişinin TFF yetki alanından çıkması halinde yaptırımın ertelenmesi mümkündür. 

(3) Erteleme süresi içerisinde, ihlalin tekerrürü halinde, yetkili kurul, kural olarak, asıl yaptırımın uygulanmasına hükmeder. Bu yaptırıma ikinci ihlal için öngörülen yaptırım eklenir."

Bu düzenlemeler kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Etik Kurulu raporunun medyaya yansıyan bölümlerinde, kurulun fiilleri teşebbüs aşamasında nitelendirdiği görüldü. Teşebbüsün yönetim kurulları tarafından bilinmemesi de ayrıca belirtildi. TFF, bu manevra ile bütün fiilleri teşebbüs olarak kabul edip kulüplere ceza vermemeyi planlıyor. Kişilere ve kulüplere ceza verilmesi durumunda ise cezalar en az bir yıl ertelenecek. TFF'nin ise şikecileri korumak için elinden geleni yapması ve erteleme kararlarının da bu amaca uygun şekilde vermesi bekleniyor.

Bursaspor, Galatasaray ve Trabzonspor Futbol Disiplin Talimatı'nın 58'inci maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105'inci maddenin eklenmesine ilişkin TFF Yönetim Kurulu'nun 29.04.2012 tarihli ve 7 sayılı toplantısında aldığı kararın iptali için TFF Tahkim Kurulu'na başvurdu.

TFF Tahkim Kurulu ise kulüplerin taleplerini reddetti. Kurul, söz konusu kararı şu şekilde açıkladı:

"TFF Yönetim Kurulu'nca 5894 sayılı TFF Kanunu'nun 3. maddesi ve TFF Statüsü'nün 35/i maddesi uyarınca münhasıran sahip olduğu düzenleme yapma yetkisi uyarınca Futbol Disiplin Talimatının 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105. maddenin eklenmesine dair düzenlemenin, TFF Kanununa ve Statüsüne, UEFA ve FIFA düzenlemelerine aykırı olmadığı anlaşıldığından, başvurunun oybirliğiyle reddine (...) karar verilmiştir."

3 kulübün Internet sitesinde, söz konusu iptal talebinin gerekçeleri açıklanmadı. 58'inci ve 105'inci maddelerin hangi maddelere aykırı olduğu sebepleriyle belirtilmedi. Tahkim Kurulu da soyut ifadelerle itirazları geçiştirdi. Tahkim Kurulu, iki maddenin FIFA ve UEFA mevzuatına uygunluğunu gerekçeleriyle ispatlamalıydı. Kamuoyundaki itirazlar ancak bu şekilde dindirilebilirdi.

Peki 58'inci ve 105'inci maddeler FIFA ve UEFA talimatlarına uygun mu?

Aslında şu soruların cevapları aranmalıdır: Bu maddelerin illa FIFA ve UEFAdüzenlemelerine uygun olması gerekir mi? Hangi  düzenlemeler dikkate alınmalıdır? Avrupa federasyonları şikeyi nasıl cezalandırıyor? Türkiye'de büyük bir şike problemi olduğu ortaya çıktığına göre, TFF şikeyi nasıl cezalandırmalıdır?

Ulusal futbol federasyonları FIFA ve UEFA mevzuatını dikkate almalıdır. Ancak bu konuda mutlak birlik aranmamaktadır. TFF, her ay mevzuatını değiştirmektedir. Bu değişikliklerin sebebi UEFA ve FIFA'nın mevzuatının değişmesi değildir. TFF, işine geldiği şekilde düzenlemeler getirmektedir. Her değişiklik ise "FIFA ve UEFA talimatlarına uyum sağlanması" olarak gerekçelendirilmektedir. Bu gerekçeler doğru değildir. Ulusal federasyonlar, FIFA ve UEFA'nın mevzuatında belirtilen temel ilkeleri nazara alarak kendi düzenlemelerini oluşturmaktadır. Ulusal federasyonların birçok konuda takdir yetkisi bulunmaktadır.

