TFF yönetim kurulunun çirkin ve kötü tezahüratla ilgili talimat değişikliğinden sonra PFDK'da birçok maç hakkında oyçokluğu ile ilgili kararlar alınmaya başlandı.
Çirkin ve kötü tezahüratın tekrar edildiğine dair kararların hepsi oyçokluğu ile alındı. Muhalefet oyu veren üyelerin "yeni suç ihdası" gerekçesiyle cezaların baştan verilmesi gerektiğini benimsedikleri iddia ediliyor. Tahkim Kurulu da bugün bu gerekçeyi benimsediği bir karar verdi. PFDK, Şanlıurfa Spor'a üçüncü ihlal sebebiyle bir resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası vermişti.Tahkim Kurulu, Futbol Disiplin Talimatı'nın değiştiğini; ilgili ihlalin mevzuat değişikliğinden sonraki ilk ihlal olduğunu, cezanın da ilk ihlale uygun verilmesi gerektiğini açıkladı.
PFDK'nın Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Kayserispor, Trabzonspor, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Manisaspor, Adanaspor, Gaziosmanpaşa Spor Kulübü, Eyüpspor kulüpleri hakkında verdiği kararlar çok büyük ihtimalle Tahkim Kurulu tarafından bozulacak. Bu kulüpler sıfırdan, yeni ceza alacak.
Tahkim Kurulu'na katılmak mümkün değil. Daha önce çirkin ve kötü tezahürattan ötürü ceza alan; hatta bunu alışkanlık haline getiren kulüpler affedilmiş oluyor. Çirkin ve kötü tezahürat yasağına dördüncü kez aykırı davranılması halinde ilgili kulübe "seyircisiz maç oynama" ve para cezası verilmeye başlanıyor. Yedinci ihlalle birlikte, artık her ihlalde "iki maç seyircisiz maç oynama" cezası verilmesi gerekiyor.
Özellikle büyük kulüpler talimat değişikliğine kadar üç veya dört kez ceza aldı. Talimatta "süreklilik" şartının kaldırılması önceki ihlalleri ortadan kaldırmıyor. Yeni ihlallerin eklenmesi gerekiyor. Ancak Tahkim Kurulu, önceki ihlalleri adeta affetti. Bütün kulüplerin cezaları sıfırlandı. Seyircisi centilmen olan veya seyircilerini doğru yöneten/yönlendiren kulüplere haksızlık yapıldı.
Tahkim Kurulu, bu kararıyla stadyumda küfüre karşı mücadelenin aksak başlamasına sebep oldu. Büyük kulüpler korunmak istenirken, küfürün önü açıldı. Küfürbaz tribünler ödüllendirildi. Kulüplerin bu konuda önlem almak için çalışmalarına gerek kalmadı. Her şey sil baştan başladı.
TFF yönetim kurulu 21.01.2014 tarih ve 37 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Disiplin Talimatı'nın 52. maddesinin 1. fıkrasında değişikliğe gitti.
Değiştirilen hüküm şöyle oldu:
"MADDE 52 - ÇİRKİN ve KÖTÜ TEZAHÜRAT
(1) Stadyumlarda topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."
Talimat değişikliğinin ardından önce Fenerbahçe talimat değişikliğine itiraz etti. Tahkim Kurulu, itirazı reddetti.
Tahkim Kurulu bugün de Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor'un söz konusu değişikliğe yönelik itirazlarını reddetti.
Kulüplerin hangi gerekçeyle değişikliğe itiraz ettiklerini bilmiyoruz. Sadece Galatasaray yöneticisi Sedat Doğan'ın garip gerekçelerini duyduk.
Sedat Doğan, UEFA'ya da itiraz etti mi? "Irkçılığa karşı 0 tolerans" politikasını da "ırkçılık Avrupa'da yerleşmiş bir olgudur. Bütün ülkenin yükünü kulüplerin üstüne yıkamazsın" diyebilir miydi?
