22 Ocak 2014 Çarşamba

Prof. Oğuz Atalay Konferansta Doğru Söyledi, Etik Kurulu'nda Şaştı

Bir önceki yazımda, TFF Etik Kurulu'nun uydurduğu garip bir teoriden bahsetmiştim. Etik Kurulu, yöneticinin yaptığı şikenin kulübe izafe edilebilmesi için bu konuda yönetim kurulu kararı alınması; yöneticinin görevlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştü.

TFF Etik Kurulu başkanı Prof. Oğuz Atalay, Şehir Üniversitesi'nde katıldığı bir sempozyumda tam tersi bir açıklama yapmıştı.

Blogger sitesi, bir videoyu belli bir süreden itibaren yayınlamaya izin vermediği için linki paylaşıyorum: http://goo.gl/wZ6bYR

Konuşmanın metni şöyle:

"İkincisi, kişilerin yaptığı fiillerin takımlara izafe edilip edilmeyeceği.
Takdir buyurursunuz ki, yönetim kurulu toplanıp 'şu tarihte oynanacak şu maçta şike yapılması için şu kadar bütçenin ayrılmasına' şeklinde bir karar önerisi olmaz. Gündeme alınmaz. Konuşulmaz. Bu işler açıkçası ceza yaptırımı olmadığı zaman bile bir disiplin suçuydu. Şimdi bir suç. Dolayısıyla tabi ki kişilerin münferit faaliyetlerinin takıma izafe edilmesi mümkün değildir. Ancak takıma izafe için, şahsi kanaatim, yönetim kurulu üyelerinin tamamının içinde bulunduğu bir organizasyona da ihtiyaç yoktur. Bunun için Bankalar Kanunu -Bankacılık Kanunu yeni adıyla- ve TMSF uygulamaları bize ışık tutabilir. Orada, bildiğiniz gibi, 'hukuki ve fiili hakimiyet' kavramı önem kazanmıştır. Yani %2 hisseye sahip olsa bile, aslında dolaylı olarak bir kurumu yönetme, fiili yönetim tesis etme imkanı varsa bir kişi veya kişi grubunda, o kişiler bankanın hakim ortağı kabul edilir. Hukuken %20 ortak olsa bile. Dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin tamamının bir şike veya teşvik primi eylemi içinde olması zorunluluğu yoktur, o bir veya birkaç kişinin eyleminin takıma izafe edilebilmesi için. Önemli olan, 'etkinlik', 'fiili hakimiyet' kriterlerinin somut olayda iyi değerlendirilmesi gerekir kanaatindeyim."

Görüldüğü üzere, Prof. Atalay, şikenin kulübe izafe edilmesi için yönetim kurulu kararı aranmasını saçma buluyordu. Prof. Atalay, yönetim kurulunun hep birlikte şike faaliyeti içinde bulunmasının gerekmediğini belirtiyordu.

Prof. Atalay'ın "fiili hakimiyet" kriterine katılmak mümkün değil. Yönetim kurulu üyeleri, hisselere göre sınıflandırılmamaktadır. Hepsi yönetime katılma konusunda eşit hakka sahiptir. Yönetim kurulu üyelerinden her birinin şike ve teşvik primi faaliyetleri kulüplere izafe edilebilecektir.

Peki ne değişti? Neden Prof. Atalay, başkanlığını üstlendiği TFF Etik Kurulu'nda yönetim kurulu kararı aradı? Neden yönetim kurulunun diğer üyelerinin fiilden haberdar olmaları gerektiğini kabul etti?

Prof. Atalay bunun hesabını vermelidir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, şike kararında TFF'de görev alanların da yargılanabileceğini açıkladı.

Yargıtay, TFF'nin faaliyetlerinin kamusal faaliyet olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu kamusal faaliyete atama yoluyla katılan kişilerin kamu görevlisi olarak nitelendirileceğini kabul etti.

TFF Etik Kurulu üyeleri TFF bünyesinde atama yoluyla kamusal faaliyette bulunmaktadır. Bu üyeler, işledikleri suçlar bakımından kamu görevlisi olarak kabul edilebilirler. Prof. Atalay'ın da Yargıtay'ın bu kararında belirttiği gerekçeler temel alınarak TCK md. 257 uyarınca "görevi kötüye kullanmak" suçundan yargılanması tartışılabilir.