TFF, "saha kapatma" yerine "maçların kadın ve çocuk seyircilere açılması" uygulamasını getirmiştir. Bu uygulama FIFA ve UEFA talimatlarına uygun mudur?

Birkaç ay öncesine kadar şike ve teşvik primine yönelik cezaların TFF yönetim kurulu tarafından verileceği öngörülüyordu. Avrupa federasyonlarında yıllardan beri bu  cezalar disiplin kurulları tarafından verilirken, TFF'nin bu yetkiyi yönetim kuruluna vermesinin sebebi neydi? Önceki uygulama UEFA ve FIFA talimatlarına uygun muydu? Neden  TFF bugüne kadar şike ve teşvik primine ceza verme yetkisini yönetim kuruluna verdi? Statü ve talimatlar hazırlanırken FIFA, UEFA düzenlemeleri dikkate alınmamış mıydı? Yabancı federasyonların mevzuatı incelenmemiş miydi?

UEFA disiplin talimatında "maçın bütünlüğünü etkilemesi için kendisi ile temasa geçilmiş olan veya buna yönelik davranışları öğrenen kimselerin durumu bildirmemeleri de şike suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Şikeyi veya teşebbüsü bildirmemenin cezası da hak mahrumiyetidir. Geçen sene bir hakem, bir maçı etkilemesi için kendisilye temasa geçildiğini UEFA'ya bildirmediği için ceza aldı. Peki TFF talimatlarında bu hareket nasıl düzenleniyor? Futbol Disiplin Talimatı'nda bu ihtimal düzenlenmedi. TFF Etik Kurulu Talimatı'nda ise şöyle bir hüküm bulunuyor: "Futbol camiasındaki tüm gerçek ve tüzel kişiler, bu talimatta belirlenen etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi halinde veya hizmetlerini yürütürken bu tür bir eylem veya işlemden haberdar olduklarında durumu yetkililere bildirmek zorundadırlar." Bildirim yapmamanın cezası ise ihlâlin niteliğine göre, uyarma, kınama, huzurda kınama, yazılı ya da görsel medya aracılığı ile kınama veya ihlâlin toplumdaki olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak kişinin konferans vermesi veya engelli sporcularla ilgili organizasyonlara katılması gibi sportif ve eğitici yaptırımlar" olarak düzenlendi.

Görüldüğü üzere, TFF, UEFA ve FIFA talimatlarını olduğu gibi kendi talimatlarına işlemedi.

Peki söz konusu iki madde UEFA ve FIFA düzenlemelerine uygun mudur? Şimdiden söyleyelim: HAYIR!

"Hayır" cevabını verirken bir noktayı özellikle vurgulamak isterim: FIFA ve UEFA düzenlemeleri uyumlu değildir. FIFA düzenlemeleri daha hafiftir. FIFA takdir yetkisini korumak istemiş ve bu amaçla düzenlemelerin ucunu hep açık bırakmıştır.

Önce 58'inci maddeyi inceleyelim.

1) 58'inci madde "müsabaka sonucunu etkileme" fiilini suç olarak düzenliyor. Oysa UEFA  düzenlemelerinde (UEFA Disiplin Talimatı md. 5bis) sadece "müsabakanın sonucu" değil, "müsabakanın bütünlüğü/gidişatı"da dikkate alınıyor. 

UEFA müsabakanın başlangıcından sonuna kadarki bütün süreci de korumak istiyor.

İki düzenleme arasındaki pratik fark nedir?

Bahis oyunlarında sadece maç sonucu üzerine bahis söz konusu değildir. İlk faul, ilk taç atışı, ilk korner, oyunun duracağı dakika, ilk yarı sonucu, golün atılacağı dakika gibi birçok ihtimal bahis oyunlarının konusu olmaktadır. Maçın sonucu ile ilgili olmayan ancak oyunun bütünlüğünü etkileyen bu davranışlar TFF düzenlemeleri uyarınca cezalandırılamayacaktır. Bazı spor hukukçuları ilgili düzenlemenin geniş yorumlanması gerektiğini iddia etseler de, bir ceza hükmünün geniş yorumlanması ve maddede açıkça düzenlenmeyen durumların geniş yorum veya kıyas yoluyla madde kapsamına sokulması hukuka aykırıdır.