Milliyet gazetesinde yer alan habere göre, Disiplin Talimatı'nın değişmesinin ardından, Fenerbahçe cezaların sıfırlanması gerektiğini savunmuş. PFDK'nın iki üyesi de bu savunmanın ciddiye alınması gerektiğini ileri sürerek karşıoy kullanmış.
Cezaların sıfırlanması söz konusu olamaz. Bu af teşkil eder. TFF'nin suçları affetme yetkisi yoktur.
PFDK'nın karşıoy kullanan üyeleri kim? Fenerbahçe ile organik bağları var mı? Kulübün üyeleri mi?
Neden PFDK gerekçeleri paylaşmıyor? Neden TFF kulüplerin ve medyanın manipülasyon yapmasına, kamuoyu ile kedi fare ile oynar gibi oynamasına izin veriyor?
PFDK ve Tahkim Kurulu kararlarında sevk gerektiren davranışları görmemiz gerekiyor. Kurulların hukuki tartışmalarını ve kararların gerekçelerini okumamız şart.
TFF, tartışmaların odağında olmaktan, futbolun her gün tartışılmasından memnun olabilir. Ancak toplumda ayrışmalara sebep veren, adalet duygusunu yaralayan kararlar şiddeti körüklüyor. Her kesim, kendi çıkarına göre yorum yapıyor. Gerekçeleri bilmeyen hukukçuların çoğu niyet okumakla yetiniyor.
TFF, kamu hizmeti yapmaktadır. Anayasa uyarınca Tahkim Kurulu kararlarına karşı devlet yargısına başvurulamamaktadır. Adeta alternatif yargı sistemi yaratılmıştır. Bu sistemle gurur duyanlar, yargı makamı olmanın gerekliliğini yerine getirmeli; Anayasa, HMK ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde öngörülen temel ilkeleri kararlarına yansıtmalıdırlar. "Gerekçeli karar" bu gerekliliklerden biridir.
PFDK'nın Fenerbahçe'ye saha kapama cezası vermesinin ardından, PFDK'daki tartışmalar gün yüzüne çıkmaya başladı.
Milliyet gazetesinde yayınlanan iddialar doğru ise, gelecek günlerde gözlemcilerin özellikle büyük kulüplerin maçlarında yalan raporlar yazacaklarını şimdiden görebiliyoruz.
Milliyet'te ilginç bir ayrıntı var. Habere göre, "'Mustafa Kemal’in Askerleriyiz' sloganlarının raporda yer almadığı, Başbakan aleyhine atılan sloganların ise topluluk arz etmediği ifade edildi. Bu yüzden bu sloganlardan dolayı herhangi bir yaptırım uygulanmadı."
İnanılır gibi değil.
Görüntüleri izleyelim.
Önceki yazımda Tahkim Kurulu'nun saha kapama cezası verilmesini gerektiren söz ve davranışları açık açık yazması gerektiğini belirtmiştim. Milliyet gazetesindeki iddiaları okuduktan sonra Tahkim Kurulu'nun büyük sorumluluk altına girdiğini düşünüyorum. "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" tezahüratının raporda yer almaması normal. Bu çirkin ve kötü tezahürat değil. Neden haber olduğunu anlamadım. "Hırsız Tayyip Erdoğan" tezahüratının temsilci raporlarında yer almaması kabul edilemez. Neredeyse bütün stadyumun katıldığı tezahürat raporda nasıl yer almaz? Gözlemciler maçı Digitürk'ten izlemiş ve Digitürk sesi kıstığı için tezahüratı duymamışlarsa daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız.
Gözlemci raporları Milliyet gazetesinde belirtildiği gibi kaleme alındıysa, gerçeğe aykırı rapor hazırlayan temsilciler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerekir.
Fenerbahçe - Torku Konyaspor maçı esnasında yapılan tezahüratların ardından Fenerbahçe TFF ve PFDK'yı hedef aldı.
Fenerbahçe, maçtan önce taraftarlarını talimat değişikliği hakkında uyarmış; taraftarlardan stadyumda bulundukları süre zarfında hakaret içeren ve taciz edici tezahürattan uzak durmalarını rica etmişti.
