yargılamanın yenilenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yargılamanın yenilenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2014 Pazartesi

Tahkim Kurulu, Gökhan Töre ile ilgili İtirazı Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Beşiktaş A.Ş.'nin Gökhan Töre ile ilgili itirazını "yargılamanın yenilenmesi" şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddettti.

PFDK eski üyesi Yusuf Reha Alp, bu kararı eleştirmiş: http://www.sabah.com.tr/spor/futbol/2014/11/10/besiktasta-radikal-rotasyon#

Alp'in iddiası ilginç. Sanki yeniden yargılama mümkün olabilir gibi beyanda bulunmuş.

Kanımca şike sürecine ilişkin yeniden yargılama söz konusu olamaz. Gerekçelerini yazmıştım. Çok küçük bir ihtimal olmakla birlikte, kararı veren PFDK üyeleri ile yargılanan kulüpler arasındaki ilişkiye dayanılabilir.

Şike süreci bir yana, TFF Tahkim Kurulu'nun yeniden yargılama koşullarına ilişkin tartışmalı kararı aşağıdaki gibidir:

"1- E.2014/239,K.2014/244
Beşiktaş A.Ş.'nin, futbolcusu Gökhan Töre ile ilgili 09.11.2014 tarihli dilekçesi okundu. Başvurunun, Kurulumuzun 01.11.2014 tarihli ve E.2014/239, K.2014/244 K. sayılı kararına karşı yargılamanın iadesi ve uygulamanın durdurulması talebi mahiyetinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Başvurucunun, dayandığı müsabakaya ilişkin belge ve kayıtlar ile tüm dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde;


Yargılamanın yenilenmesi (disiplin yargılamasının iadesi), Futbol Disiplin Talimatı'nın 91. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir:


"Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu'ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir."
Görüldüğü üzere FDT'de, yargılamanın yenilenebilmesi için 3 tahdidi neden sayılmış; sadece bu hallerin varlığı halinde yargılamanın yenilenebileceği belirtilmiştir. Olağanüstü bir yargı olan yargılamanın yenilenmesinde, kurulan hükmün sakatlığı ancak, hükme esas delillerle aynı kuvvette bir delil eşliğinde ileri sürüldüğünde dikkate alınabilir.


Yargılama konusu "hakaret" eylemi, müsabaka görevlilerinin raporlarında yer almış olup bu aşamadan sonra yapılacak tartışmada öncelikle, FDT'nin 76.maddesi dikkate alınarak sunulan tüm delillerin kuvveti belirlenmelidir. FDT'nin 76/I. maddesine göre "Müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan hususlar aksi ispat edilmediği sürece doğru kabul edilir". Söz konusu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan belirlemeler karine olarak doğru kabul edilmekte, ancak bu karinenin aksinin ispat edilmesine imkân verilerek ispat yükü ise faile yüklenmektedir. Buna göre, futbol disiplin hukukunda, müsabaka görevlilerinin raporlarının, aksi ispat edilmediği sürece,atılı eylemin ispatı ve fail hakkında ceza tayini için tek başına yeterli delil olarak kabul edildiği söylenmelidir. Futbol yargısında, işlediği disiplin ihlali müsabaka görevlerinin raporunda yazılı olan taraf, raporun aksini FDT'nin "Deliller" başlıklı 75. maddesi ve "Disiplin Yargılaması" başlıklı 85.maddesinin 3'ncü fıkrası uyarınca ancak futbol yargısında kabul edilen deliller (müsabaka görevlilerinin raporları, tarafların ve tanıkların beyanları, maddi deliller, uzman görüşleri ve ses ya da video kayıtları), diğer bir deyişle en az müsabaka görevlilerinin raporları kadar kuvvetli deliller vasıtasıyla ispat etme imkânına sahiptir. Ancak bu noktada, adli yargıda olduğu gibi futbol yargısında da, delillerin kuvveti yönünden bir değerlendirme, kuvvet derecelendirmesi yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere, usul hukukunda yazılı delil karşısında tanık deliline itibar edilmez. Buna karşılık, bir hareketten/eylemden ibaret (şiddetli hareket, sportmenliğe aykırı hareket, tükürme, saldırı gibi) maddi bir fiilin ispatında görsel kayıtlar, yazılı ya da sözlü bir delil karşısında daha kuvvetli ve yeterli bir delil olarak kabul edilir. Bu çerçevede futbol ispat hukukunda da; tamamen maddi bir fiilden ibaret bir disiplin ihlali karşısında, görsel kayıtlarla müsabaka görevlilerinin raporlarının aksinin ispatının mümkün olduğu, buna karşılık sözlü bir ihlal karşısında müsabaka görevlilerinin raporlarının tanık delilinden daha kıymetli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olmakla birlikte, müsabaka görevlilerinin raporlarında geçen sözlü bir disiplin ihlalinin aksinin, teknik ve hukuki olarak sıhhatinden şüphe edilemeyecek bir ses kaydı ile ispatına imkân tanınmalıdır.