58'inci madde, daha başlığı ile UEFA düzenlemeleri ile çelişmektedir. TFF sadece FIFA düzenlemelerini temel almıştır. TFF, sadece "maç sonucu"nu göz önünde tutarak suçun kapsamını dar düzenlemiştir.

2) "Futbolla ilgili özel sıfatı, görevi gereği eriştiği gizli bilgileri kullanarak veya üçüncü kişilere bu bilgileri sağlayarak oyunun bütünlüğüne zarar veren" kişiler cezalandırılmamaktadır.

3) "Kendisine oyunun bütünlüğünü/gidişatını ve/veya sonucunu etkilemesi için temasa geçilmiş bir kimsenın bunu hemen ve iradi olarak TFF'ye bildirmemesi" durumunda cezalandırılacağı öngörülmemiştir. TFF Etik Kurulu Talimatı'ndaki cezalar bu anlamda UEFA düzenlemeleri ile uyumlu değildir.

4) "Oyunun bütünlüğünü ve/veya sonucunu etkileyecek davranışlardan haberdar olmasına rağmen bunu TFF'ye bildirmeyen" kimseler 58. madde uyarınca cezalandırılmamaktadır. UEFA Disiplin Talimatı'nda bu ihtimal de kaleme alınmıştır.

5) 58. maddede müsabaka sonucunun etkilenmesi, teşvik primi verilmesi hareketlerinin tamamlanması ile bunların teşebbüste kalması arasında ayırım yapılmaktadır. Oysa UEFA düzenlemelerinde fiilin tamamlanması ile teşebbüs arasında fark bulunmamaktadır.

UEFA disiplin talimatında, kulüp yöneticilerinin müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmeleri halinde kulübe ceza verilip verilmesi hususunda takdir yetkisi tanınmamıştır.  Kulübe her halükarda ceza verilecektir. Kulüpler, yöneticilerinin hukuka aykırı fiillerinden sorumludur. Objektif sorumluluk söz konusudur (UEFA Disiplin Kodu md. 6). Kulüpler, yöneticilerin ve hatta sporcuların hukuka aykırı fiilleri teşebbüs aşamasında kalsa bile bu davranışlardan sorumlu olacaktır. Futbol Disiplin Talimatı'nın 58. maddesi, teşebbüs açısından ayırım getirip kulüplere ceza verilmesini takdire bırakmakla UEFA talimatıyla çelişmektedir.

6) FIFA Disiplin Kodu'nun 69'uncu maddesi, TFF Futbol Disiplin Talimatı'ndan bir açıdan hafif, bir  açıdan ise ağır hükümler getirmektedir.

FIFA Disiplin Kodu'na göre, bir kulübün oyuncusu veya yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik bir davranışta bulunursa, oyuncu veya yöneticinin bağlı olduğu kulübe de ceza verilebilir. Kulübe ceza verilmesi zorunlu değildir.

Yukarıdaki hüküm TFF Disiplin Talimatı'ndan iki noktada ayrılmaktadır.

a) TFF Disiplin Talimatı'nda, kulüp yöneticisi hukuka veya ahlaka aykırı şekilde müsabaka sonucunu etkiler veya teşvik primi verirse, ilgili kulübe küme düşme cezası verilmesi zorunludur. Oysa FIFA, bu ihtimalde kulübe ceza verilmesini zorunlu kılmamaktadır. İlgili kulübe ceza verilip verilmemesi disiplin kurulunun takdirine bırakılmıştır. Bu açıdan, TFF Futbol Disiplin Talimatı daha serttir.