Maçın ardından 7 Fenerbahçe taraftarı gözaltına alındı ve bu taraftarlara bir sene boyunca spor alanlarından men cezası verildi. Fenerbahçe bu cezaları kınadı ve uygulamanın demokrasi ile bağdaşmadığını iddia etti.
PFDK ise Fenerbahçe'ye kötü tezahürattan ötürü bir maç saha kapama ve 150.000 TL para cezası verdi. Fenerbahçe bu cezayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve Tahkim Kurulu'na başvuracağını açıkladı.
Medyada Fenerbahçe'nin "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" tezahüratı ve Gezi Olayları'nı temel alan protestolar nedeniyle cezalandırıldığı iddia edildi.
Bir kesim ise "Hırsız Tayyip Erdoğan" tezahüratının ve Galatasaray aleyhine yapıldığını iddia ettikleri küfürlü tezahüratların cezaya sebep verdiğini ileri sürdü.
Bu iddialardan hangisi doğru? Demokratik protesto eylemi mi cezalandırıldı yoksa gerçekten kötü ve çirkin tezahürat mı söz konusu? PFDK hangi söz ve davranışları çirkin ve kötü tezahürat olarak nitelendirdi?
PFDK'nın kararına bakınca hiçbir gerekçe göremiyoruz.
PFDK'nın kararı şöyle: "FENERBAHÇE A.Ş.'nin, 27.01.2014 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş. - TORKU KONYASPOR Spor Toto Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA ve 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)"
Taraftarlar hangi sözleriyle çirkin ve kötü tezahürata imza attılar? Cevap yok. Karar oyçokluğu ile verilmiş. Oy dağılımı nedir? Kurulda nasıl bir tartışma gerçekleşti? Neden çoğunluk disiplin suçunun gerçekleştiğine kanaat getirdi? Hangi sözleri nasıl değerlendirdiler? Karşıoy sahiplerinin görüşleri nedir? Neden ilgili sözleri kapsam dışında tuttular? Bu soruların da cevapları yok.
Bir konuya açıklık getirmek gerekiyor.
PFDK, çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle ceza verirken, bu suçu oluşturan söz ve davranışları açıkça kaleme almalıdır. Hakem ve temsilci raporlarında yer alan ifadeleri kararlarında kullanmalıdır. Kamuoyu hangi tezahüratların cezalandırıldığını öğrenebilmelidir.
TFF'nin yeni PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri gerekçesiz karar yazmayı alışkanlık haline getirdiler. Hiçbir kararın detayını göremiyoruz. Hukuki gerekçelerini değerlendiremiyoruz.
"Kamuoyuna tam kararı vermek zorunda değiliz. Özetle yetiniyoruz" diyebilirler. Bu mazerete katılmak mümkün değil. Karar makamları olarak, kararlarını gerekçeli yazmak zorundalar. Özellikle Tahkim Kurulu, itiraz mercii olarak muhakkak gerekçelerini göstermek zorundadır. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçesiz karar kabul edilemez. Kamuoyunda gerekçe saklamanın haklı sebebi bulunmamaktadır. Üstelik ilgililere de gerekçesiz kararlar gönderilmektedir. Örneğin, Kasımpaşa yöneticileri Tahkim Kurulu'nun maç tekrarı ile ilgili kararının gerekçesiz olduğunu duyurdular.
Geçmiş dönemlerde gerekçeli kararlara ulaşabiliyorduk. Özellikle Av. Türker Arslan başkanlığında görev yapan Tahkim Kurulu kararları gerekçeli yayınlanıyordu. Hatta bu kurulun kararları iki kitap halinde basılmıştı.
Av. Türker Arslan başkanlığında 19.01.2006-14.02.2008 tarihleri arasında görev yapan Tahkim Kurulu'nun yüzlerce kararı bir kitapta toplandı. Bu kitapta çirkin ve kötü tezahürat teşkil edebilecek davranışlar açık açık kaleme alındı. Bu davranışlar hukuki gerekçeler eşliğinde değerlendirildi. Kriterler açıkça uygulandı. Bazı söylemlerin çirkin ve kötü tezahürat kapsamında değerlendirilemeyeceği bile kabul edildi.