Kulüp, gerek esas yargılamada gerekse yargılamanın yenilenmesi talebinde yeni bir delil sunmadığı gibi, gerekçe gösterdiği olaya dair futbol yargı kurullarındaki bir yargılama veya bu yargı kurullarının bir hükmünden de bahsetmemektedir.Başvuruda müsabaka hakeminin takdir alanı ve yetkisi ile disiplin yargısının başlayacağı zaman ve yer dikkate alınmamış olup müsabaka görevlilerinin raporunda yer almayan, takdir alanı içinde kalan ve bu suretle disiplin mercilerinin yargı yetkisine dâhil olmayan bir olayın, yargılamanın yenilenmesine esas alınması mümkün değildir. Böylece, Kurulumuza yapılan başvuruda, FDT'nin 91.maddesinde belirtilen;


a. Dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları,
b. Kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı,
c. Kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı,


hallerinden herhangi birinin gerçekleştiğini ispata yeter kuvvette delil sunulmadığı; dilekçede dayanılan beyan ve delillerin, yargılamanın yenilenmesine dayanak olamayacağı anlaşıldığından, Beşiktaş A.Ş.'nin, Gökhan Töre ile ilgili başvurusunun reddine; esas hakkında karar verildiğinden uygulamanın durdurulması talebinin reddine, oybirliği ile (K.2014/244 EK K.);

Karar verilmiştir.

Tahkim Kurulu"

22 Ocak 2014 Çarşamba

Özcan Yeniçeri'den Aziz Yıldırım'a Destek

MHP milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de yaptığı basın toplantısında Aziz Yıldırım'a destek verdi. Yeniçeri, başbakanın gereğini yapması gerektiğini söyledi.

TBMM'nin sitesinde yer alan haber aşağıdaki gibidir:


"MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı yargılamalara ilişkin sözlerinin samimiyetini merak ettiklerini belirterek, "Erdoğan sözlerinde samimi ise Hakan Fidan için yaptığını Aziz Yıldırım, bu ülkenin Genelkurmay Başkanlığını yapmış İlker Başbuğ için de yapar" dedi. 


Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında HSYK’nın yeni kararnamesiyle 96 hakim ve savcının görev yerlerinin değiştirilmesine dikkati çekti. 

Yeniçeri, "AKP'ye uygun ve uyumlu olmayan polis, savcı ve müdür gidecek uyumlu olanlar gelecektir. AKP'nin intikam uygulamalarıyla adalet hizmetleri toplumla devlet veya kişilerle kişiler arasında bir güven unsuru olmaktan çıkarılmıştır. Böylece adalet mülkün değil AKP'nin aracı haline gelmiştir" dedi. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bazı davalara ilişkin, "Bugün artık geçmişteki bazı yargılamaların da üzerinde çok büyük soru işaretlerinin oluştuğunu daha net olarak görüyoruz" ile Yargıtay'ın Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın şike davasında aldığı cezaları onamasıyla ilgili "Zamanlama itibariyle ben anlamlı buluyorum" şeklinde açıklamaları olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Hem bu sözleri etmekte hem de kendi yönetimindeki yargıda, kendi yandaşlarının tabiriyle, kurulmuş kumpasların sonuçlarını ortadan kaldırmak için kılını dahi kıpırdatmamaktadır" diye konuştu. 

Aziz Yıldırım ile eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un davaları ve hükümlerinin Başbakan Erdoğan’ın ifadeleriyle "özünden sakat" olduğunu belirten Yeniçeri, şöyle devam etti: 

"Erdoğan’ın bahsettiği sahte delil, kumpas, yasadışı dinleme, tasarlanmış ve ayarlanmış yargı ile verilmiş ceza söz konusudur. Bunları ifade eden bir Başbakan’a düşen görev gereğini yapmak için zaman kaybetmekten harekete geçmektir. 

Eğer Başbakan Erdoğan sözlerinde samimi ise Hakan Fidan için yaptığını Aziz Yıldırım, bu ülkenin Genelkurmay Başkanlığını yapmış İlker Başbuğ için de yapar. Yurt dışına kaçma şüphesi’ ile bir yıl hapiste tutulan Aziz Yıldırım’ın Avrupa’dan gelerek Başbakan Erdoğan’ın tabiriyle kumpasla, ayarla ve sahte delille verilmiş ceza için hapishaneye gitmeyi göze alması büyük bir saygıyı hak ediyor. Bu tavır karşısında şapka çıkartmak yetmez. Gereğini de yapmak gerekir. Bu davalarla ilgili ve acil olarak Sayın Başbakan Erdoğan’ın ya gereğini yapması ya da ebediyen susması gerekiyor" 

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yeniçeri, Suriye'nin kuzeyinde özerk bir yapı kurulduğu iddialarına ilişkin "Bu yapılanmanın Türkiye'yi ciddi bir biçimde tehdit edeceğini ve Türkiye'deki bölücü mihrakları teşvik edeceğini bugünden görüyoruz. Şam yönetiminden kopacak bir Kuzey Suriye'nin Şam'dan daha çok Türkiye'nin başına bela olacağını Sayın Başbakan'ın ve hükümetin bilmesi gerekiyor. Artık Türkiye'ye karşı açılmış iki cephe vardır, biri Kandil ise ikincisi Kuzey Suriye cephesidir" dedi."