Bununla birlikte, kulüp yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye veya teşvik primi vermeye teşebbüs etmişse, kulübe ceza verilmesi zorunlu değildir. Talimata göre, disiplin cezaları "uygulanabilir". Diğer deyişle, TFF, FIFA'nın takdir yetkisi tanıyan hükmünü sadece "teşebbüs" için nazara almıştır.

b) TFF Disiplin Talimatı'nda oyuncunun hukuka veya ahlaka aykırı şekilde müsabaka sonucunu etkilemesi durumunda, o oyuncunun bağlı olduğu kulübe ceza verilmemektedir. FIFA Disiplin Kodu'na göre ise, oyuncunun bağlı olduğu kulübe ceza verilebilmesi mümkündür. Disiplin kurulu, takdir yetkisini kullanarak oyuncunun kulübüne ceza verebilecektir.

Görüldüğü üzere, TFF, oyuncuların şikeye bulaşmaları durumunda kulüpleri cezalandırmak istememiştir.

7) TFF'nin şike için öngördüğü cezalar, FIFA mevzuatı ile uyumlu değildir.

FIFA, maç sonucunu etkilemeye yönelik ağır ihlallerde "ödüllerin iadesi"ni de öngörmüştür. TFF Disiplin Talimatı'nın 58'inci maddesinde ise ne fiilin tamamlanması ne de teşebbüs durumunda "ödüllerin iadesi" açıkça öngörülmüştür.

Bununla birlikte, teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe Disiplin Talimatı’nda öngörülen disiplin cezalarının uygulanabileceği öngörülmüştür. Kulüplere verilebilecek disiplin cezaları “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “ihraç”, “transfer yasağı”, “saha kapatma”, “seyircisiz oynama”, “hükmen mağlubiyet”, “puan indirme”, “bir alt lige düşürme”dir.

Talimatta ayrıca “disiplin ihlalinin özelliklerine göre, öngörülen cezaya ilaveten ödüllerin iadesi veya para cezası verilebileceği” öngörülmüştür.

Şike ve teşvik primi için en uygun cezalar “bir alt lige düşürme” ve “puan indirme” olacaktır. “Ödüllerin iadesi” ve “para cezası” da ikame ceza olarak eklenebilecektir.

Kanımca, “ödüllerin iadesi” cezası, müsabakanın sonucunu etkileme suçu açısından kesinlikle uygulanmalıdır. Talimatın 58’inci maddesine “ağır ihlal halinde ayrıca ödüllerin iade edileceği” hükmü eklenmelidir.

Disiplin Talimatı'nı kaleme alan hukukçular müsabaka sonucunu hukuka veya ahlaka aykırı etkileme ve teşvik primi verilmesi fiillerinde "ağır ihlal"in sonuçlarını öngörmemişler. Bununla birlikte fiilin teşebbüs aşamasında kalması açısından garip bir ifade yaratmışlar: Ağır teşebbüs!

58'inci maddenin ikinci fıkrasının b) bendinde aşağıdaki ifade zafiyeti karşımıza çıkıyor:

"Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir."

İkinci fıkra sadece teşebbüs kurumunu düzenlemektedir. "Ağır ihlal" ifadesi ile teşebbüsün ağır olması ifade edilmiştir.

Ceza hukukunda "hafif teşebbüs-ağır teşebbüs" ayırımı yoktur. "Tam teşebbüs" - "Eksik teşebbüs" vardır. TFF hukukçuları teşebbüsün özel bir hali olarak "ağır teşebbüs" kavramını yaratmış ve "ağır teşebbüs" için bahis örneğini vermişlerdir. İlgili hükme göre, "eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir".

Disiplin Talimatı'nın bu hükmü ceza hukuku uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. TFF'nin hukukçuları icat ettikleri kavramın temelini, Türk hukuku ve karşılaştırmalı hukuktaki yerini bilgi yazıları ya da makalelerle kamuoyuna anlatmalıdırlar.

8) Teşvik primi ise sadece aktif rol alan, teşvik primini veren için suç olarak kabul edilmiştir. "Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır" ifadesi dar yorumlanmalıdır.