TFF Etik Kurulu: "Şikenin Kulübe İzafe Edilebilmesi için Yönetim Kurulu Kararı ile Görevlendirme Gerekir"

TFF Etik Kurulu başkanı Oğuz Atalay tekrar sahneye çıkınca Kurul'un raporlarını hatırlatmak gerekti.

Bu Kurul'da akademisyenler de görev alıyorlar. Onlar da çok iyi biliyorlar ki, "yöneticinin (organın) bu sıfatla, görevi ile ilgili olarak gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlerden dernek de sorumludur."

Ne yazık ki TFF Etik Kurulu, yöneticilerin imza attıkları şike ve teşvik primi eylemlerinin kulüplere izafe edilebilmesi için kulübün yönetim kurulunda şike veya teşvik primi verilmesi hususunda karar alınması; yönetim kurulunun bir yöneticiyi bu fiilleri gerçekleştirmekle görevlendirmesi gerektiğini ileri sürdü. Kurul, diğer yöneticilerin de bu faaliyetten haberdar olmaları gerektiğine işaret etti.

Hukuk Fakültesi'nin birinci sınıfında, Kasım ayı civarı öğrencilere tüzel kişilerin hak ehliyeti anlatılır. Tüzel kişilerin sorumluluğu öğretilir. Bir öğrenci, tüzel kişinin organın hukuka aykırı fiilinden sorumlu olması için yönetim kurulu kararı veya diğer yöneticilerin ilgili fiilden haberdar olmaları gerektiğini yazsa, Medeni Hukuk dersini geçemez. TFF Etik Kurulu'ndaki akademisyenler ise bu teoriyi (!) kaleme alabilmişler.

Kurul'un sayın üyelerinden bu teorilerini destekleyecek doktrin ve içtihatlar göstermelerini rica ediyorum.

İlgili kararları hatırlayalım:

1) 07.03.2011 tarihli Gençlerbirliği - Fenerbahçe Futbol Müsabakası (2-4)
"İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle şike faaliyetinin Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesinin uygun olacağı, ancak bu eylemden Fenerbahçe Spor Kulübü'nün diğer yöneticilerinin haberdar olduğuna ilişkin bir kanıta rastlanmadığı; özellikle İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun TFF Etik Kurulu'na vermiş olduğu sözlü beyanında Kulüp adına yapacağı işlemlerle ilgili olarak Yönetim Kurulu toplantılarında karar alındığı ve görevlendirme ya da yetkilendirme yapıldığını bildirmesi karşısında dosya içeriğinde I.Yüksel Ekşioğlu'nun bu maçta yetkilendirdiğine ya da görevlendirildiğine dair bir belge ya da karara da rastlanmadığı"

2) 15.05.2011 tarihli Fenerbahçe-MKE Ankaragücü Futbol Müsabakası(6-0)
"İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle şike teşebbüsü eyleminin Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesinin uygun olduğu; ancak bu eylemden Fenerbahçe Spor Kulübü'nün diğer yöneticilerinin haberdar olduğuna ilişkin bir kanıta rastlanmadığı; özellikle İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun TFF Etik Kurulu'na vermiş olduğu sözlü beyanında Kulüp adına yapacağı işlemlerle ilgili olarak Yönetim Kurulu toplantılarında karar alındığı ve görevlendirme ya da yetkilendirme yapıldığını bildirmesi karşısında dosya içeriğinde I.Yüksel Ekşioğlu'nun bu maçta yetkilendirildiğine ya da görevlendirildiğine dair bir belge ya da karara da rastlanmadığı"

Ekleme:
1) Twitter'da çok komik bir ileti aldım. TFF Etik Kurulu'nun kriterlerinin somut olaya uygulanması ancak aşağıdaki şekilde olabilir. Paylaşmak isterim.


2) Prof. Dr. Oğuz Atalay'ın bir konferansta yaptığı konuşmada kişilerin faaliyetlerinin kulüplere izafe edilmesi konusunda çok farklı görüşler sundu. O konferansla ilgili yazım için: http://goo.gl/zQQ56i

TFF Etik Kurulu Başkanı Oğuz Atalay: "Sahaya Yansıma Kriterini Uygulamadık. Raporda 'Saha' İfadesi Geçmiyor"

TFF Etik Kurulu Başkanı Oğuz Atalay, Yargıtay kararı sonrası durum değerlendirmesi yapmış.

