1 Şubat 2014 Cumartesi

Çirkin ve Kötü Tezahürat Nedir?

Fenerbahçe - Torku Konyaspor maçı esnasında yapılan tezahüratların ardından Fenerbahçe TFF ve PFDK'yı hedef aldı.

Fenerbahçe, maçtan önce taraftarlarını talimat değişikliği hakkında uyarmış; taraftarlardan stadyumda bulundukları süre zarfında hakaret içeren ve taciz edici tezahürattan uzak durmalarını rica etmişti.

Maçın ardından 7 Fenerbahçe taraftarı gözaltına alındı ve bu taraftarlara bir sene boyunca spor alanlarından men cezası verildi. Fenerbahçe bu cezaları kınadı ve uygulamanın demokrasi ile bağdaşmadığını iddia etti.

PFDK ise Fenerbahçe'ye kötü tezahürattan ötürü bir maç saha kapama ve 150.000 TL para cezası verdi. Fenerbahçe bu cezayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve Tahkim Kurulu'na başvuracağını açıkladı.

Medyada Fenerbahçe'nin "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" tezahüratı ve Gezi Olayları'nı temel alan protestolar nedeniyle cezalandırıldığı iddia edildi.

Bir kesim ise "Hırsız Tayyip Erdoğan" tezahüratının ve Galatasaray aleyhine yapıldığını iddia ettikleri küfürlü tezahüratların cezaya sebep verdiğini ileri sürdü.



Bu iddialardan hangisi doğru? Demokratik protesto eylemi mi cezalandırıldı yoksa gerçekten kötü ve çirkin tezahürat mı söz konusu? PFDK hangi söz ve davranışları çirkin ve kötü tezahürat olarak nitelendirdi?

PFDK'nın kararına bakınca hiçbir gerekçe göremiyoruz.

PFDK'nın kararı şöyle: "FENERBAHÇE A.Ş.'nin, 27.01.2014 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş. - TORKU KONYASPOR Spor Toto Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA ve 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)"

Taraftarlar hangi sözleriyle çirkin ve kötü tezahürata imza attılar? Cevap yok.

Karar oyçokluğu ile verilmiş. Oy dağılımı nedir? Kurulda nasıl bir tartışma gerçekleşti? Neden çoğunluk disiplin suçunun gerçekleştiğine kanaat getirdi? Hangi sözleri nasıl değerlendirdiler? Karşıoy sahiplerinin görüşleri nedir? Neden ilgili sözleri kapsam dışında tuttular? Bu soruların da cevapları yok.


Bir konuya açıklık getirmek gerekiyor.

PFDK, çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle ceza verirken, bu suçu oluşturan söz ve davranışları açıkça kaleme almalıdır. Hakem ve temsilci raporlarında yer alan ifadeleri kararlarında kullanmalıdır. Kamuoyu hangi tezahüratların cezalandırıldığını öğrenebilmelidir.

TFF'nin yeni PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri gerekçesiz karar yazmayı alışkanlık haline getirdiler. Hiçbir kararın detayını göremiyoruz. Hukuki gerekçelerini değerlendiremiyoruz.

"Kamuoyuna tam kararı vermek zorunda değiliz. Özetle yetiniyoruz" diyebilirler. Bu mazerete katılmak mümkün değil. Karar makamları olarak, kararlarını gerekçeli yazmak zorundalar. Özellikle Tahkim Kurulu, itiraz mercii olarak muhakkak gerekçelerini göstermek zorundadır. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçesiz karar kabul edilemez. Kamuoyunda gerekçe saklamanın haklı sebebi bulunmamaktadır. Üstelik ilgililere de gerekçesiz kararlar gönderilmektedir. Örneğin, Kasımpaşa yöneticileri Tahkim Kurulu'nun maç tekrarı ile ilgili kararının gerekçesiz olduğunu duyurdular.

Geçmiş dönemlerde gerekçeli kararlara ulaşabiliyorduk. Özellikle Av. Türker Arslan başkanlığında görev yapan Tahkim Kurulu kararları gerekçeli yayınlanıyordu. Hatta bu kurulun kararları iki kitap halinde basılmıştı.

Av. Türker Arslan başkanlığında 19.01.2006-14.02.2008 tarihleri arasında görev yapan Tahkim Kurulu'nun yüzlerce kararı bir kitapta toplandı. Bu kitapta çirkin ve kötü tezahürat teşkil edebilecek davranışlar açık açık kaleme alındı. Bu davranışlar hukuki gerekçeler eşliğinde değerlendirildi. Kriterler açıkça uygulandı. Bazı söylemlerin çirkin ve kötü tezahürat kapsamında değerlendirilemeyeceği bile kabul edildi.

Gerekçeli kararlar sayesinde kamuoyu aydınlatılmış oldu. Kulüpler savunmalarını bu kararları dikkate alarak yaptı. Hatta kararlardan ders alarak taraftarlarını kontrol altına almaya çalışan kulüplere rastlandı.

Kitapta sportmenliğe aykırı davranışlar da aynı şekilde açık açık gösterildi. 

Özellikle yöneticilerin sportmenliğe aykırı davranış, küfür ve tehdit teşkil eden sözlerinin kararlarda en ince detayına kadar belirtilmesi gerekiyor. Böylece kamuoyu, taraftarlar bu yöneticilerin ne kadar ahlaksız, terbiyesiz olduklarını görebilir. Söz sahipleri utanmasalar bile belki camiaları o kişiler üzerinde baskı kurabilir. Kulüpler kendilerine çekidüzen verebilir.

Aşağıda çirkin ve kötü tezahürat, sportmenliğe aykırı davranış, küfür, tehdit olarak değerlendirilmiş bazı ifadeleri okuyacaksınız. Yöneticiler, taraftarlar o sözleri söylemekten utanmamışlar. Biz de paylaşmaktan utanmıyoruz. Hatta bu ifadelerin açıkça paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz.

Fenerbahçe'nin haksız yere ceza alıp almadığını değerlendirebilmemiz için, PFDK'nın ilgili sözleri açık açık yazması gerekirdi. O tren kaçtı. Şimdi sıra Tahkim Kurulu'nda. "Dosyadaki delillere göre (...)" ifadesi ile yetinmek yerine, tezahüratları tek tek belirtmeleri gerekiyor. Siyaseti kendisine silah yapmış bir kesimin iddialarının gerçek olup olmadığını görmeliyiz.

Eğer Fenerbahçe, siyasi tezahürattan ötürü ceza alırsa, bu cezayı şiddetle eleştiririz. Ancak küfür söz konusu ise, Fenerbahçe Kulübü taraftarları adına kamuoyundan özür dilemelidir.

Fenerbahçe "Hırsız Tayyip Erdoğan" tezahüratı sebebiyle cezalandılmışsa, yeni bir tartışma daha başlayabilir. Bu ifade küfür müdür? Hakaret midir? Yoksa ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı kapsamında mı değerlendirilmelidir? Siyasetçiler bu tür eleştirilere (!) katlanmak zorunda mıdır? Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan biri hakkında "Hırsız" ifadesi kullanılabilir mi? (Kesinleşmiş yargı kararına rağmen, o kişi hakkında toplu halde "hırsız" denilebilir mi?)

PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri artık akıllarına başlarına almalı ve yargıç ciddiyeti ile hareket etmeliler. Gerekçesiz karar yazmaktan vazgeçmeli, hukuki tartışmaları açık şekilde kaleme almalıdırlar.

Kararlar ve karar gerekçeleri yargıçların ve hakemlerin namusudur. TFF kurullarını kararlarına sahip çıkmaya davet ediyorum.

Aşağıda Tahkim Kurulu kararlarından örnekler paylaşacağım. Ağır küfürleri yazmayacağım. Belki PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerine ders olur.

- Y'nin oyuncusuna "senin ağzına s.... Neler yapıyorsun" dediği, futbolcu O'nun teknik direktör Y'ye "sen ne manyak adamsın, ben senin ağzına s..." dediği müsabakanın temsilci raporunda belirtilmiş olup...;

- Dosya içinde yer alan raporunda müsabakanın hakemi C, M'nin, ihraç kararından sonra kendisine dönerek "sıçtın, sıçtın" dediğini açıkça belirtmiştir;

- Birbirini doğrulayan ve tamamlayan Hakem, 4. hakem ve temsilci raporlarından; Futbolcu Y'nin hakemin verdiği penaltı sonrası "nasıl gördün lan ordan has...." demesi üzerine oyundan ihraç edildiği; ihraçtan sonra da "helal olsun sana, baskıyı görünce döndün, yemedi değil mi?" diyerek eylemini sürdürdüğü anlaşıldığından...;

- Beşiktaş asbaşkanı Levent Erdoğan "Benim görüşüme göre teşvik primi etik, ben buna karşı değilim" şeklinde beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir;

- Olay, soyunma odalarından çıkarken F Kulübü yöneticisi M'nin hakeme "şerefsiz, satılmış, tetikçi", "sen emeğimizi çaldın, sen emek hırsızısın", "seni döveceğim, seni buradan çıkarmayacağım, bu stada bir daha giremezsin", "şerefsiz korkuyor musun 2 tokat atacağım, korkma gel" şeklinde hakeret ve tehditte bulunduğu iddiası...;

- Olay F Kulübü Başkanı A'nın müsabaka bitiminde soyunma odalarına girerken hakeme "pozisyonları görüp g...nü dönüyorsun, şerefsiz, bir daha bu stada gelemeyeceksin" diyerek hakaret ettiği, daha sonra soyunma odaları çıkışında "şerefsiz, o FIFA kokartını ellerime söküp g...ne sokacağım, tetikçi, bir daha Avrupa'da maç yönetemeyeceksin" diyerek hakaret ettiği, hakemler araçlarına binerken de "senin hakemliğini bitireceğim, bu sahaya bir daha gelemeyeceksin, düdüğü bırak" şeklinde sözler sarfettiği iddiasından ibarettir;

- Kanal 1 Televizyonunda yayımlanan bir programda B Kulübü Menajeri S, "Futbolda bir tane patron vardır, hakemlerdir. Mafyası da odur, her şeyi de odur... Hakem hatalarından dolayı B Kulübü taraftarı istim üstünde" şeklinde sportmenliğe aykırı hakaret içeren beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir;

- B Kulübü başkanı Y, "B. Camiası çok büyüktür. Yumruğunu indirirse altından kimse kalkamaz. Federasyon ve hakem camiası ayaklarını denk almayıp bunlara devam ederse farklı davranır, gereğini yaparız. Biz komplo olduğunu düşünüyoruz." şeklindeki beyanları sebebiyle PFDK'na sevkedilmiştir.

29 Ocak 2014 Çarşamba

IAAF'ten Yanlış Hesap

IAAF, dün akşam paylaştığı bülten ile aralarında 32 Türk atletin de yer aldığı bir listeyi kamuoyunun bilgisine sunmuştu. O listeyi detaylı biçimde kaleme almıştım.

Ne yazık ki IAAF'in listesi yanlış. Bazı Türk atletlerin cezaları yanlış hesaplanmış. 2015'te sona ermesi gereken cezalar 2013'te bitiyor gibi ilan edilmiş.

İsa CanFatih EryıldırımDilek Esmer, Emel Güngör, Kaan Şencan'ın cezalarının bitiş tarihlerinin düzeltilmesi gerekiyor.

IAAF'in hatalı bildirimi aşağıdaki gibidir.



Tahkim Kurulu, Fenerbahçe'nin İtirazını Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe A.Ş.'nin TFF Yönetim Kurulu'nun, 21.01.2014 tarihli ve 37 sayılı toplantısında TFF Futbol Disiplin Talimatı'nda yapmış olduğu değişikliğe karşı itirazı, TFF Yönetim Kurulu kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.

Fenerbahçe A.Ş'nin itiraz ettiği yeni düzenleme, TFF Futbol Disiplin Talimatı'nın 52'nci maddesi idi. Maddenin değiştirilmiş birinci fıkrası şöyle: "(1) Stadyumlarda  topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır."

Yeni düzenleme ile, çirkin ve kötü tezahuratta süreklilik şartı kaldırıldı. Bu düzenlemeye kadar çirkin ve kötü tezahüratın kulüpler için disiplin suçu teşkil etmesi için "toplu olma" ve "devamlı olma" kriterlerinin gerçekleşmesi aranıyordu.

TFF Tahkim Kurulu, Ankaragücü (K. 2008/45), Beşiktaş (K.2008/2) başta olmak üzere birçok kulübü bu kriterlerle cezalandırmıştı.

Tahkim Kurulu'nun bu kriteri hiç olmayacak şekilde değerlendirdiğine de şahit olmuştuk. Kurul, Beşiktaş ile ilgili bir kararında (K.2007/381), olaylarla bağdaşmayacak şekilde çirkin ve kötü tezahürat için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmişti.

İlgili karar şöyleydi: "Çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle verilen 30.000.-YTL ceza ile ilgili olarak ise Beşiktaş seyircisi tarafından gerçekleştirilen çirkin ve kötü tezahüratın tüm müsabaka boyunca toplam 54 saniye kadar bir sürede gerçekleştiği, bu çirkin ve kötü tezahüratın bir kısmının müsabaka öncesinde gerçekleştiği, tezahüratların bir kısmının 2000 kadar Beşiktaş seyircisince bir kısmının ise 200 kadar Beşiktaş seyircisince gerçekleştirildiği, müsabakayı 55.000 civarında seyircinin izlemesi karşısında olayda çirkin ve kötü tezahüratın sübutu için aranan toplu olma ve devamlılık unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla (Üye Tanju Güvendiren'in olayda çirkin ve kötü tezahüratın unsurlarının mevcut bulunduğu, bu nedenle PFDK kararının onanması gerektiği yönündeki karşı oyu ile) çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle FDT'nın 31/2. maddesi uyarınca verilen 30.000.-YTL para cezasına ilişkin kararın oyçokluğuyla kaldırılmasına,"

Tahkim Kurulu müsabaka öncesi yapılan çirkin ve kötü tezahüratı nazara almadı. 54 saniyeyi "süreklilik" unsuru için yeterli görmedi. Kurul, 2000 taraftarın küfürlerini "toplu tezahürat" olarak kabul etmedi. 55.000 civarında seyircinin bulunduğu bir stadyumda "toplu tezahürat"ın oluşması için kaç bin taraftarın küfretmesi gerekiyordu?

TFF yönetim kurulu "süreklilik" kriterini kaldırarak, PFDK ve Tahkim Kurulu'nun kronometre ile hukuk tayin etmesi saçmalığının önüne geçmiş oldu.

Neden Fenerbahçe bu değişikliğe itiraz etti? Gerekçeleri neydi? Tahkim Kurulu'nun kararında bu gerekçeleri göremiyoruz. Tahkim Kurulu her zaman olduğu gibi, yine taleplerdeki gerekçeleri açıklamadığı gibi, kararını da gerekçesiz yayınladı.

UEFA ve FIFA talimatlarında çirkin ve kötü tezahürat için süreklilik aranmıyor. Özellikle ırkçı tezahuratlarda bunun birçok örneğini gördük. On saniye bile sürmeyen tezahuratlar kulüplerin başını yakıyor. Fenerbahçe'nin talimat değişikliğine karşı çıkma sebeplerini öğrenmek isterdim.