UEFA ve FIFA düzenlemelerinde yer alan "müsabakanın bütünlüğüne/gidişatını etkileme" ifadesinin içine "teşvik primi" sokulabilir mi? Bu tartışmalıdır. Birçok hukukçu teşvik priminin suç olmaması gerektiğini, zira sporcunun her zaman terinin son damlasına kadar mücadele edeceğini; bu mücadele için ayrıca menfaat teklif etmenin ahlaka aykırı olmadığını iddia etmektedir.

Bu romantik yaklaşım spor ahlakı ile çelişmektedir.

Teşvik primini farklı bir açıdan değerlendirebiliriz. Sahada mücadele etmesi gereken bir sporcu, özellikle bu faaliyetinden ekmek yiyen profesyonel sporcu, işini yapmak için üçüncü kişilerden menfaat temin ediyorsa, bu davranış spor ahlakına aykırıdır.

Ne yazık ki TFF teşvik primini sadece "menfaati sağlayan" açısından suç olarak düzenlemiş; sporcuyu 58'inci madde kapsamında cezalandırmamayı tercih etmiştir. Bu düzenleme ile sporcu teşvik primi sebebiyle ceza almayacaktır. Belki sporcuya "sportmenliğe aykırı fiil" kapsamında ceza verilebilecektir.

Kanımca, teşvik priminin sadece "menfaat sağlayan" açısından suç olarak öngörülmesi FIFA ve UEFA düzenlemelerine aykırıdır.

9) 58'inci maddede hakemler açısından özel düzenleme getirilmiştir. Teşebbüs halinde ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verileceği öngörülmüşken; müsabakayı etkilemeye teşebbüs eden hakeme sürekli hak mahrumiyeti verilecektir.

FIFA ve UEFA düzenlemelerinde bu şekilde bir ayırım getirilmemiştir. Teşebbüs açısından hakemlerin daha sert cezalandırılmasının haklı gerekçesi yoktur. Hakem ve sporcular şike olaylarında genelde mağdur durumdadır. Onları etkilemeye teşebbüs eden aktörler kulüp yöneticileri ya da mafya, organize suç örgütü üyeleridir.

58'inci maddede teşebbüsün tüm aktörler açısından eşit düzenlenmesi gerekir. Bununla birlikte, birileri daha ağır cezalandırılacaksa, sadece hakemlerle yetinilmemeli; görevi gereği birçok maçı etkileyebilecek güce sahip olan kulüp ve federasyon yöneticileri de ağır yaptırımlarla yüzleşmelidir.

10) Yukarıda da belirtildiği gibi, teşebbüs halinde ilgililere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men ve hak mahrumiyeti cezası verilmektedir.

Peki ya federasyon yetkilileri şike ve teşvik primi vermeye teşebbüs ederlerse? Talimata göre, bu yöneticilere sadece 1 yıldan 3 yıla kadar hak mahrumiyeti cezası verilebilir. Kanımızca, futbolu yöneten, futbolun değerlerini korumakla görevli federasyon yöneticilerinin şike ve teşvik primine teşebbüs etmeleri durumunda onlara sürekli hak mahrumiyeti cezası verilmelidir.

Kulüp yöneticileri, ilgili oldukları kulüplerin menfaatlerini korumak için şike ve teşvik primine başvurmaktan kaçınmayabilirler. Onların kulüplerle organik bağları vardır. Ancak federasyon yöneticilerinin kulüplerle bu tür bağlarının olmaması gerekir. Bu yöneticilerin lig veya kupa maçlarında bir kulüp lehine şike ve teşvik primine teşebbüs etmeleri asla kabul edilemez.

Federasyon yöneticilerinin şike ve teşvik primine başvurmaları iki ihtimalde federasyon yararına olabilir.

- Kulüplerin Avrupa Kupası maçlarında alacağı iyi sonuçlar ülke puanını etkilemekte; ileriki yıllarda kulüplerin doğrudan Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Ligi'ne katılmalarını sağlamakta veya daha çok kulübün Avrupa Kupaları'na katılmasının önünü açmaktadır.