Gerekçeli kararlar sayesinde kamuoyu aydınlatılmış oldu. Kulüpler savunmalarını bu kararları dikkate alarak yaptı. Hatta kararlardan ders alarak taraftarlarını kontrol altına almaya çalışan kulüplere rastlandı.
Kitapta sportmenliğe aykırı davranışlar da aynı şekilde açık açık gösterildi. Özellikle yöneticilerin sportmenliğe aykırı davranış, küfür ve tehdit teşkil eden sözlerinin kararlarda en ince detayına kadar belirtilmesi gerekiyor. Böylece kamuoyu, taraftarlar bu yöneticilerin ne kadar ahlaksız, terbiyesiz olduklarını görebilir. Söz sahipleri utanmasalar bile belki camiaları o kişiler üzerinde baskı kurabilir. Kulüpler kendilerine çekidüzen verebilir.
Aşağıda çirkin ve kötü tezahürat, sportmenliğe aykırı davranış, küfür, tehdit olarak değerlendirilmiş bazı ifadeleri okuyacaksınız. Yöneticiler, taraftarlar o sözleri söylemekten utanmamışlar. Biz de paylaşmaktan utanmıyoruz. Hatta bu ifadelerin açıkça paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz.
Fenerbahçe'nin haksız yere ceza alıp almadığını değerlendirebilmemiz için, PFDK'nın ilgili sözleri açık açık yazması gerekirdi. O tren kaçtı. Şimdi sıra Tahkim Kurulu'nda. "Dosyadaki delillere göre (...)" ifadesi ile yetinmek yerine, tezahüratları tek tek belirtmeleri gerekiyor. Siyaseti kendisine silah yapmış bir kesimin iddialarının gerçek olup olmadığını görmeliyiz.
Eğer Fenerbahçe, siyasi tezahürattan ötürü ceza alırsa, bu cezayı şiddetle eleştiririz. Ancak küfür söz konusu ise, Fenerbahçe Kulübü taraftarları adına kamuoyundan özür dilemelidir.
Fenerbahçe "Hırsız Tayyip Erdoğan" tezahüratı sebebiyle cezalandılmışsa, yeni bir tartışma daha başlayabilir. Bu ifade küfür müdür? Hakaret midir? Yoksa ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı kapsamında mı değerlendirilmelidir? Siyasetçiler bu tür eleştirilere (!) katlanmak zorunda mıdır? Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan biri hakkında "Hırsız" ifadesi kullanılabilir mi? (Kesinleşmiş yargı kararına rağmen, o kişi hakkında toplu halde "hırsız" denilebilir mi?)
PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri artık akıllarına başlarına almalı ve yargıç ciddiyeti ile hareket etmeliler. Gerekçesiz karar yazmaktan vazgeçmeli, hukuki tartışmaları açık şekilde kaleme almalıdırlar.
Kararlar ve karar gerekçeleri yargıçların ve hakemlerin namusudur. TFF kurullarını kararlarına sahip çıkmaya davet ediyorum.
Aşağıda Tahkim Kurulu kararlarından örnekler paylaşacağım. Ağır küfürleri yazmayacağım. Belki PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerine ders olur.