PFDK'nın bu değişikliği gereği gibi uygulayacağından şüpheliyim. Öncelikle hakem ve gözlemcilerin bütün küfürleri raporlarına yazmayacağını biliyorum. Yazılan küfürlerin, çirkin ve kötü tezahüratların nitelendirilmesinde taklalar atılacağından eminim. PFDK çoğu tezahüratı çirkin/kötü tezahürat olarak değerlendirmeyecektir. Değerlendirdi diyelim, Tahkim Kurulu kararları törpüleyecektir. PFDK, çirkin veya kötü tezahürat olarak değerlendirmezse, kimse bu karara itiraz etmeyecektir. Tahkim Kurulu da değerlendirmekten kurtulacaktır.

Kulüplerin çirkin ve kötü tezahürata karşı savaşa karşı çıkması düşündürücüdür. Kulüpler taraftarlarına sahip çıkmak yerine TFF ile savaşa girmemelidir. Lobi faaliyetleri yapmamalıdır. Medyayı kullanmamalıdır. Kulüpler bundan vazgeçmeyeceğine göre, TFF hakemleri, gözlemcileri ve kurulları talimatları kimsenin gözünün yaşına bakmadan uygulamalıdır.

Şike sürecinde ve büyük kulüplerin yöneticileri, oyuncuları hakkında verilen kararları göz önüne alınca TFF'nin yakın zamanda Disiplin Talimatı'nı tekrar değiştireceğini iddia etmek akıl dışı olmaz. Büyük kulüplerin canı yanmaya başladığı anda TFF'ye baskı artacaktır. Kimse o talimatın tekrar değiştirilmesini engelleyemez.

FIFA ve UEFA'nın Muhtemel Yaptırımları

Yargıtay'ın birçok isim için şike sürecini bitiren kararının ardından gözler FIFA ve UEFA'ya çevrildi.

Medya ve sosyal medyada takip ettiğim hukukçular birbiriyle çelişen yorumlar yapıyorlar.

Yargıtay kararından önce "UEFA kulüplere ceza veremez" diyen bazı hukukçular ağız değiştirdiler. Şimdi UEFA'nın küme düşme cezası verebileceğini iddia ediyorlar.

Bazı hukukçular TFF için yeniden yargılama söz konusu olamayacağını, zira Yargıtay kararının yeni delil olmadığını belirtiyorlar.

Bir kesim TFF'ye bile ceza verilemeyeceğini, UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını savunuyor.

Ciddiye almakta zorlandığım tek görüş ise "Türkiye'de yeniden yargılamaya ilişkin kanun değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, Yargıtay kararının bozulacağını ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeni bir sürecin başlayacağını, spor hukukunun da bu sürecin sonunu beklemesi gerektiğini; olası beraat kararlarının ardından spor hukukunda yeniden yargılama yapılması gerektiği"ni iddia ediyor. Bu görüş sahipleri, Türk yargı sistemindeki yolsuzluğun UEFA'nın dikkatinden kaçamayacağını ileri sürüyorlar.

Eminim gözden kaçırdığım görüşler vardır. Hepsini ayrı ayrı değerlendirmem gerekmiyor. Bu yazıda kendi görüşümü paylaşacağım.

Öncelikle, FIFA ve UEFA Türk yargı sistemindeki yozlaşmayla ilgilenmez. UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu ve CAS sadece mahkeme kararını değil, delilleri de dikkate alarak karar verdi. Üstelik Yargıtay tapelerin gerçeği yansıttığını, sanıkların tapelerin içeriğine itiraz etmediklerini hatta sanıkların bazı ses kayıtlarının dinlenmesine karşı çıktıklarını açıkladı. UEFA ve FIFA için tapelerin sahte olmaması, içeriklerine itiraz edilmemesi yeterli. Bu tapelerin nasıl elde edildiğinin hiç önemi yok. Mahkeme kararı olmasaydı bile, tapeler tek başına UEFA için yeterli olacaktı. CAS için de durum aynı. CASAmadou Diakite ve Ahongalu Fusimalohi kararlarında tapeler, temel alarak kararları onadı. CAS, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen tapelerin şike gibi sporun doğasına zarar verecek büyük ihlallerin ispatında önemli delil olduğunu benimsedi. CAS, devlet mahkemeleri için bağlayıcı olan temel ilkelerin özel hukuka tabi tahkim yargılamasında birebir uygulanamayacağını ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin bu görüşü kabul ettiğini örnek içtihatlarla ortaya koydu.

Bu sebeple, şike soruşturmasında elde edilen ses kayıtları ceza yargılamasında hukuka aykırı kabul edilse bile, spor hukukunda kesinlikle nazara alınır. Ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edilmiş olması tek başına spor hukukunda yeniden yargılamayı gerektirmez.

FIFA ve UEFA ne tür cezalar verebilir?

Bazı hukukçular UEFA'nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını; şike, ırkçılık gibi temel değerlere saldırı niteliği taşıyan eylemlerin gereği gibi soruşturulmaması durumunda UEFA'ya ceza verme yetkisi tanıyan yeni hükmün TFF ve yöneticileri şike yapan kulüplere uygulanamayacağını iddia ediyorlar.