- Türk milli takımının başarılı olması da federasyona sportif ve maddi menfaatler sağlayacaktır.

Her ne olursa olsun, federasyon yöneticilerinin futbolun temel değerlerine, spor ahlakına uygun hareket etmeleri beklenir. Federasyon yöneticileri, şike veya teşvik primi vermeye teşebbüsten ötürü sürekli hak mahrumiyeti ile cezalandırılmalıdır.

Bugün TFF, kulüp temsilcilerinin oluşturduğu kurullar aracılığıyla yönetilmektedir. İlerleyen günlerde bu yönetici ve kurul üyelerinin, ilgili oldukları kulüplerin menfaatine hareket edeceklerini öngörmek hiç zor değildir.

Gelelim 105'inci maddeye...

105’inci maddeyi hatırlatalım:


"YAPTIRIMIN ERTELENMESİ 

(1) Aşağıda belirtilenler haricindeki disiplin yaptırımları ertelenebilir: 
a) uyarı, 
b) kınama, 
c) hak mahrumiyeti. 

(2) Yaptırımın uygulanması en az bir yıl en fazla beş yıl süreyle ertelenebilir. İstisnai durumlarda bu sürenin uzatılması veya ilgili kişinin TFF yetki alanından çıkması halinde yaptırımın ertelenmesi mümkündür. 

(3) Erteleme süresi içerisinde, ihlalin tekerrürü halinde, yetkili kurul, kural olarak, asıl yaptırımın uygulanmasına hükmeder. Bu yaptırıma ikinci ihlal için öngörülen yaptırım eklenir."

105’inci madde uyarınca, bir kulübe verilen ceza her zaman ertelenebilir. Zira ertelenmesi mümkün olmayan “uyarı”, “kınama” ve “hak mahrumiyeti” cezaları sadece gerçek kişilere verilebilen cezalardır. Kulüplere verilebilen “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “ihraç”, “transfer yasağı”, “saha kapatma”, “seyircisiz oynama”, “hükmen mağlubiyet”, “puan indirme”, “bir alt lige düşürme” cezaları Talimat uyarınca ertelenebilecektir.

Futbol Disiplin Talimatı'nın 105'inci maddesi, UEFA Disiplin Talimatı ile uyumludur ancak FIFA Disiplin Talimatı’ndan da farklıdır.

Futbol Disiplin Talimatı’nın 105’inci maddesi, UEFA Disiplin Talimatı’nın 15bis maddesinden aynen alınmıştır.

FIFA Disiplin Talimatı ise daha kapsamlı hükümler getirmiştir.

FIFA Disiplin Talimatı md. 33/f. 1 uyarınca aşağıdaki cezalar ertelenebilir:

-     Müsabakadan men,
-     Soyunma odası ve yedek kulübesine giriş yasağı,
-     Futbolla ilgili herhangi bir faaliyete katılmaktan men,
-     Seyircisiz oynama,
-    Tarafsız sahada oynama,
-     Belli stadyumda oynama yasağı...

Yukarıda belirtilen cezalar dışında kalan “uyarı”, “kınama”, “stadyum yasağı”, “para cezası”, “transfer yasağı”, “maç sonucunun iptali”, “puan silme”, “alt lige düşürme”, “hükmen mağlubiyet”, “maç tekrarı” cezaları ertelenemeyecektir.

FIFA Disiplin Talimatı’na göre kulüplere verilebilecek “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “transfer yasağı”, “puan silme”, “alt lige düşürme”, “hükmen mağlubiyet”, “maç tekrarı” cezaları ertelenememektedir.

TFF Disiplin Talimatı’nda ise sadece “uyarı”, “kınama” ve “hak mahrumiyeti” cezaları ertelenememektedir. Bu cezalar ise sadece gerçek kişilere verilebilmektedir. Kulüplere verilebilecek cezalar ertelenebilmektedir.