- Y'nin oyuncusuna "senin ağzına s.... Neler yapıyorsun" dediği, futbolcu O'nun teknik direktör Y'ye "sen ne manyak adamsın, ben senin ağzına s..." dediği müsabakanın temsilci raporunda belirtilmiş olup...;
- Dosya içinde yer alan raporunda müsabakanın hakemi C, M'nin, ihraç kararından sonra kendisine dönerek "sıçtın, sıçtın" dediğini açıkça belirtmiştir;
- Birbirini doğrulayan ve tamamlayan Hakem, 4. hakem ve temsilci raporlarından; Futbolcu Y'nin hakemin verdiği penaltı sonrası "nasıl gördün lan ordan has...." demesi üzerine oyundan ihraç edildiği; ihraçtan sonra da "helal olsun sana, baskıyı görünce döndün, yemedi değil mi?" diyerek eylemini sürdürdüğü anlaşıldığından...;
- Beşiktaş asbaşkanı Levent Erdoğan "Benim görüşüme göre teşvik primi etik, ben buna karşı değilim" şeklinde beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir;
- Olay, soyunma odalarından çıkarken F Kulübü yöneticisi M'nin hakeme "şerefsiz, satılmış, tetikçi", "sen emeğimizi çaldın, sen emek hırsızısın", "seni döveceğim, seni buradan çıkarmayacağım, bu stada bir daha giremezsin", "şerefsiz korkuyor musun 2 tokat atacağım, korkma gel" şeklinde hakeret ve tehditte bulunduğu iddiası...;
- Olay F Kulübü Başkanı A'nın müsabaka bitiminde soyunma odalarına girerken hakeme "pozisyonları görüp g...nü dönüyorsun, şerefsiz, bir daha bu stada gelemeyeceksin" diyerek hakaret ettiği, daha sonra soyunma odaları çıkışında "şerefsiz, o FIFA kokartını ellerime söküp g...ne sokacağım, tetikçi, bir daha Avrupa'da maç yönetemeyeceksin" diyerek hakaret ettiği, hakemler araçlarına binerken de "senin hakemliğini bitireceğim, bu sahaya bir daha gelemeyeceksin, düdüğü bırak" şeklinde sözler sarfettiği iddiasından ibarettir;
- Kanal 1 Televizyonunda yayımlanan bir programda B Kulübü Menajeri S, "Futbolda bir tane patron vardır, hakemlerdir. Mafyası da odur, her şeyi de odur... Hakem hatalarından dolayı B Kulübü taraftarı istim üstünde" şeklinde sportmenliğe aykırı hakaret içeren beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir;
- B Kulübü başkanı Y, "B. Camiası çok büyüktür. Yumruğunu indirirse altından kimse kalkamaz. Federasyon ve hakem camiası ayaklarını denk almayıp bunlara devam ederse farklı davranır, gereğini yaparız. Biz komplo olduğunu düşünüyoruz." şeklindeki beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir.
TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe A.Ş.'nin TFF Yönetim Kurulu'nun, 21.01.2014 tarihli ve 37 sayılı toplantısında TFF Futbol Disiplin Talimatı'nda yapmış olduğu değişikliğe karşı itirazı, TFF Yönetim Kurulu kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.
Fenerbahçe A.Ş'nin itiraz ettiği yeni düzenleme, TFF Futbol Disiplin Talimatı'nın 52'nci maddesi idi. Maddenin değiştirilmiş birinci fıkrası şöyle: "(1) Stadyumlarda topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."
Yeni düzenleme ile, çirkin ve kötü tezahuratta süreklilik şartı kaldırıldı. Bu düzenlemeye kadar çirkin ve kötü tezahüratın kulüpler için disiplin suçu teşkil etmesi için "toplu olma" ve "devamlı olma" kriterlerinin gerçekleşmesi aranıyordu.
TFF Tahkim Kurulu, Ankaragücü(K. 2008/45), Beşiktaş (K.2008/2) başta olmak üzere birçok kulübü bu kriterlerle cezalandırmıştı.
Tahkim Kurulu'nun bu kriteri hiç olmayacak şekilde değerlendirdiğine de şahit olmuştuk. Kurul, Beşiktaş ile ilgili bir kararında (K.2007/381), olaylarla bağdaşmayacak şekilde çirkin ve kötü tezahürat için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmişti.