O değerlendirmeyi uzun uzun tartışmak gerekiyor.

Şimdilik tek bir hususu açıklığa kavuşturmak gerektiğini düşünüyorum.

Atalay, röportajda şikenin sahaya yansımadığına ilişkin bir ifade kullanmadıklarını; raporda "saha" ifadesinin geçmediğini söylemiş.

Raporda sadece "saha" ifadesi geçmekle kalmıyor. Kurul "müsabakanın seyrinde" ve "müsabakanın görüntü kaydı incelendiğinde" ifadeleri ile, maçları tekrar izlediğini ve sahaya baktığını; sahaya yansımanın var olup olmadığını tartıştığını itiraf ediyor.

Röportajın ilgili bölümü şöyle:
"*Ra­por­lar­da “Şi­ke sa­ha­ya yan­sı­ma­dı”iba­re­si var mıy­dı?
* Etik Ku­ru­lu ra­por­la­rın­da sa­ha­ya yan­sı­ma­dı’ ke­li­me­si hiç geç­me­di. Ku­ru­l ra­por­la­rın­da 2 maç­ta “Fe­ner­bah­çe ku­lü­bü­ne bir uy­gu­la­ma uy­gun olur’ di­ye bir gö­rü­şü­müz var. Bu ra­por in­ter­net­te ya­yın­lan­dı. Yaz­dı­ğı­mız açık ve net. Biz hiç­bir şe­kil­de sa­ha­ya yan­sı­ma­dı di­ye bir şey yaz­ma­dık. Her­kes bu­nu söy­lü­yor. Ben ken­dim­den şüp­he­len­dim ge­çen haf­ta tek­rar ra­po­ru oku­dum. Böy­le bir şey yaz­ma­mı­şız. Sa­ha ke­li­me­si bi­le geç­mi­yor. Bu Di­sip­lin Ku­ru­lu­’nun ka­ra­rı­dır.  Bi­rin­ci­sin­de de ikin­ci­sin­de de sa­ha­ya yan­sı­ma­dı di­ye bir şey be­lirt­me­dik. Bu­nun tar­tış­ma­sı­na bi­le gir­me­dik. Sa­de­ce bel­li maç­lar­la il­gi­li Spor To­to mü­dür­lü­ğü­ne so­rul­du. Her­han­gi ba­his yo­ğun­laş­ma­sı olup ol­ma­dı­ğı ko­nu­sun­da bil­gi alın­dı."


Aşağıda Etik Kurulu'nun 2. raporunun ilgili bölümlerini paylaşıyorum. Etik Kurulu raporunda "saha" kelimesi kaç kere geçiyor görelim.

1) 07.03.2011 tarihli Gençlerbirliği - Fenerbahçe müsabakası: 
Başlıkta "Gençlerbirliği" maçı denmesine rağmen raporda şu ifade yer alıyor:
"gözlemci raporlarında ve müsabakanın seyrinde, Ankaragücü futbolcularının sahadaki oyunlarından şüpheye düşülmesini haklı kılacak bir anormallik gözlemlenmediği"

Anlaşılan kopyala yapıştır usulü ile karar yazmışlar.

2) 09.04.2011 tarihli Eskişehirspor -Fenerbahçe Müsabakası (1-3)
"İlhan Yüksel Ekşioğlu ile Mehmet Şekip Mosturoğlu'nun Fenerbahçe Spor Kulübü yönetici olmaları nedeniyle fiillerinin Fenerbahçe Kulübü'ne izafe edilebileceği,  ancak gözlemci raporlarında ve müsabakanın seyrinde, Eskişehirsporlu futbolcuların sahadaki oyunlarından şüpheye düşülmesini haklı kılacak bir anormallik gözlemlenmediği..."

