devşirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devşirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2015 Çarşamba

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kültür ve Spor Kulübü, Spor Hukuku Sempozyumu Düzenliyor

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kültür ve Spor Kulübü, Spor Hukuku Sempozyumu düzenliyor. Sempozyum 20-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek.

Sempozyumda aşağıdaki başlıklar tartışılacak:
- Spor ve Hukuk İlişkisi,
- Türkiye'de ve Dünyada Sporun Yapılanması,
- Liglerin, Takımların, Antrenörlerin, Sporcuların Hukuki Statüsü,
- Doping,
- Spor Vatandaşlığı,
- Müsabaka İçi Haksız Fiillerden Sorumluluk,
- Sporda İmaj ve Yayın Hakları,
- Sporda Irkçılık / Yabancı Düşmanlığı,
- Uyuşmazlık Çözümleri
- Sporda Şiddet ve Passolig

Sempozyuma "Bağımsız Bir Spor Hukuku Var mı?" ve "Sportif Karşılaşmalarda ve Özellikle Futbol Maçlarında Seyircilerin Şiddet Gösterileri ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesi'ne Göre Sporda Şiddetin Önlenmesi" başlıklı iki sunumla katılacağım.

Sempozyuma kayıt için bkz. http://iuhfsporkulubu.org/iuhfsporhukuku15/

24 Kasım 2014 Pazartesi

Martino Minuto'yu Kan Mı Çekti?

Geçen gün, İtalya'dan devşirilen Martino Minuto hakkında bazı sorular sormuştum: http://sporvehukuk.blogspot.com.tr/2014/11/martino-minuto-nasl-devsirildi.html

Türkiye Eskrim Federasyonu sadece klasman ile ilgili sorumu ciddiye almış ve Minuto'yu klasmana eklemiş.

Klasmana bakınca bu sefer yeni sorular aklıma geldi.

Minuto, Adıyaman bölgesinde ferdi sporcu imiş.

Minuto'nun Adıyaman ile ne ilgisi var? Akrabaları Adıyaman'dan mı göç etmiş?

Minuto, Adıyaman'ı gördü mü? Adıyaman'ı temsil etmeyi kendisi mi istedi?

Minuto, Adıyaman'a taşınacak mı? Yoksa İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden birinde yaşayıp, Adıyaman adına mı yarışacak? Büyük ihtimalle, Türkiye'de uzun süreli vakit geçirmeyecek ama sorayım dedim.

Minuto, Adıyaman'daki bir kulüp adına mı yarışacak? Bu kulüp, Minuto'nun ücretini ve masraflarını nasıl karşılayacak? Yoksa kulüp yerine başka bir kurum/kuruluş/kişi mi bu masrafları üstlenecek?

Eskrim Federasyonu, uzun süre sonra ilk defa bir gazetenin iddialarına cevap verdi. Umarım Minuto ile ilgili sorularım ulusal medyada yer alır ve federasyondan yanıtlar alabiliriz.

21 Kasım 2014 Cuma

Martino Minuto Nasıl Devşirildi?

Devşirme modası tam gaz devam ediyor. Türkiye Eskrim Federasyonu (TEF) da bu modayı yakından takip ediyor.

Federasyon en son İtalyan Martino Minuto'yu devşirdi.

Minuto, Gençler klasmanında çok başarılı bir eskrimciydi. Belek'te Dünya Şampiyonu olmuştu. Sporcu aynı başarıyı Büyükler klasmanında gösteremiyor. Minuto, 2011-2012 sezonunu 37'nci, 2012-2013 sezonunu 108'inci bitirdi. 2014-2015 sezonunda ise sadece 3 puanı var ve Dünya klasmanında 176'ncı sırada.

5 Şubat 2013 Salı

Sercan Sararer ve Irkçılık


Dün Mehmet Demirkol'un Sercan Sararer ile ilgili yorumları gündeme bomba gibi düştü.

Mehmet Demirkol, Sercan Sararer'in basın toplantısında Almanca konuşmasına sinirlendi. Milli takımdaki futbolcuların Türkçe konuşması gerektiğini ileri sürdü.


Açıklaması şöyleydi:

"Bir Diyarbakirlı çocuk gelsin, orada, milli takımda Kürtçe konuşsun! Ortalık birbirine girer. Sercan Türkçe konuşamıyor. Almanca konuşuyor, çevirmen çeviriyor. Kimse bir şey demiyor. Türk takımlarinda oynayan yabancı futbolcular da Türkçe bilecek. Türk milli takımında oynayan oyuncular Türkçe konuşacak. Üzerinde Türk forması varken basın toplantısında bir oyuncu Almanca konuşamaz. İnsanı zorla ırkçı, milliyetçi yaparlar.”