İlgili karar şöyleydi: "Çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle verilen 30.000.-YTL ceza ile ilgili olarak ise Beşiktaş seyircisi tarafından gerçekleştirilen çirkin ve kötü tezahüratın tüm müsabaka boyunca toplam 54 saniye kadar bir sürede gerçekleştiği, bu çirkin ve kötü tezahüratın bir kısmının müsabaka öncesinde gerçekleştiği, tezahüratların bir kısmının 2000 kadar Beşiktaş seyircisince bir kısmının ise 200 kadar Beşiktaş seyircisince gerçekleştirildiği, müsabakayı 55.000 civarında seyircinin izlemesi karşısında olayda çirkin ve kötü tezahüratın sübutu için aranan toplu olma ve devamlılık unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla (Üye Tanju Güvendiren'in olayda çirkin ve kötü tezahüratın unsurlarının mevcut bulunduğu, bu nedenle PFDK kararının onanması gerektiği yönündeki karşı oyu ile) çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle FDT'nın 31/2. maddesi uyarınca verilen 30.000.-YTL para cezasına ilişkin kararın oyçokluğuyla kaldırılmasına,"
Tahkim Kurulu müsabaka öncesi yapılan çirkin ve kötü tezahüratı nazara almadı. 54 saniyeyi "süreklilik" unsuru için yeterli görmedi. Kurul, 2000 taraftarın küfürlerini "toplu tezahürat" olarak kabul etmedi. 55.000 civarında seyircinin bulunduğu bir stadyumda "toplu tezahürat"ın oluşması için kaç bin taraftarın küfretmesi gerekiyordu?
TFF yönetim kurulu "süreklilik" kriterini kaldırarak, PFDK ve Tahkim Kurulu'nun kronometre ile hukuk tayin etmesi saçmalığının önüne geçmiş oldu.
Neden Fenerbahçe bu değişikliğe itiraz etti? Gerekçeleri neydi? Tahkim Kurulu'nun kararında bu gerekçeleri göremiyoruz. Tahkim Kurulu her zaman olduğu gibi, yine taleplerdeki gerekçeleri açıklamadığı gibi, kararını da gerekçesiz yayınladı.
UEFA ve FIFA talimatlarında çirkin ve kötü tezahürat için süreklilik aranmıyor. Özellikle ırkçı tezahuratlarda bunun birçok örneğini gördük. On saniye bile sürmeyen tezahuratlar kulüplerin başını yakıyor. Fenerbahçe'nin talimat değişikliğine karşı çıkma sebeplerini öğrenmek isterdim.
PFDK'nın bu değişikliği gereği gibi uygulayacağından şüpheliyim. Öncelikle hakem ve gözlemcilerin bütün küfürleri raporlarına yazmayacağını biliyorum. Yazılan küfürlerin, çirkin ve kötü tezahüratların nitelendirilmesinde taklalar atılacağından eminim. PFDK çoğu tezahüratı çirkin/kötü tezahürat olarak değerlendirmeyecektir. Değerlendirdi diyelim, Tahkim Kurulu kararları törpüleyecektir. PFDK, çirkin veya kötü tezahürat olarak değerlendirmezse, kimse bu karara itiraz etmeyecektir. Tahkim Kurulu da değerlendirmekten kurtulacaktır.
Kulüplerin çirkin ve kötü tezahürata karşı savaşa karşı çıkması düşündürücüdür. Kulüpler taraftarlarına sahip çıkmak yerine TFF ile savaşa girmemelidir. Lobi faaliyetleri yapmamalıdır. Medyayı kullanmamalıdır. Kulüpler bundan vazgeçmeyeceğine göre, TFF hakemleri, gözlemcileri ve kurulları talimatları kimsenin gözünün yaşına bakmadan uygulamalıdır.
Şike sürecinde ve büyük kulüplerin yöneticileri, oyuncuları hakkında verilen kararları göz önüne alınca TFF'nin yakın zamanda Disiplin Talimatı'nı tekrar değiştireceğini iddia etmek akıl dışı olmaz. Büyük kulüplerin canı yanmaya başladığı anda TFF'ye baskı artacaktır. Kimse o talimatın tekrar değiştirilmesini engelleyemez.
TFF yönetim kurulu 21.01.2014 tarih ve 37 sayılı toplantısında aldığı karar ile Futbol Disiplin Talimatı'nın 52. maddesinin 1. fıkrasında değişikliğe gitti.
Değiştirilen hüküm şöyle:
"MADDE 52 - ÇİRKİN ve KÖTÜ TEZAHÜRAT
(1) Stadyumlarda topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."