Görüldüğü üzere, TFF, kulüpleri korumak amacıyla sadece yaptırımların ertelenmesine yönelik hükmü sadece UEFA düzenlemelerini dikkate alarak kaleme almış; FIFA’nın kulüplere verilen birçok cezanın ertelenmesini engelleyen hükmünü görmezden gelmiştir.

Ayrıca bir hususa dikkat çekmek gerekir:  TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın 18 ila 35’inci maddeleri arasında öngörülen disiplin cezaları arasında, yukarıda FIFA Disiplin Talimatı’nda ertelenebilecek cezalar içinde sayılan “tarafsız sahada oynama” cezası ve “belli stadyumda oynama yasağı” bulunmamaktadır. Talimat, bu yönden eksiktir.

Sonuç olarak, "yaptırımların ertelenmesi" hükmü UEFA talimatına uygun olmakla birlikte, FIFA talimatına aykırıdır.

105’inci madde UEFA talimatına uygun olsa bile kamuoyunun tepkisi de anlayışla karşılanmalıdır.

UEFA, kendi organizasyonlarında şikeye göz açtırmıyor ve çok sert cezalar veriyor. Bu cezaları da istisnasız uyguluyor. TFF ise kulüplere ceza vermemek için talimatlarını değiştiriyor; kulüplerin ceza almaması için yöneticilerin fiillerinin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul ettirmek için "sahaya yansıma" gibi dünyada örneği olmayan bir kriter getirmekten kaçınmıyor. TFF, 10 aydan beri kulüpleri korumak için her türlü hukuka aykırılığa imza attı. "Yaptırımların ertelenmesi" hükmü de şikeye karışan kulüpleri korumak için getirildi. UEFA talimatında yıllardan beri var olan "yaptırımların ertelenmesi" hükmünün şike soruşturmasının sona ermesine yakın apar topar mevzuata eklenmesinin başka açıklaması yok. TFF, bu hükmün varlığını iki hafta önce öğrenmiş olamaz.

TFF, Türkiye'de şikenin büyük bir sorun olduğunu biliyordu. TBMM Meclis Araştırma Komisyonu raporu da bu soruna dikkat çekmişti. TFF, 2011 yılının başında 6222 sayılı Kanun haline gelecek kanun taslağını hazırladı. TFF, şikeye ağır ceza verilmesini istiyordu. Bir senede ne değişti? TFF, kendi hazırladığı taslakla tamamen çelişen bir talimat değişikliği yaptı. 6222 sayılı Kanun'da şike ve teşvik primi ağır cezalandırılırken; teşebbüs hali suçun tamamlanması ile aynı hükümlere tabi tutulmuşken TFF'nin mimarı olduğu yasadan çok farklı talimat hükümleri getirmesinin sebepleri nasıl açıklanabilir?

TFF kendisiyle çelişmektedir. Kanun taslağını hazırlarken cezaların çok sert olması gerektiğini ifade eden, karşılaştırmalı hukuktan örnekler veren, Avrupa Konseyi'nde bu cezaları savunan TFF gitmiş; şikecilerin avukatlığına soyunan, şikenin önünü açan TFF gelmiştir.

TFF yöneticileri şike ve teşvik primi sebebiyle kulüplere hala küme düşme cezası verildiğini, şikenin serbest bırakılmadığını iddia ediyorlar. Oysa Etik Kurulu raporunda bütün fiillerin teşebbüs kapsamına sokulduğu görülüyor. Kurul raporunda bir yöneticinin davranışının kulübün yönetim kurulu tarafından bilinmediği, sahada şikenin anlaşılmadığı (şikenin sahaya yansımadığı) gerekçeleriyle kulüpler kurtarılmaya çalışılıyor.

TFF, şikecileri kurtarmak için yoğun çaba harcarken, kulüplerin menfaatine uygun talimat değişiklikleri elbette şüpheyle karşılanacaktır.