Bu ifadeyi neresinden tutarsak tutalım, elimizde kalır.

Mehmet Demirkol bugün özür dilemiş. Bu özür ise sadece üsluba yönelikmiş. Yoksa Demirkol hala eleştirisinin arkasında.


Demirkol'un yaklaşımı o kadar yanlış ki!

Öncelikle eleştirmesi gereken kişi, futbolcu olmamalı! Demirkol, Sercan'ı milli takıma alan teknik adam ve yöneticiyi, Sercan'ı basın toplantısına çıkaran medya sorumlusunu muhatap almalıydı.


Futbol milli takımında Türkçe konuşamayan birçok futbolcu gördük. Mehmet Aurelio, Mustafa İzzet, Colin Kazım Richards ilk akla gelen örnekler. Mehmet Aurelio Türk kökenli olmadığı için onun yanlış örnek olduğunu iddia edenler çıkabilir. Demirkol'un derdi, Türk milli takımında yabancı dil konuşulması olduğuna göre, Mehmet Aurelio da bu örnekler içinde yerini alacaktır.


Mehmet Demirkol sadece futbolla ilgilendiği için yorumları da kısıtlı kalıyor. Diğer spor dallarındaki milli takımlarda onlarca devşirme yer alıyor. Bu sporcular Türkçe bilmiyorlar. Tercüman aracılığıyla iletişim kuruyorlar. TRT spikeri İngilizce röportaj yapmak zorunda kalıyor. Atletizm, basketbol, eskrim, voleybol, yüzme başta olmak üzere birçok spor dalında milli takım sporcularımızın bir bölümü devşirmelerden oluşuyor. Alman asıllı Türk judocumuz bile doğru düzgün Türkçe konuşamıyor.


Bugüne kadar Demirkol'un devşirmelerin Türkçe konuşamamaları konusunda bir yorum duymadık.

Milli takımda Türkçe zorunluluğu olmalı mı? Eğer devşirmelerden, Türkçe bilmeyen göçmen çocuklarından faydalanıyorsanız; milli takımların iskeleti yurt dışında doğup büyümüş sporculardan oluşuyorsa Türkçe konuşulması yönünde bir zorunluluk getiremezsiniz.

"Milli takım ruhu"nu öne sürenler ise artık milli takımlarda bu ruhun olmadığının farkında değiller. Milli takımlar çıkar üzerine kuruluyor. Ödül yönetmeliği ile taahhüt edilen ödüller yabancı sporcuları ülkeye çekiyor. Federasyonlar, kulüpler, antrenörler arasında çıkar ilişkisi var. Sporcular bile bu ilişkinin gölgesinde seçiliyor. Ödüllerden pay alma umudu objektif, adil oyuncu seçimini engelliyor.

Erkek Basketbol Takımı'nın Dünya Şampiyonası esnasında nasıl prim dilendiğini hatırlayalım. Hidayet Türkoğlu'nun başbakana adeta yalvardığını unutmayalım. Röportajlar esnasında"maddi ve manevi destek" isteğini dile getirdiğini unutmadık. Birkaç gün sonra bu oyunculara milyonlarca lira verildiğini biliyoruz. Oysa oyuncuların sadece milli ruhla oynamalarını beklerdik, değil mi?

"Oyun esnasında iletişim" gerekçesi de pek tutarlı değil. Futbol gibi bir oyunda, futbolcular saha içinde kaç cümleye ihtiyaç duyarlar? 6 yabancı futbolcu sahada iken takım nasıl anlaşıyorsa, milli takımda da aynı şekilde iletişim olacaktır. Hatta milli takımdaki sporcuların kulüplerdeki yabancı sporculara göre Türkçe bilgisi daha fazla olacaktır.

Mehmet Demirkol, sadece milli takım oyuncularının değil, kulüp oyuncularının da basın toplantılarında Türkçe konuşmaları gerektiğini ileri sürdü.

Avrupa ülkelerinde bu tür zorunluluk var mı bilmiyorum. Bununla birlikte, bu tür bir zorunluluk getirilmesi durumunda, birçok futbolcunun basın toplantılarına katılmasını beklemek hayalcilik olur. Sporcuları dil öğrenmeye zorlayamazsınız. O sporcular da basın toplantısına katılmayı reddederler.
Bu gelişmeden en çok kim zarar görür? Medya elbette.