3) 01.05.2011 tarihli Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor Futbol Müsabakası (2-0)
"gözlemci raporlarında ve müsabakanın seyrinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor'lu futbolcuların sahadaki oyunlarından şüpheye düşülmesini haklı kılacak bir anormallik gözlemlenmemiş olması nedeniyle, şike şüphesinin Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesinin uygun olmayacağı;"

4) 15.05.2011 tarihli Trabzonspor - İstanbul Büyükşehir Belediyespor müsabakası
"gözlemci raporlarında ve müsabakanın seyrinde, istanbul Büyükşehir Belediyesporlu futbolcuların sahadaki oyunlarından şüpheye düşülmesini haklı kılacak bir anormallik gözlemlenmemiş olması nedeniyle, teşvik primi şüphesinin Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesinin uygun olmadığı... "

5) 15.05.2011 tarihli Fenerbahçe-MKE Ankaragücü Futbol Müsabakası(6-0)
"gözlemci raporlarında ve müsabakanın seyrinde, Ankaragücü futbolcularının sahadaki oyunlarından şüpheye düşülmesini haklı kılacak bir anormallik gözlemlenmediği..."

6) 11.05.2011 tarihli Beşiktaş JK - istanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü ( Ziraat Türkiye Kupası Final Müsabakası)
"Müsabakanın görüntü kaydı incelendiğinde, ilk onbirde sahaya çıkan İbrahim Akın ve İskender Alın'ın yüksek performans ile mücadele ettikleri, İbrahim Akın'ın, müsabakanın 53. dakikasında İskender Alın'ın yaptırdığı bir penaltıyı gole çevirdiği, bir şutunun direkten döndüğü; iskender Alın'ın, yaptırdığı penaltı dışında müsabakanın ikinci yarısında attığı bir golün ofsayt gerekçesiyle sayılmadığı, bu futbolculardan İbrahim Akın'ın 83.dakikada, İskender Alın'ın ise 104.dakikada oyundan alındıkları, oyuncuların bu performansının şike eylemi kanaatini oluşturmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır." 

Görülüyor ki, TFF Etik Kurulu şikenin sahaya yansıyıp yansımadığını incelemiş ve bu kriter uyarınca Fenerbahçe'nin şike ve teşvik primlerinden sorumlu olamayacağına kanaat getirmiştir.

7) 22.05.2011 tarihli Sivasspor - Fenerbahçe Futbol Müsabakası (3-4) 
"Müsabaka görüntüleri incelenmiş; müsabakada tam 7 golün atıldığı anlaşılmıştır. Bu gollerden ikisinde her iki takım kalecisinin de birer tane hatalı gol yedikleri anlaşılmışsa da, bu kaleci hatalarının geçmişte de birçok maçta yapılan hatalardan olduğu anlaşılmıştır. Havanın yağışlı olması da kuşkusuz bu hataların gerçekleşmesinde rol oynamıştır. Ancak Sivasspor'un son dakikalara kadar maça ortak olmak için atak yapması müsabakada şike yapıldığına ilişkin şüpheyi bertaraf edici bir unsurdur."

Sayın Atalay hangi raporu okumuş?

20 Ocak 2014 Pazartesi

Hangi Maçlar Şike/Teşvik Primi Konusu Oldu?

Önceki yazımda Yargıtay'ın kararını temel alarak sanıkların listesini vermiştim. Her sanığı ayrı ayrı belirtmiştim.

Bu yazıda toplu halde maçların listesini ve her maçta kimlerin rol aldıklarını yazacağım.

Medyada maç sayısının azlığından şikayet edenler var. "Hani 19 maç vardı?" diyorlar.

Yargıtay kararında 10 maçta şike yapıldığı, şikeye teşebbüs edildiği, teşvik primi verildiği ve teşvik primi vermeye teşebbüs edildiği ortaya çıktı.

Bir ülkenin en üst liginde tek bir maçta bile şike yapılsa yer yerinden oynardı. Türkiye'de ise 10 maç üzerinde oyunlar oynanması kimseyi korkutmuyor.

Listeyi paylaşayım. İleride uzun uzun tartışacağız.


Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)
Alaeddin Yıldırım (teşvik primi)
Ali Kıratlı (teşvik primi)
Aziz Yıldırım (teşvik primi)
Gökçek Vederson (teşvik primi)
İlhan Yüksel Ekşioğlu (teşvik primi)

Karşıyaka – Giresunspor (18/04/2011)
Abdurrahman Yakut (şike)

Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
Aziz Yıldırım
Ali Kıratlı
Bülent Uygun
İlhan Yüksel Ekşioğlu
Mehmet Şekip Mosturoğlu
Sami Dinç
Tamer Yelkovan
Ümit Karan

Giresunspor – Mersin İdman Yurdu (24/04/2011)
Ömer Ülkü (şikeye teşebbüs)

İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011)
Abdullah Başak (şike)
Ahmet Çelebi (şike)
Aziz Yıldırım (şike)
Bülent İşçen (şike)
İbrahim Akın (şike)
Tamer Yelkovan (şike)
Yusuf Turanlı (şike)

Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011)
Aziz Yıldırım (şike)
Erdem Konyar (şikeye teşebbüs)
Mehmet Şekip Mosturoğlu (şikeye teşebbüs)
Sami Dinç (şikeye teşebbüs)

Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)
İbrahim Akın (şike)
İskender Alın (şike)
Serdal Adalı (şike)
Tayfur Havutçu (şike)
Yusuf Turanlı (şike)

Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)
Abdullah Başak (şike)
Aziz Yıldırım (şike)
Cemil Turhan (şike)
İlhan Yüksel Ekşioğlu (şike)
Mehmet Şekip Mosturoğlu (şikeye teşebbüs)
Sami Dinç (şikeye teşebbüs)
Yusuf Turanlı (şike)

Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)
Abdullah Başak (teşvik primi)
Aziz Yıldırım (teşvik primi)
İbrahim Akın (teşvik primi)
İlhan Yüksel Ekşioğlu (teşvik primi)
İskender Alın (teşvik primi)
Yusuf Turanlı (teşvik primi)

Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
Abdullah Başak (şike)
Ahmet Çelebi (şike)
Aziz Yıldırım (şike)
Ali Kıratlı (şikeye teşebbüs)
Bülent İşçen (şike)
İlhan Çelikay (şikeye yardım etmek)
İlhan Yüksel Ekşioğlu (şike)
Korcan Çelikay (şike)
Mecnun Otyakmaz (şike)
Mehmet Yıldız (şike)
Tamer Yelkovan (şike)
Yusuf Turanlı (şike)

Yargıtay Şike Kararını Açıkladı

Yargıtay 5. Dairesi, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, işyeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet verme ve alma, bu suça aracılık etme, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, resmi belgede sahtecilik suçuna yardım etme ve özel belgede sahtecilik iddialarına yönelik kararları için yapılan temyiz talepleri hakkında kararını açıkladı.

Yargıtay'ın bu kararından önemli başlıkları, bugüne kadar kamuoyunda tartışılan başlıklar altında incelemeye çalışacağım.

1) "Yeniden yargılamaya ilişkin kanun hazırlığı tartışmaları var. Yargıtay süreci beklemeli!"

17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu'nun ardından Türkiye Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu, yeniden yargılama için lobi faaliyetlerine başladı. CHP bu konuda bir kanun teklifi verdi. Aziz Yıldırım'un avukatları Yargıtay'a süreci beklemesine yönelik talepte bulundu.

Yargıtay, bu tartışmaları ve talepleri dikkate almadan, aşağıdaki gerekçelerle yargılamaya devam etti ve gerekçeli kararını verdi.

"Her ne kadar temyiz aşamasında bir kısım sanıklar ve müdafiilerince Ceza Muhakemesi Kanunu'nda özel yetkili mahkemelerle ilgili yasal değişiklik yapılacağından ve yargılamanın yenilenmesi gerektiğinden bahisle Dairemizce karar verilmesinin bekletilmesi yönünde taleplerde bulunulmuş ise de; CMK'da kesinleşmiş hükümlerle ilgili yargılanmanın yenilenmesine ilişkin koşulların tahdidi olarak sayıldığı, ancak sanıklar ve müdafiilerinin yargılamanın yenilenmesine neden oluşturacak herhangi bir somut kanıt, belge vb. ibraz etmedikleri, esasen temyize konu davayı da içine alacak biçimde yasal değişiklik yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa kapsamının ne olacağı konusunda da bir açıklık bulunmadığı, kaldı ki sonradan yapılacak lehe düzenlemelerin de sanıklar lehine uygulanma olanağının bulunduğu, bu itibarla soyut beyan ve iddialara dayanılarak dosyanın karara bağlanmasının ertelenmesine yasal olanak bulunmadığı,"

2) "Şike sahaya yansımadı."

3 Temmuz sürecinde çok ünlü spor hukukçuları şikenin ancak hakem ve gözlemci raporlarıyla ispat edilebileceğini, şikenin sahada anlaşılması gerektiğini, şikenin sahaya yansımasının aranacağını iddia etmişlerdi.