CAS, Porto Kararı'nda UEFA talimatında şike ile getirilen yeni hükümlerin geçmişe etkili uygulanabileceğini kabul etti. Her ne kadar Porto, talimat değişikliğinden önce şike yapmış olsa da, UEFA'nın yeni talimatı uygulayarak Porto'yu Avrupa Kupaları'na kabul etmeme yetkisi olduğunu açıkladı. Aynı gerekçeyle, UEFA'nın son talimat değişikliğinin 3 Temmuz sürecine etkili olabileceği kabul edilebilir.

3 Temmuz sürecinde UEFA, şike sürecinin TFF'nin egemenliğinde olduğunu ve TFF'nin iç işleyişine müdahale etmeyeceğini açıklamıştı. Dikkat edilirse, bu açıklamalar talimat değişikliğinden önce yapılmıştı. Talimatın yeni düzenlemeleri UEFA'ya ulusal federasyonların iç işleyişine karışma, hatta federasyon yerine karar verme yetkisi tanıyor.

UEFA ve FIFA öncelikle TFF'ye ceza verebilir. TFF, gereği gibi soruşturma yapmadığı gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulabilir.

TFF'ye hangi cezalar verilebilir?

UEFA ve FIFA'nın kulüplere, federasyonlara verilecek cezalarda geniş takdir yetkisi bulunuyor.

1) Önce, bugüne kadar kimsenin bahsetmediği bir ihtimali tartışmaya açayım.

FIFA Statüsü, FIFA'ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer UEFA ve FIFA, TFF'den Yargıtay kararıyla kesinleşen mahkumiyet kararlarını dikkate alarak ilgili kişi ve kulüplere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA'nın TFF'nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFA, TFF'nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir. FIFA, bu kararı vermeden önce UEFA'ya danışmalıdır.

Yukarıdaki ihtimal Türkiye'de bomba etkisi yapar. Bilindiği üzere, futbol camiası TFF'nin dokunulmaz olduğunu iddia ediyor. Hükümet, Bakanlar, muhalefet partileri de özerkliği dokunulmaz olarak yorumluyor. Her türlü yolsuzluğa imza atanlara müdahale edilemeyeceğini, bu pisliğin TFF'nin iç sorunu olduğunu savunuyor. İsviçre, İngiltere, Fransa, Güney Afrika'da futbol federasyonları hakkında soruşturmalar açıldı. Hatta FIFA bile soruşturuldu. İsviçre mahkemeleri FIFA'nın birkaç yöneticisini cezalandırdı. Hiçbir futbol federasyonu dokunulmaz değil. Türkiye hariç. Anayasa değişikliği ile TFF'nin dokunulmazlığı katmerlendi. Bu da hükümetin ve muhalefet partilerinin ayıbı.

Türkiye'de TFF'ye dokunulamazken, FIFA üye federasyonların yönetimlerine karışabiliyor. Sadece belli bir kararı almaya zorlamakla yetinmeyip, doğrudan yönetimi görevden alıp, karar verecek yeni bir yönetim getirebiliyor.

2) FIFA ve UEFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir.

3) TFF'nin üyeliği askıya alınabilir.

Peki FIFA ve UEFA kulüplere ceza verebilir mi?

UEFA'nın 2013 tarihli talimatı sadece UEFA tarafından düzenlenen maç ve turnuvalarda değil, ayrıca UEFA'nın kuruluş amaçlarından birine esaslı aykırılık hallerinde de uygulama alanı bulacak. Bu yetki ancak üye federasyonların yeterli soruşturmayı yapmaları halinde uygulanamayacak (UEFA Disiplin Talimatı md. 2/IV).

TFF'nin şike sürecini nasıl yönettiğini biliyoruz. Etik Kurulu'nun saçma raporunu, PFDK'nın açıkça hukuka aykırı kararını ve TFF Tahkim Kurulu'nun şikeye 3 maç ceza verdiği kararı unutmadık.

UEFA, TFF yönetim kurulu ve hukuk kurullarının şikeyi örtbas etmek için harcadığı çabanın farkında. UEFA, 2013 tarihli talimatını uygulayarak öncelikle TFF'ye ceza verebilir. Bu talimata dayanarak kulüpleri de cezalandırabilir.

UEFA, kulüplere hangi cezaları verebilir?

Bir hususu unutmamak gerekir. UEFA sadece kendi disiplin talimatında yer alan cezaları verebilir. UEFA'nın küme düşürme yetkisi bulunmamaktadır. UEFA kulüplere "uyarı"dan başlayarak çeşitli cezalar verebilir ama küme düşürme cezası veremez.

Şikeye karışmış kulüplere verilebilecek en ağır cezalar Avrupa Kupaları'ndan men ve en üst ceza olarak lisansın iptalidir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş UEFA tarafından cezalandırıldı. Her ne kadar Beşiktaş için cezanın kesin olmadığı, durumun tekrar değerlendirileceği belirtilse bile, cezanın arttırılacağını sanmıyorum.

Türkiye'de Sivasspor, Giresunspor ve Bülent Uygun'un Yargıtay tarafından yönetici olarak değerlendirilmesinin tartışılmasının ardından belki Eskişehirspor UEFA tarafından cezalandırılabilecektir.