Medya sporcularla ilişki kurmakta zorlanıyor. Kulüplerin futbolcuları sakladığını iddia ediyorlar. Kulüplerin medya ile yakın ilişki kurmasını istiyorlar. Sporcularla iletişim kurmak için yoğun çaba harcıyorlar.


Yabancı sporculara Türkçe konuşma şartı getirilirse, medya kan kaybeder. Futbolcular kulüplerin televizyon ve dergilerine veya kulüplerle yakın ilişki içinde olan  medya organlarına özel röportajlar verirler. Diğer gazete, televizyon ve dergiler ise isyan etmeye devam eder.


Tekrar milli takıma, özellikle Türk kökenli sporculara dönersek...

Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerde doğup yetişen, sporu bu ülkelerde öğrenen ve başarı elde etmeye başlayan sporcuları Türk milli takımına kazandırmaya çalışmak kolaycılıktır. Hazıra konmaktır. Sistemsizliğin itirafıdır.


Sporculara büyük menfaat taahhüdünde bulunup ülkeye getirdikten sonra onları doğalarına aykırı davranmaya zorlamak ise ırkçılıktır.


Almanya'da doğup yetişmiş, ebeveynlerinden biri Türk olan bir genci Türkçe konuşmaya zorlamak ırkçılıktır. O genç sporcu kendisini Almanca, Fransızca veya bir başka yabancı dille daha iyi ifade edebilir. O gence Türkçe anlamadığı ve konuşamadığı için kızmak da ırkçılıktır.


Avrupa gerçeğinden habersiz insanlar Avrupa'da doğup büyümüş Türk gençlerinin özellikle dil konusunda yaşadığı zorlukları bilmiyorlar. Bilmek de istemiyorlar. Anne veya baba Türk ise gencin anadilinin Türkçe olduğunu sanıyorlar. Bir de sporcu hem anne hem de babası Türk ise, sporcunun Türkçe konuşamamasını ayıplıyorlar. Anne ve babasını suçluyorlar. Bu da ırkçılık.


Mehmet Demirkol sayesinde bazı çok önemli konuları tartışmaya açmak gerekiyor:


1) Yurtdışında doğup büyümüş, Türkiye ile tek bağlantısı akrabalarının geçmişi olan gençleri Türk milli takımlarına almalı mıyız? Türkiye'de doğup büyümüş gençleri yetiştiremiyor muyuz? Neden gurbetçi çocuklarına ihtiyaç duyuyoruz?

2) Devşirme sistemini masaya yatırmalıyız. Yabancılar çok rahat Türk pasaportu edinip milli takımlarda görev alıyorlar. Kanun gereği gibi uygulanmıyor. Yurt dışında yaşayıp, turnuvadan turnuvaya milli takımlara katılan sporcular var. Federasyon ve kulüplerin denetlenmesi gerekiyor. Ödül yönetmeliği, lejyoner sporcu enflasyonu yaratıyor.

3) Türk milli takımlarında Türkçe konuşulması gerekir mi? Gerekiyorsa, kim sporculara Türkçe öğretecek?


4) Diyarbakır'dan milli sporcu çıkmış mıdır? Daha genel olarak, Güneydoğu Anadolu'dan milli sporcu çıkmış mıdır? Kürt kökenini dile getiren sporcuların milli takıma yükselmesi mümkün müdür?

2 Aralık 2012 Pazar

Yunan Sporcuyu Türk Yapacak Erkek Aranıyor

Türkiye Eskrim Federasyonu Başkanı Müminhan Bilgin, Türk spor yönetiminin içler acısı haline güzel bir örnek.

Bilgin'in devşirme teklifi götürdüğü Yunan sporcu ile ilgili açıklamaları o kadar düzeysiz ki, üzerinde tartışmaya değmez.

Şimdilik ilgili haberi paylaşıyorum. Gelecek günlerde Bilgin'in önceki icraatları ışığında Yunan sporcu olayını irdeleyeceğim.

İlgili haber şöyle:

"Eskrimde dünya 5'incisi olan Yunan sporcu,Türkiye'den 'Bir Türk'le evlen, bayrağımızla yarışmaya katıl' diye teklif geldiğini açıkladı. Türkiye Eskrim Federasyonu Başkanı Müminhan Bilgin: Ne damat ne de para teklif ettik. Bizim çöpçatanlık rolümüz yok. Ama böyle bir şey olup gazeteye çıksa 100 bin kişi sıraya girer.