Kısacası, TFF'nin Futbol Disiplin Talimatı'nda yaptığı değişiklikler UEFA ve FIFA mevzuatı ile uyumlu değildir. TFF, her iki derneğin talimatlarından işine gelen hükümleri almıştır. Teşebbüsün ayrı değerlendirilmesi, teşebbüs halinde kulüplere ceza verilmesinin takdire bırakılması, "ağır teşebbüs" gibi bir kavramın yaratılması, "ağır teşebbüs" halinde bile kulüplere otomatik küme düşme cezası verilmemesi, şikeye veya teşvik primi vermeye teşebbüs eden kimselere az ceza verilmesi, teşvik primi kabul eden sporcuya 58. madde kapsamında ceza verilmemesi, ağır ihlal hallerinde "ödüllerin geri alınması" cezasının öngörülmemesi başlıca aykırılıklardır.

Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Şikeye Savaş Açtı

2011 yılı Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin şikeye savaş açtığı yıl olarak kabul edilebilir. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'nin kabul ettiği tavsiye kararları ve şike ile mücadele politikasının belirlenmesi için yaptığı çalışmalar Avrupa devletlerinin şikeyi, özellikle bahis kaynaklı şikeyi büyük tehlike olarak gördüklerini gösteriyor.

Şike ile ilgili tavsiye kararları, raporlar, toplantı sonuç bildirgeleri devlerin ve spor federasyonlarının şike ile mücadelede aktif rol almaları gerektiğini belirtiyor. Spor federasyonları şikeyi önlemek için yoğun çalışmalar yapmalı! Devletle ortak politikalar oluşturmalı! Özellikle emniyet güçleri, yargı ile birlikte hareket etmeli! En önemlisi ise, şikeye sıfır tolerans göstermeli! Şikeye bulaşan kişiler spor dünyasından uzaklaştırılmalı!

TFF, UEFA ve FIFA'nın şikeyle mücadele için uluslararası örgütlerle işbirliği yaptığını biliyor. TFF, UEFA'nın Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği ile ortak politikalar üretme yolunda önemli adımlar attığının farkında. TFF, yürürlükteki mevzuatın yanında bu gelişmeleri de gözden kaçırmaması gerekirdi.

TFF, UEFA ve FIFA'nın düzenlemeleri dışında üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi'nin şike ile ilgili çalışmalarını, önerilerini, kararlarını dikkate alarak talimatlarını düzenlemeli; Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu da Avrupa nezdinde kabul edilen politika, yabancı federayonların mevzuatı uyarınca düzenlenen hükümler uyarınca karar vermeliydi.

TFF, son talimat değişiklikleri ile kamuoyunun vicdanını derinden yaraladı. Toplum tepki gösteriyor. Uluslararası basın da gelişmeleri şüpheyle izliyor. Avrupa Konseyi bünyesinde şike ile ilgili toplantılarda TFF ve TBMM'nin şikeye karşı yaklaşımı şiddetle eleştiriliyor.

Her ne kadar Türk spor medyası şike soruşturmasının amacından sapması ve kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesi için çaba harcasa da, toplumun "adalet" duygusu zedelendi. Kulüplerini koruma refleksi ile olmadık tepkiler gösterenler bile kulüplerinin şikeye bulaşmadığını söyleyemiyorlar. Kulüp yöneticileri şikeyi reddedemiyorlar. Yöneticiler şikeye teşebbüsü ikrar ediyorlar ama bunu olağan kabul ediyor; topluma teşebbüsü bu yönde ikna etmeye çalışıyorlar.

Son talimat değişiklikleri, futbolun en kirli aktörleri olan kulüpleri dokunulmaz kıldı. Her fiil teşebbüs olarak nitelendirildikçe futbol ailesinin kirli kulüplerden kurtulması mümkün olmayacak. Süper Lig kulüplerinin önemli bölümü ise sadece maddi kaygılarla bu kirliliğe onay verecek. Taraftarlar "ama onlar da yaptı" diyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışacaklar. Olan, temiz spor rüyası görenlere olacak!