Yargıtay, Dünya'da örneği olmayan bu uyduruk teoriyi aşağıdaki gerekçeyle elinin tersiyle itti:

"6222 sayılı Yasanın 11/1-son maddesine göre, “Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.” Buna göre; şike suçunun, şike anlaşmasının yapıldığı anda tamamlandığı, kazanç veya sair menfaatin temin edildiği anda ise suçun sona erdiği; teşvik primi verme suçunun da verildiği veya verileceği yönünde vaatte bulunulduğu anda sona erdiği, bu itibarla şike/teşvik primi suçunun tamamlanması için, ayrıca suça konu müsabakanın anlaşma doğrultusunda sonuçlanmış olmasının gerekmediği, bir başka anlatımla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansımış olup olmadığının bir öneminin bulunmadığı, dolayısıyla şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansıyıp yansımadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerin usul ve yasaya uygun olmadığı,"

3) "Tapeler sahte"

Yargıtay, tapelerin yargılamaya etkisini de açıkladı. Mahkeme tapelerin temeli olan ses kayıtlarına itiraz edilmediğini ve içeriğinin kabul edildiğini belirtti.

"Bir kısım sanıklar ve müdafiilerin ses kayıtlarının kendilerine verilmesine ilişkin talebinin reddine dair kararın, telefon çözümlerinin dosya arasında mevcut olması, bazı kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal edebilecek ve telafisi imkansız zararlar doğurabilecek içerik taşıması, telefon görüşmelerinin sanıklar tarafından bizzat yapılmadığına yönelik herhangi bir itirazın bulunmaması, itiraza konu ses kayıtlarından bir kısmının duruşma salonunda dinlenilmesi, ses kayıtlarının yapılan incelenmesinde tapelerle bire bir uyumlu olduğunun da Mahkeme heyetince tespit edilmesi karşısında, buna yönelik temyiz isteminin yerinde olmadığı,"

4) Şike ve teşvik primi verildiği tespit edilen maçlar

Şike suçunun gerçekleştiği maçlar:
Karşıyaka – Giresunspor (18/04/2011)
İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011)
Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011)
Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)
Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)
Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

Teşvik primi suçunun gerçekleştiği maçlar:
Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)
Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

Şikeye teşebbüsün gerçekleştiği maçlar:
Giresunspor – Mersin İdman Yurdu (24/04/2011)

5) Mahkumiyet kararı kesinleşen isimler:

A) Aziz Yıldırım
a) Suç örgütü kurmak
b) Şike suçu
- İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011)
- Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011)
- Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)
- Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
c) Teşvik primi suçu
- Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)
- Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
- Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

B) Abdullah Başak
a) Şike suçu:
- İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011)
- Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)
- Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
b) Teşvik primi suçu:
Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

C) Ahmet Çelebi
Şike suçu:
İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011)
Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

D) İlhan Yüksel Ekşioğlu
Şike suçu:
Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)
Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

Teşvik primi suçu:
Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)
Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

6) Ertelemenin tartışılması gereken kararlar

Yargıtay, ceza mahkemesinin bazı mahkumiyet kararlarını "cezalarının ertelenip ertelenmeyeceği tartışılmadığı" gerekçesiyle bozdu. Yargıtay bu bozma kararlarında ceza mahkemesinin suçun gerçekleştiğine dair tespitlerini kabul etti. Diğer bir deyişle, ilgili mahkumiyet kararları hukuka uygun. Sanıklar o suçları işlediler ve cezaları belirlendi. Yargıtay sadece cezaların ertelenmesinin gerekip gerekmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasını istedi. Bu sebeple, bu gerekçeye dayanarak verilen bozma kararları sanıkların yeniden yargılanmasını gerektirmeyecek.