Vatan gazetesinden İsmail Şahin'in haberine göre, Yunanistan ’ın eskrimde dünya sıralamasında 5’inci sırada yer alan sporcusu Vaso Vougiouka, Olimpiyatlar’da Türk bayrağıyla yarışması için Türkiye ’nin kendisine çok cazip bir vatandaşlık teklifinde bulunduğunu söyledi. Komşu kızı, “Bir Yunan gibi düşündüm ve Türkler’in teklifini reddettim. Teklifi yapan Türkiye olmasaydı kabul edebilirdim” dedi. 

Londra Olimpiyatları’nda çıktığı son maçta dişinin kırılması sonucu bronz madalyadan olan Yunan eskrimci Vaso Vougiouka’nın komşuda yayınlanan Proto Thema gazetesine verdiği röportaj olay yarattı. 1986 doğumlu Yunanistan Şampiyonu sporcu, Türk Eskrim Federasyonu yetkililerinin Olimpiyatlar’dan hemen sonra kendisini arayarak bir sonraki oyunlarda Türkiye adına yarışmasını istediklerini söyledi. Kendisini çok kibar konuşan bir Türk yetkilinin aradığını ve Türk bayrağıyla podyuma çıkmayı kabul etmesi durumunda kendisine 50 bin euro ’su hemen ödenmek kaydıyla 100 bin euro transfer parası ile aylık maaş bağlanacağını, ayrıca alacağı madalya başına da ödül verileceğini söylediğini belirtti. Buna göre Türkiye, kadın eskrimciye altın madalya kazanması durumunda 500 bin euro, gümüş madalya içinse 110 bin euro karşılığı altının ödül olarak verileceğini bildirdi. Hatta Vougiouka’ya bu altın ödüllerin anlatıldığı Türkiye’deki yönetmelik maddesi de Yunanca’ya çevrilerek gönderildi. 

- PARA VE DAMAT İDDİASI: İddiaya göre federasyon yetkilisi, Yunan sporcunun Türk vatandaşı olabilmesi için 2 yöntem önerdi: 

1) Yunan federasyonunu ikna et, onlara bir ödeme yapıp seni transfer edelim. Hemen Türk vatandaşı yapalım. 

2) Eğer federasyonu ikna etmekte başarısız olursan seni bir Türk’le evlendirelim. Böylece hem Türk vatandaşlığını almış olursun hem de Yunan pasaportunu korur çifte vatandaş olursun. Ama Olimpiyatta bizim için yarışırsın. 

- ‘BİR YUNAN GİBİ DÜŞÜNDÜM’: Teklifin çok cazip olduğunu itiraf eden Yunan sporcu gazeteye şu açıklamayı yaptı: Yunanistan Rumen antrenörümün ücretini bile ödemekte zorlanıyor. Bizim aldığımız paralar da çok düşük. Ama ben yine de bir Yunan gibi düşündüm ve Türkler’in teklifini reddettim. Eğer teklifi yapan Türkiye olmasaydı kabul edebilirdim. Ayrıca Türk bayrağıyla yarışmayı kabul etseydim ülkemde ‘satılmış’ damgası yiyeceğimi de biliyorum. Ne ülkemi ne de arkadaşlarımı satamam.” 

‘Ne damat ne de para teklif ettik’ 

Türkiye Eskrim Federasyonu Başkanı Müminhan Bilgin: “Olimpiyat öncesinde bize ‘Ben Türkiye’ye gelmek istiyorum’ diye haber gönderdi. Tek şartımız Türk vatandaşı olmasıydı. Vaso Vougiouka’ya ödül yönetmeliğimizi anlattık. Yunanca’ya çevirip gönderdik. En son telefon görüşmesinde, ‘Ben kabul ediyorum. Acaba federasyonu ne yaparsınız?’ dedi. Biz de Yunan federasyonuyla kavga edemeyiz dedik. Orada meseleyi kamuoyuna sızdırarak uyanıklık yapıyor. Sanki Yunan federasyonunun bizimle pazarlık yapma zeminini hazırlamaya çalışıyor. Normal beklemeli vatandaşlık olmazsa bunu hızlandırmak için ne yapılabilir demiş. Arkadaşlar da Türkiye’de eğer bir Türk’le evlenirsen daha çabuk vatandaş olursun demiş. Bizim çöpçatanlık rolümüz yok. Ama böyle bir şey olup gazeteye çıksa 100 bin kişi sıraya girer.”