Bu süreçle ilgili asıl aktör FIFA'dır. FIFA'nın kulüplere küme düşme cezası verme yetkisi var. FIFA doğrudan bu cezayı vermeyip, TFF'ye yeni yönetim atadıktan sonra kulüplere ceza verilmesini sağlayabilecek.

Çok önemli bir noktayı atlamayalım. FIFA ve UEFA sadece Yargıtay aşamasından geçmiş kararlarda yer alan maçlarla sınırlı karar vermeyecektir. 6222 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ancak mahkemenin cezalandıramadığı şike olayları da UEFA ve FIFA'nın radarında olacaktır. 

Aynı şekilde, 6222 sayılı Kanun'a göre suç olmayan ancak UEFA talimatına göre suç olan fiiler de UEFA tarafından değerlendirilebilir.

Örneğin, Barış Özbek'in, o süreçte görev aldığı Galatasaray'ın kadrosunu üçüncü kişilerle paylaşması UEFA düzenlemelerine göre şikeydi. TFF Etik Kurulu bu hareketi sadece etik ihlal olarak değerlendirdi ve oyuncunun Etik Kurulu'na sevk edilmesi gerektiğini açıkladı. TFF ise bu sporcuyu Etik Kurulu'na sevk etmedi.

Aynı şekilde, Hikmet Karaman, kendisine yapılan şike/teşvik primi teklifini kabul etmemesine rağmen, bunu TFF'ye bildirmediği için cezalandırılmalıydı. Karaman hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

TFF Etik Kurulu, birçok şike fiilini sadece etik ihlal olarak değerlendirdi. Bu fiillerin listesini paylaşmıştım: http://goo.gl/wC5K1I

Özetle, UEFA ve FIFA, TFF'nin görmezden geldiği bütün şike ve teşvik primlerini göz önüne alacaktır. Kişiler ve kulüpleri cezalandıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, UEFA ve FIFA aşağıdaki maçları da değerlendirebilecektir. FIFA ve UEFA'da lobi yapmaya çalışanların bu maçları özellikle belirtmesi ve iki federasyonun dikkatini çekmesi gerekir:
Manisaspor - Trabzonspor (21.02.2011)
Fenerbahçe - Kasımpaşa (26.02.2011)
Kayserispor - Manisaspor (04.03.2011)
Bursaspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (06.03.2011)
Gençlerbirliği - Fenerbahçe (07.03.2011)
Galatasaray - Fenerbahçe (18.03.2011)
Gençlerbirliği - Trabzonspor (20.03.2011)
Diyarbakırspor - Giresunspor (04.04.2011)
Eskişehirspor - Fenerbahçe (09.04.2011)
Trabzonspor - Bursaspor (17.04.2011)
Karşıyakaspor - Giresunspor (18.04.2011)
Eskişehirspor - Trabzonspor (22.04.2011)
Giresunspor - Mersin İdman Yurdu (24.04.2011)
Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (01.05.2011)
Karabükspor - Fenerbahçe (08.05.2011)
Beşiktaş - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (11.05.2011)
Fenerbahçe - Ankaragücü (15.05.2011)
Trabzonspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor (15.05.2011)
Sivasspor - Fenerbahçe (22.05.2011)

Tahkim Kurulu Kasımpaşa-BJK Maçı İçin Kararını Verdi

TFF Tahkim Kurulu, Kasımpaşa-BJK maçı ile ilgili kararını verdi.

Büyük tartışmalara, protestolara neden olan olayı hatırlayalım.




TFF Tahkim Kurulu'nun bu kararının, diğer kararlarının da olduğu gibi, sorgulanması gerekiyor.

Öncelikle, Tahkim Kurulu'nun kararı gerekçeli değil. Hem BJK'nin hem de Kasımpaşa'nın itirazlarını reddeden Kurul, hangi kurala göre karar verdiğini açıklamadı.

Yönetim kurulunun kararını onadığını belirtmekle yetinen Tahkim Kurulu, yönetim kurulunun hangi gerekçelerle karar verdiğini açıklamadı.

İşin ilginç yanı, TFF yönetim kurulu, ilgili kararını oyçokluğu ile vermişti. Tahkim Kurulu, oy dağılımına hiç değinmedi. Azınlık oyu sahiplerinin gerekçelerinin neden yanlış olduğunu açıklamadı.

TFF Tahkim Kurulu'ndan ne beklerdik?

1) Kural hatası - hakem hatası ayırımını detaylı biçimde açıklamalıydı.

2) Dünyada kural hatası gerekçesiyle maç tekrarı yönünde karar verilip verilmediğini belirtmeliydi. FIFA Oyun Kuralları'na göre, biten bir maçın ardından hakem kararlarına müdahale edilemez. Bugüne kadar FIFA ve UEFA, "kural hatası" diyerek hiçbir maçın tekrar edilmesine karar vermedi. Bu yönde itirazlar hep reddedildi. Tahkim Kurulu, Türkiye'de uydurulan bu kavrama sığınmamalıydı.

3) TFF yönetim kurulu kararı detaylı biçimde irdelenmeliydi. Çoğunluk ve azınlık görüşlerinin gerekçelerini açıkça kaleme almalıydı. Hangi görüşe ne gibi gerekçelerle katıldığını belirtmeliydi.

4) BJK ve Kasımpaşa'nın itirazlarının gerekçelerini belirtip, tüm bu gerekçeleri çürütmeliydi.

Spor tahkiminde "hız"dan bahsedip duruyorlar. Gerçekten hız çok önemli. Ancak tahkim aynı zamanda gerekçe demektir. Gerekçesiz kararlar kabul edilemez. Maçın üzerinden bir aydan uzun zaman geçtikten sonra yönetim kurulu karar verebildi. Tahkim Kurulu, kendisine itiraz edileceğini bilmesine rağmen hazırlık yapmadı. Tahkim Kurulu da haftalarca bekledi. Çıka çıka, "itirazların reddine" şeklinde bir karar çıktı.

Tahkim Kurulu yanılıp da "CAS da gerekçesiz karar verdi" demesin! CAS, şike gibi kapsamlı bir dosyada kararını açıkladı. Üstelik önünde zaman kısıtlaması vardı. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi grup kuraları çekilecekti. Kasımpaşa-BJK maçının ne zaman tekrarlanacağı ise belli değil. TFF Tahkim Kurulu'nun mazereti yok.

Bütün ülkenin gözünü diktiği bir olayda, ilerideki olaylar için örnek karar teşkil edecek bir kararın bu kadar baştan savma kaleme alınması kabul edilemez. Tahkimin ciddiyetine yakışmaz.

Demirören'in göreve getirdiği Tahkim Kurulu birçok olayda baltayı taşa vurdu. Her hafta bir skandala imza atıyor. Gerekçesiz, tartışmaya açık kararlar veriyor. "Tartışmaya açık" diyorum ama tartışamıyoruz. Kurulun gerekçelerini bilmiyoruz. Hukuk platformuna inemiyoruz. İnsanlar formalarına göre değerlendirme yapıyor. Kulüp avukatları, hukukçu taraftarlar da manipülasyona başvuruyorlar.

Tahkim Kurulu bu tartışmalardan mutlu olsa gerek! Ne de olsa sadece futbol konuşuluyor.

Varsın konuşulmasın! Bize adalet lazım.

IAAF'in Dopingli Sporcular Listesinde 32 Türk Atlet Yer Aldı

Az önce Anadolu Ajansı, IAAF'in doping cezalısı sporcular listesinde 32 sporcu olduğunu duyurdu. IAAF, 149 numaralı bülteni ile listeyi açıkladı. IAAF, bu listeyi Türkiye Atletizm Federasyonu'ndan aldığı bilgilere göre oluşturdu.

Anadolu Ajansı'nın haberinde sadece doping cezası alan atletlerin isimleri paylaşılmış. Bu sporcuların hangi ihlalden ötürü kaç sene ceza aldıkları belirtilmemiş. Cezaların sona ereceği tarihler de haberde yer almamış.

Anadolu Ajansı'nın haberindeki eksikleri tamamlamak amacıyla sporcuların listesini ihlal sebebi ve cezanın biteceği tarihleri belirterek açıklayacağım.

149 numaral bültene baktığımızda, İzmir Türkiye Şampiyonası ve Gençler Türkiye Şampiyonası'nda birçok sporcunun doping maddesi kullandığını görüyoruz. Yarışma dışı doping kontrollerinde yakalanan sporcuların sayısı da dikkat çekici.

Listede hesaplama yanlışları göze çarpıyor. Dilek Esmer, Emel Güngör, Kaan Sencan ve Fatih Eryıldırım 2 sene 6 ay ceza aldılar. Ancak IAAF sitesinde sadece 6 aylık ceza verilmiş gibi hesaplama yapılmış. Bu yanlış IAAF tarafından düzeltilecektir.

Bu liste, Atletizm Federasyonu'nun dopingten sınıfta kaldığını gösteriyor. Her ne kadar federasyon yetkilileri bu kadar çok sayıda sporcunun yakalanmasını dopingle mücadele gösterdikleri başarı olarak yansıtsalar da, ilgili herkes bu testlerin federasyon yetkililerinin şiddetli muhalefetine rağmen yapıldığını biliyor. Doping kontrol görevlilerine yer gösterilmediği, alana alınmadıkları; bazı sporcuların testlerden kaçırıldığı medyada haber olmuştu.

Federasyonun yeni yönetiminin doping konusunda nasıl bir politika izleyeceğini göreceğiz.

Bir konuyu daha gündeme getirmek gerekiyor. Bu listede yer alan sporcuların hangi kulüplerin bünyesinde yarıştıklarını biz biliyoruz. Kamuoyu bilmiyor. Özellikle iki kulübün ön plana çıktığını görüyoruz. Spor Bakanlığı bu kulüpler hakkında soruşturma açacak mı? Sadece antrenörlere ceza verilerek skandalın unutturulması düşünülmesin! Bu kulüpler sistematik dopinge imza atıyor. Gerekirse bu kulüplerin Atletizm Federasyonu'na tescillerinin iptal edilmesi gerekiyor.