Suçu işlediği tespit edilip cezalarının ertelenip ertelenmeyeceği tartışılacak isimler ve suçları aşağıdadır:

- Abdurrahman Yakut (şike) -  Karşıyaka – Giresunspor (18/04/2011)

Alaeddin Yıldırım (teşvik primi): T
rabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)

- Ali Kıratlı
a) Teşvik primi - Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011), Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
b) Şikeye teşebbüs - Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

- Bülent İşçen (şike) - İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011), Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

Bülent Uygun (teşvik primi) - Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)

Cemil Turhan (şike) - Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)

- Gökçek Vederson (teşvik primi): Trabzonspor A.Ş. – Bursaspor (17/04/2011)

- İbrahim Akın
a) Şike: İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011), Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)
b) Teşvik primi: Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

- İlhan Çelikay (şikeye yardım etmek): Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

- İskender Alın
a) Şike - Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)
b) Teşvik primi - Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

- Korcan Çelikay (şike): Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

- Mecnun Otyakmaz
a) Şike - Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
b) Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu

Mehmet Şekip Mosturoğlu
a) Teşvik primi: Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
b) Şikeye teşebbüs: Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011), Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)

- Mehmet Yıldız (şike): Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)

- Ömer Ülkü (şikeye teşebbüs) - Giresunspor – Mersin İdman Yurdu (24/04/2011)

- Sami Dinç
a) Teşvik primi: Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)
b) Şikeye teşebbüs: Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011), Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011)

- Serdal Adalı (şike) - Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)

- Tamer Yelkovan
a) Şike: İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011), Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
b) Teşvik primi: Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)

- Tayfur Havutçu (şike) - Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011)

- Ümit Karan (teşvik primi) - Eskişehirspor – Trabzonspor A.Ş. (22/04/2011)

- Yusuf Turanlı
a) Şike: İstanbul BBSK–Fenerbahçe A.Ş (01/05/2011), Beşiktaş A.Ş. – İstanbul BBSK (11/05/2011), Fenerbahçe A.Ş. – MKE Ankaragücü (15/05/2011), Sivasspor – Fenerbahçe A.Ş. (22/05/2011)
b) Teşvik primi: Trabzonspor A.Ş. – İstanbul BBSK (15/05/2011)

7) Bozulan beraat kararları

Yargıtay, iki isme ilişkin beraat kararını bozdu. Bu kişilerin ceza almaları gerektiğini açıkladı.

- Erdem Konyar
Yargıtay, Konyar'ın, Kardemir Karabükspor – Fenerbahçe A.Ş (08/05/2011) maçında temsilcisi bulunduğu Kardemir Karabükspor futbolcusu Emenike'nin Fenerbahçe A.Ş. müsabakasında oynamaması ya da oynadığı takdirde kötü futbol oynaması hususunda Fenerbahçe A.Ş. Spor Kulübü Başkanı ve örgüt lideri olan sanık Aziz Yıldırım'ın bilgisi ve isteği dahilinde Kulüp yöneticisi Mehmet Şekip Mosturoğlu'nun talimatı ile aynı zamanda akrabası da olan Sami Dinç tarafından kendisine bildirilen şike teklifini futbolcuya iletmesi sebebiyle "şikeye teşebbüs" suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti.

- Bülent Uygun
Ağır Ceza Mahkemesi, Bülent Uygun hakkında Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne üye olma suçundan beraat kararı vermişti. Yargıtay, Uygun'un örgüte üye olmasa bile "örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği" kanaatine ulaştı. Yargıtay, Uygun'un bu yönde cezalandırılması gerektiğini açıkladı.

17 Ocak 2014 Cuma

16 Ocak 2014 Perşembe

Danıştay: "1956 Yılında Şampiyon Olana da Aylık Bağlanacak"

Danıştay 11. Dairesi, ilginç bir karara imza attı. Danıştay, "2913 sayılı Kanun’da Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu  hususunda askeri veya sivil şekilde herhangi bir ayrıma yer verilmediğinden, 1956 yılında Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında Dünya Şampiyonu olan Ordu futbol takımının oyuncusu olan eşinden dolayı davacıya 2913 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması gerektiğine" karar verdi.

İlgili karar aşağıdadır.

Danıştay Dergisi Yıl : 2013 Sayı :132 sh. 229-233

"T.C. 
D A N I Ş T A Y 
Onbirinci Daire 
Esas No : 2011/4705 
Karar No : 2012/4903 

Anahtar Kelimeler : Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonası,  Sporcu, Aylık Bağlanması 

Özeti : 2913 sayılı Kanun’da Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu hususunda askeri veya sivil şekilde herhangi bir ayrıma yer verilmediğinden, Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında Dünya Şampiyonu olan Ordu futbol takımının oyuncusu olan eşinden dolayı davacıya 2913 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması gerektiği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Taraflar) : 
1-Davacı : … 
Vekili : Av. … 
2-Davalı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 
Vekili : Av. … 
İstemlerin Özeti : Ankara 16. İdare Mahkemesinin 28.12.2010 gün ve E:2009/1521, K:2010/1726 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 
Savunmaların Özeti : Taraflarca, savunma verilmemiştir. 