Atletizm Federasyonu bu sporcuların listesini, kulüplerini beliterek kamuoyu ile paylaşmalıdır. Belli kulüplerin sporcuların zehirlediği kamuoyu tarafından bilinmelidir. Ancak federasyonun güçlü kulüpleri karşısına alabileceğine inanmak zor. Şikede olduğu gibi, "paralel devlet", "paralel federasyon" saçmalıklarını duyma ihtimali de çok yüksek.

Aşağıda IAAF'in genel listesinde ve son bülteninde yer alan Türk sporcuların listesini bulacaksınız.

Umut Aday - 24 Haziran 2015

Elif Akbaş (Stanozolol) - 13 Haziran 2015

Burcu Akmazoğlu (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Emrah Altunkalem - 25 Haziran 2015

Eşref Apak - 25 Haziran 2015

Çağdaş Arslan - 25 Haziran 2015

Veysi Aslan (Metenolone) - 13 Şubat 2015

Mazlum Aydemir (Metenolone) - 10 Eylül 2014

Süreyya Ayhan Kop (Stanozolol) - Ömür boyu men

Adewummi BAMHIHIYBIN - 13 Haziran 2015 (Bu sporcu KKTC vatandaşı)

Büşra Baş - 24 Haziran 2015

Alemitu Bekele (yasak madde/metot kullanmak, kullanmaya teşebbüs etmek) - 14 Şubat 2016

Sarık Bilgin (Stanozolol) - 13 Haziran 2015

Hasan Birinci - 24 Haziran 2015

İsa Can - 25 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 25 Aralık 2015 olmalı)

Gökçe Çelenk (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Recep Çelik (Metenolone) - 29 Mayıs 2014

Emrah Çoban (Doping kontrolüne girmeyi reddetmek) - 8 Mayıs 2015

Kübra Danış (Stanozolol & Dehydrochloromethyltestosterone) - 13 Haziran 2015

Burak Demir - 25 Haziran 2015

Oğuzhan Demir - 24 Haziran 2015

Meryem Erdoğan (yasak madde/metot kullanmak, kullanmaya teşebbüs etmek) - 14 Şubat 2014

Batuhan Buğra Eruygun - 25 Haziran 2015

Fatih Eryıldırım - 25 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 25 Aralık 2015 olmalı

Dilek Esmer - 24 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 24 Aralık 2015 olmalı)

Emel Güngör - 26 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 26 Aralık 2015 olmalı)

Ümmühani Karaçadır - 24 Haziran 2015

Kıvılcım Kaya Salman - 24 Haziran 2015

Ali Ekber Kayas (Oxandrolone) - 2 Mayıs 2014

Esen Kızıldağ Kale - 25.06.2015

Handan Koçyiğit (Metenolone) - 29 Mayıs 2014

Cansu Korur - 25 Haziran 2015

Özge Kurteş - 25 Haziran 2015

Serkan Lapçin - 26 Haziran 2015

Karin Melis Mey (Testosterone) - 7 Ağustos 2014

Simge Olçun - 26 Haziran 2015

Gülsüm Özdemir Güneş (Stanozolol) - 7 Haziran 2015

Urfan Özolan - 26 Haziran 2015

Nilgün Öztürk (Methandienone) - 2 Haziran 2014

Narin Sağlam - 25 Haziran 2015

Pınar Saka (Biyolojik Pasaport) - 2 Haziran 2016

Serhat Soyer - 26 Haziran 2015

Tuğçe Şahutoğlu (Müsabaka dışı test) - 7 Haziran 2015

Furkan Şen - 25 Haziran 2015

Kaan Şencan - 26 Aralık 2013 (Cezanın 2 yıl 6 ay olduğu yazılmış. Doğrusu 26 Aralık 2015 olmalı)

Serdar Tamaç - 25 Haziran 2015

Berkay Tolun (Stanozolol) - 6 Haziran 2015

Semra Türk Akdoğan - 25 Haziran 2015

Elif Yıldırım - 25 Haziran 2015

Ebru Yurddaş - 25 Haziran 2015

27 Ocak 2014 Pazartesi

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi "Ocak 2014" Sayısı Yayınlandı

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi'nin "Ocak 2014" sayısı yayınlandı.

Derginin bu sayısında spor hukukuyla ilgili iki makale yayınlanmış. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İrfan Saz, "Spor - Şiddet İlişkisi, Nedenleri ve Çözüm Önerileri" isimli makaleyi; Anayasa Mahkemesi raportörü Erhan Tutal ise "Spor Kulüplerinin İsim Hakkı ve Haciz Yasağı" isimli makaleyi kaleme almış.

Doğrudan sporu temel alan bu makalelerin yanında, birkaç makalede daha sporun işlendiğini görüyoruz.

Dr. İlyas Şahin "Amerikan Hukukunda Kişi Hakları İle Kamu Yararlarının Dengelenmesine İlişkin İlkeler ve Kamu Okullarında Yapılan Aramaların Hukuki Durumu" isimli makalesinde sporcu öğrencilere yapılan uyuşturucu testlerini de incelemiş.

Anayasa Mahkemesi raportörü Bahadır Yalçınöz, "Bireysel Başvuruya Konu Olamayacak İşlem ve Kararları" başlıklı makalesinde spor tahkimini de değerlendirmiş.