Danıştay Tetkik Hâkimi : Füsun Erkin 
Düşüncesi : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi ile; Mahkeme kararının; dava konusu işlemin, davacıya 1956 yılı Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında, Dünya Şampiyonu olan Ordu futbol takımının oyuncusu olan eşinden dolayı 2913 sayılı Yasa uyarınca bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin bölümünün iptali isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması, davacıya geçmişe dönük borç çıkarılmasına ilişkin bölümünün iptaline ilişkin kısmının ise onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı: Kalender Türeoğlu 
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. 
Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 

TÜRK MİLLETİ ADINA 

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

Dava, 1956 yılı Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında, Dünya Şampiyonu olan ordu futbol takımının oyuncusu olan eşinden dolayı 2913 sayılı Yasa uyarınca 01.09.1999 tarihinden itibaren aylık bağlanan davacı tarafından, aylık bağlama işlemi iptal edilerek aylığının kesilmesine ve 01.09.1999-31.10.2009 tarihleri arasında ödenen aylıkların faizi ile birlikte borç çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının eşinin 2913 sayılı Kanun kapsamında olmadığı belirtilerek dava konusu işlemin davacıya bağlanmış olan aylığın iptal edilerek kesilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi ve 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi uyarınca geriye dönük ancak beş yıl borç çıkarılabileceği, bu nedenle geriye doğru on yıl borç çıkarma işleminin hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle işlemin borç çıkarmaya ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir.

Taraflarca, hukuka aykırı olarak verildiği ileri sürülerek aleyhlerine olan hüküm fıkraları yönünden kararın bozulması istenilmektedir.

Davacıya aylık bağlandığı tarihte yürürlükte olan 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacı, Türk Vatandaşlarının spora özendirilmesi, uluslararası düzeyde üstün başarı kazanan Türk Sporcularına ve ölümleri halinde aile fertlerine aylık bağlanması olarak belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde ise, "Bu Kanun, büyüklerarası olimpiyat oyunlarında, Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında ferdi veya takım halinde şampiyonluk kazanan amatör Türk sporcularına, bunların ölümleri halinde aile fertlerine aylık bağlanmasında uygulanacak usul ve esasları gösteren hükümleri kapsar." denilmek suretiyle Kanun'un kapsamı belirlenmiş, anılan Kanun'un gerekçesinde de sporcu ve ailesine aylık bağlanabilmesi için Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında ferdi veya takım halinde şampiyonluk kazanmak dışında bir şart öngörülmemiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacıya, 1956 yılında Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında, Dünya Şampiyonu olan ordu futbol takımının oyuncusu olan eşinden dolayı 2913 sayılı Kanun uyarınca 01.09.1999 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, daha sonra bu aylığın sehven bağlandığı belirtilerek 31.10.2009 tarihinden itibaren bağlanan aylığın kesilip, geriye doğru on yıllık borç çıkarılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2913 sayılı Kanun’da Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu hususunda askeri ya da sivil şeklinde herhangi bir ayrıma yer verilmediği ve davacının eşinin 1956 yılında Ordulararası Dünya Futbol Şampiyonasında, Dünya Şampiyonu olan ordu futbol takımının oyuncusu olduğu hususunun taraflar arasında çekişmesiz bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemin; davacıya 2913 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmayıp, davanın bu kısmının reddi yolunda verilen Mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.

Öte yandan, davacıya 2913 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması hukuka uygun bulunduğundan; dava konusu işlemin davacıya 01.09.1999 tarihi ilâ 31.10.2009 tarihleri arasında ödenen aylıkların borç çıkarılmasına ilişkin kısmı da hukuka aykırı olup, Mahkeme kararının, dava konusu işlemin borç çıkarmaya yönelik bölümünü iptal eden kısmı, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ve davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının; dava konusu işlemin; davacıya 2913 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin bölümünün iptali istemini reddeden kısmının bozulmasına, dava konusu işlemin borç çıkarmaya yönelik bölümünü iptal eden kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya ödenmesine, 27.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi."